Anahtar kelimeler: Partisinin Yidk Bam Esaskarar Fikri Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü Haklar Layihalar

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: 2025/3 - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: 2025/3KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVACI
:VEKİLLERİ
:DAVALI
:DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararı İptali, Marka HükümsüzlüğüTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalılardan ... Partisinin █████/2020 tarihinde "ŞEKİL+..." ibaresiyle K/03471 sayılı koruma marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, YİDK kararının ret gerekçesinin usule ilişkin bulunduğunu ve müvekkili itirazının esastan incelenebilir bir itiraz olmadığının belirtildiğini, YİDK kararında koruma markasının özel niteliğinden bahsedildiğini, koruma markasının kamu yararı açısından korunması gereken diğer işaretleri kapsadığından bahsedilerek bu işaretlerin 6769 Sayılı SMK'nın m.5/1 (g), (ğ) ve (ı) maddeleri uyarınca korunduğunun belirtildiğini, dava konusu koruma markasının varlığının müvekkilinin markasına, ticaret unvanına, alan adlarına ve itibarına zarar verdiğini, her ne kadar bir koruma marka başvurusunun reddi için itiraz yolu Kanun’da öngörülmemiş ise de, Yargıtay’ın bir kararına göre Kurum’a başvuruda bulunulduğunu, anılan kararda "….davacının öncelikle TPE Markalar Dairesi’ne başvuruda bulunarak anılan işaretin gerekli şartları taşımadığından koruma markası olarak korunmasına yönelik kararın kaldırılmasını istemesi, istemin reddedilmesi halinde Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde itirazda bulunması, itirazın kabul edilmemesi halinde kararın iptali istemiyle dava açması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir…" (11. HD., E. █████████ K. █████████ T. 22.1.2013 ) şeklindeki mahkeme kararının onandığını, bir konuda yasal düzenleme bulunmaması halinde boşluğun yargı eli ile doldurulması gerektiğini, bu hali ile Yargıtay kararının verildiği dönemde geçerli olan 556 sayılı KHK ile bugün geçerli olan 6769 sayılı Kanunda da, koruma markalarına yönelik olarak bir düzenleme bulunmadığını, mahkemenin söz konusu boşluğu verdiği kararla bu şekilde doldurduğunu ve Yargıtay tarafından kararın onanması ile izlenmesi gereken yolun kesinleştirildiğini, bu nedenle koruma marka başvurusunun kabul edilebilirliği tartışmasında, Kurum tarafından "Koruma Markası tespiti yönündeki kararlarına karşı, üçüncü kişilerin itiraz ve iptal taleplerine ilişkin gerek usul, gerek esasa ilişkin yasal dayanakların bulunmaması nedeniyle itirazın esastan incelenebilir olmadığı sonucuna" varılmış olmasının yerinde bulunmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-9506 sayılı kararının iptaline, K/03471 sayılı koruma markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, koruma markalarına karşı 3. kişilerin itirazına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... vekili, müvekkilinin Siyasi Partiler Kanunu ve T.C. Anayasası çerçevesinde kurulmuş bir siyasi parti olduğunu, parti programında "..." olan parti adının kısaltmasının ... Partisi olduğunun da açıkça belirtildiğini, diğer yandan, siyasi partilerin seçmen ve toplum hafızasında kolaylıkla yer etmesi ve kısaca anılması için parti kısaltmalarının kullanıldığını, müvekkiline ait markanın kamu yararı açısından korunması gereken markalardan olduğunu, herhangi bir mal ve hizmete ilişkin bulunmadığı için davacı tarafça koruma markası kararı aleyhine başvuru yapılabilmesinin ve dava açılabilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, 6769 sayılı SMK'nın 5/g ve ğ maddesi kapsamına giren işaretler marka olarak tescil olunamaz ise de gerek Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi ve gerekse de 6769 sayılı SMK'nın anılan hükmü, bu tür işaretlerin bir kütük veya deftere tescili gibi bir zorunluluğa veya düzenlemeye işaret etmediği, Türk Patent ve Marka Kurumunun anılan mahiyetteki işaretleri koruma markası vererek korumasına yönelik yasal bir zorunluluk veya uygulama da söz konusu olmadığı, Kurumun mevzuat gereği olmayan bu tür bir uygulamaya istediği zaman son verebileceği, 6769 sayılı SMK'da koruma markası olarak tanımlanmış ve tesciline hukuki sonuçlar bağlanmış bir marka türünün de bulunmadığı, mevzuatta da koruma markası tesciline ilişkin bir yöntem öngörülmediği, davalı Kuruma da böyle bir görev verilmediği, Yargıtayın emsal uygulamasının da bu yönde olduğu (Yargıtay 11. HD'nin 22.05.2007 tarih ve ████████ E.