Anahtar kelimeler: Davaitirazın Davadavacı Müdürlerinden Çıkardığını Sırf Kastı İşten Yere Yöneticilerinin Biri

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:███████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2021
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:İtirazın iptali (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025
Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirketin müdürlerinden biri iken haksız yere sırf şirkete ve ortaklara zarar vermek kastı ile şirket çalışanı ...’yı işten çıkardığını, bu kişinin haksız fesih nedeni ile alacak davası açtığını, fesih sebebi ile kıdem, ihbar tazminat ile bazı alacaklarını müvekkili şirketten tahsil ettiğini, davalının yaptığı haksız fesih ile müvekkili şirketi bu miktar kadar zarara uğrattığını, davalının fesih beyanında belirttiği gerekçelerin gerçek dışı olduğunu, şirkete ve ortaklara zarar verme kastı ile hareket ettiğini, bu nedenle müvekkilinin uğradığı zararın sorumlusunun söz konusu tarihte şirketi tek başına imza yetkisi ile temsil eden davalı olduğunu, müvekkili tarafından Bakırköy 15.İş Mahkemesi ████████ E. ████████ karar numaralı 16.03.2018 tarihli ilamı ile ilgili çalışana 14.05.2018 tarihinde banka kanalı ile 23.618,44 TL ödeme yapıldığını, işlemiş faizi ile birlikte davalıdan tahsili için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı neticesinde takibin durduğunu, neticede; davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin şirkete ve ortaklara zarar vermek kastı ile hareket ettiği gibi soyut ve hukuk dışı bir gerekçeyle dava açıldığını, davacı şirketin ortaklarının müvekkilinin babası ..., ... ve ... olduğunu, çoğunluk hisselerin ... ve ...’e ait olduğunu, müvekkili şirket ortağı olduğu için kendisine ve ortağı olduğu şirkete zarar vermek kastı ile hareket etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ... ve ...’in müvekkili ve babasına karşı şirket ortaklığından attırmak ve şirketi istedikleri gibi kullanmak amacı ile bir çok davalar açtığını, taraflar arasında husumet olduğunu, bu davanın da husumetin sonucu olduğunu, çalışanın işten çıkartılması işlemini 2016 dan beri hem şirket hem de diğer ortaklar bilmekteyken bu konuda hiçbir yasal girişimde bulunulmadığını, iş mahkemesinde açılan davada yeteri kadar savunma yapılmadığını, müvekkilinin şirket müdürü olduktan sonra şirket çalışanı ...’nın şirketi zarara uğrattığını tespit ettiğini, ihtarname göndererek 09.05.2016 tarihinde bu kişinin iş akdinin feshedildiğini, ...'nın sadece bu dava dilekçesini istinafa yollasa davasının kabul edileceğini, ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan davacının haksız feshi kabul ettiğini, asıl bu durumun şirketi zarar uğrattığını ve şirketi yöneten diğer ortakların kasıtlı hareket ettiğini gösterdiğini, müvekkilinin ...’ya gönderdiği ihtarnamede şirketten ¨ 284.907,40 ’yi zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğinin yazıldığını, bu paranın şirket hesabına yatırılması ayrıca İş Kanununun 25/e bendi gereğince iş akdinin fesh edildiğinin kendisine bildirildiğini, müvekkilinin 27.06.2016 tarihindeki Olağanüstü genel kurul toplantısı ile şirket müdürlüğü görevinden alındığını, yerine ortaklardan ...’nin tek yetkili müdür olarak atandığını, yeni atanan müdürün şirket adına ...’ya çekilen ihtarname ile ilgili hiçbir işlem yapmadığını, ... hakkında soruşturma başlatmadığını, ihtarname ekinde yer alan delillerle ilgili ... hakkında dava açmadığını, ...’nın Bakırköy 15. İş Mahkemesinde dava açtığını, şirketi zarar uğratanını şirket müdürü ... olduğunu, müvekkilinden iş mahkemesindeki iddialarla ilgili olarak görüş alınmadığını, kısa süre içerisinde görevden alındığından şirket adına dava açma yetkisi kalmadığını, müvekkilinin görevden alınmasından sonra azınlık hakka sahip müvekkili ve babası tarafından ... hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na güveni kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, gerekçenin “başvurunun hukuki nitelik taşıması” olduğunu, davacının istinaf aşaması tamamlanmadan müvekkilini sorumlu tutarak icra takibi başlattığını, bu aşamada zararın daha gerçekleşmediğini, alt mahkemenin verdiği karar doğrultusunda ...’ya ödeme yapılmasının şirketi zarara uğratmak olduğunu, istinaf yoluna giderken tehiri icra yapılmadığını, bu durumun şirketi yönetenlerin ... ile birlikte hareket ettiğini gösterdiğini, müvekkili tarafından İK 25/e mad. uyarınca ihtarname ile derhal fesih hakkı kullanıldığı halde mahkemece böyle bir bildirimin yapılmadığı sonucuna varılmasının manidar olduğunu, ihtarnamenin dava dosyasında sunulup sunulmadığının bilinmediğini, davacı şirketin ve diğer ortakların ...’nın işten çıkarıldığını aynı gün öğrendiğini, TTK 560 mad. uyarınca 2 yıllık zaman aşımının dolduğunu, izah edilen nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..Somut olayda, işçilerin alınması ve işten çıkarılması yetkisinin şirket müdüründe olması, davalının yasal yönetim