Anahtar kelimeler: Cismani Bam Esaskarar Yazildiği Başkan Anonim Katip Adana Ölüm Üye

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN
:ÜYE
:ÜYE
:KATİP
:İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ
: .... Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI
: ... Esas, ... KararDAVACILAR
: 1- ...2- ...VEKİLİ
: Av.DAVALI
: 1- ... Sigorta Anonim ŞirketiVEKİLİ
: Av.DAVALILAR
: 2- ...3- ...4- ...DAVA
: Tazminat (Ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat)KARAR TARİHİ
: 06.03.2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: 06.03.2025.... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Tarafların iddia ve savunmalarının özeti
:DAVA
: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 11.06.2015 tarihinde ... plakalı ... sevk ve idaresindeki, ...'ın maliki olduğu ve ... Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi düzenlenen motosiklet ile yaşı küçük ...'nın kullandığı bisikletin karıştığı kaza nedeniyle davacıların 17 yaşındaki desteği ...'un vefat ettiğini, vefatından evvel ...'un, ... Çıraklık Eğitim Merkezi'nde kuaförlük eğitimi aldığını ve kuaför yanında çalıştığını, sigorta şirketine başvuru yapılmasına rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını beyan ederek davanın kabulü ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere her bir davacı için 500,00'er TL maddi tazminatın (Toplamda 1.000,00 TL) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tüm davalılardan, her bir davacı için 30.000,00'er TL manevi tazminatın (Toplam 60.000,00 TL) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sigorta şirketi hariç diğer davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.ISLAH
: Davacılar vekili 02.10.2022 e-imza tarihli dilekçesi ile dava değerini ... için 117.778,52 TL'ye, ... için 163.888,42 TL'ye olmak üzere toplamda 281.666,94 TL'ye ıslah etmiştir.CEVAP
: Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kaza nedeniyle 2918 sayılı yasa 97.maddesi hükmü gereğince zorunluluk olan sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmediğini, davanın usulden reddinin gerektiğini, poliçeye göre teminat limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olunabileceğini, kusur oranının uzman bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, kaza tarihinden itibaren ticari faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, SGK'dan rücuya tabi ödeme olup olmadığının sorulması gerektiğini, cenaze ve defin giderlerinin teminat kapsamında olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.Davalı asıl ...'ın cevap dilekçesinde özetle; olay günü davacı tarafın vefat eden oğlunun ayrı bir motorda kendisinin ayrı bir motorda seyrettiğini, önde kendisinin gittiğini, arkadan gelen maktul ... ... ile ...'nın çarpıştığını, bu kaza neticesinde ...'un vefat ettiğini, önde gittiği için kazayı birebir görmediğini, kaza olduğunu görünce döndüğünü, ...'ın ailesine haber vermek için olay yerinden ayrıldığını, gıyabında sanki kazayı kendisi yapmış gibi olayın içine sokulduğunu, yapılan keşif sonucu olay yerinden 97 metre uzakta olduğunun tespit edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı asıl ... cevap dilekçesinde özetle; olay günü davacı tarafın vefat eden oğlunun ayrı bir motorda kardeşinin ayrı bir motorda seyrettiğini, kardeşinin önde gittiğini, arkadan gelen maktul ... ... ile ...'nın çarpıştığını, bu kaza neticesinde ...'un vefat ettiğini, kardeşi önde gittiği için kazayı birebir görmediğini, kaza olduğunu görünce döndüğünü, ...'ın ailesine haber vermek için olay yerinden ayrıldığını, gıyabında sanki kazayı kendisi yapmış gibi olayın içine sokulduğunu, yapılan keşif sonucu kardeşinin olay yerinden 97 metre uzakta olduğunun tespit edildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...'ya velayeten ... ... Ve ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davayı kabul etmediklerini, oğulları ...'nın kaza neticesinde günlerce hastanede tedavi gördüğünü, hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığını, davacının ceza dosyasında şikayetçi olmadığını, davacıların davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, manevi tazminat davasında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamayacağını, ticari faiz istemini kabul etmediklerini, kaza nedeni ile etkilendiklerini, çok büyük zarara uğradıklarını, baba ...'ya akciğer kanseri teşhisi konulduğunu, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporlarının hukuk hakimini bağlamayacağını, maddi tazminat taleplerinin açıklanmadığını, sigortadan tazminat alınmış ise bunun sorulmasını talep ederek davanın reddini talep etmişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davanın kabulü ile; davacıların maddi tazminat talebi yönünden; davacı ... için 163,888,42 TL tazminatın, davacı ... için 117,778,52 TL tazminatın olmak üzere toplam 281,666,94 TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen, davalılar ..., ..., ...'ya velayeten ... ... ve ... yönünden kaza tarihi olan █████/2015 tarihiden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden ise █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların manevi tazminat talebi yönünden; davanın kabulü ile, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ...'ya velayeten ... ... ve ... müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan █████/2015 tarihiden itibaren işleyecek yasal faiz ile tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ...'ya velayeten ... ... ve ... müştereken ve müteselsilen kaza tarihi olan █████/2015 tarihiden itibaren işleyecek yasal faiz ile tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği görüldü.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ
