Anahtar kelimeler: Holding Onüçüncü Kamuya Süreci Piyasası Mülga Yıllarında Sermaye Kurul Durumların

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:███████Karar No
:█████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ... Holding A.Ş.VEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI)
: ... KuruluVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacı şirket tarafından 2013 ve 2015 yıllarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin mülga Özel Durumların Kamuya Açıklanmasına İlişkin Esaslar Tebliği'nin 14. maddesi (mülga Tebliğ) ile Özel Durumlar Tebliği'nin 11. maddesi uyarınca herhangi bir açıklama yapılmadığından bahisle 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 103. ve 105. maddeleri uyarınca 74.016,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı şirketin Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yaptığı açıklamalar ile Hazine Müsteşarlığı ve davacı şirketin bağlı ortaklığı olan ... Sigorta A.Ş.'nin yazışmalarının incelenmesi neticesinde, a- Hazine Müsteşarlığının █████/2013 tarihli yazısı ile ... Sigorta A.Ş.'nin sermaye açığının kapatılmasına ilişkin ... Sigorta A.Ş.'ye bildirimde bulunulduğuna dair kamuya açıklama yapılmadığı, b- Hazine Müsteşarlığının ... Sigorta A.Ş.'nin sermaye açığının kapatılmasına ilişkin yazısı üzerine █████/2014 tarihinde Hazine Müsteşarlığına sunulan ve 2014 yılının Nisan, Temmuz ve Eylül aylarında sırasıyla 5.000.000-TL ve 15.100.000-TL ödeme yapılmasına ilişkin planın kamuya açıklanmadığı, c- Hazine Müsteşarlığına sunulan ödeme planı kapsamında 2014 yılı Temmuz ve Eylül aylarına ilişkin ödemelerin yapılamadığı bilgisinin kamuya açıklanmadığı, ç- Davacı tarafından, Hazine Müsteşarlığı ile yapılan █████/2015 tarihli toplantısında ... Sigorta A.Ş.'nin sermaye açığının kapatılmasına yönelik ortak bulma çalışmalarına başlandığı ve Hazine Müsteşarlığına iletilen █████/2015 tarihli yazıda da bu arayışın devam ettiği hususlarının belirtildiği, ancak konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığı, d- Hazine Müsteşarlığının █████/2013 tarihli yazısı ile Sigortacılık Kanunu uyarınca ... Sigorta A.Ş.'nin yönetim kuruluna mevcut üyelere ilaveten Hazine Müsteşarlığını temsilen iki kişi atandığı ve ... Sigorta A.Ş. yönetim kurulunca belirlenecek bir tutarın üzerindeki işlemler ile grup içi işlemlerin, iştirak ve gayrimenkul edinimi ile satışının bu temsilcilerin onayı olmaksızın gerçekleştirilemeyeceği ... Sigorta A.Ş.'ye bildirilerek söz konusu üyelerin █████/2013 tarihinde göre başlamasına rağmen şirket tarafından konuya ilişkin olarak kamuya açıklama yapılmadığı, e- Davacının █████/2015 tarihli finansal tablo dipnotlarında; e.1- ... Sigorta A.Ş. tarafından şirketin ana ortağı durumundaki M.Ş.'nin sahip olduğu 10.000.000 adet şirket payının ... Sigorta A.Ş.'ye satışının geçersiz olduğunun tespiti ve hisse devir bedeli olarak ödenen 26.000.000-TL'nin yasal faizi ile birlikte iadesi talepli olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesinde E.... sayılı dosya üzerinden dava açıldığı, e.2- ... Sigorta A.Ş.'nin şirkete sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi talepli İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davacının söz konusu icra takibine itiraz ettiği, ... Sigorta A.Ş. tarafından ise itirazın iptali ve sermaye taahhüdü borcunun ödenmesi talepli ... Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde E.... sayılı dosya üzerinden 11.820.274-TL'nin tahsili talepli dava açıldığı belirtilmesine rağmen davacı tarafından bu konularda herhangi bir özel durum açıklaması yapılmadığından davacı hakkında idari para cezası uygulanması üzerine bakılan davanın açıldığı;Uyuşmazlıkta, zamanaşımının hesabında tekerrür hükümleri uygulanmaksızın eyleme tekabül eden asıl ceza miktarının (24.672,00-TL) dikkate alınması gerektiği, bu durumda dava konusu idari para cezasına dayanak alınan fiiller için 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca üç yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu, soruşturmaya ne zaman başlanıldığı net olarak belirli olmamakla birlikte davacının savunmasının █████/2017 tarihinde istenildiği göz önüne alındığında en geç bu tarihte soruşturmaya başlanmış olduğunun kabulünün gerektiği, dolayısıyla █████/2014 tarihinden sonra gerçekleştirilen ve dava konusu işlemde (c), (ç) ve (e) bentlerinde sayılan eylemler için zamanaşımından söz edilemeyeceği, bu durumda, davacı tarafından dava konusu idari para cezasına dayanak alınan ihlallerin gerçekleştirildiği hususunda tereddüt bulunmadığı, birden çok eylem için (Kurul kararının "c", "ç" ve "e" bentleri) zamanaşımının söz konusu olmadığı, 6326 sayılı Kanun'un 105. