Anahtar kelimeler: Aracısıkomisyoncusunun Forwarder Özetidavacı Davaitirazın Ziyan Kalabileceği Bitiş Sıfatları Nakliyat Emtianın

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████ Esas
KARAR NO
:████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
TARİH
:█████/2023
DAVA
:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
KARAR TARİHİ
:█████/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketinin ... Şirketi'ni ("sigortalı") ... numaralı 29.08.2019 düzenleme tarihli, 01.09.2019 başlangıç ve 01.09.2020 bitiş tarihli Nakliyat Aracısı/Komisyoncusunun ... Poliçesi (...) ile sigortalının taşıyıcı, aracı, komisyoncu, forwarder sıfatları ile taşımasını üstlendiği emtianın maruz kalabileceği hasar, zarar ve ziyan neticesinde doğabilecek sorumluluklarına karşı teminat altına aldığını, Türkiye'de mukim ... Şirketi unvanlı dava dışı satıcı şirket tarafından 11.10.2019 tarihli ve ... numaralı mal faturası tahtında Almanya'da mukim bulunan dava dışı ... (...) ...unvanlı şirkete “hazır monte ve demonte çelik prefabrik yapılar” cinsi emtia sattığını, satılan emtianın 11.10.2019 tarihli ve █████/130/... ve ... no'lu CMR Belgeleri tahtında Türkiye'den Irak'a ... / ... plakalı taşıma aracına yüklenerek taşınması işi sigortalı tarafından üstlenilmiş olduğunu, sigortalının yetkilendirmesi ile fiilen 1 no'lu davalı ... Şirketi (“...") ve 3 no'lu davalı ... Şirketi ("...") tarafından gerçekleştirildiğini, 3 no'lu davalı ... aynı zamanda ... / ... plakalı taşıma aracının ruhsat ve yetki belgesi sahibi olduğunu, 2 no'lu davalı ... A.Ş. ise, 11.02.2019 tanzim tarihli, 01.02.2019 başlangıç, 01.02.2020 bitiş tarihli, ... no'lu CMR Sigorta Poliçesi ile 1 no'lu davalı ...' 1 karayolu üzerinden gerçekleştirdiği uluslararası taşımalardan doğacak sorumluluklarına karşı teminat altına aldığını, somut olayda, toplam 5.720 kg brüt ağırlığındaki 1 ünite hazır mote çelik prefabrik yapı (40') (...), | palet mekanik montaj elemanları,| paket yapı montaj elemanları,1 palet hava kanalı, 2 adet ben marie ve 2 adet paslanmaz çelik tezgah cinsi emtia ... / ... plakalı taşıma aracına yüklenerek taşındığını, emtia yüklü aracın ...' da ... sınır kapısına vardığında ... plakalı yabancı çekiciye takılarak, Musul'a doğru yola devam ettiğini, emtia yüklü aracın güzergah üzerinde İsmailliye gümrüğüne vardığında, gümrük kapısından geçerken taşınan emtiadan 44 modül no'lu prefabrik yapı emtiasının gümrük kapısına çarparak sürtünmek suretiyle hasarlandığını, davalıların ağır kusur ve ihmaline bağlı olarak meydana gelen emtia hasarı usulüne uygun olarak ihbar ve ihtar edildiğini, tutanak altına alındığını, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde hasar bedeli toplamının 11.809,50 USD olarak tespit edildiğini, müvekkil tarafından hasara istinaden 27.10.2020 tarihinde toplam 9.949,79 EUR tutarında ödeme gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bu ödemeye istinaden 6102 sy. TTK md. 1472 uyarınca sigortalının haklarına halef olduğunu ve hem "kanuni" hem de "akdi" halef kazandığını, bu nedenlerle ... sayılı sayılı dosyasına davalı/borçlular tarafından yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına; haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı/borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davacı tarafın iddiasının taşımada emtianın gümrük kapısından geçerken gümrük kapısına çarptığını ve sürtünmek suretiyle hasarlandığı şeklinde olduğunu, ancak nakliye sırasında herhangi bir trafik kazası meydana gelmediğini, herhangi bir tutanak olmadığı gibi sadece dosya içerisinde usule aykırı olarak tutulmuş tutanağın mevcut olduğunu, iddia edilen trafik kazasının tespit edilmemesine rağmen böyle bir hasarın oluşması durumunda da CMR Konvansiyonu'nu madde 17/2.göre taşıyanın önlemesine olanak bulunmayan durumlardan hasar meydana geldiğini, taşımacı işbu taşımadan sorumlu tutulamayacağını, hükmü gereği müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafın iddialarını kesinlikle kabul etmemekle birlikte biran için kabul edilse dahi CMR 23/3 madde gereği davacı tarafından kasıt ve kasta eşdeğer kusur (CMR 29.madde) hükmünde olmadığı için zayi birim başına... birim fiyatı göz önüne alınarak tazminattan sorumlu hale gelebileceğini, davacı tarafın iddialarını kesinlikle kabul etmemekle birlikte CMR 30.maddeye göre zıya ve hasarda en geç bildirim süresi