Anahtar kelimeler: Batıl Devrin Esaskarar Fikri Markanın Sinaî Sınaî Haklar Layihalar Devir

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: █████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVACI
:VEKİLİ
:DAVALI
:DAVANIN KONUSU
: Marka Devir Sözleşmesinin Batıl Olduğunun Tespiti,Devrin İptali, Markanın TesciliTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili asıl davada, müvekkili şirketin █████/2019 tarihinde davalı ... ve dava dışı ... tarafından %50'şer paylık ortaklık yapısı ile kurulduğunu, davalının şirket yetkilisi olarak belirlenmiş olup █████/2019 tarihinde ██████████ numarası ile "..." markasının tescili için yaptığı başvuru sonucunda, markanın 12/9/2019 tarihinde müvekkili şirket adına tescil edildiğini, pandemi sırasındaki ekonomik sorunlar nedeniyle şirket ortaklarının hisse devri hususunda aralarında bir anlaşmaya vardığını, anılan anlaşmanın 8. maddesinde marka hakkının Ankara il sınırları içinde müvekkiline ve bu sınırlar dışında davalıda kalmasının karar altına alındığını, Ankara 64. Noterliğinin █████/2020 tarih ve 30572 sayı ile tasdikli █████/2020 tarihli genel kurul kararı ile davalının hisselerini ... ve ...'a devrettiğini, yapılan devir işlemlerinden sonra davalı ...'nın şirketi temsile yetkili olduğu dönemde müvekkiline ait markayı kendi adına devrettiğinin anlaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca sorunun çözümü istenmişse de davalının çözüme yanaşmadığı gibi Altındağ 5. Noterliği vasıtası müvekkilinden markanın kullanımına son verilmesini talep ettiğini, davalının hisse devri sözleşmesine aykırı olarak markayı kendi adına tescil ettirmesi ve sözleşmenin 8. maddesi uyarınca markanın Ankara ilindeki kullanım hakkı müvekkiline bırakılmış olmasına rağmen marka hakkına tecavüz edildiği iddiası ile müvekkilinin markayı kullanmasına son verilmesini istemesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek, müvekkil ile davalı arasında lisans ilişkisinin var olduğunun tespiti ile müvekkilinin markayı kullanmasının tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili asıl davada, davacının dayanmış olduğu sözleşmenin 8. maddesinin “Devir eden, ... restoranının isim hakkı ...'da kalmak üzere, halihazırda devir alan tarafında kullanılmaya devam edecektir. Devir eden ... ... restoran isim hakkını Ankara ili sınırları dışında kullanacak ancak Ankara il sınırları içinde kullanım hakkı ... Restoran Turizm İnşaat San Tic Ltd Şti ve devir alana ait olacaktır.” hükmünü içermekte olup sözleşmenin akdedildiği tarihte müvekkilinin dava konusu “... + Şekil” ibareli marka üzerinde hak sahibi olmadığından geçerli bir lisans sözleşmesinin kurulduğunu söylemenin mümkün olmadığını, iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme olarak lisans sözleşmesine rengini veren edimin markayı kullanma hakkının sağlanması ve bu hakka karşılık markayı kullananın lisans bedelinin ödenmesi olduğunu, somut olayda lisans bedeli olarak müvekkilne herhangi bir ödeme yapılmadığını, hisse devri yapılmış olmasının lisans hakkının devrini gerektirmediğini ve davacıya geçerli bir lisans hakkı verilmiş olsa dahi 1 yıllık sürenin dolduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davacı vekili birleşen davada, davalı ...'nın şirketin ortağı ve temsile yetkili müdürü sıfatını haiz iken Ankara 26. Noterliği'nin █████/2020 tarihli devir sözleşmesi ile TTK'daki yükümlülüklere aykırı olarak ve kötü niyetle ve muvazaalı olarak markanın kendi adına devrini gerçekleştirdiğini, devir sözleşmesinde marka bedeli olarak 2.000,00 TL gibi cüzi bir bedel gösterilmiş ise de bu meblağın dahi şirket hesaplarına geçmediğini, yapılan marka devrinin aynı zamanda TBK'nın 504. maddesindeki vekalet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, marka devir sözleşmesinin batıl olduğunun tespiti ile devrin iptaline ve ██████████ başvuru numaralı "... +Şekil" markasının müvekkil adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili birleşen davada, TTK'nın 4. maddesi uyarınca “ticari dava” niteliği sahip uyuşmazlığı çözme görevinin aynı Kanun'un 5/I maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, markanın davacı adına tescili talep edilmişse de, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 358. maddesi ve devamı hükümleri çerçevesinde marka