Anahtar kelimeler: Vefatından Mimarlık Bugüne Gazetesinin İstemli Sayfasında Ortağın Ortağının Ştinin Babası

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilin ortağı bulunduğu ........ Mühendislik Mimarlık İnşaat San. Tic. Ltd. Şti'nin 2013 yılında 2 ortaklı olarak kurulduğunu ve kuruluşa ilişkin ana sözleşmenin 31.01.2013 tarihli ve ..... sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ...... sayfasında yayımlandığını, adı geçen şirketin .... Sicil Numarası ile de İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olduğunu, ortaklardan birinin davacı, diğer ortağın ise babası .... olduğunu, .....'ün 07.09.2017 tarihinde vefat ettiğini, şirket ortağının vefatından bugüne kadar şirketin herhangi faaliyeti bulunmadığını, şirketin Gelir İdaresi Başkanlığına ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na herhangi bir borcu bulunmadığını, şirket ortağının vefatı sebebiyle şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin imkanı kalmadığını beyanla şirketin haklı nedenle feshine ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Temsil kayyımı cevap dilekçesinde özetle; Davacının ortak olduğu ve aynı zamanda münferid imza yetkili şirket müdürü olduğu, davalı şirketlerin temsil kayyımı sıfatı ile şirketlerin müdürler kurulu toplama, genel kurul toplama ve sair bir süreç işletilmeden doğrudan fesih ve tasfiye davası ikame etmesinin tek başına haklı olamayacağı, şirketlerin Vergi Dairesi, SGK gibi kurumlarda kayıtları soruşturularak hiç faaliyete geçmeme, kuruluştan sonra amacına uygun iş yapamama durumu sabit olursa, fesih ve tasfiye talebinin degerlendirilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Bilirkişinin mahkememize █████/2024 tarihli raporunda özetle: "Huzurdaki davada uyuşmazlık konusunun; haklı nedenle şirketin fesih talebi haklı sebeplerin varlığı, davacın haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı ya da terditli olarak davalı şirketin TTK 531. Maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, hususlarında toplandığı, Mali incelemelerde detayları ile yer aldığı üzere Şirketin gayri faal olduğu, Dava tarihine kadar kesinleşmiş mali tablolarına göre iştigal konusu faaliyetlerinden hiçbir şekilde gelir elde etmediği, dolayısı ile giderlerini karşılayamadığı için zarar raporladığı ve takip eden dönemlerde zarar nedeni ile Özkaynaklarının aşındığı, Şirketin incelenen Kurumlar Vergisi Beyannamesinden tespit edildiği üzere , 2019-2020-2021-2022-2023 Yıllarının tamamında zarar raporladığı, incelenen hiçbir dönemde kar dağıtımı gerçekleştirmediği, Şirket faaliyetlerinden ötürü gelir elde edemediği için zarara uğradığı, kar beyan etmediği için dağıtabilir karı da bulunmadığı, Şirketin Ortaklık yapısı aşağıda görüldüğü 9450 eşit hisse payı ile ...... ve ......'e ait olduğu, ortakların münferiden temsile yetkili olduğu, Şirketin uzun yıllardır kar elde etmemesi ve/veya zararda olmasının fesih haklı bir sebep olarak kabul edilip edilemeyeceği hususundaki nihai takdirin sayın mahkemeye ait olduğu, Takdiri tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, görevlendirilmem çerçevesinde hesaplandığı üzere, rapor içeriğinde açıklanan hususlar çerçevesinde (Bknz.syf.8-9), 31.12.2023 Kurumlar Vergisi Beyannamesi nezdinde Gelir İdaresi Başkanlığına sunulan Bilançolarının tetkikinden Şirketin tespit edilen Özkaynaklarına göre Davacı ortağın Şirket hisse payı olan 9650 hisse oranına isabet eden Davacı Ortağın Ayrılma Payı akçesinin 86.357,20 TL hesaplanabileceği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; 6102 sayılı TTK'nun 636/3 madde ve fıkrası uyarınca limited şirketin haklı sebeple tasfiyesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacının ortağı bulunduğu şirketten haklı sebeple çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı yada terditli olarak davalı şirketin TTK 531. maddesine göre haklı sebeplerle fesih koşullarının oluşup oluşmadığı, makul kabul edilebilir çözüm yolu bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı, tespit edilmiştir.