teslimden itibaren 7 gün olduğunu, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı zaman zarar ve ziyadan taşıyanın sorumlu olmayacağını, ihbar süresi içerisinde yasaya uygun bir bildirim yapmadığını, müvekkiline hasarın ihbar edilmediğini ve her iki tarafın da katılımıyla bir tespit yapılmadığını, CMR Kuralları m. 30/1 hükmü uyarınca taşıma konusu eşyada meydana gelen hasardan taşıyanın sorumlu olmadığını, davacı tarafça %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talep edilmiş ise de davacı tarafın iddialarını kesinlikle kabul etmemekle birlikte ortada likit bir alacak olmadığı göz önüne alınması gerektiğini, davacının bu alacak kalemi yönünden de davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, karşı tarafın delillerine karşı delil bildirme hakkını saklı kalması kaydıyla, yetki itirazımızın kabulü ile davanın reddine, zamanaşımı itirazımız nedeniyle davanın reddine, aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde, akdi taşıyan ... A.Ş.'nin sigortacısı olduğunu belirtildiğini, davacı sigortacının yapmış olduğu sigorta ödemesinin geçerli bir ödeme olabilmesinin TTK madde 1481 uyarınca, sigortalısının zarara uğramasını, geçerli bir sigorta sözleşmesinin olması ,Sigorta bedelinin ödenmiş olması gerektiğini, davacı tarafın dosyada mübrez ödeme dekontu kapsamında ... A.Ş.'ye ödeme yaptığının görüldüğünü, ancak ...'nın dosya kapsamı ile nasıl bir ilişkisi olduğunu ve taraf sıfatının açıklanmadığını, davacının delilleri kapsamına ... A.Ş.'nin satıcı firma ... A.Ş.'nin sigortacısı olduğu yönünde olduğunu, ayrıca davacının sigortalısı ... A.Ş. adına düzenlediği dosyada mübrez sigorta poliçesinin incelendiğinde görüleceği üzere poliçesinin 5. Sayfasında "GEÇERLİLİK BÖLGESİ" kısmının yer aldığı, SİGORTA POLİÇESİNDE "IRAK, SURİYE VE AFGANİSTAN'A YAPILACAK TAŞIMALAR POLİÇE TEMİNATI DIŞINDADIR" denilerek açıkça İrak'a yapılan taşımalarda sigorta tazminatı ödenmeyeceği belirtildiğini, bu taşımaların teminat dışı olduğunun belirtildiğini, buna rağmen davacı tarafın teminat dışı bir ödeme yaptığını, davacının yapmış olduğu bu ödemenin geçersiz olduğundan davacının ödemesi TTK madde 1481 uyarınca halefiyet hakkı vermeyeceğini ve alacağın temliki hükümlerinin de uygulanamayacağını, müvekkiline karşı işbu davanın açılamayacağını, CMR madde 32"Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir." uyarınca yük ilgilisinin taşıyandan 1 yıl içinde talepte bulunması gerektiğini şart koşmuş olmasına rağmen davaya 1 yıllık sürenin aşıldığını, davacının dava dilekçesindeki iddiasının taşınan emtianın gümrük kapısından geçerken gümrük kapısına çarptığını ve sürtünmek suretiyle hasarlandığı şeklinde olduğunu, ancak nakliye sırasında herhangi bir trafik kazası meydana gelmediğini, sürücülerin tavanlarını gümrük sahasında çarptıklarını beyan etmişlerse de buna ilişkin bir tutanak dosyada bulunmadığı gibi bu iddianın ispata muhtaç olduğunu, davacı tarafın dava talep konusunun bu taşıma nedeniyle iddia olunan hasar ile uyumlu olmadığını, zarar talebinin fahiş olduğunu, CMR madde 23/3 gereğince tazminat, eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8.33 hesap birimini aşamayacağını, CMR Konvansiyonu madde 30 uyarınca zıya ve hasarda en geç bildirim süresi teslimden itibaren 7 gün olduğunu, bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı zaman zarar ve ziyadan taşıyanın sorumlu olmadığını, dolayısıyla her halükârda gerek davacı gerek dava dışı alıcı gerekse de 3. Kişiler işbu ihbar süresi içerisinde yasaya uygun bir bildirim yapmadığını, taşıyana hasarı ihbar etmediğini ve her iki tarafın da katılımıyla bir tespit yapılamadığını, CMR Kuralları m. 30/1 hükmü uyarınca taşıma konusu eşyada meydana gelen hasardan taşıyanın sorumlu olmadığını, bu sebeplerle Aktif husumet eksikliği nedeniyle usulden reddine,Zamanaşımı def'imiz kapsamında davanın reddine, bu talepleri kabul görmez ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Müvekkil Şirketinin işbu davada sorumlu tutulması mümkün olmadığını, müvekkil şirketinin navlun faturası düzenlemediğinden taşıyıcı sıfatını haiz olmadığını, hiçbir şekilde müvekkili şirketin kusurunu ve davacının davasını kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkil şirketinin işbu davada ancak karayolları trafik kanunu madde 85 uyarınca kusuru varsa sorumlu tutulabileceğini ve davacı tarafça müvekkilinin