Anahtar kelimeler: Vardıklarını Adında Kurduklarını Hissenin Anlaşarak Şer Kadıköy Birisi Edimlerinden Almaya

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
2. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tapu İptali Ve Tescil (Satın Almaya Dayalı)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirketin ... - ... İnşaat Adi Ortaklığı adında ortaklık kurduklarını,█████/2022 tarihli Tasfiye ve İbra Sözleşmesi ile anlaşarak birlikte çalışmalarına son verme konusunda karara vardıklarını, söz konusu sözleşmede davalı şirketin karşı edimlerinden birisi olan 939.298,00 TL'nin ödenmesi halinde İstanbul İli, Kadıköy İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parseldeki ... ve ... nolu bağımsız bölümlerdeki müvekkili adına kayıtlı 1/2'şer hissenin davalı şirkete devir ve tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili adına yetkili olan ...'ın sözleşmeyi tapuda davalı şirketin temsilcisi olarak ...'e imzalatıp akabinde müvekkilinin vekili olarak tapuda devir ve tescil işleminin gerçekleştiğini, ...'ın ve diğer tanık ...'in davalı şirketin kaşesi üstünde ve altında ... ve ...'in imzaladığı sözleşmenin fotoğrafını çekerek müvekkiline gönderdiğini, ertesi gün ...'ın sözleşmeyi davacıya götürmek üzereyken davalı şirketin temsilcisi ve şahsi olarak ...'in ve ...'in imzalarının silinmiş olduğunu gördüğünü, diğer tanık ...'le konuyu konuştuğunda mürekkebin uçucu kalemle imzalanmış olduğunun anlaşıldığını, davalı şirket temsilcisi ... mürekkebi uçucu kalemle sözleşmeyi imzalayarak şirketi adına tescili hile ile sağladığını ve diğer yükümlülüklerden de sıyrılmaya çalıştığını, davalı şirketin sözleşmeyi mürekkebi uçucu kalemle imzalaması nedeniyle TBK 36,49,77 ve ilgili maddelere göre müvekkilini aldattığını, TMK 1024,1025 ve ilgili maddelerine göre diğer davalıların da kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin bu haksız eylemi nedeniyle sebepsiz kazanç sağladığını, davalı şirketin hile ile aldığı dava konusu taşınmazları bir hafta içerisinde üçüncü şahıslar davalılar adına devir ve tescil ettiğini, belirterek dava konusu ... parseldeki davalı ... adına kayıtlı 22 nolu bağımsız bölümün 1/2 hissesi ile davalı ... adına kayıtlı 23 nolu bağımsız bölümün 1/2 hissesinin iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 10.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... San.ve Ltd.Şti.'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya bakmaya görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, cezai şart talebi bakımından davacının arabuluculuk başvurusunda bulunmadığını, cezai şart bedelinin sözleşmede açıkça düzenlendiğini, kısmi dava olarak ikame edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin tasfiye ve ibra sözleşmesini tapuda eline geçen bir kalem ile imzaladığını, işbu davadan ve davacının müvekkili hakkında yaptığı savcılık şikayetinden ilgili sözleşmedeki imzanın silinmiş olduğundan ve davacının iddiasından haberdar olduklarını, müvekkilinin sözleşme ile bağlı olduğunu ve sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini harfiyen yerine getirdiğini ve getirmeye devam ettiğini, davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, taşınmazlara karşılık gelen bedelin tamamının ödendiğini, bu hususu davacının da ikrar ettiğini, davacının sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediği gibi bir iddiasının da olmadığını, müvekkili şirkete sözleşmenin 4. maddesiyle yüklenen yükümlülüğün yerine getirilmesi için 3 aylık süre bulunduğunu, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolmadığını, öte