Anahtar kelimeler: Skhariç Davatazminat Fırsatı Davadavacıkarşı Modelinin Ürününü Kalitesinin Satıcının Giyim Tekstil

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:███████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2020NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVA
:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı-karşı davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:DAVA
:Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında █████/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere satım sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin teslim aldığı 638 parça kadın giyim tekstil ürününü inceleme fırsatı bulduğu ilk anda ürünlerin kalitesinin ve modelinin satıcının vaad ettiğ biçimde olmadığını, ürünlerin kullanılamaz vaziyette yırtık, yıpranmış ve lekeli olduğunu fark ettiğini, bu nedele satılan 638 parça kadın giyim tekstil ürününün müvekkili tarafından verilmeye hazır olduğunu, ya da ayıplı olan bu malın aypısız ve vaad edilen biçimleri ile değiştirilmesini, müspet zararlarının davalı satıcı tarafından karşılanmasını, davalının ağır kusuru ile gerçekleşen zarar dolayısı ile 20.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. htiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı-karşı davacı vekili karşı dava ve cevap dilekçesinde özetle; davacının harcı eksik yatırdığını, davacının taleplerinin tavzihi gerektiğini, davacının teslim tarihinden itibaren 2 gün içinde yapması gereken ayıp ihbarını yapmadığını, ürünleri teslim aldıktan 6 ay sonra dava açtığını, davacı dava dilekçesinin 3. maddesinde 29.680,00 TL'ye satın aldığı sözleşmeye konu 638 parça kadın giyim ürünün 15.680,00 TL'sini ödediğini, 14.000,00TL'sini ise ödemediğini ikrar ettiğini, taraflar arasındaki sözleşme gereğince müvekkilinin edimini yerine getirdiğini, ancak davacı edimini eksik yerine getirdiğini, bu nedenle 14.000,00 TL'nin faizi ile birlikte davacı/karşılık davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda," ...Davacının davalıdan ticari amaçlı giyim eşyası aldığı, bunun karşılığında bir kısım ödeme yaptığı, ancak son alınan 190 parça eşya bedeli olan 14.000 TL 'nin ödenmediği hususunun tarafların kabulünde olduğu, davacının malların ayıplı olduğunu iddia ettiği, davalının ise malların ayıplı olmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, ödenmeyen bedeli tahsilini talep ettiği, TTK 23.md.gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ibar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa durumu satıcıya ihbar etmekle yükümlü olduğu, davacı tarafça buna uygun ihbar olmadığı, davanın █████/2018 tarihinde açıldığı, sözleşmenin █████/2018 tarihli olduğu ve malın aynı tarihte tesliminden bahsedildiği, teslim tarihi açısından taraflar arasında bir ihtilafta olmadığı, davacının teslim edilen kıyafetleri kanunda belirtilen sürede inceleyerek mevcut olduğunu idia ettiği ayıplar yönünden ihbarda bulunma imkanı bulunduğu, bu haliyle TBK 223 md. gereğince satılanı kabul etmiş sayıldığı, buna sözleşmede belirtilen 14.000 TL 'yi ödemekle yükümlü sayılması gerektiği görülmekle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı karşı davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece tam dört kez ön inceleme duruşması ertelenerek ancak 7. duruşmada ön inceleme yapılmasının tahkikat aşamasında ise hiçbir yargılama yapmadan karar verilmesinin HMK kurallarına aykırı olduğunu, karşı davanın yasal süresinde açılmamış ve davacı/karşı davalının karşı davaya ilk itirazı konusunda hiçbir karar verilmediğini, davacı tarafın bilirkişi incelemesi yapılması ve tanık dinlenmesi istemi değerlendirilmeden asıl davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, Yerel Mahkemece HMK taleple bağlılık ilkesi kuralına aykırı davranılarak davalı/karşı davacının talebinden daha fazlasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı/karşı davacı vekilinin HMK madde 29 kuralına aykırı tutum ve beyanlarının yargılamanın adaletli olması ilkesinin gerçekleşmesine engel olduğunu, davalının eylemi haksız fiil olduğu gerçeği görmezden gelinerek ve davacının davasını ispatlaması için tahkikat süreci yürütülmeden davanın esastan reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, Yerel Mahkemenin usul kurallarına aykırı yargılama sürecinin esas yönünden de hatalı hüküm kurulmasına neden olduğunu, HMK'nın emredici kurallarına uygun yargılama yürütülemediğinden uyuşmazlığın esasıyla ilgili maddi gerçek vakıalarla desteklenen ve hakkaniyete uygun karar verilemediğini, işte bu nedenle kararın öncelikle usul kurallarına aykırılıklar yüzünden kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak karar verilmesi