kusurlu olduğunun ispatlanamadığını, müvekkil Şirketinin taşıyıcı sıfatını haiz olmadığından Karayolları Trafik Kanunu madde 85 uyarınca sorumlu tutulabilmesi için kusurunun ortaya konması gerektiğini, be nedenlerle davanın öncelikle yetki itirazı doğrultusunda özel dava şartı yokluğundan usulden reddine, aktif husumet eksikliği nedeniyle usulden reddine, zamanaşımı def'imiz kapsamında davanın reddine, bu talepleri kabul görmez ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;"Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına yaptığı ödeme nedeniyle takip dosyası kapsamında rücuen tazminat talebinde bulunma şartlarının oluşup oluşmadığı, tarafların hasarın meydana gelmesinde kusur durumu, davalıların sorumluluğu var ise miktarı, yetki ve zamanaşımı hususunda toplanmaktadır. Davalı tarafın icra dairesinin ve Mahkememizin yetkisine ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek yargılamaya devam olunmuştur.Davaya konu ... sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları dosyamız arasına alınıp incelendiğinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 9.949,79-Euro'luk takip talebinde bulunduğu, ödeme emrinin borçlu... Şti'ye █████/2021 tarihinde, davalılar ... Şti'ye ve ... A.Ş.'ye █████/2021 tarihinde e-tebliğ olduğu, davalı borçlu ... vekilinin █████/2021 havale tarihli, davalı ... Şti vekilinin █████/2023 tarihinde, davalı... Şti. Vekilinin █████/2021 havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığı görülmüştür. Mahkememizin █████/2022 tarihli ara kararı gereğince dosyamız rapor hazırlanmak üzere taşıma hukukçusu, sigorta hukukçusu ve mobilya alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen █████/2023 tarihli raporda özetle;"Davaya konu taşımacılık; Türkiye-lrak arasında gerçekleşen bir karayolu taşımacılığı olup CMR Konvansiyonu kapsamında yapılan bir taşımacılık olduğundan taşıma esnasında meydana gelen kayıp ve hasara ilişkin ihtilafın öncelikli olarak CMR Konvansiyonu (Karayoluyla Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Anlaşma) hükümleri ile çözülmesi gerektiği, Davaya konu sevkiyat evraklarına emtianın göndericiden teslim alınması sırasında, üründe yüklemeden kaynaklı oluşabilecek uygunsuzlukla ilgili bir not düşülmediğinden ürünlerin taşıyıcıya tam ve sağlam teslim edildiği anlaşılmakta olup CMR Konvansiyonunun ilgili maddeleri gereği teslimat sırasında fark edilen hasardan davalı taşıyıcının CMR m.17/1 gereği sorumluluğu olduğu,CMR Konvansiyonunun yapılan taşımacılıkta meydana gelen kısmi hasardan % 100 oranında davalı taşıyıcıların sorumlu olduğu kanaatine varıldığı,Davaya konu kısmen hasarlı teslimat yapılan emtiaların hasar durumu ile ilgili olarak taşıma senedine (CMR Senedi) hasarla ilgili bir şerh lmediği, dava dosyasında “Hasar Tespit” veya “Durum Tespit adında düzenlenmiş herhangi bir belgenin tespit edilemediği, davaya konu hasarın nasıl oluştuğu konusunun araç sürücüsünün ifadesiyle tespit edildiği kanaatine varıldığı,Dava konusu yurtdışı karayolu taşıma işinde hasar ihbarının, CMR Konvansiyonuna göre süresi içinde ve usulüne uygun yapıldığı,Davaya konu emtianın kısmi hasarlı olarak alıcısına teslim tarihi ile meydana gelen hasarın tazmini için ilk icra takip başlatılma tarihi arasında bir yıldan fazla zaman geçtiği;bu nedenle;CMR Konvansiyonunun kapsamında yapılan taşımalar için dava açma süresi bir yıl olup yukarıdaki tarihler incelendiğinde dava açma süresinin zaman aşımına uğradığı,Meydana gelen hasarın bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusur olduğu olduğunu taktir etmesi durumunda dava açma süresi 3 yıl olduğu için dava açma süresinin zaman aşımına uğramadığı,Davacı taraf; davaya konu tazmin sürecinin taşıyıcılar arasında bir tazmin süreci olduğunu bu nedenle CMR Konvansiyonunu m.39/4 hükmünün uygulanması gerektiğini beyan ettiği, bu talebin sayın Mahkemece taktir edilmesi durumunda davacı ... A.Ş. tarafından dava dışı ... A.Ş. 'ye 27.10.2020 tarihinde ödeme yaptığının tespit edildiği, bu durumda ödeme tarihi ile icra takibi arasında geçen sürenin bir yıldan daha az süre olduğunun tespit edildiği, zaman aşımının geçmediği, Yukarıda detaylıca bahsedilen 3 farklı durum için taktirin Sayın Mahkemede olduğu,Davaya konu taşımacılık işinde meydana gelen hasarla ilgili olarak davalı taşıyıcı şirketler için CMR Konvansiyonunun 29. maddesinin uygulanması gerektiği, davalı taşıyıcı - şirketlerin “taşıyıcının - sınırli sorumluluk” - ilkesinden yararlanamayacağı kanaatinin oluştuğu, Davacının, ödemeye ilişkin temlik ibra belgesi sunması halinde talep edebileceği zarar bedelinin 9.949,79.