yandan listede belirtilen ödemelerin hangi kişilerin hangi banka hesaplarına yapılacağına dair belgelerin davacı tarafça müvekkiline iletilmediğini, bu bilgilerin paylaşılmasıyla ödeme yapılacağını, tasfiye protokolünün davacı tarafça da kabul edildiği üzere geçerli ve yürürlükte olduğunu, cezai şart ödenmesini gerektiren bir durum doğmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece; "...Sözleşmenin tarafı olan şirket tarafından sözleşme inkar edilmemiş aksine sözleşmeyi kabul ve hükümleri ile bağlı olunduğu ifade edilmiş olmakla ortada hile ya da aldatma gibi bir durumun olmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkememizdeki dava █████/2022 tarihinde açılmıştır. Dayanak sözleşmenin tapu devri ve bedelin ödenmesi dışında kalan 4.maddesinde düzenlenen edimlerin ise davalı tarafından sözleşmenin imza tarihinden itibaren 3 ay içinde yerine getirileceği kabul edilmiştir. 3 aylık süre █████/2022 tarihinde son bulmuştur. Yani davanın açıldığı tarihte henüz davalı yönünden devam eden süre bulunduğundan davalının diğer edimlerini yerine getirmediği iddiası da mahkememizce yerinde görülmemiştir. Öte yandan sözleşme de davacının imzalaması gereken resmi evraklar ve vermesi gereken belgeler için davalıya yardım edeceği şeklinde bir düzenleme de mevcut olup davalı davacının kendisine bu konuda yardımcı olmadığını, bilgi belge vermediği ileri sürmüştür. Davacı ödemeler için davalı ile bilgi ve belge yaylaştığına dair bir beyanda bulunmamıştır. Yargılama sürecinde sözleşmede belirlenen süreler dolmuş davacı davalının yapması gereken ödemeleri yapmadığını beyan etmiş ise de sözleşmenin uygulanırlığı davacının kendisi tarafından dava konusu yapıldığından ve bu nedenle C.Savcılığı nezdinde şikayetçi olduğundan davalının ödeme yapmamakta haklı olduğu, ortada hile ve aldatma durumunun bulunmadığı, davalının sözleşmeyi kabul ve bağlı olduğunu beyan ettiği, davacının davalının edimlerini yerine getirmesi için sözleşmede belirlenen süreyi beklemeden erken dava açtığı, sözleşmede kararlaştırılan süre beklense dahi davalının sözleşmeye uymayacağı yönünde bir delil de sunulmadığı dolayısıyla tapu iptali ve tescil talebi yerinde olmadığı gibi sözleşmenin 5.maddesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının da dava tarihi itibariyle oluşmadığı sonucuna varılarak davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ve davalılardan ... Ltd. Şti yıllarca ortak olarak faaliyette bulunduktan sonra 11.04.2022 tarihinde “Tasfiye ve İbra” sözleşmesi hazırladıklarını, tarafların bu sözleşme ile karşılıklı ve muhtelif edimler üstlendiğini, davacının vekili ve davalı 13.04.2022 tarihinde tapu müdürlüğüne gittiklerini, davacı hesabına 530.000-TL yatırıldığının görülmesi üzerine ilk adım olarak davacı tarafından önceden imzalanmış sözkonusu “Tasfiye ve İbra” sözleşmesi tapu dairesinde 13.04.2022 tarihinde davalı tarafından da imzalandığını ve ikinci adım olarak da iki adet bağımsız bölümdeki ½ şer hissenin davalı şirkete devir ve tescil ettirildiğini, bir gün sonra ise sözleşmede davalı ... Şti’nin imzasının yok olduğunun ve imzanın uçucu mürekkep kalemi ile atıldığının anlaşıldığını, davalı şirket yetkilisi yeniden imzalamayacağını ve sözleşmeyle bağlı olmadığını söylediğini,“Tasfiye ve İbra” Sözleşmesindeki davalı ... Şti’nin edimlerinden kaçınmak için böyle bir kalem kullandığı anlaşıldığından Özel Evrakta Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçlarından dolayı İstanbul Cumhuriyet Baş Savcılığına ... No ile başvurulduğunu, "Tasfiye ve İbra