Mahkememizce ön inceleme duruşması öncesi █████/2024 tarihinde Davalı ..... sicil numaralı ........ MÜHENDİSLİK MİMARLIK İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ''ne davada temsil kayyımı olarak ....... 'in re'sen tayinine karar verilmiştir.
Yapılan yargılama, toplanan ve sunulan deliller, ticaret sicil kayıtları, müzekkere cevapları ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;
TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 3.maddesinde; Tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukukî ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir.
Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir. Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir. Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır. Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.
TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir. Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir.
Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler. Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir. Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmazlık şirketin faaliyetlerinin devamını etkilemeyebilir. Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir.
Somut olayda; Şirket ortağı ......, 07.09.2017 tarihindevefat ettiği, Şirket ortağının vefatından bugüne kadar şirketin herhangi faaliyeti bulunmadığı, Şirketin Gelir İdaresi Başkanlığına ve Sosyal Güvenlik Kurumu’naherhangi bir borcu bulunmadığı, Şirket ortağının vefatı sebebiyle şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin imkanının kalmadığı, dikkate alınmıştır.
TTK'nun 636/3 maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. " düzenlemesi getirilmiştir. Kanun koyucu anonim şirketlerden farklı olarak limited şirketlerde haklı sebeple fesih davası açma hakkını şirkette belirli oranda pay sahibi olmaya bağlamamış, her bir ortağa şirkette sahip olduğu sermaye payı oranından bağımsız olarak bu hakkı tanımıştır. Şirketin haklı sebeple feshi, ikincil bir çözümdür. Bu talebin ikincilliği hem davanın açılması hem de davada verilecek hüküm bakımından geçerlidir. Haklı sebeple fesih davasının diğer hukuki yollarla ilişkisi konusu çok net bir biçimde ortaya konulmuş değildir. Ancak İsviçre doktrininde bugün hakim olan ve Türk doktrininde de benimsenen görüş davanın ikincil niteliğinin bu davaların açılmasının haklı sebeple fesih davasının ön şartı olmadığı yönündedir. Gerçekten de davanın ikincil nitelikte olması diğer davalar ile arasında bir bağlılık bulunduğu ve azlığın bu davaları açmadan haklı sebeple fesih davası açamayacağı anlamına gelmez. O nedenle örneğin genel kurul kararının iptali yolu yerine haklı sebeple fesih davasına başvurulmuş olması davanın reddini gerektirmez. Hakim fesih dışında alternatif bir çözüme karar verebileceğinden, diğer çözüm yollarına başvurulmadan bu davanın açılması sakıncalı sonuçlar doğurmayacaktır. Haklı sebebin varlığı hakimin haklı sebeple şirketin feshine karar verebilmesinin veya maddede öngörülen duruma uygun başka bir çözüme hükmedebilmesinin şartlarından birisidir. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması yargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bununla birlikte şirketin feshini gerektiren haklı sebebin somut olması gerektiğini, gelecekte meydana gelmesi mümkün uyuşmazlıklar veya zarar endişesi gibi nedenlerle şirketin feshinin talep edilemeyeceğini belirtmek gerekir. Bir başka anlatımla varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmezler. Haklı sebebin ekonomik olması şart değildir. Malvarlıksal olmayan pay sahipliği haklarının ihlali de haklı sebep oluşturabilir.
TTK.md.636 da nelerin haklı sebep sayılacağı gösterilmemiştir. Şahıs şirketlerinde olduğu gibi limited şirketlerde de ortakların aynı amacı gerçekleştirmek üzere müşterek gayret ve birbirlerine karşı güven ilişkisi içerisinde bulunmaları şirketin devamı için zorunludur. Şirketlerde olmazsa olmaz bu unsurların zedelenmesi, şirketin devamını ve kuruluş amacının gerçekleşmesini imkansız hale getirebilir. Ortaklar arasında özünde, aynı amaç için çalışma azminin olmaması şirketlerde güvensizliğe neden olacaktır. Böyle bir durumun varlığına rağmen, ortakları şirket sözleşmesi ile bağlı tutmak doğru değildir. Bu durumda ortağın şirketteki payını başkasına devrederek ayrılması düşünülebilirse de ortağın payını devrederek şirketten ayrılmasının zor veya imkansız olduğu hallerde, ortağın kendisini çekilmez bir hal alan ortaklık ilişkisinden kurtarabilmesi amacıyla haklı sebeple fesih hükümlerine yer verilmiştir.