yetkisine dayanarak işçi ...’yı işten çıkarması, davalının bu konuda basiretsiz davrandığına ilişkin davalı tarafından somut bir delil sunulmamıştır.Davalının şirket müdürü sıfatıyla ...’ya gönderdiği ihtarnamede belirtmiş olduğu “şirketten ¨284.907,40’yi zimmetine geçirdiği” yönündeki iddianın davacı şirket tarafından araştırılmamıştır.Bir an için anılan işçinin haklı olduğu kabul edilse dahi bu kişi lehine hükmedilen alacakların işçilik alacakları olması nedeniyle şirketin bu alacakları her halükarda yasa gereği ödemesinin gerekmesi bir başka deyişle ...’ya yasa gereği ödenmesi gereken işçilik alacaklarının dışında davalıya atfedilebilecek bir kusur nedeniyle fazla ödeme yapıldığına ilişkin somut bir delil bulunmamakta olup, davacı tarafından davalı müdürün kusurlu olduğu ispat edilemediğinden davanın reddine,davacının,icra takibine girişmekte kötü niyetli olduğu davalı tarafından ispat edilemediğinden davalı vekilinin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak ..." davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda, davalı ...'ın müdür olması sebebiyle sadece işçiyi işten çıkarması göz önüne alınarak şirket müdürü sıfatıyla ödenen işçilik alacaklarından sorumlu olmayacağını bildirdiğini, davalının kusurlu olması gerektiğinin altını çizdiğini, halbuki bilirkişinin davada davalının kasten ve haksız bir şekilde fesih beyanında bulunarak sırf şirket zarara uğrasın ve diğer şirket ortakları zor durumda kalsın düşüncesi ile o zaman ki işletme müdürü olan işçinin, zimmetine para geçirmek iddiasıyla hatta diğer ortaklarla beraber bu eylemi gerçekleştirdiği iddiasıyla iş akdini fesih ettiğini, davalının fesih beyanında belirtmiş olduğu gerekçelerin, gerçek dışı olup sırf şirkete, ortaklarına ve çalışana zarar verme kastı ile hareket ettiğini, bu sebeple uğranılan zararın sorumlusu da söz konusu tarihte şirketin tek başına imza yetkisine sahip müdürü sıfatını kötüye kullanan davalı olduğunu, mahkemece söz konusu eksik inceleme ve değerlendirmeler neticesinde hatalı karar verilmiş olup hukuka, yasalara ve içtihatlara aykırı olarak verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekili tarafından müvekkili aleyhine açılan tazminat istemine dayalı ilamsiz icra takibine itirazları üzerine durdurulan takibin iptaline ilişkin davada Mahkeme davacının davasını reddettiğini ve taraflarınca hükmedilmesi talep edilen kötü niyet tazminatına ilişkin taleplerini reddettiğini, mahkeme kararları ve diğer yasal başvurulardan da anlaşılacağı üzere davacının icra tabini başlatmaktaki amacının şirketin çoğunluk payına sahip olan diğer sahiplerinin müvekkiline olan husumetleri olduğunu, Mahkemenin "Somut olayda, işçilerin alınması ve işten çıkarılması yetkisinin şirket müdüründe olması, davalının yasal yönetim yetkisine dayanarak işçi ...’yı işten çıkarması, davalının bu konuda basiretsiz davrandığına ilişkin davalı tarafından somut bir delil sunulmadığını, davalının şirket müdürü sıfatıyla ...’ya gönderdiği ihtarnamede belirtmiş olduğu “şirketten 284.907,40 TL’yi zimmetine geçirdiği” yönündeki iddianın davacı şirket tarafından araştırılmamıştır." tespitini yaptığını, diğer yandan daha istinafta bulunan yani derdest bir davaya ilişkin olarak teminat yatırılarak tehir-i icra kararı alınması gerekirken davacı şirket yöneticileri tarafından işçi alacağının hemen ödenmesi ve akabinde müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmasının başlı başına kötü niyetin kanıtı olduğunu, Mahkemenin kötü niyet tazminatına hükmetmemesinin yerinde olmadığını beyanla Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 22.04.2021 tarihinde verilen ████████ K.████████ sayılı kararın kötü niyet tazminatına hükmetmeme açısından bozulması/ kaldırılması ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, ödenen işçilik alacağının limited şirket müdüründen yöneticinin sorumluluğu hükümleri uyarınca rücuen tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, taraf vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı noktasında toplanmaktadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, ... sayılı takip dosyasında "█████/2018 Bakırköy 15. İş Mahkemesi ████████ E. ████████ K. sayılı ilam nedeniyle uğranılan zararın tazmini amaçlı rücu talebi" sebebine dayalı olarak 23.618,44 TL asıl alacak, 3.987,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 27.605,75 TL alacağın tahsili istemiyle 19.04.2019 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı, davalının haksız yere sırf şirkete ve ortaklara zarar vermek kastı ile şirket çalışanı ...’yı işten çıkardığını, bu kişinin haksız fesih nedeni ile açmış olduğu alacak davasına konu edilen bazı alacaklarını davacı şirketten tahsil ettiğini, davalının iş akdinin haksız feshi nedeniyle davacı şirketi zarara uğrattığını iddia etmiş; davalı ise iş mahkemesinde açılan davada yeteri kadar savunma yapılmadığını, şirket çalışanı ...’nın şirketi zarara uğrattığının tespiti üzerine ihtarname göndererek iş akdinin feshedildiğini ve Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na güveni kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadan davacının haksız feshi kabul ettiğini savunmuştur.Davacı şirket 4 ortaklı bir limited şirket olup, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 15.01.2016 tarih 8990 sayılı nüshasında yer alan ilana göre davalı ...'