Sözleşmesi”ndeki imzanın mürekkebi uçucu kalemle yazıldığından TBK 14. maddesi gereği bu sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceğini, iptali talep edilen tescillerin sebebi / illiyetinin davalının imzası olmayan (uçucu mürepli kalemle imzalandığından) “tasfiye ve ibra sözleşmesi” olduğunu, uçucu mürekkep kalemiyle sözleşmenin imzalanması aldatma (hile) vasıtasıyla taşınmazların satışının temini için olup tapuda tescilin bu şekilde sağlandığını, imzasız bir sözleşmenin lafzen kabulü mümkün olmadığı gibi (TBK 14. M.) davalı vekilinin vekaletnamesinde bir senet kabulü yetkisi de bulunmadığını, davalı vekilinin sadece davayı kabul yetkisi olduğunu, davanın erken açılmadığını, zira sözleşme olmadığından sözleşmeye aykırılık da olmadığını, davanın kabulü gerekirken red edildiğini, davalının uçucu mürekepli kalemele sözleşmeyi imzaladığından ve imzanın sonradan yok olması nedeniyle kötüniyetli olup HMK 329. maddesine göre vekalet ücreti yönünden kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararına kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak TBK 14.maddesine göre imza zorunluluğu yerine getirilmediğinden sözleşme geçersiz hale geldiğinden bu geçersiz sözleşme nedeni ile tapuda yapılan ferağ ve devir de illiyet yokluğu nedeni ile geçersiz hale gelmiş olduğundan satışların iptaline, davacı adına tesciline ve davalı karşı tarafın cezai şarta mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil . Cezai şart istemine ilişkindir. Aldatma(hile), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. TBK'nın 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Hile iddiası her türlü delil ile ispatlanabilir ve belli bir şekle tabi değildir. HMK 203/ç fıkrası hükmüne göre iradeyi sakatlayan nedenler tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabilir. Dolayısı ile aynı yasanın 201. maddesinde yer alan senede karşı senet ile ispat kuralının da istisnasını teşkil eder.Somut olayda; Dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu kaydı ve resme akit örneklerinin dosya içerisine getirtildiği, tetkikinde; İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... ada, ... parselde bulunan 22 ve 23 no.lu bağımsız bölümlerin elbirliği halinde davacı ve davalı şirketler adına kayıtlı iken █████/2022 tarihinde davacı şirketin hisselerini davalı şirkete 22 no.lu yer için 500.000,00 TL ve 23 no.lu yer için 500.000,00TL bedelle satış sureti ile devrettiği, resmi akitte satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının yazılı olduğu, davalı şirket tarafından da █████/2022 tarihinde 22 no.lu bağımsız bölümdeki 1/2 hisse davalı ... adına ve 23 no.lu bağımsız bölümdeki 1/2 hisse davalı ... adına ayrı ayrı işlemle satış sureti ile devir edildiği ve hisselerin halen bu davalılar adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu C.Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyası mahkemece incelendiği; davacı şirket yetkilisince davalı şirket yetkilisi ... ile ... ve ... hakkında sahtecilik, dolandırıcılık iddiasıyla şikayetçi olunulduğu, █████/2022 tarihli ibra protokolünün mürekkebi yok olan kalemle imzalandığının iddia edildiği, soruşturmanın sürdüğü anlaşılmıştır. Davacı tarafça █████/2022 tarihli "Tasfiye ve İbra Sözleşmesi"başlıklı protokol dosyaya ibraz edildiği, incelendiğinde; taraflarının davacı ve davalı şirketler olduğu, tarafların aralarında kurulan ... İnş.Adi Ortaklığı'nın tasfiye ve ibra koşullarını kararlaştırdıkları, bu kapsamda sözleşmenin 1-a maddesi ile tarafların bu davaya konu ... ada ... parselde kayıtlı 1/2 müşterek hisse sahibi oldukları 2 bağımsız bölüm hariç olmak üzere birbirlerini ibra ettikleri, 1-b ve devamı maddelerinde davacının her iki dairede adına kayıtlı 1/2'şer hisseyi 939.298 TL.nakit bedel ödenmesi karşılığı davalı şirkete devredeceği bu madde gereğince davalı şirketin davacının banka hesabına 400.000 TL.