- Euro olacağı,Takip tarihinden önce davalıların temerrüde düşürülmediği ve işlemiş faiz sorumluluklarının bulunmayacağı" yönünde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.3.1944 tarih ve 37 E. - 9 K. R. G. 3.7.1944 sayılı kararı "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklindedir.Davaya konu taşımacılık, Türkiye-lrak arasında gerçekleşen bir karayolu taşımacılığı olup CMR Konvansiyonu kapsamında yapılan bir taşımacılık olduğundan taşıma esnasında meydana gelen kayıp ve hasara ilişkin ihtilafın öncelikli olarak CMR Konvansiyonu (Karayoluyla Uluslararası Eşya Taşıma Sözleşmesine İlişkin Anlaşma) hükümleri ile çözülmesi gerekmektedir. CMR’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi bir yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise üç yıl olarak belirlenmiştir. CMR’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Somut olayda hasarın, davalının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek bir kusurundan kaynaklanmaması nedeniyle, bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. Buna göre, emtianın araç sürücüsünün özensiz ve dikkatsiz davranışı nedeniyle kısmi hasara uğradığı, emtianın █████/2019 tarihinde alıcısına teslim edildiği, davaya konu takibin █████/2021 tarihinde başlatıldığı, davanın ise █████/2022 tarihinde açıldığı, takip tarihinde CMR’nin 32/1. Maddesinde belirlenen bir yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu (benzer yönde İstanbul 14. HD.'nin ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı), davalı tarafından da yasal süresi içerisinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı itirazında bulunulduğu anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile,''Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalıların emtia hasarına ağır kusur ve ihmallerinin, bilerek kötü hareket niteliğindeki pervasız hareketleri ile sebebiyet verdiklerini,davalıların hasara ağır kusur ve ihmalleri ile sebebiyet vermiş olduklarıın, dolayısıyla somut olay bakımından uygulanması gereken zamanaşımı süresinin CMR md. 29 uyarınca, 3 yıl olduğunu, kati suretle kabul anlamına gelmediğini, aksi bir varsayımda dahi, dava konusu alacak talebinin zaman aşımı süreleri içerisinde ileri sürüldüğünü, ilgili yargı içtihadı ya beyanları ile aynı yönde olduğunu, aynı taraflar bakımından aynı güzergahta gerçekleştirilen farklı bir taşımada emtianın yine aynı gümrük giriş tagına sürtülerek hasarlanması nedeniyle ikame edilen farklı bir davada, davalıların emtia hasarına ağır kusur ve pervasız hareketleri ile sebebiyet verdikleri tespit edilerek zaman aşımı itirazlarının reddedildiğini ve haklı davalarının kabulüne karar verildiğini, dava konusu emtia hasarının davalıların bilerek kötü hareket niteliğindeki pervasız hareketlerini, ağır kusur ve ihmalinden kaynaklandığını, yapılan bilirkişi incelemesi ve dosyada mübrez deliller ile tespit edilmiş olduğunu, somut olay bakımından uygulama alanı bulan zaman aşımı süresinin 3 (üç) yıl olduğunu, yerel mahkemenin huzurdaki davanın zaman aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararının aşağıdaki gerekçelerle yerinde olmadığını, davalıların emtia hasarına pervasız hareket niteliğindeki ağır kusur ve ihmalleri ile sebebiyet verdiğini, davalılar sorumluluğunda proje alanına gerçekleştirilen tüm taşımalarda taşınan emtia aynı şekilde hasarlandığını, bu durum, davalıların emtia hasarına pervasızca hareketlerinin, ağır kusur ve ihmalleri ile sebebiyet verdiklerini ortaya koyduğunu, gönderici ... firmasının, Irak, Musul'da modüler hastane yapılması ve kurulması işini üstlendiğini, ..., bu proje için Irak Musul'a tam 61 farklı tır ile muhtelif prefabrik koneyner ve montaj malzemesi sevk edildiğini, proje için Musul'a gönderilen muhtelif emtianın taşıma organizasyonu müvekkilinnin sigortalısı tarafından gerçekleştirildiğini, bu kapsamda, muhtelif prefabrik yapı eşyalarının davalı ... sorumluluğunda aşağıda sayılan 6 farklı tır proje alanına gönderildiğini,.../..., Modül No 9 .../..., Modül No 43 .../..., Modül No 10.../..., Modül No 44 .../..., Modül No 27 .../..., Modül No 61 Davalı ... sorumluluğunda