Anahtar kelimeler: Telafisi Uğrayacağını Uğrayacağı Edimin Evraktan Muhtemel Olası Kıymetli Yana Bedelsiz

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2017KARAR TARİHİ
: █████/2024GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2024Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarındaki ticari ilişkiye istinaden verilen dava konusu çekin, taahhüt edilen edimin ayıplı ifa edilmesi nedeniyle bedelsiz kaldığını, muhtemel haksız durum sebebiyle müvekkilinin telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağını, davaya konu çekin ödenmesini engeller mahiyette ve olası bir icra takibi neticesinde müvekkilinin uğrayacağı muhtemel zararların önlenmesi için İcra ve İflas Kanunun 72.maddesi uyarınca ihtiyat-i tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının davacı yana 2016 yılından ilk aylarından 2017 yılının 7'nci ayına kadar tanıtım ve reklam hizmeti verdiğini, bu süreçte davalı davacının ürünlerini tanıtmış ve sözlü olarak anlaştıkları usulde hizmet verdiğini fakat kestiği faturaları davacı yan hep kabul ettiğini, reklam ve tanıtım hizmetini kesintisiz almış ve süreç boyunca aldığı hizmetin kusurlu olduğuna ilişkin bir beyanda bulunmadığını, iş bu ki alacağı olan çekin vadesi gelmeden 2 gün önce yaklaşık 1.5 senelik hizmet ilişkisinin kusurlu olduğunu iddia etmek üzere mahkemenize başvurulmuştur. Davacı yanın, sair iddiaları gerçek dışı ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilimin davacı yanı zarara uğratacak herhangi bir eylemde de bulunmadığını savunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava; davalı tarafça davacıya verilmesi kararlaştırılan grafik tasarımı, kurumsal web sitesi, sanal mağaza işlemleri nedeniyle dava konusu çekin davalıya verildiği, ancak hizmetin yerine getirilmediği, bu nedenle dava konusu çekin bedelsiz kaldığı idiasıyla davacının davalıya dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine yönelik menfi tespit davası olduğu görüldüMahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Taraflarca dilekçeler ekinde sunulan deliller değerlendirilmiştir.3-Mahkememizce
:a-.... A.Ş,b-Hollanda Yetkili Adli Makamına,c-Ordadoğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne,d-... Bilişim Hizmetleri San.ve Tic. Ltd. Şti.'ye müzekkereler yazılmıştır.4- Mahkememizce bilirkişi raporları alınmış olup son alınan bilirkişi raporunda özetle;''Dosyada taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmenin olmadığı sadece .... yazışmalarının olduğu, Davacının Dosyaya Sunmuş Olduğu ... Yazışmalarının İncelemesinde; Davalının internet siteleri ve marka tescili için davacıya ücret verdiği, İncelenen .... yazışmalarında taraflar arasındaki yazışmaların ana konusun internet sitesi hizmetleri, e-ticaret hizmetleri, grafik tasarım ve e-posta hesapları ve e-ticaret sistemindeki ödeme ile ilgili problemlerin olduğu, Taraflar arasındaki yazışmalardan www...com ve www.....com.tr adresli internet sitelerine ulaşılamadığı, e-posta hesaplarına erişilemediğine dair şikayetlerin davalıya bildirildiği ve www......com.tr ‘ye ait kontrol paneli şifrelerinin değiştirildiği ve bu hesaplara ulaşılamadığının bildirildiği, 3. www....com.tr Adresli İnternet Sitesi İncelemesinde: web.....org kullanılarak davaya konu yıllar olan 2012-2018 tarihleri arasında yapılan incelemelerde; 2012 ve 2013 yıllarına ait arşiv kaydında internet sitesinin yayında olduğu, ürünler sayfasının da yayında olduğu fakat web.archive.org’un internet sitesinin görsellerinin arşiv kaydını tutmamış olduğu, 2014, 2015 ve 2016 yılına ait arşiv kaydında internet sitesinin yayında olduğu, web.archive.org’un ürünler sayfasının arşiv kaydını tutmamış olduğu, 2017 yılına ait arşiv kaydında “Çok Yakında Hizmetinizdeyiz” yazdığı, 2018 yılına ait arşiv kaydında “Web Sitemiz Yapım Aşamasındadır” yazdığı, 4. www.....com Adresli İnternet Sitesi İncelemesinde: Güncel olarak yapılan incelemede internet sitesinin kapalı olduğu 2017 ve 2018 yıllarına ait arşiv kaydında internet sitesinin yayında olduğu, web...org’un ise internet sitesinin alt sayfaları ve görsellerinin arşiv kaydını tutmamış olduğu, www....com.tr Adresli İnternet Sitesi İncelemesinde: Güncel olarak yapılan incelemede internet sitesinin kapalı olduğu, web...org kullanılarak yapılan incelemede internet sitesinin arşiv kaydının tutulmamış olduğu, 6. www....com.tr, www.....com ve www.....com.tr Alan Adları Kimlik Bilgileri İncelemlerinde: ... com.tr alan adı kaydını yapan kişi bilgisinin ... Ev Tekstili Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, alan adının 22.02.2012 tarihinde kayıt ettirildiği ve 21.02.2026 tarihine kadar kayıtlı olduğu, orangehomegarden.com alan adının boşta/sahipsiz olduğu, ....com.tr alan adının boşta/sahipsiz olduğu görülmüştür. 