ödemeyi █████/2022 tarihinde yapmış olduğu, bakiye 539.298 TL.davalı tarafından davacının hesabına ödendiğinde davacının tapuda devri yapacağı (davalıya ya da göstereceği 3.kişiye)kabul edildiği, sözleşmenin 4.maddesi ise tapu devir ve tescil işlemleri yapıldıktan sonra adi ortaklık ile iş ortaklığına ait borçlar hakkında düzenleme bulunduğu ve taahhütlerini belirlenen zamanında yerine getirmeyen taraf diğer tarafa tenzilini talep ve dava etmeksizin 250.000 TL.cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğine ilişkin düzenleme bulunduğu görülmüştür. Davalı tarafça █████/2022 tarihli 530.000,00 TL ve █████/2022 tarihli 400.000,00 TL davacı tarafa yapılan ödemelere ilişkin dekontları dosyaya sunduğu görülmüştür. Mahkemece mahallinde keşif icra edildiği, bilirkişi kurulu █████/2022 tarihli raporunda; dava tarihi itibariyle dava konusu 22 no.lu bağımsız bölümün 1/2 hissesinin 2,375.000,00 TL olduğunu, 23 no.lu bağımsız bölümün 1/2 hissesinin 2,500.000,00 TL olduğunu rapor ettiği, toplam değerleri üzerinden davacı tarafça harç ikmalinin yapıldığı görülmüştür. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlirdirildiğinde; █████/2022 tarihinde tasfiye ve ibra sözleşmesinin imzalanmasından sonra davalının █████/2022 tarihinde 530.000 TL davacı adına ödeme yaptığı, davacının da █████/2022 tarihinde taşınmaz hisse devrini yaptığı, tapuda resmi akitte bedelin tamamının alındığının yazılı olduğu ve eksik bedele yönelik hiçbir ihtirazı kayıt bulunmadığı ve ödemenin kısmi olduğuna dair şerh bulunmadığı, davacı tarafça taraf şirketler arasındaki tasfiye ve ibra sözleşmesindeki imzanın uçucu olduğu ve TBK 14. maddesine göre sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceğini belirtmiş ise de davalı şirketin sözleşmenin varlığını ve taraflarına yüklenen edimleri inkar etmediği, edimlerin bir kısmının gerçekleştiği, bu hali ile hisse devrinde imzanın uçucu olması nedeniyle davacı tarafın aldatıldığının kabulü ile satış işleminin iptalini talep etmenin TMK 2. Madde hükmü karşısında mümkün olmadığı, kaldı ki sözleşme davalı şirket tarafından inkar edilmediğinden eksik kalan edimler için tarafların edimlerin ifası için yasal talep haklarını kullanma imkanları olduğu anlaşılmakla mahkemece davanın reddine dair verilen karar ve gerekçesinde herhangi bir yanılgı bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. İlk derece mahkemesince tüm delillerin toplandığı, değerlendirilip tartışıldığı, kabul ve reddediliş sebeplerinin gerekçeleriyle açıklandığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil eden bir hususa da rastlanmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine temyiz yasa yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen █████/2023 tarih ve ████████ Karar sayılı gerekçeli kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusu reddedildiğinden; alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL istinaf harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına, 3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın HMK'nın 301. maddesi gereği taraflara re'sen tebliğe çıkarılmasına,6-Kararın kesinleşmesi ile dosyanın mahkemesine iadesine, Dair, HMK'nın 362/1.a. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!