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanması için kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesinin yeterli olduğu dikkate alındığında, davacıya idari para cezası verilmesine ve tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle cezanın iki kat artırılmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davacı tarafından, İdare Mahkemesince Kurul kararının (a), (b) ve (d) bentlerindeki fiiller için soruşturma zamanaşımı süresinin geçtiğinin kabul edildiği, davalı idarenin zamanaşımına uğrayan fiilleri tekerrüre esas alarak işlem tesis etmesinin hukuka aykırı olduğu, zamanaşımı hesabında soruşturmanın başladığı tarih değil eyleme bağlı kabahatin işlendiği tarih ve cezanın verildiği tarihin esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca idari para cezalarında soruşturma zamanaşımının hesaplanmasında ilgili kabahat fiilinin düzenlendiği kanun maddesindeki idari para cezasının üst sınırının göz önüne alınması gerektiği, bakılan uyuşmazlıkta 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde idari para cezasının üst sınırının 250.000,00-TL olarak belirlendiğinden zamanaşımı süresinin beş yıl olarak hesaplanması gerektiği belirtilerek temyiz edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararında belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Davacı tarafından 2013 ve 2015 yıllarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin mülga Tebliğ'in 14. maddesi ile Özel Durumlar Tebliği'nin 11. maddesi uyarınca herhangi bir açıklama yapılmadığından bahisle 6362 sayılı Kanun'un 103. ve 105. maddeleri uyarınca 74.016,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kararı alınmıştır.Bunun üzerine, anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT
:5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır."; 3. maddesinde, "Bu Kanun'un; a) İdari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b) Diğer genel hükümleri, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanır."; 16. maddesinin birinci fıkrasında, "Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idari yaptırımlar, idari para cezası ve idari tedbirlerden ibarettir."; 17. maddesinin 1., 2. ve 7. fıkralarında, "(1) İdari para cezası, maktu veya nispi olabilir. (2) İdari para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idari para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.(7) İdari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için █████/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idari para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz. Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idari para cezaları açısından uygulanmaz."; 20. maddesinde, "(1) Soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idari para cezasına karar verilemez. (2) Soruşturma zamanaşımı süresi; a) Yüzbin Türk Lirası veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Ellibin Türk Lirası veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, c) Ellibin Türk Lirasından az idari para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır. (...) (3) Nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz yıldır. (4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar. (5) Kabahati oluşturan fiilin aynı zamanda suç oluşturması halinde suça ilişkin dava zamanaşımı hükümleri uygulanır."; kurallarına yer verilmiştir.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır." kuralı yer almıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Kabahat, haksızlığın gerçekleştirilmesi halinde karşılığında idari makamlarca yaptırım uygulanacak fiillerdir. Haksızlığa ilişkin fiiller arasında suç veya kabahat oluşturup oluşturmadığı fiile göre değil, haksızlığı oluşturan fiil karşısında uygulanan yaptırıma göre belirlenmektedir. 5326 sayılı Kanun'da kabahatler, idari para cezası ve idari tedbirler olarak ikiye ayrılmıştır.