7. Davacının Raporlara İtirazlarının Değerlendirilmesinde; Arşiv kayıtları üstünden yapılan incelemelerde davalının sunduğu internet sitesi hizmeti arşiv kayıtlarının yetersiz olmasından dolayı incelenemediği, web.....org e-ticaret sistemi için gerekli olan alt yapı kodlamasının arşiv kaydını tutmadığı, dosyada ise davalının sunduğu hizmete ait herhangi bir delil bulunmadığı, ...com.tr alan adı kaydının davacı üstüne olduğu, hosting/yer sağlayıcısının ise ....com adlı firma olduğu, incelenen internet sitesinin hosting/yer sağlayıcısının geçmişinin de tutulmamış olduğu, bu sebeple davaya konu yıllarda hosting/yer sağlayıcısının kim ve kimler olduğunun tespitinin yapılamadığı, ....com alan adının boşta/sahipsiz olduğu görülmüştür, incelenen internet sitesinin domain geçmişi incelendiğinde ise internet sitesinin hosting/yer sağlayıcısının 2016 yılında ...com ve ...com olduğu, 2017 yılında verinetinternet.com olduğu ve 2020 yılında boşa düştüğü tespit edilmiştir. Sayın Mahkeme ....com internet sitesinin hosting/yer sağlayıcı kaydını kimin yaptığını ...com ve ...com internet sitelerinden 2016 ve 2017 yıllarına ait fatura bilgisini talep ettiği takdirde, bahsi geçen yıllarda internet sitesinin kimin adına alındığı öğrenilebileceği anlaşılmıştır. ....com.tr alan adının boşta/sahipsiz olduğu, incelenen internet sitesinin domain geçmişin tutulmamış olduğu, Davacının e-postalarına erişememiş olmasının incelemesi ancak tarafların bilgisayarları üstünden yapılacak inceleme ile anlaşılabileceği, davacının dosyaya sunmuş olduğu ... yazışmalarında davalının, davacıya e-posta hesap bilgilerini ilettiği, yazışma devamında ise davacının e-posta hesaplarına erişemediğini davalıya bildirdiği tespit edilmiştir. ....com.tr ve ...com sitelerinin kodlama yapısı ve güvenlik durumları incelemesinde, incelenen internet sitelerinin kaynak kodlarına ancak web....org üstünden bakılabilmiş, arşiv kayıtlarının sınırlı olması sebebiyle de tam ve detaylı bir inceleme yapılamamıştır, fakat internet sitesinin alt yapısında açık kaynak kodlarından biri olan “....in kullanılmış olduğu, .... ise en güvenli kodlama yapılarından biri olduğu anlaşılmıştır, fakat e-ticaret alt yapısı için sadece ... kodlama yapısının kullanılıyor olmasının yeterli olmadığı, e-ticaret internet siteleri için ... sertifikasının da olması gerektiği, dosyada bulunan whatsapp yazışmlarında davalının .... sertifikası aldığına ya da internet sitelerine bu sertifikaları kurduğuna dair bir ibarenin bulunmadığı tespit edilmiştir. ...com internet sitesinin kime ait olduğu ancak, Sayın Mahkemenin ....com ve ....com internet sitelerinden 2016 ve 2017 yıllarına ait fatura bilgisini talep ettiği takdirde, bahsi geçen yıllarda internet sitesinin kimin adına alındığının öğrenilebileceği, bahsi geçen internet sitesinde gerçekleşen işlemlerin ise hosting/yer sağlayıcının log kayıtları üstünde yapılacak inceleme ile öğrenilebileceği, bunları yine Sayın Mahkemenin ....com ve ...com internet sitelerinden talep ettiği takdirde öğrenilebileceği anlaşılmıştır. Davacının ek bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin 7inci maddesinde yer alan diğer taleplerin incelemeleri delil ve belge yetersizliğinden dolayı yapılamamaktadır. h. Ürün fotoğrafları ve yapılacak olan grafik tasarım ile ilgili dosyada herhangi bir delil bulunmadığı arşiv kayıtlarının da ürün fotoğrafları incelemesi için yetersiz olduğu anlaşılmıştır. i. Marka tescili konusu için marka vekili bir bilirkişinin değerlendirme yapması gerektiği anlaşılmıştır. İnternet reklamları incelemesinde ise dosyada bu hizmetlerin verildiğine dair herhangi bir delilin sunulmamış olduğu, ....’