: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kısa kararda taleplerinin tüm davalılar yönünden tam olarak müşterek ve müteselsil olarak kabul edilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda maddi tazminata ilişkin vekalet ücreti hesabı yaparken hata yapılış ve 42.433,37 TL vekalet ücretinin ( sigorta şirketi yönünden 33.395.06 tl ile sınırlı olmak kaydıyla ) davalılardan müşterek ve müteselsil tahsiline denilmiş olduğunu, maddi tazminata ilişkin vekalet ücretinini bu şekilde ayırmadan tüm davalılar yönünden tam hesaplanmasının gerektiğini, dava değerinin hatalı alınarak yargılama gideri ve harç hesabında orantılamada hata yapılmış olduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulması ve alacaklarının yasal değil ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesi gerekirken, bu şekilde verilmemiş olmasının hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.Karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kazanın oluş şekli itibariyle sigortalı sürücü bakımından illiyet bağının kesilmiş olduğunun açık olduğunu, buna rağmen █████/2018 tarihli adli tıp raporu ile sigortalı davalı sürücüye %20 oranında tali kusur verilmiş olması ve bu rapor doğrultusunda hüküm tesisinin doğru olmadığı kanaatinde olduklarını, sigorta poliçesi ile işletenin poliçe limiti dahilinde tazminat sorumluluğunu yüklenen sigorta şirketinin gerçek zarardan, işletenin ve eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, aksi yöndeki hesaplamaların fahiş ve davacının, müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleşmesine neden olacak mahiyette olduğunu, hükme esas alınmış olan █████/2022 tarihli 2. ek bilirkişi raporunun hesaplama yöntemi açısından denetime açık olmadığını ve raporun hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.Karara karşı davalı ... vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, kazanın müteveffanın dikkatsiz ve tedbirsiz olarak yola çıkması nedeniyle gerçekleştiğini, ceza dosyasından alınan raporla müvekkilinin kazanın oluşumunda kusurunun olmadığının tespit edilmiş olduğunu, dosyadan aldırılan raporda müvekkiline %20 oranında kusur verilmiş ise de meydana gelen kaza ile müvekkilinin eylemi arasında hiçbir illiyet bağı bulunmadığını, raporların çelişmesi nedeniyle yaptıkları itiraza rağmen mahkemenin itirazları dikkate almadan karar vermiş olduğunu, kazada davacıların murisinin de kusurlu olmasına rağmen yerel mahkemece manevi tazminat taleplerinin tümden kabul edildiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması ile talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 53/1-3, 55 ve 56. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, destekten yoksun kalınmasından doğan maddi ve manevi tazminat davasıdır.İlk derece mahkemesince, maddi ve manevi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararı, davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili istinaf etmiştir.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçelerinde özetle müvekkilinin ekonomik durumlarının istinaf harç ve yargılama giderlerini karşılayacak durumda olmadığını ve bu nedenle adli yardım talebinde bulunduğunu beyan etmiş olup, yapılan inceleme sonucunda davalı ... vekilinin adli yardım talebinin HMK'nın 336/2. maddesinde öngörülen gelir kaynakları ve zorunlu giderleri dikkate alındığında kabulüne ve dairemizce verilecek karar kesinleşene kadar, bu davalının yapılacak masraf ve harçlardan muafiyetiyle, masrafların haksız çıkan tarafa yüklenilmek üzere şimdilik suç üstü ödeneğinden karşılanmasına, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan incelenmesine karar verilmiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin hükme esas alınan kusur oranına ve sorumlu tutuldukları kusur miktarına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;Somut olayda, █████/2015 günü saat 12:05 sıralarında destek sürücü ..., yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklet ile davalı sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletlerin aynı yöne seyir halinde oldukları, olay yerine geldiklerinde ön ilerisinde yolun sağında bulunan 2005 doğumlu çocuk sürücü ... yönetimindeki bisikletin yolun soluna yönelmesiyle söz konusu bisiklete çarpması, destek sürücü ..., yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklet ile davalı sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletine çarpması sonucu destek ...’un hayatını kaybettiği şeklinde olayın gerçekleştiği anlaşılmıştır. Keza iş bu husus Adana Bölge Adliyesi Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamının kesinleşmesi ile maddi olgu olarak kabul edilmiştir.Buna göre, ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü davalı ... ve destek sürücü ... ... plaka sayılı motosiklet yönetimindeki araç ile seyri sırasında hızını mahal şartlarına göre ayarlamayarak kavşak yaklaşımında hızını azaltmayarak, yolun sağındaki bisikletlinin kontrolsüz biçimde sola yönelmesi sonucu söz konusu bisiklet sürücüsü destek ...'a çarpması ve çarptığı bisikletin sola savrularak kendisiyle aynı yöne yanında seyreden ölen ... yönetimindeki motosikletle çarpışarak sürüklenmesi sonucu meydana gelen olayda, tali kusurlu oldukları, mağdur ...’nın ise taşıt yolu üzerinde bisiklet kullanabilmesi için KTK.37 gereğince 11 yaşını bitirmiş olması gerektiği halde bu hususa riayet etmemiş, yönetimindeki bisiklet ile olay yeri yolun soluna manevra yapmadan önce, yolu etkin biçimde kontrol etmesi ve yolun müsait olması durumunda manevrasını gerçekleştirmesi gerektiği halde bu hususlara riayet etmemek suretiyle kontrolsüz biçimde sola yöneldiği kaza meydana gelmiş olması nedeniyle olayda dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle asli derecede kusurlu olduğu ve maddi olayın bu şekilde gerçekleştiği anlaşılmıştır. Buna göre, ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü davalı ...’