talep ve istinaf etmiştir.Davalı karşı davacı istinafa cevap dilekçesinde özetle: Davacının kendi neden olduğu haksızlıktan yarar elde etmeye çalıştığını, davacının duruşmaların ertelendiği ve ön inceleme duruşmalarının yapılamadığı iddiasının bir istinaf nedeni olmadığını, duruşmaların yapılamamasının nedeninin davacı olduğunu, davacının üç duruşmaya mazeret verdiğini, duruşmaya Ankara'dan katıldıklarını ve davacı vekilince duruşmaya katılmayacağının söylenmesi üzerine ve başka duruşmaları olması nedeniyle kendilerinin de mazaret dilekçeleri göndermek zorunda kaldığını, davacı vekilinin karar duruşması dışında yapılan 7 duruşmanın 4 duruşmasına, kendilerinin ise davacının mazeret göstermesi nedeniyle 3 duruşmaya katılmadığını, davacının davasını takip etmemesinin sorumluluğunu kendilerine atmasına anlam veremediklerini, davacının davasını açıklayamadığını, davacının davasını somutlaştıramadığını, somutlaştırma dilekçesinin, talepleri daha da karıştırdığını, neyin nasıl talep edildiğinin belirtilmediğini, yargılamada bir sorun varsa bunun nedeninin davacı olduğunu, davaya cevap ve karşı davanın süresinde olduğunu, davaya verilen cevap ve karşılık dava dilekçelerinin adli tatil nedeniyle süresinde olduğunu, hükmün kabul beyanlarına göre verildiğini, davacının bilirkişi incelemesi, tanık vs delillerinin toplanmadığını belirttiğini, ancak davacının dilekçelerinde kabul beyanları olduğunu, kabul beyanının davayı sona erdiren nedenlerden biri olduğunu, davacı borcunu ve süresinde ayıp iddiasında bulunmadığını kabul ettiğine göre başkaca bir araştırma yapılmasına gerek olmadan karar verilmesinin yasal olduğunu, davada takdir edilen vekalet ücretlerinin AAÜT'ne uygun olduğunu, dava reddedilince her bir talep için ayrı vekalet ücreti ödeneceğinin yasa ve tarife gereği olduğunu, karşılık davanın ise bağımsız bir dava olduğunu, davacının diğer istinaf nedenlerinde gerekçe bulunmadığını beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Asıl dava, satıma konu ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla ürünlerin iadesi ile sözleşmeden dönme, bu yerinde görülmez ise ayıpsız misli ile değişim, satış gerçekleştirilemediğinden uğranılan menfi ve müspet zarar, davalı satıcının iş bu haksız fiili nedeniyle maddi ve manevi zararın tazmini, karşı dava ise satış bedelinden eksik kalan meblağın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı/karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Taraflar arasında 638 parça tekstil ürününü İsviçre'de satmak üzere davalıdan satımına ilişkin █████/2018 tarihli yazılı satış sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede ürünlerin evsafına ilişkin bir belirleme bulunmadığı, ödemelerin tarihi kesin olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Davacı ürünlerin satıcının vaad ettiği nitelikte olmadığını, yırtık, yıpranmış ve lekeli olduğunu iddia ederek ayıptan kaynaklanan seçimlik hakları ile birlikte genel hükümlere göre tazminat isteminde bulunmuş, davalı taraf satılıp teslim edilen ürünlerde ayıp bulunmadığını, TTK hükümlerince 2 gün içinde ayıp ihbarınında bulunmadığını savunarak asıl davanını reddini savunmuş ve ürün bedelinden ödenmeyen 14.000 TL nin tahsili için karşılık dava açmıştır. Satıma konu ürünlerin sözleşmeye göre teslim tarihleri █████/2018 olarak kararlaştırıldığı, teslimin bu tarihte gerçekleştiği, davacı tarafça ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir evrakın dosyaya ibraz edilmediği, dava dilekçesine göre satım bedelinden 14.000 TL nin davacı tarafça ödenmediği ikrar ve beyan edildiği görülmektedir.Davacı tarafa mahkemece talebini belirginleştirmesi için yapılan ihtar üzerine sunulan dilekçelerden sonuç itibarıyla anlaşılan "menfi ve müspet zararın toplamı müvekkilin maddi zararını vermekte olduğu, bu amaçla 20.000 maddi tazminatın tahsilinin istenildiği, bumun da 15.680 TL lik kısmının davacının ürünler için ödediği bedel, bakiye 4.320 TL nin ise ayıplı malların satılamaması nedeniyle uğradığı zarar" olarak açıklamıştır. 10.000 TL manevi zararın ise sözleşmenin gereklerini yerine getirilmemesi nedeniyle davacının uğradığı ruhsal tahribat ve yorgunluğun tazmini olarak açıklanmıştır.Davacının dava dilekçe ve açıklama dilekçeleri birlikte değerlendirilmesi ile; talep ettiği 15.680 TL nin ürün bedeli için ödediği miktar olup bu husus taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. 4.320 TL lik ayıplı malların satılamamasından kaynaklı zararı yönünden ise yansıma zararın ispatına yarar bir delil bildirmediği, davacı iddialarını tanıkla ispatlanabilecek hususlar olmadığı da anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece hüküm kurmaya yeterli delil toplanarak karar verilmiş olmakla bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerine değildir. Dava dilekçesi davalıya 11 Temmuz 2018 tarihinde tebliğe edilmiştir. 