proje alanına taşındığı iddia edilen bu 6 adet tırın istisnasız hepsinin, taşıdığı emtiayı geçiş güzergahında bulunan İsmailliye gümrüğüne vardığında gümrük kapısından geçerken gümrük kapısına (giriş tagına) sürterek hasar aldığını, aynı proje kapsamında 6 farklı araç ile yapılan taşımada 6 tırın birden aynı üst geçide yükü sürttüğünü, davalıların ve araç şoförlerinin hasarın meydana gelebileceğini öngörerek hatta bilerek ancak bu ihtimali göze alarak veya önemsemeyerek hareket ettiğinin, kesin bir şekilde ortaya koyulduğunun, buna rağmen, yerel mahkemenin somut olayda hasarın davalıların bilerek kötü hareket olarak kabul edilebilecek bir kusurundan kaynaklanmadığını değerlendirmiş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalıların, gabari dışı özel yük niteliğindeki prefabrik yapı eşyasının taşınmasını üstlendiğini, proje yük taşımacılığı ile uğraşan ve söz konusu güzergahta pek çok taşıma gerçekleştiren davalıların, emtia yüklü araç ile geçeceği gümrük kapısının giriş yüksekliğini bilmekte ve/veya bilebilecek durumda olduğunu, somut olayda, Türkiye'den Irak'a 5.720 kg brüt ağırlığındaki, 1 ünite çelik monte prefabrik konteyner (40') (MD - 44), montaj malzemeleri, palet hava kanalları ve 4 adet tezgah cinsi emtia taşındığını, emtia, ölçüleri gereği gabari dışı özel yük niteliğinin haiz olduğunu, bu sebeple, davalı taşıyıcı ..., emtia taşımasını yapabilmek için ... belge numaralı ... Belgesini aldığını, bu belge incelendiğinde, emtia yüklü aracın yüksekliğinin 4,60 metre olduğu, azami genişliğinin ise 3,00 metre olduğun açık bir şekilde yazıldığını,Bu durumda, aynı yol güzergahı üzerinde pek çok taşıma gerçekleştirdiği bildiği iddia edilen davalı taşıyıcılar, taşınan emtianın hacmini ve boyutlarını, güzergah üzerinde bulunan gümrük kapısının yüksekliğini ve araç üzerinde yüklü bulunan emtianın bu kapıdan hasarsız şekilde geçirilip geçirilemeyeceğini bilmekte ve bilebilecek durumda olduklarını, yola ve yüke elverişli taşıma aracını seçmek ve emtianın hasarsız şekilde taşınmasını sağlamak taşıyıcının asli yükümlülüğü ve ödevi olduğunu, hele ki, somut olayda taşınan çelik prefabrik yapı emtiası gabari dışı bir "özel yük" ya da "proje yükü" niteliğinde olduğunu, hacim, ağırlık veya büyüklük olarak normal standartların dışına çıkan bu yükler, proje taşımacılığı ile uğraşan taşımacılar tarafından özel tedbirler alınarak ve özel araçlar kullanılarak taşındığını, böyle bir durumda davalı taşıyıcıların, taşıma öncesinde emtia yüklü aracın gümrük kapısından hasarsız geçmesinin mümkün olup olmadığını kontrol etmesi ve tespit edeceği tehlikelere karşı gerekli tedbirleri almasını, örneğin aracın yüklü yüksekliğine uygun alçaklıkta bir lowbed tercih etmesi, ya da öncü eskort araç bulundurularak kapı geçiş yüksekliğinin güvenli olup olmadığını ölçmesinin beklenileceğini, Kara Yolları Genel Müdürlüğü, proje yüklerinin taşınması söz konusu olduğunda taşıyıcıların bu taşımalar için özel izin almasını şart koştuğunu, idare, taşıma izinlerini yükün münferit özelliklerine göre vermekte olduğunu, bu izinlerde yükün özelliği nazara alındığında seyir güvenliği için alınması gereken özel tedbirler belirlendiğini, bu izne tabi olarak yük taşıması gerçekleştiren taşıyıcı, bu belgede yer verilen özel koşullara uygun davranmakla yükümlü olduğunu, Özel Yük Taşıma İzin Belgesi Genel Şartları incelendiğinde, davalıların burada öngörülen tedbirleri dahi almadıklarının göründüğünü, genel şartlarda geniş ve uzun yüklerin taşınmasında aracın önünde eskort bulundurulması gerektiğini, taşıma güzergahında yer alan ancak Karayolları Genel Müdürlüğünün ağında bulunmayan yolların, köprüler ve tünellerden geçiş yapılabilmesi için bu yol, tünel ve köprülerin tabi olduğu idarelerden özel izin ayrıca alınması gerektiğini düzenlendiğini, davalıların Irak bölgesindeki gümrük kapısından gabari dışı proje yükü ile geçmeden evvel hiçbir idareye haber vermediğini, eskort araç kullanmadıklarını, davalıların emtianın yüklü yüksekliğini bilmelerine rağmen İsmailliye gümrük kapısında köprü yüksekliğini aracın yüklü yüksekliği ile mukayese etmediğini, adeta hasarı göze alarak gümrük kapısından geçiş yapıldığını, üstelik aynı hata huzurdaki dava konusu emtia hasarı da dahil olmak üzere tam 6 kez tekrarlandığını, tüm bu olguların, hasarın taşıyıcının bilerek kötü hareket mahiyetindeki pervasız