ın % 20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu, ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü destek ...’un % 30 (yüzde otuz) oranında kusurlu, 2005 doğumlu bisiklet sürücüsü ...’nın hareketlerinin oluş üzerine % 50 (yüzde elli) oranında etkili olduğu anlaşılmıştır.2918 Sayılı KTK'nun 85 /1 maddesinde; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adıaltında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar."2918 Sayılı KTK'nun 88 /1 maddesinde; "Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur."2918 Sayılı KTK'nun 90 /1 maddesinde; " Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."2918 Sayılı KTK'nun 91 /1 maddesinde; - (Değişik madde: █████/1996 - ███████ md.) "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur."Yukarıdaki yazılı kanun normları karşısında, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. 50. maddesi ya da birden çok kimsenin değişik nedenlerle meydana getirdikleri aynı zarardan sorumluluklarını düzenleyen BK. 51. maddesi uyarınca ve aynı yasanın 142. maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. Ancak aynı yasanın 141. maddesi gereğince, teselsül ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. Davacılar dava dilekçesinde açıkça ve tereddüte yer vermeyecek biçimde davalılar müşterek ve müteselsil talebinde bulunduğu dikkate alındığında, destek ...'un kusurunun düşüldükten sonra davalıların gerçekleşen kazadan, %70 kusur oranıyla müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları anlaşılmıştır. Bu nedenle davalılar vekillerinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90.maddesined yer alan “…Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenen hususlar hakkında █████/2011 tarihli ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır…” hükmü ile aynı Kanunun 92/i maddesinde yer alan; “… Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler…” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarih ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin birinci cümlesinde yer alan “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92.maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Bu durumda mağdurların zararının ve zararın kapsamının 2918 Sayılı Kanun ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile dair hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.Bu çerçevede Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihat edilmiştir.( Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve █████████ Esas, ███████ Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████/2021 gün ve 2021/ 2457 esas ve 2021 / 3304 karar sayılı kararı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ██████████ esas ve █████████ karar sayılı █████/2022 günlü kararı)İlk derece mahkemesi tarafından tarafından hükme esas alınan 07.01.2022 tarihi hesap bilirkişi raporu incelendiğinde bilirkişinin davacının zararın belirlenmesine ilişkin olarak “… TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin….” tespitlerile davacıların destekten yoksun kalınmasına ilişkin zararı belirlenmiştir. Şu durumda, yukarıda açıklanan yerleşik Yargıtay kararları ile mağdurların zararının ve zararın kapsamının belirlenmesinde TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca progresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiğinden, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf haklı görülmemiştir.Davalı ... vekilinin hükmedilen manevi tazminat yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne göre “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda █████/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı ...'ın sürücüsü olduğu davacılar murisine çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacıların murisinin vefat ettiği, alınan kusur raporlarına göre trafik kazasının meydana gelmesinde davalıların %70 kusur oranı ile sorumlu tutulması gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda tarafların belirlenen ekonomik sosyal durumları, kusur oranları, kaza ve davanın tarihi, davacıların ölene yakınlıkları, davacıların ve ölenin yaşı, paranın satın alma gücü, olay tarihi birlikte değerlendirildiğinde hükmolunan manevi tazminatın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacı vekilinin hükmedilen vekalet ücretine yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde;Maddi tazminat yönünden davalılar ... Sigorta A.Ş., ..., ... ve ...'ın sorumlu oldukları miktarın 281,666,94 TL olduğu, bu miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 42.433,37 TL'nin tüm davalıların sorumluluğunda olması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalı görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusu bu yönüyle haklı bulunmuştur.Davacı vekilinin yargılama giderine yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde;6100 Sayılı HMK'nın 323 ve devamı maddeleri gereğince dava konusu tazminat talepleri yönünden yazılı şekilde yargılama giderine hükmedilmesi yerinde görülmekle, davacı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.Davacı vekilinin faizin başlangıç tarihine yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde;Gerçekleşen kazada davalılar ... Sigorta A.