Anahtar kelimeler: Aşmayan Dairece Mülga Nihai Ecrimisilin Kesinlik Sınırını Değeri Şartı Eksiklikleri

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ Esas, ███████ KararDAVA TARİHİ
: 26.12.2011KARAR
: KabulTaraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin ve ecrimisilin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 ve 432 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.Asıl davada hüküm altına alınan ve davalı idare tarafından temyize konu edilen ecrimisil bedeli karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırının altında kalmaktadır.Bu nedenle; asıl davada hükmedilen ecrimisil talebi yönünden davalı idare vekilinin temyiz isteminin reddine karar verildikten sonra, davalı idare vekilinin asıl davadaki tazminat ve birleştirilen davada ecrimisil ve tazminat istemleri yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Kdz. ..., Bağlık Mahallesi, 53 ada 68 parselde kayıtlı taşınmazın 25.05.2007 tarihinden beri maliki olduğunu, davalının, davacıya ait taşınmazın bir kısmına yol yapmak suretiyle kamulaştırma yapmaksızın ve hiçbir bedel ödemeksizin fiili olarak kullandığını ileri sürerek tazminat ve ecrimisil bedeline hükmedilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kamulaştırmasız el atma esaslarına dayandığından öncelikle müvekkil belediyeye tazminat hususunda uzlaşma talebi iletmesi gerekirken bu usule başvurmadığını, tazminat hukukunun genel ilkeleri çerçevesinde davacı, haksız işgal tazminatı açısından uğradığını iddia ettiği zararı kanıtlaması gerektiğini, dava konusu parsel üzerinde yol açıldığını ve kullanıldığını, bu nedenle yola çevrilerek kamu hizmetine özgülenmiş dava konusu taşınmaz için el atmanın önlenmesi kararı verilmesinin tapu malikine hiçbir yarar sağlamayacağını, bütün bu nedenlerle öncelikle usul ve kanuna aykırı haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 28.04.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Birinci Bozma Kararı1. Mahkemenin 28.04.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi olan 2011 yılında, Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas olan m² değeri ilgili Belediye Başkanlığı Emlak Müdürlüğünden getirtilerek değerlendirilmediği gibi; dava konusu taşınmazın değerinin tespitinde emsal olarak incelenen taşınmaz, tamamı Belediye lehine kamulaştırma yoluyla satılan özel amaçlı satış olduğundan bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir, arsa niteliğindeki taşınmazın ne şekilde kullanılacağı davacı tarafa açıklattırılıp, civar parsellerin kullanım durumları, kiraya veriliyorsa buna ilişkin emsal kira sözleşmeleri de ibraz ettirildikten sonra, taşınmaz başında keşif yapılıp, alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; Devlete Ait Mal Satış, Trampa, Kiraya verme, Mülkiyetin Gayri Ayni Hak Tesis, Ecrimisil ve Tahliye Yönetmeliği uyarınca yıllık ecrimisil bedelini satış bedelinin %5’i olarak belirleyen rapor esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması ve dava konusu taşınmaza fiilen hangi tarihte (ay, gün ve yıl olarak) el atıldığı davalı idareden sorularak, el atma tarihine ilişkin tüm belgelerin getirtilmesi gerektiği düşünülmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen ikinci KararMahkemenin 15.05.2019 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.C. İkinci Bozma Kararı1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacının vekili aracılığıyla, 21.12.2016 tarihinde davalı idareyle ecrimisil talebinden feragat etmek suretiyle 50.000,00 TL karşılığında taşınmazın satışı için anlaştığı ve dava konusu edilmiş olup fiilen el atılmış olan toplam 219,51 m²lik bölüm ifraz edilmek suretiyle davalı idare adına 11.01.2017 tarihinde 649 yevmiye no ile rızaen kamulaştırma sonucu tapuya tescil edilmiş olduğu anlaşıldığından, dava ve birleştirilen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmeyerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.3. Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamına karşı davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.4. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; her ne kadar 26.12.2011 tarihinde usulüne uygun olarak avukat ...’e verilmiş vekâletname ile dava açılmış ise de Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile davacı ...’nun kısıtlandığı, oğlu ...’nun vekil sıfatıyla Belediye Başkanlığına feragat dilekçesi verdiği, davacının kısıtlılık halinin devam edip etmediğinin araştırılarak, kısıtlılık halinin devam ettiğinin anlaşılması halinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462 nci maddesinin birinci fıkrasının sekizinci alt bendine göre, vasinin dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilmesi için vesayet makamınca vasiye izin verilmesinin zorunlu olduğundan, öncelikle vesayet makamından izin alınıp alınmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; el atma tarihinin 1983 yılı öncesi olmasına rağmen uzlaşma hususunun yeterince araştırılmadığını, vasi tarafından yapılan başvurunun geçerli sayılıp anlaşmanın geçersiz sayılmasının hatalı olduğunu, taşınmazın değerinin yüksek hesaplandığını, vasi ile imzalanan anlaşma tutanağındaki miktarın bedelden indirilmesi gerektiğini, ecrimisil miktarının yöntemine göre belirlenmediğini, vekâlet ücreti ve harcın yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, tapu maliki davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.2. İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine men'i müdahale davası açmağa hakkı olduğuna; ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.3. Değerlendirme1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. 26.12.2011 tarihinde usulüne uygun olarak avukat ...’e verilmiş vekâletname ile dava açılmış ise de Ereğli Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.06.2015 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile davacı ...’nun kısıtlandığı, vasi ... vekil sıfatıyla Belediye Başkanlığına feragat dilekçesi vermiş ise de vekâlet ilişkisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 513 üncü maddesine göre ehliyetin kaybedilmesi ile kendiliğinden sona erdiğinden, davacının kısıtlılık hali devam ettiğinden ve vasinin dava konusu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilmesi için vesayet makamınca vasiye izin verilmesinin zorunlu olduğundan vekil ile davalı idare arasında yapılan feragat sözleşmesinin geçersiz olduğunun kabulü doğrudur.3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler karann bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.4. Buna karşın, hükmedilen bedelin Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı vesayet dosyasına ödenmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ödeme hükmü kurulması doğru değildir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;A. Davalı İdare Vekilinin Asıl Davadaki Ecrimisil Talebine İlişkin Temyizi Yönünden;Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,B. Davalı İdare Vekilinin Asıl Davadaki Tazminat Talebi ile Birleştirilen Davaya İlişkin Temyizi Yönünden;1.Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan inceleme sonunda; Mahkeme kararının hüküm fıkrasının asıl dava dosyası başlıklı bölümünün 1-A ve Birleştirilen Kdz. Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ Esas sayılı dava dosyası yönünden başlıklı bölümünün 1-A bentlerinde geçen "davacıya" kelimesinin çıkartılarak yerine "Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı vesayet dosyasına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına, 05.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.