tescil süreçlerine ilişkin yetkinin münhasıran Türk Patent ve Marka Kurumuna ait olup markanın mahkeme kararı ile davacı adına tescilinin fonksiyon gasbı niteliğinde olacağını, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E. ███████, K. █████████ sayılı ve 08.12.2022 tarihli kararında bu hususun açıkça belirtildiğini, asıl davanın kabulü halinde lisansın kullanımı hususunda talep ettiği korumayı elde edecek davacının ayrıca markanın devri sözleşmesinin iptali davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin şirket temsilcisi olarak yapmış olduğu marka devrinin bağlılık yükümlülüğü ya da rekabet yasağına aykırı olmadığını, müvekkilinin dava konusu markanın devrini halen şirketin ortakları olan ...'un bilgisi dahilinde gerçekleştirdiğini, taraflar arasındaki pay devir sözleşmesinde markanın müvekkiline devredildiği hususunun açıkça anlaşıldığını, markanın müvekkiline devredilmesindeki amacın taraflar arasındaki pay devrinden sonra hak ve menfaat dengesini sağlamak olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, marka devir sözleşmesinde her ne kadar 2.000,00 TL bedel karşılığında markanın devredildiği kayıt altına alınmışsa da, şirket kayıtlarında devir bedeline ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davalının devir bedelini ödemediği halde devir bedeli ödenmiş gibi göstererek işlem yapmasının şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı olduğu gibi davaya konu ██████████ sayılı markayı davacı şirketten bedelsiz, bağış yolu ile almak istediği halde, 6769 sayılı SMK m.148/4 hükmü uyarınca geçerlilik şekli olarak noter onaylı şekilde yapılan devrin bağış yerine satış olarak yapılmış olmasının 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesi kapsamında muvazaalı işlem mahiyetinde olduğu ve davacı şirketin sonraki ortakları ... ve ...'ın davalının eyleminden haberdar oldukları savunmasına işlemin muvazaalı olması nedeniyle hukuki bir değer verilemeyeceği gerekçeleriyle Ankara 26.Noterliği'nin █████/2020 tarih 13038 numaralı "Marka Devir Sözleşmesi"nin batıl olduğunun tespitine, ██████████ sayılı markanın devir işleminin iptali ile TÜRKPATENT nezdinde birleşen davacı adına tesciline ve asıl dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı tarafından marka devir sözleşmesinin TTK'nın 391. maddesi uyarınca batıl olduğu iddiasına dayalı olarak açılan davanın, TTK'dan kaynaklanan bin uyuşmazlık bulunduğundan görevli olmamasına rağmen Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından karara bağladığını, markanın tescili yetkisinin münhasıran TÜRKPATENT'e ait olduğundan markanın davacı adına tescili kararının fonksiyon gasbı niteliğinde olduğunu, davacı şirket ortaklarının marka devrinden haberdar olup, müvekkilinin markayı kendine devretmesinin taraflar arasındaki mutabakata uygun olduğunu, müvekkilinin hisse devir sözleşmesini markanın kendisinde kalacak olması nedeniyle imzaladığını, davacı şirketin markanın Ankara ili dışında kullanımının müvekkiline ait olduğunun davacının da kabulünde bulunduğunu, markanın müvekkiline davacı ortakların bilgisi dahilinde devredildiği hususunda dinletmek istedikleri tanığın dinlenmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığını, davacının ortaklarının haberdar olduğu bir marka devir sözleşmesinin batıl olduğunun öne sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunduğuna, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2015 tarihli ve E. ██████████, K. ████████ sayılı kararında açıkça işaret edildiğini, kuruluşundan itibaren şirketten ayrıldığı tarihe kadar özenle üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmiş müvekkilinin şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığından söz edilemeyeceğini ve kötüniyetli olan tarafın esas olarak davacı şirket olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