ün ve .... ’un reklam kampanya sayfalarında verilen reklamların bütün detaylarının bulunduğu, Davalının ise dosyaya örnek ekran görüntülerinde yer alan dökümleri sunmadığı tespit edilmiştir. ... üstünde “...” adlı bir sayfanın olmadığı dosyada “evdekorasyonu” haricinde başka bir ... sayfasının da bildirilmemiş olduğu tespit edilmiştir'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.5-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı; Mahkememiz nezdinde açtığı dava ile çeşitli hizmetlerin verilmesi hususunda davalı ile aralarında sözlü ilişki kurulduğunu, bu kapsamda davalının kestiği faturalara istinaden davacıya nakit ödeme yapıldığı ve kalan bedele ilişkin çek verildiğini, ancak davalının taahhüt ettiği edimleri ayıplı olarak ifa ettiğini ve ciddi zararlara uğramasına sebep olduğunu, davalı tarafından ayıplı olarak ifa edilen edimler için borçlu olunmadığını bu sebeple ilgili çek yönünden borçlu olunmadığından menfi tespite karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacıya yönelik Grafik Tasarım, Kurumsal Web Sitesi, Sanal Mağaza işleri yönünden hizmet sunulduğunu, davacı tarafından faturalara itiraz edilmediğini, bedelin bir kısmının nakit bir kısmının ise çekle ödendiğini ancak çekin karşılıksız çıktığını, 2016 yılının başlarından 2017 yılının 7. Ayına kadar hizmet verdiğini, hizmetin kusurlu olduğuna dair herhangi bir bildirim yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutuldukları, sahibi lehine delil kabiliyetlerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafından kesilen faturaların davacının ticari defterine işlendiği, yine söz konusu faturalar karşılığında davalıya yapılan ödemenin ve menfi tespit talebine konu çekin davalıya verildiği anlaşılmaktadır.Bu bağlamda sunulan ticari defter kayıtları ve faturalar uyuşmazlığın çözümünde değerlendirildiğinde;6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."Bu kapsamda davalı tarafından davacıya kesilen faturalara davacı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların davacının ticari defterine işlendiği bu suretle faturaların içeriğinin davalı lehine kesinleştiği sabittir.Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmeti yapıp teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların iş sahibi tarafından ticari defterine kaydedilmesi ve itiraz edilmemesi halinde faturaya konu işin yapılarak teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği ve hizmetin yerine getirildiği alacaklı yüklenici lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü işsahibi-borçluya geçmektedir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."Taraflar arasında sözlü olarak eser sözleşmesi kurulduğuna dair herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, davalının sözlü eser sözleşmesi kapsamında sunduğu hizmetlerin ayıplı olduğunu bu sebeple davaya konu çek yönünden borçlu olmadığını iddia etmektedir. Buna karşılık yukarıda da belirtildiği üzere davacı tarafından davalının taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden kestiği faturalara davacı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz ve iade işlemi gerçekleştirilmediği gibi faturaların ticari defterlere davalı lehine alacak olarak kaydedildiği, davacı tarafından bir kısım nakit ödeme ile kısmi ödeme yapıldığı, kalan kısmı için de davaya konu çekin verildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davalı lehine kesinleşen fatura içeriklerine göre davalının tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre alacağını ispatladığı, aksini ispat yükünün ise davacı üzerinde olduğu değerlendirilmiştir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır.Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir."Yargıtay .... Hukuk Dairesi de .