İdari para cezası, kanunda öngörülen haksızlığın kişiler tarafından gerçekleştirilmesi halinde bir miktar paranın failden alınmasına yönelik idari makamlarca tesis edilen yaptırım türüdür. İdari para cezalarında miktar, kanunda maktu veya nispi olarak belirlenebileceği gibi alt ve üst sınırı belirtilmek şartıyla takdir yetkisi çerçevesinde idari makamlara da bırakılabilmektedir.Dava konusu Kurul kararına ilişkin fiillerin sona erdiği tarihte yürürlükte bulunan 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesinde idari para cezasının alt sınırı 20.000,00-TL, üst sınırı ise 250.000,00-TL olarak belirlenmiş, davacıya ise 74.016,00-TL olarak uygulanmıştır.Uyuşmazlığa konu işlemin idari para cezası olduğu, 5326 sayılı Kanun'un birinci kısmı olan genel hükümlere ilişkin düzenlemelerinin kanun yoluna ilişkin düzenlemeleri haricinde 5326 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen idari yaptırımlara da uygulanacağı, bu nedenle uyuşmazlık konusu idari işleme 5326 sayılı Kanun'un soruşturma zamanaşımına ilişkin 20. maddesinin uygulanacağı açıktır.5326 sayılı Kanun'un 20. maddesinde soruşturma zamanaşımının dolması halinde idari para cezası verilemeyeceği, soruşturma zamanaşımı süresinin, 100.000,00-TL veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, 50.000,00-TL veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde dört, 50.000,00-TL'den az idari para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıl olduğu, nispi idari para cezalarında ise soruşturma zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu kurala bağlanmıştır.5326 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasında idari para cezasına uygulanacak olan soruşturma zamanaşımı süresinin tespiti fiile uygulanacak olan idari para cezası miktarına göre belirleneceği düzenlenmiştir. Kanunda alt ve üst sınır belirtilerek uygulanacak olan idari para cezasının idari makamların takdirine bırakıldığı hallerde ise soruşturma zamanaşımı süresinin hangi miktar esas alınarak belirleneceğine ilişkin olarak 5326 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ikinci fıkrasının lafzında açıklık bulunmamaktadır. Soruşturma zamanaşımı süresinin dolması durumunda idare tarafından idari para cezası verilemeyeceği göz önüne alındığında idarenin, soruşturma aşamasında soruşturma zamanaşımı süresini öngörebilmesi ve aynı zamanda takdir yetkisini kullanırken zamanaşımı baskısı altında kalmaması için kanunda idari para cezası miktarı için öngörülen üst sınırın dikkate alınması gerekmektedir. Nitekim, 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesinin dördüncü fıkrasında da zamanaşımı süresinin belirlenmesinde cezanın üst sınırının dikkate alınacağı düzenlenmiştir.Her ne kadar İdare Mahkemesince, davacıya verilen ceza miktarı göz önüne alınarak dava konusu işlemle ilgili olarak üç yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğu, soruşturmaya ne zaman başlanıldığı net olarak belirli olmamakla birlikte davacıdan savunmanın █████/2017 tarihinde istenildiği göz önüne alındığında en geç bu tarihte soruşturmaya başlanmış olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla █████/2014 tarihinden sonra gerçekleştirilen ve dava konusu işlemde (c), (ç) ve (e) bentlerinde sayılan eylemler için zamanaşımından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, kanunda alt ve üst sınırı belirtilmek suretiyle idari makamlara takdir yetkisi verilen idari para cezalarında kanunda düzenlenen üst sınırın dikkate alınmasının gerektiği, bakılan uyuşmazlıkta ise davacıya verilen cezaların kanuni dayanağı olan 6362 sayılı Kanun'un 103. maddesindeki üst sınırın 250.000,00-TL olduğu, bu bağlamda dava konusu idari para cezasının 5326 sayılı Kanun'daki beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu sonucuna varılmıştır.Dava konusu Kurul kararında davacı tarafından özel durum açıklaması yapılmayan en eski tarihli olayın "d" bendindeki 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu uyarınca ... Sigorta A.Ş.'nin yönetim kuruluna mevcut üyelere ilaveten Hazine Müsteşarlığını temsilen atanan iki kişinin █████/2013 tarihinde göre başlamasına rağmen davacı tarafından konuya ilişkin olarak kamuya açıklama yapılmaması olduğu, █████/2013 tarihli olayla ilgili soruşturma zamanaşımı süresinin son tarihinin █████/2018 tarihi olduğu, dolayısıyla Kurul kararındaki diğer bentlere ilişkin zamanaşımı süresinin █████/2018 tarihinden sonraya tekabül ettiği ve dava konusu Kurul kararının ise █████/2018 tarihli olduğu görüldüğünden, dava konusu Kurul kararının beş yıllık soruşturma zamanaşımı süresi içinde alındığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.