ın davacı şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdürlerinden olduğu ihtilafsızdır. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa ait olup, böyle bir davanın açılabilmesi genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlıdır. Somut olayda davacı şirket tarafından bu yönde 30.03.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınmış genel kurul kararının dosyaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır.Limited şirket müdürlerinin sorumluluğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) anonim şirket sorumluluk hükümlerine atıf yapılarak düzenlenmiştir. Gerçekten de TTK m. 644 fıkra 1 bent a hükmü açıkça, anonim şirketlere ilişkin sorumluluk hükümlerinin limited şirketlere de uygulanacağını, hüküm altına almıştır.Atıf yapılan anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri, TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. ...-... de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir. Böylece, TTK m. ... ilâ...'de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de limited şirkette uygulanmasına imkan verilmiştir.Müdürlerin hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır. TTK'nun 553/1 Maddesinde;'' Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.'' hükmü düzenlenmiştir. TTK'nın 555/1.maddesinde ise şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği hükmü yer almaktadır. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, esas itibariyle kusura dayalı bir sorumluluktur. Bu nedenle kusursuzluğunu ispat eden üye sorumluluktan kurtulur (TTK. m. 553). Kusur sorumluluğunun esasları zarar, kusur, hukuka aykırılık ve illiyet bağıdır. Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun doğabilmesi için bu unsurların tümünün gerçekleşmesi, ortada bir zararın, hukuka aykırılığın ve zarar ile hukuka aykırılık arasında illiyet bağının bulunduğunun ayrıca ispatlanması gerekir. Bu unsurlardan birisinin gerçekleşmemesi (kanıtlanamaması) halinde, sorumluluk doğmaz. Yapılan işlemler sonucunda bir zararın oluşması halinde, bu zarar nedeniyle yöneticilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için işlemi yapan yöneticilerin kusurlu olduklarının da ayrıca kanıtlanması gerekir. Bir başka deyişle, basiretli davranmakla yükümlü olan bir yöneticinin yapmaması gereken işlemlerin davalı tarafından yapılmış olduğunun ve bunun sonucunda da bir zararın meydana geldiğinin kanıtlanmış olması gerekir. Dosya kapsamından davacı şirketi temsil yetkisi bulunan davalı tarafından davacı şirket adına dava dışı ...'ya gönderilen Bakırköy ... Noterliği 09.05.2016 tarih ... Yevmiye nolu ihtarname ile "şirket hesaplarından uhdesine geçirdiği 284.907,40 TL'nin şirket hesabına iadesi ve iş akdinin İş Kanunu'nun 25/e maddesi gereğince feshedildiği"nin bildirildiği , davalı ve dava dışı diğer ortak ... tarafından Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, yapılan soruşturma neticesinde 06.03.2017 tarihinde kovuşturulmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda dava dışı çalışan ... tarafından işçilik alacaklarına ilişkin olarak davacı şirket aleyhine ikame edilen Bakırköy 15. İş Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dava dosyasında 16.03.2018 tarihinde verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karardan sonra davacı şirket tarafından 14.05.2018 tarihinde dava dışı çalışana 23.618,44 TL ödeme yapıldığı ihtilafsızdır. Davacı, davalının dava dışı çalışanı haksız yere işten çıkararak şirketin işçilik alacağı ödemesine sebep olmak suretiyle şirketi zarara uğrattığını ileri sürmüş ise de iş mahkemesi kararı ile hükmedilen işçilik alacağının ödenmiş olması, tek başına davalının sorumluluğunu gerektirmeyeceği gibi dosya kapsamındaki delillere göre davalının, davacı şirket adına dava dışı çalışanın iş akdini feshetmesinde kusurlu olduğu da ispatlanmamıştır. Bu nedenle mahkemece ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Diğer yandan, davalı tarafça davacı şirketin %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi talep edilmiştir. İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., ████████ K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez (Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - ████████ K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar reddedilen dava nedeniyle takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamış olup, ilk derece mahkemesince kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye ‬556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye ‬556,10 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!