- █████████ K., 11.02.2011 tarih ve █████████ E.- █████████ K. sayılı kararları), dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, mülkiyet hakkının, kişi ile eşya arasındaki ilişkiden kaynaklanan, hukuk düzeni tarafından eşya üzerinde kurulmasına izin verilen, korunup düzenlenen, en geniş hakimiyet hakkı olduğunu, kişinin mülkiyet hakkına sahip olduğu eşyayı kullanma, yararlanma, devretme, yok etme hakkına sahip olduğundan herkese karşı da bu hakkını ileri sürebilmesi gerektiğini, mülkiyet hakkının aynı zamanda mutlak ve ayni bir hak olduğunu, diğer tüm hakların mülkiyet hakkından türediğinin kabul edildiğini, bu hakkın, temel hak ve özgürlükler içerisinde önemli bir yere sahip olduğunu, mülkiyet hakkının Anayasal koruma altında da bulunduğunu, Anayasanın 35. maddesinde, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyet hakkına sahip olduğunun, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğinin düzenlendiğini, fikri hakların da aslında mülkiyet hakkına konu olduğunu, somut olayda koruma markasının mevzuatta düzenlenmediğinden bahisle, bu yönde bir marka tespitinin yapıldığı karara karşı kanun yoluna gidilemeyeceğine dair gerekçede, herhangi bir kamu yararının bulunmadığını, hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen ilk derece mahkemesi kararının, hak arama hürriyetini de ihlal eder nitelikte olduğunu, bu noktada mülkiyet hakkı ihlal edilen müvekkiline, bu ihlalin bertaraf edilmesi adına herhangi hukuki bir yol gösterilmediğini, ilk derece mahkemesi kararının ayrıca "idari işlemlerin denetime tabi olması" ilkesine de aykırı nitelikte bulunduğunu, yasal düzenleme bulunmayan durumlarda bu boşluğun, yargı eli ile doldurulması gerektiğini, her ne kadar bir koruma marka başvurusunun reddi için itiraz yolu kanunda öngörülmemiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 22.01.2013 T. – █████████ E. – █████████ K. sayılı kararının bu hususta yol gösterici bulunduğunu, Yargıtay kararının verildiği dönemde geçerli olan 556 sayılı KHK ile bugün geçerli olan 6769 sayılı Kanunda da koruma markalarına yönelik olarak bir düzenleme bulunmadığını, mahkemenin söz konusu boşluğu, verdiği kararla bu şekilde doldurduğunu ve Yargıtay tarafından kararın onanması ile izlenmesi gereken yolun kesinleştirildiğini, davanın “hukuki yarar yokluğu” nedeniyle reddedilmesinin de hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/g ve ğ maddesi kapsamına giren işaretler marka olarak tescil olunamaz ise de gerek Paris Sözleşmesinin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi ve gerekse de 6769 sayılı SMK'nın anılan hükmünün, bu tür işaretlerin bir kütük veya deftere tescili gibi bir zorunluluğa veya düzenlemeye işaret etmediği, Türk Patent ve Marka Kurumunun anılan mahiyetteki işaretleri koruma markası vererek korumasına yönelik yasal bir zorunluluk veya uygulamanın da söz konusu olmadığı, Kurumun mevzuat gereği olmayan bu tür bir uygulamaya istediği zaman son verebileceği, 6769 sayılı SMK'da koruma markası olarak tanımlanmış ve tesciline hukuki sonuçlar bağlanmış bir marka türünün de bulunmadığı, mevzuatta da koruma markası tesciline ilişkin bir yöntem öngörülmediği, davalı Kuruma da böyle bir görev verilmediği, Yargıtayın emsal uygulamasının da bu yönde olduğu (Yargıtay 11. HD'nin 22.05.2007 tarih ve ████████ E.- █████████ K., 11.02.2011 tarih ve █████████ E.- █████████ K. sayılı kararları), dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.