hareketinin, ağır kusur ve ihmalinin ispatı niteliğinde olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesi, davalıların kusuru yönünden davasının haklılığını ortaya koyduğunu buna rağmen gerekçesi anlaşılmaksızın mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetinin de son derece yerinde bir tespit ile davalıların kusur derecesini şu şekilde değerlendirdiğini, "...araç sürücüsünden taşıdığı yükün standart dışı (gabari dışı) özel bir yük olduğu bilinciyle davranıp aracın yükünün köprü, kapı gibi belli yüksekliklerde olan yerlerde geçip geçmeyeceğini kontrol etme davranışı beklenirdi ...Davaya konu taşımacılık işinde meydana gelen hasarla ilgili olarak davalı taşıyıcı şirketler için CMR Konvansiyonu 29. madde hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır..." yapılan incelemede davalı taşıyıcıların emtia hasarına ağır kusur ve ihmalleri ile sebebiyet verdiklerini, bu nedenle davalı taşıyıcıların sorumlulukları bakımından CMR md. 29 hükmünün uygulama alanı bulacağını ve davalı taşıyıcıların sınırlı sorumluluk hükümlerinden faydalanamayacağını yerinde bir şekilde tespit edilmiş olmasına rağmen alınan raporun yerel mahkemece meşru bir gerekçe olmaksızın dikkate alınmadığını, halbuki yukarıda detaylıca izah edildiği üzere özel yük taşıması üstlenen davalının köprü, geçit gibi yerlerden geçerken taşıdığı yükün ebatı ve özelliğinin gereği çok daha dikkatli olmasını, özel yükün ihtiyacına göre bir rota çizmesi beklendiğini, ancak somut olayda davalıların, herhangi bir kontrol gerçekleştirmediğini ve tedbir almadığını, dava dosyasında mevcut tüm delillerin, davalıların ağır kusur ve ihmaline işaret ettiğini, huzurdaki davanın zamanaşımı süreleri içerisinde ikame edildiğini, dava konusu alacak talebi bakımından uygulama alanı bulacak zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğunu, davalı taşıyıcıların emtia hasarına ağır kusur ve ihmalleri ile sebebiyet verdiklerini, bu nedenle somut olay bakımından uygulama alanı bulan zamanaşımı süresinin 3 (üç) yıl olduğunu, CMR md. 32 uyarınca CMR Konvansiyonuna tabi taşımalardan doğacak davaların kural olarak 1 (bir) yıl içinde açılması gerektiğini, ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu sürenin üç yıl olduğunu, detaylıca izah edilen tüm bu sebeplerle, emtia davalıların ağır kusur ve ihmaline bağlı olarak hasara uğramış olduğunu, somut olayda uygulanması gereken zaman aşımı süresinin 3 yıl olduğunu, bu durumda dava konusu alacağın 21.10.2022 tarihinden evvel zaman aşımına uğramasının mümkün olmadığını, somut olayda 13.04.2021 tarihinde icra takibi başlatılarak BK md. 154 uyarınca zamanaşımı süresi kesildiğini, akabinde takip tarihinin üzerinden henüz 1 sene dahi geçmeden, █████/2022 tarihinde, davacı tarafça bu dava ikame edilerek zamanaşımı süresinin yeniden kesildiğini, tüm bu sebeplerle yerel mahkemenin dava konusu talebin zaman aşımına uğradığına yönelik kararının yerinde olmadığını, kati suretle kabul anlamına gelmemek kaydı ile, aksi bir varsayımda dahi, dava konusu alacağın zaman aşımına uğradığının söylenemeyeceğini, beyan ve itirazlarının saklı kalmak ve kati suretle kabul anlamına gelmemek kaydı ile, taşıyıcıların kendi arasındaki rücu ilişkisinde uygulama alanı bulan zamanaşımı süresi CMR md. 39/4’te açık bir şekilde düzenlenmekte olduğunu, madde hükmüne göre hasardan kaynaklanan zarar talebi hasar veya kayıp için ödenmesi gereken tazminat tutarını tayin eden kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok ise yapılan son ödemenin tarihinden başlamakta olduğunu, somut olayda hasar nedeniyle ödenmesi gereken tazminat tutarını belirleyen kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, müvekkili hasar ödemesini 27.10.2020 tarihinde gerçekleştirildiğini, o halde, kabul anlamına gelmemek kaydı ile zaman aşımı süresinin bir sene olduğunu, bir varsayımda dahi, dava konusu alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi en erken ödeme tarihi olan 27.10.2020 tarihinde işlemeye başlayabilir ve en erken 27.10.2021 tarihinde sona erebilir olduğunu, CMR md. 39/4 hükmü bu hususta yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık olduğunu, buna karşın bir önceki başlık altında detaylıca izah edildiği üzere bu tarihlerden evvel yapılan takip ve dava işlemleri ile BK md. 154 uyarınca zamanaşımı süresi kesildiğini, diğer bir yandan, CMR md. 32/2 ile düzenlenen “Yazılı bir istem, taşımacı bunu yazılı bir bildiri ile geri çevirip, ona ilişik belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteler.” hükmü gereği, dava konusu alacak talebinin müvekkili tarafından yapılan ödeme tarihinden önce, henüz hasarın müzakere edildiği ve değerlendirildiği esnada zaman aşımına uğramasının zaten mümkün olmadığını, dava konusu hasarın aynı zamanda bir haksız eylemden kaynaklanmakta olduğunu, haksız fiilden kaynaklanan zarar talepleri için belirlenen zamanaşımı süresinin 2 yıl olduğunu, hal bu iken dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğini, ilgili Yargı İçtihadının da beyanları ile aynı doğrultuda olduğunu, aynı güzergahta aynı taraflarca gerçekleştirilen bir başka taşımada aynı şekilde meydana gelen hasarda taşıyıcıların ağır kusurlu olduğu değerlendirilerek davasının kabulüne karar verildiğini, davalı ... tarafından gerçekleştirilen, davalı ... Sigorta tarafından teminat altına alınan ve yine aynı şekilde meydana gelen benzer bir hasar nedeniyle aynı taraflar aleyhine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi █████/2023 tarihli, ████████ E. sayılı dosyası ile ikame edilen davasının kabulüne karar verildiğini, yerel mahkeme gerekçeli kararında,"...davalı taşıyıcı ...'ın dava konusu hasarın oluşumunda ağır kusurlu olduğu, somut olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresinin üç yıl olması gerektiği ve bu nedenle meydana gelen emtia hasarından sorumluluk sigortacısı olan diğer davalı ...Sigorta ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu" şeklinde hüküm kurulduğunu, benzer bir şekilde, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E., ████████ K. sayılı dosyası üzerinden görülen emtia hasarına dayalı farklı bir rücu dosyamızda, yerel mahkeme aynı sebeplerle davanın kabulüne karar verdiğini, yerel mahkeme gerekçeli kararında, "...sürücü tedbirsiz, dikkatsiz, trafik düzeni ve güvenliği ile ilgili özen yükümlülüğüne aykırı şekilde seyrettiği, bu hatalı sevk ve idaresinin olayda etkili olduğu kanaatine varılmaktadır. Zarara taşıyıcının veya taşıyıcının kendi adamlarının ya da taşıyıcının taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin kastının veya pervasızca bir davranışının ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihtimalinin sebep olduğunun ispatı durumunda, sorumluluktan kurtulma halleri ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanılamayacaktır. Dava konusu uyuşmazlıkta aracın yüklü yüksekliğinin güzergah üzerindeki köprü yükseklilerine uygun olup olmadığını kontrol etmeden taşımanın başlamasının, güzergahın bu açıdan yüke uygun belirlenmemesinin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü karşısında pervasızca bir davranış olduğu, zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle ihmalkarlık gösterildiği kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple sorumluluk sınırlamalarından ve sorumluluktan kurtuluş hallerinden davalı fiili taşıyıcının yararlanamayacağı neticesine ulaşılmıştır. Belirtildiği üzere aracın yüklü yüksekliğinin dikkate alınmadan taşımaya başlanması ve güzergahın belirlenmesi hususunda somut olayın bu özelliğinin gözardı edilmesini, taşıyıcı bakımından basiretli davranış olmayıp, pervasızca, böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle bir ihmal söz konusu olduğunu, bu sebeple dava konusu zarar sebebiyle tazminat davasının tabi olduğu zamanaşımı süresinin 3 yıldır olduğunu, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05.03.2021 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararında,"4,80 mt yüksekliğindeki tünelden yüklü haldeki yüksekliği 5,16 mt olan bir araçla geçmeye çalışmanın yasal tanımıyla pervasızca bir hareket olduğu, dolayısıyla taşıyıcının TTK 882 maddesindeki sınırlandırmalardan faydalanamayacağı, taşıyıcı davalının bilirkişi tarafından tespit edilen 287.246,58-TL zarar tutarından sorumlu olduğu değerlendirilmiştir." şeklinde hüküm kurulduğunu, yukarıda atıfta bulundukları kararlardan hareketle geçit, tünel, köprü, gişe vb. yapıların yüksekliklerinin aracın boyutlarına uygun olmadığı durumlarda sürücünün aracın ve emtianın niteliklerini umursamadan geçiş denemesinde bulunması basiretli bir tacirden beklenmeyecek pervasızlıkta bir hareket olduğunu,(Ek 2 - Davalıların ağır kusur ve ihmalini ortaya koyan Yüksek Mahkeme kararları) müvekkilin takip öncesi