Hakim, çoğunluğun davranışının haklı sebep olup olmadığını değerlendirirken TMK md. 2’de yer alan dürüstlük kuralını ve hakkın kötüye kullanımı yasağını esas almalıdır. Haklı sebepler yorumlanırken ikili sözleşmelerde uygulanan kriterlerden yararlanılabilirse de şirketler hukuku alanında bu kriterlerin birebir kullanılmasının mümkün olmadığına dikkat edilmelidir. Pay sahipleri arasında kişisel çekişmeler sermaye şirketlerinde kural olarak haklı sebep teşkil etmezler. Haklı sebebin nesnel olması aranır. Bununla birlikte bazı durumlarda şahıslar arasındaki ilişkiler de belirli bir ölçüde dikkate alınır. Örneğin aile tipi şirketlerde boşanmalar, aile üyeleri arasındaki çekişmeler, mirasçılar arasındaki anlaşmazlıklar, yine az sayıda ortağı olan küçük şirketlerde ortaklar arasındaki şahsi nitelikteki husumet ya da eşit paylara sahip olunan şirketlerde pay durumu haklı sebep olarak kabul edilebilir. Haklı sebep olduğu iddia edilen olayın, şirketin feshine neden olacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilirken, şirketin yapısı, ortak sayısı, ortaklar arasındaki ilişkileri dikkate alınmalıdır. Örneğin iki ortak arasındaki ciddi bir anlaşmazlık, iki kişilik bir şirkette, şirketin çalışamaz duruma gelmesine neden olabilirken, daha fazla ortak sayısına sahip bir şirkette aynı anlaşmazlık şirketin faaliyetlerinin devamını etkilemeyebilir. Bunun yanı sıra talep edilen sonucun kabulünün menfaatler dengesine uygun olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Feshi talep eden ortağın çıkması veya çıkarılması taraf menfaatlerine daha uygun ise feshe karar verilmemelidir. Taraf menfaatlerinin dışında fesih talebinin son çare olup olmadığı hususu da değerlendirilmelidir.
Somut olayda; Davalı şirketin ortaklı olduğu ortağın ölümü üzerine şirket ortağının vefatı sebebiyle şirketin devamı ve amacının gerçekleştirilmesinin imkanının kalmadığı, Şirket ortağının vefatından bugüne kadar şirketin herhangi faaliyeti bulunmadığı, ŞirketinGelir İdaresi Başkanlığına ve Sosyal Güvenlik Kurumu’naherhangi bir borcu bulunmadığı, gelen yazı cevaplarından anlaşılmıştır.
Tüm bu nedenlerle; Anılan gerekçelerle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...... Numarasında Kayıtlı ..... MÜHENDİSLİK MİMARLIK İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ 'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak ...... atanmasına, Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 7.500,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde yatırılmasına, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜNE,
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ...... numarasında kayıtlı ........ MÜHENDİSLİK MİMARLIK İNŞAAT SANAYİ TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin FESİH VE TASFİYESİNE,
2-Tasfiye işlemlerini yürütmek ve sonlandırmak için tasfiye memuru olarak ...... ATANMASINA,
3-Tasfiye memuruna emek ve mesaisine karşılık 1 defaya mahsus olmak üzere 7.500,00-TL ücret takdirine, ücretin ileride davalı şirket hesaplarından tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafından kesinleşmesinden itibaren 1 haftalık süre içerisinde YATIRILMASINA,
4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 269,85-TL harçtan mahsubu ile noksan kalan 157,75‬-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 269,85-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 539,7‬ TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafça yapılan 11.101,75‬-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024
Başkan ......
¸e-imza
Üye .....
¸e-imza
Üye .....
¸e-imza
Katip .....
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!