:Asıl dava, lisans ilişkisinin varlığı ile markanın kullanımının tecavüz teşkil etmediğinin tespiti, birleşen dava ise marka devir sözleşmesinin batıl olduğunun tespiti ile devrin iptali ve markanın tescili istemlerine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyada bulunan belge ve bilgilere göre davacı ... Restoran Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 9/4/2019 tarihinde %50'şer pay ile davalı ... ve dava dışı ... tarafından kurulmuş olup, aksi bir karar alınıncaya kadar davalı ...'nın şirketi münferiden temsile yetkili kılındığı, ...'ın bilahare şirketteki payını halıhazırda ortak olan ...'a devrettiği, hal böyle iken davalı ... ile davalı şirket ortakları ... ve ... arasında █████/2020 tarihli "Hisse Satış ve Devir Sözleşme ve Taahhütnamesi" nin düzenlendiği, anılan sözleşme uyarınca, davalı ...'nın şirket payını sözleşmenin tarafı olan bu kişilere devrettiği, sözleşmenin 8. maddesinde şirket adına tescilli bulunan "..." markasının Ankara ili sınırları içinde şirkete ve bu sınırlar dışında davalıya ait olacağının karar altına alındığı, anılan sözleşmenin █████/2020 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği anlaşılmıştır. Hal böyle iken █████/2019 tarihinde davacı şirket adına tescil edilen ██████████ numaralı "...+şekil" markası █████/2020 tarihinde Ankara 26. Noterliği vasıtası ile 2.000,00 TL bedelle davacı şirket temsilcisi ... tarafından kendi adına devredildiği tespit edilmiş, ancak bilirkişi tarafından şirkete ait defter-i kebir ve envanter defteri üzerinde yapılan inceleme sonucunda, devir bedeli olarak belirlenen bedelin şirkete ödenmediği saptanmıştır.Bu tespitler ışığında yapılan değerlendirmede, mahkemece davalının devir bedelini ödemediği halde, bedeli karşılığında markanın kendisine devrine yönelik işleminin şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı olduğu ve aynı zamanda 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesi uyarınca muvazaa teşkil ettiği gerekçesi ile birleşen davada devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti ile ██████████ sayılı markanın devir işleminin iptaline, asıl davada da bu nedenle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Ancak, mahkemece marka devir sözleşmesinin iptali ile birlikte ██████████ sayılı markanın TÜRKPATENT nezdinde davacı adına tesciline de karar verilmiştir. Oysa 6769 sayılı SMK hükümlerine göre marka başvurusu, idari bir kurum olan TÜRKPATENT'e yapılan başvuru ile başlayan ve Kurum'un idari nitelikli bir kararı ile sona eren bir süreçtir. Gerek 6769 sayılı Kanun gerekse de, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun 15/C maddesi hükmüne göre TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun nihai kararlarına karşı bu kararların tebliği tarihinden itibaren iki aylık süre içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde iptal davası açma imkanı mevcuttur. Buna karşılık mahkemelere hukuka ve usule aykırı görülen kurum kararlarının iptali dışında markanın hükmen tescili yetkisi veren bir kanun hükmü bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece marka devir sözleşmesinin iptali ile yetinmek gerekli iken, ayrıca TÜRKPATENT nezdinde tescili yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi hükmüne göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği belirtildiğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Asıl dava bakımından; davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,3-Birleşen dava bakımından davanın KABULÜ ile; Ankara 26.Noterliği'nin █████/2020 tarih 13038 numaralı "Marka Devir Sözleşmesi"nin batıl olduğunun TESPİTİ ile ██████████ sayılı markanın devir işleminin İPTALİNE,4-Birleşen dava bakımından davacının tescil isteminin idari nitelikte olduğundan REDDİNE,5-Asıl davada alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile alınması gereken 345,55-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,6-Birleşen davada alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile alınması gereken 345,55-TL'nin birleşen davada davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,7-Asıl davada davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davacı-birleşen davacı tarafından yapılan ilk derece mahkemesinde yapılan 539,70-TL başvurma harcı, 539,70-TL peşin harç, 137,60-TL vekalet harcı, 2.200,00-TL bilirkişi ücreti, 487,50-TL tebligat-posta masrafı olmak üzere toplam 3.904,50-TL yargılama giderinin davalı-birleşen davalıdan alınarak davacı-birleşen davacıya verilmesine,9-Davalı birleşen davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),11-Davalı birleşen davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davalı birleşen davalıya iadesine,12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.