Ş. ... ve ...'ın ... plakalı hususi kullanıma ait motorsikletin işletilmesi sırasında gerçekleşen zarar nedeniyle sorumlu oldukları, diğer davalı ...'nın ise kazaya karışan bisikletin kullanımından kaynaklı olarak sorumlu olduğu dikkate alındığında yasal faize hükmedilmesi yerinde görülmekle davacı vekilinin bu husustaki istinaf başvurusu haksız bulunmuştur.HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönüyle kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile;a- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 7. BENDİNİN KALDIRILMASINA,b- Hüküm fıkrasının 7. bendinin,"7-Maddi tazminat yönünden; davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden A.A.Ü.T. hükümleri uyarınca hesaplanan 42.433,37 TL vekalet ücretinin davalılar ... Sigorta A.Ş., ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsillen tahsili ile davacılara verilmesine,'' ŞEKLİNDE DÜZELTİLMESİNE,c- İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına,İstinaf giderleri açısından;2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,3-Harçlar Kanunu uyarınca davalı ... Sigorta A.Ş.'den alınması gereken 19.240,66 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 4.811,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.429,66 TL harcın bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davalı ...'ın adli yardım talebi dairemizce kabul edildiğinden bu davalı tarafından istinaf harçları yatırılmamış olup; Harçlar Kanunu gereğince davalı ...'tan alınması gereken 23.339,26 TL istinaf karar harcı ile 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplamda 23.559,96 TL harcın karar kesinleştiğinde bu davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Davacılar tarafından karar sonrası yapılan tebligat ve dosyanın istinafa gönderim ücreti toplamı 294,50 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,7-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından karar sonrası yapılan tebligat ve dosyanın istinafa gönderim ücretleri toplamı 261,40 TL yargılama giderinin davalının üzerinde bırakılmasına,8-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade, harç iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00 TL) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy çokluğu ile karar verildi. 06.03.2025Başkan Üye Üye Katip¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır(Karşı oy)KARŞI OY GEREKÇESİDairemizin sayın çoğunluğu tarafından iş bu dosyada temyiz kesinlik sınırının 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi ve aynı yasanın Ek 1/2 maddesi gereğince 544.000,00 TL olduğu kabul edilerek buna göre Dairemizin kararının kesin olduğu belirtilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin █████/2025 günlü resmi Gazetede yayınlanan ████████ esas ████████ sayılı █████/2024 günlü kararı ile 6100 Sayılı HMK'nın █████/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesi ile eklenen ek 1. maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan "...341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükmündeki " 341 inci, 362 nci ve" ibarelerinin Anayasanın 13 ve 36 maddelerine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir. Söz konusu kanun maddesindeki "362." ibaresinin iptaline karar verilmiş olması nedeni ile artık 6100 sayılı yasanın 362. maddesinde yer alan Bölge Adliye Mahkemelerince verilen kararların temyiz sınırını belirleyen parasal sınırlara ilişkin olarak Bölge Adiye Mahkemesince hüküm verildiği tarihteki miktarın uygulanması olanaklı değildir. Zira temyiz sınırına ilişkin olarak Blge Adliye Adliye Mahkemesinin " karar tarihindeki" miktara göre temyiz sınırının belirlenmesine ilişkin hükmün Anayasa'nın 13 ve 36. maddelerine aykırı olduğu Anayasa mahkemesince tespit edilmiş ve bu tespite ilişkin karar Resmi Gazetede yayınlanmıştır.Dolayısı ile artık Anayasa'ya aykırı olduğu tespit edilen bir kanunun hükmüne göre temyiz kesinlik sınırının belirlenmesi olanaklı değildir.Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler.Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararının resmi Gazetede yayınlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de;T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararı).Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve ███████-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve ███████-12 E., ████████ K. sayılı kararında ve yine 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 E., ███████ K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., ███████ K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır.Görüldüğü üzere, Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.Bu nedenlerle eldeki dosyada dosyamız davacılar vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... vekili tarafından ilk derece Mahkemesinin 03.10.2022 günlü kararına karşı istinaf yasa yoluna başvuru yapılmış olup bu tarihteki temyiz sınırı olan 107.090,00 TL miktarı esas alınarak dairemizce verilen kararın temyize tabi olduğu kanaatinde olduğumdan dairemizin kararının kesin olduğu yönündeki karar katılmadığımdan dairemiz kararına bu yönü ile karşı oy kullanmaktayım.BAŞKAN(Karşı oy)¸e-imzalıdırİş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır