Anahtar kelimeler: Niyeti Ekstresinin Ekstresinden Satımdan Büyükçekmece Cari Görüleceği Sunulduğunu Durduğunu Ekinde

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2024GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2024Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü’nün ...... E. Sayılı icra dosyasına 26.05.2022 tarihli dilekçe ile itiraz ettiğini ve bunun üzerine icra takibinin durduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari iş ilişkisi kurulduğunu, dava dilekçesi ekinde ilgili faturaların ve cari hesap ekstresinin sunulduğunu, müvekkili şirketin cari hesap ekstresinden ve faturalardan da görüleceği üzere davalı borçlu şirketin müvekkili şirkete borcunun bulunduğunu, takip öncesi ve sonrası davalı tarafça hiç bir ödeme niyeti gösterilmediğini ve taraflarınca başvurulan Büyükçekmece Arabuluculuk bürosunun ...... numaralı arabuluculuk dosyasına başvurulduğunu ancak davalı tarafla anlaşma sağlanamadığını, ihtiyati tedbir-ihtiyati haciz taleplerinin bulunduğunu, davalının, davacı müvekkilinin zararının karşılamaksızın ortadan kaybolma riskinin açıkça ortada olduğunu, söz konusu alacağına ilişkin dilekçe ekinde sunulan mailler, faturalar ve cari hesap ekstresi dikkate alındığında alacaklarının yaklaşık olarak ispat edildiğini, ayrıca davalı taraf takibe haksız yere itiraz ederek dava sonunda Sayın Mahkemece hükmedilecek kararın infazını engelleme durumu söz konusu olma ihtimali olduğunu, bu nedenle Sayın Mahkemenizce takdir edilecek öncelikli olarak teminatsız şekilde veya teminat karşılığı davalıların adına kayıtlı menkul ve gayrimenkullere dava değeri kadar ihtiyati haciz konulması isteme zarureti hasıl olduğunu, ayrıca borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile takip durduğu için, mahkemece müvekkilinin zararının karşılanması ve takibe devam edebilmek ve Borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan, mahkemece uygun görülecek tercihen teminatsız veya teminat karşılığı, borçlunun, borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, neticede davalı/borçlunun Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü’nün ...... E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü’nün ...... E. Sayılı dosyasından başlatılan takibin, takip talebindeki diğer şartlarla aynen devamına, Davalı/borçluların aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, mahkemece takdir edileceği üzere davacı müvekkilinin alacağının tehlikeye düşme ihtimali ve mahkemece verilecek kararın uygulanabilirliğini sağlamak amacıyla tercihan teminatsız veya teminatlı olarak davalının menkul veya gayrimenkullerine dava değeri kadar ihtiyati Haciz konulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı/borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Cevap Dilekçesi
: Davalı dava dilekçesinin usul ve yasaya uygun olarak tebliğine rağmen yasal süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görüldü.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Uyuşmazlığa konu icra takip dosyası mahkememiz dosyasına celp edilmiştir.3-Mahkememizin █████/2023 tarihli celsesi ile tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve Her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''üsülüne uygun tutulmuş olan 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defter kayıtlarına göre aralarında açık hesap şeklinde yürüttüğü ve 2022 yılının 4. ayında sona eren ticari ilişkinin bulunduğu, davalıya düzenlemiş olduğu faturalardan davalıdan yapmış olduğu kısmi tahsilatları düştükten sonra cari hesap bakiyesinden dolayı takip tarihi itibariyle davalıdan 35.791.96 TL alacaklı gözüktüğü, sayın mahkemenin ticari defter incelemesine dair ara kararına rağmen davalı yana ait ticari defterler bilirkişi incelemesine sunulmadığından davalı yana ait ticari defterlerde dava konusu uyuşmazlık ile ilgili ne gibi kayıtlar bulunduğunu belirleyebilmenin mümkün olmadığı, mali yönden bakıldığında davacının davalı ile olan ilişkisine dair faturalar ve usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 435.791.906 TL alacaklı olduğu sonucuna ulaşılmakta olduğu, dosya kapsamına göre taraflar arasında borcun ödeme tarihine ilişkin yapılmış olan yazılı bir anlaşma bulunmadığı ve herhangi bir temerrüt ihtarı da bulunmadığı anlaşıldığından davacının takip öncesi döneme ait işlemiş faiz talebinin mümkün olmadığı,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.5-Taraflara ait vergi kayıtları celp edilerek incelenmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı başlatmış olduğu icra takip dosyası ile taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde davalıya fatura kesildiğini ancak davalı tarafından borcun ödenmediğini, takibe de itiraz edildiğini belirterek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutuldukları, usul ve yasaya uygun olarak açınış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfı olduğu tespit edilmiş, davalı kesin süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmamıştır.Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı ve davalı arasında 2021 ve 2022 yılları arasında yıllara sari şekilde taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının davacıya 435.791,96-TL borçlu olarak göründüğü tespit edilmiştir.Mahkememizce davalıya ait vergi kayıtları celp edilmiş, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği yapılan inceleme neticesinde anlaşılmıştır.Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu işi yaptığını da ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı tarafından kesilen faturaların borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin yapıldığı ve dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü borçluya geçmektedir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise ...... E., ..... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...... 'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ...... Hukuk Dairesi de ...... E., ...... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, █████/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi."Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacının 6100 sayılı Kanun'un 222. Maddesi gereğince usul ve yasaya uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtları ve takibe dayanak faturalar ile alacağını ispatladığı, davacı tarafından kesilen faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu noktada davalı tarafından BA formu ile davacının kestiği faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması ve davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde davacı tarafından kesilen faturalara itiraz ve iade işleminin davalı tarafından yapılmamış olması sebebiyle davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu işi yaptığı ve faturaların içeriklerinin kesinleşmiş olduğu hususunda davacı lehine karine teşkil ettiği, davacının alacağını ispatladığı, aksini ispat yükünün ise davalı üzerine geçtiği anlaşılmaktadır.Buna karşılık ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından kesin süre içerisinde ticari defterler incelemeye sunulmamış olup, başkaca herhangi bir delil de sunulmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi gereğince davacının ticari defterlerini sunduğu ve davacı lehine delil teşkil ettiği, davalının ise defter ve kayıtlarını sunmadığı bu sebeple borcunun bulunmadığını ispatlayamadığını kabul etmek gerekmiştir.Nitekim Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ..... Esas, ...... Karar sayılı kararı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise ..... Esas ve ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davacının 435.791,96-TL alacaklı olduğunu ispatladığı, ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından aksinin ispatlanamadığı gözetilerek, 435.791,96-TL asıl alacak yönünden davacının itirazın iptali talebinin kabulü ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davacı tarafından işlemiş faiz yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün ispatlanamadığı gözetilerek işlemiş faiz yönünden davacının itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından işleyecek faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının yasal faiz talep ettiği yasal faiz talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranı yönünden de itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir.Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit alacak olduğu anlaşılmış bu sebeple tazminat koşullarının oluştuğu değerlendirilerek itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 87.158,39-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 435.791,96-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin REDDİNE,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 87.158,39-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 29.768,95-TL harçtan peşin alınan 7.456,92-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 22.312,03-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 1.556,93-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafça yatırılan 7.456,92-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 7.726,77-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafça yapılan 5.117,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.106,93-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 69.368,79-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024Katip ......Hakim .....¸e-imza