faiz talebinin yerinde olduğunu, yapılan bilirkişi incelemesinde takip tarihinden önce davalıların temerrüde düşürülmediği ve işlemiş faiz sorumluluklarının bulunmadığı şeklinde hatalı bir değerlendirmede bulunulduğunun görüldüğünü, emtia alıcı mahalline teslim edildiğinde taşıma sürecinde hasarlandığının anlaşılmış ve tespit edilen hasara istinaden derhal tutanak tutulduğunu, davalı ... Sigorta tarafından verilen 24.03.2021 tarihli ret yanıtı, hasar bedelinin takip tarihinden evvel davalılardan talep edildiğini, davalıların bu ödeme talebini reddettiğini ve emtia hasarının davalılara usulüne uygun şekilde ihbar ve ihtar edildiğini açıkça ortaya koyduğunu, buna ek olarak somut olayda davaya konu hasar aynı zamanda davalı araç sürücüsünün haksız fiilinden kaynaklandığını, haksız eylemlerde zarar, eylemin gerçekleştirdiği anda meydana geldiğinden, haksız fiilden kaynaklanan borç ayrıca bir ihtara gerek olmaksızın fiil tarihinde mütemerrit hale gelir ve müşterek ve müteselsil borçlu olan davalılardan olay tarihten itibaren faiz istenebileceğini, huzurdaki davada ise müvekkili sigortalısının halefi sıfatı ile rücu işlemlerini gerçekleştirdiğini, olay tarihinden itibaren değil sigortalısının haklarına halef olduğu ödeme tarihinden itibaren alacağa faiz işletilmesi talebinde bulunulduğunu, bu itirazlarının da değerlendirmeye alınarak huzurdaki davanın taleplerimiz doğrultusunda kabul edilmesini talep etmek zarureti doğduğunu, İleri sürerek; Yukarıda izah edilen nedenlerle ve Dairece re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. sayılı ve 14.11.2023 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde ortadan kaldırılarak bozulmasına, davanın esasına girilerek, huzurdaki davanın talepleri doğrultusunda kabulüne, ... sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan haksız itirazların iptali ile takibin taleplerinin doğrultusunda devamına, haksız itirazları ile takibin durmasına sebebiyet veren davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, İstinaf ve temyiz incelemesi süresince kararın icrasının geri bırakılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı nezdinde sigortalı dava dışı akdi taşıyıcı ile davalı fiili taşıyıcılar tarafından Türkiye'den Irak'a uluslararası kara yolu ile taşınan dava konusu emtianın taşıma sırasında zarar görmesi sebebiyle davacı nezdinde nakliyat aracısı/komisyoncusunun yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı akdi taşıyıcı lehine satıcı şirketin sigorta şirketine ödenen hasar bedelinin fiili taşıyıcılar ve fiili taşıyıcının sigorta şirketinden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dava konusu emtianın Türkiye'den Irak'a taşındığı ve uluslararası kara yolu taşıması söz konusu olduğundan CMR Konvansiyonu'nun 1. maddesi uyarınca somut uyuşmazlık bu Konvansiyon hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturulacaktır.CMR Konvansiyonunun zamanaşımı kurumunu düzenleyen hükümlerinden 32. maddesi uyarınca konvansiyona tabi taşımalardan doğacak davalar bir yıllık zamanaşımına tabidir.Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda zamanaşımı süresi üç yıldır.Yine 39/4 maddesi uyarınca taşımacılar arasındaki davalarda madde 32 hükümleri uygulanır. Bununla beraber zamanaşımı ya bu anlaşma gereğince ödenmesi gereken tazminatın miktarını tayin eden son mahkeme kararı tarihinden yahut da böyle bir karar yoksa ödeme tarihinden itibaren başlar. Somut davada, taşımaya konu emtianın hasarlanması sebebiyle davacı nezdinde nakliyat aracısı/komisyoncusunun yasal sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı akdi taşıyıcı lehine satıcı şirketin sigorta şirketine ödenen hasar bedelinin fiili taşıyıcılar ve fiili taşıyıcının sigorta şirketinden rücuen tahsili talep edilmekte olup, taşımacılar arasındaki rücu davalarında uygulanan CMR 39/4 maddesi uyarınca zamanaşımının başlangıcı bir mahkeme kararı olmadığından ödeme tarihi olan █████/2020 tarihidir. Bu durumda ödeme tarihinden icra takip tarihi olan █████/2021 tarihi ve icra takip tarihinde kesilip yeniden başlaması sebebiyle de dava tarihi olan █████/2022 tarihi itibariyle 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olup, Mahkemece aksi gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda tarafların tüm iddia ve savunmaları değerlendirilmek ve oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!