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."Bu bağlamda davalı tarafından kesilen faturaların süresi içerisinde itiraz edilmeyerek davacı tarafından ticari defter ve kayıtlarına işlendiği ve faturalara istinaden davalıya davaya konu çekin verildiği, borçlu olmadığını ispat yükünün davacı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır. Nitekim davaya konu menfi tespit talebinin kambiyo senedine ilişkin olduğu, kambiyo senedinin ödeme aracı olması sebebiyle kambiyo senetlerine dayalı menfi tespit davalarında da kambiyo senedi yönünden borçlu olunmadığını ispat yükünün davacı borçlu üzerinde olduğu bu yönden de davacının borçlu olmadığını ispatlaması gerektiği anlaşılmaktadır.Davacı dava dilekçesinde ve aşamalarda sunduğu beyan dilekçelerinde davalının faturaya konu hizmetleri ayıplı olarak ifa ettiğini bu sebeple borçlu olmadığını iddia etmiştir.6098 sayılı Kanun'un eser sözleşmesinde ayıba ilişkin 474. Maddesi şu şekildedir:"İşsahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır.Taraflardan her biri, giderini karşılayarak, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir."İlgili hükümden görülebileceği üzere iş sahibi olan davacının yapılan işlerin ayıplı olduğunu tespit etmesi halinde ihbar külfeti bulunmakta olup, 6098 sayılı Kanun'un 477. Maddesinin 2. Fıkrasına göre ise ayıba yönelik ihbar külfetinin yerine getirilmemesi halinde iş sahibi eseri kabul etmiş sayılacak ve yüklenici sorumluluktan kurtulacaktır. Davacı dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında davalının taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesine göre yaptığı işlerin ayıplı olduğunu iddia etmesine rağmen hiçbir aşamada ayıba yönelik olarak davalıya usulüne uygun olarak ihbarda bulunduğunu ispatlayamadığı görülmüştür. Nitekim davacı tarafından davalıya karşı ayıba yönelik gönderilmiş bir ihbarın bulunmadığı gibi yapılan işlere yönelik ayıp veya eksik iş yönünden herhangi bir tespit de yaptırılmamış, aksine davalı tarafından kesilen faturalara itiraz ve iade edilmeyerek davacı tarafından defterine kayıt yaptırılmıştır. Nitekim davacı tarafından davalıya yönelik ayıp ihbarı yapılmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşmenin sonlandırılmasına veya ayıplı hizmetin düzeltilmesine dair de herhangi bir ihtarda bulunulmadığı anlaşılmaktadır.Taraflarca sunulan beyanlara göre sözlü eser sözleşmesinin konusu ve yapılacak işlerin niteliği hususunda da uyuşmazlık bulunmakta olup, sözleşmenin kapsamı ve yapılacak işlerin niteliğini de ispat yükü davacı üzerinde olup, davacı taraflar arasındaki sözlü ilişkiye göre sözleşmenin kapsamı ve yapılacak işlerde istediği niteliklerin neler olduğu ve davalı tarafından yapılan faturaya konu işlerin hangi talimat ve niteliklerine aykırı olduğunu da ispat edememiş olup, davalının da verilen hizmetin ve yerine getirilen işlerin ayıplı olduğuna yönelik bir kabulünün bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla davacının iddialarını, sözleşmenin kapsamı, yapılacak işlerin niteliği ve davalı tarafından yapılan faturaya konu işlerin hangi niteliklere uygun olmadığını ispatlayamadığı anlaşılmaktadır.Sonuç itibariyle davacının menfi tespit talebine konu ettiği çek yönünden; davalının kestiği faturalara süresi içerisinde itiraz ve iade etmediği gibi ticari defterine kaydettiği ve bu suretle davalı lehine karine olarak işin yapıldığı ve alacak miktarının kesinleştiği, aksini ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafından davalının yaptığı işlerin ayıplı olduğu iddia edilmesine rağmen ayıba yönelik davalıya bildirimde bulunulduğu ve ne gibi ayıpların olduğunun ve davalı tarafından yapılan işin taraflar arasındaki anlaşmaya ne şekilde aykırı olduğunun tespit ettirildiğinin ispatlanamadığı, yine davacı tarafından taraflar arasındaki sözlü sözleşmenin hangi kısmı ve kapsamı ile niteliklerine yönelik olarak davalının anlaşılan işten farklı ayıplı şekilde ifa ettiğinin de ispatlanamadığı anlaşılmakla davacının menfi tespit talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Dava sırasında davacı lehine tedbir kararının verildiği ve teminat yatırılarak tedbirin yürürlüğe girdiği anlaşılmakla tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmış, davaya konu kambiyo senedinden kaynaklı alacağın %20'si oranında hesaplanan 6.500,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-DAVANIN REDDİNE,2-Davaya konu asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 6.500,00-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 31,40-TL harcın ve 523,61-TL tamamlama harcın mahsubu ile artan 127,41-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024Katip ...¸e-imzaHakim ...¸e-imza