6100 sayılı HMK adli tatile ilişkin 102 ve devamı maddelerine göre cevap süresinin son günü adli tatile rastladığından cevap verme süresi HMK 133. Maddesi gereği karşı dava açma süresi ve adli tatilin bitiminden itibaren 1 hafta uzayacağından cevap ve karşı dava süresinde açılmış olmakla bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Taraflar tacir olup, aralarındaki satım sözleşmesinde 6102 sayılı TTK’nın 23. maddesi ile bu madde yollamasıyla 6098 sayılı TBK’ nın satış sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanacaktır.6098 sayılı yasanın 219. maddesine göre, satılan şeyin satıcının belirttiği nitelikleri taşımamasına veya onun değer ve faydasını azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran noksanlıklar "ayıp" olarak tanımlanmaktadır. Satım konusunun, satıcının belirttiği ve vaad ettiği nitelikleri taşımamasından veya bu şeyin değerini ya da sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldırılan eksiklikleri bulunmasından satıcı sorumlu olacaktır. Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunması, halidir. Aynı yasanın 222. maddesinde ise, satıcının, satım sözleşmesinin kurulduğu anda alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir.Satıcının ayıp nedeniyle sorumlu olması için satım konusunun ayıplı olmasından başka alıcının yasada öngörülen süre içinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. Ayıp ihbar süresine ilişkin TTK nın 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. TBK'nın 223. maddesine göre ise, alıcı, satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan, bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. 6098 sayılı TBK’nın 227.maddesinde de, "(1)Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme.(2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır.(3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4)Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5)Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." hükmü düzenlenmiştir.Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Eldeki uyuşmazlık ticari satım sözleşmesine konu ürünlerin ayıplı olması nedeniyle seçimlik haklardan bedel iadesi olmadığı takdirde ayıpsız misli ile değişim ile birlikte maddi ve manevi tazminat istemi olduğuna göre ürünlerin ayıplı olduğunu ve bu nedenle uğradığı zararı ve davalı tarafça süresinde ayıp ihbarı bulunmadığı savunulmuş olmakla süresi içinde ayıp ihbarının yapıldığının davacı tarafça ispatı gerekmektedir. Davacı tarafça ürünlerin ayıplı olduğuna dair süresinde bir ihbar bulunmadığı anlaşılmakla TBK 223/2 maddesi gereğince satılanı kabul etmiş sayılır. Bu durumda TBK 227/1 maddesinde düzenlenen seçimlik haklar yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Davacının maddi tazminat olarak talep ettiği 15.680 TL nin satış bedeli olduğu, TBK 223/2 maddesi gereği ürünlerin davacı tarafça kabul etmiş sayılacağından bu talebin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.Davacının 4.320 TL ayıplı malların satılamaması nedeniyle uğradığı zarar kaleminin delil olarak dayandığı, tanık, ürün kataloğu ile ispatlanacak hususlar olmadığı anlaşılmakla bu talebin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle Manevi tazminata hükmedilebilmesi için ayrıcı şahsiyet haklarına da zarar verilmiş olması gerekir. Tek başına sözleşmeye aykırılık şahsiyet haklarının ihlali olarak değerlendirilemez. Bu durumda manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.Davacı taraf satım konusu mal bedelinden ödenmeyen kısmını belirlenmiş kesin vadeye rağmen ödemediği anlaşılmakla karşı davanın kabulüne karar verilmesinde de bir isabetsizlik yoktur.Asıl davaya karşılık açılmış olsa dahi karşı dava bağımsız bir davadır. Bu durumda her iki dava yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdirinde bir isabetsizlik yoktur. Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 10. Maddesi (4) Bendi "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." düzenlemesini içerdiğinden asıl dava yönünden maddi ve manevi tazminat talebi için ayrı ayrı vekalet ücreti takdirinde de bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesinin esas ve birleşen dava yönünden kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı/karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı-karşı davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacı-karşı davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3- Davacı-karşı davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025