Anahtar kelimeler: Tüp Aylara Plastik Ambalaj Emrinin Aşnin Sanayi İsteklerinin Prim Edildi

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:564-36Dava, ödeme emrinin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,2-Davalı Kurum vekilinin temyiz itirazlarına gelince;Dava dışı ... Plastik Tüp Ambalaj Sanayi Ticaret A.Ş.'nin 2008/2-12 aylara ait sigorta prim borçlarının tahsili amacıyla başlatılan ██████████ esas sayılı takip dosyasında, 506 sayılı Kanunun 80. ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddeleri uyarınca, şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olan davacı ...'e ödeme emri tebliğ edilmiş; davacı yasal süresi içerisinde ödeme emrinin iptali istemli eldeki davayı açmıştır.Mahkemece; şirket hakkında iflas kararı verildiği, iflas tasfiyesi sonucunda prim borcunun şirket malvarlığından tahsilinin mümkün olduğu, şirkete karşı takip yolları tüketilmeden, davacıya başvurulamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir.Dosyanın incelenmesinden; Mahkemece davacının hangi tarihler arasında yönetim kurulu üyesi olduğu yönünde herhangi bir araştırmanın yapılmadığı, ancak Kurumdan alınan 24.11.2009 tarihli cevabi yazıdan davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunun anlaşıldığı; ödeme emrine konu prim borçlarının 2008/1-12 dönemine ilişkin olduğu; şirket hakkında Düzce 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin ███████ E. sayılı ilamıyla iflasın 23.02.2005 tarihi itibariyle 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 14.07.2005 tarih ve █████████ Esas sayılı ilamı ile verilen bu kararın bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda Düzce 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı ilamıyla iflasın 09.06.2009 tarihi itibariyle 1 yıl süreyle ertelenmesine karar verildiği, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 10.12.2009 tarih, ve ██████████ Esas sayılı ilamı ile bu kararın da bozulması üzerine Düzce 2. Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 09.11.2010 tarih, ████████ E. ve ████████ K. sayılı ilamıyla bu sefer şirketin iflasına ve konulmuş tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiği, şirket hakkında verilen iflas kararının da Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 25.05.2011 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.Konuya ilişkin yasal mevzuatın incelenmesinde; 01.10.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları nedeniyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun █████. maddesinde; “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz bir Özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için; primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesi uyarınca; bir anonim şirketin idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda; anonim şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan, karar organında yer almayan kişilerin işveren ile birlikte müşterek sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.506 sayılı Kanun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup, 01.10.2008 tarihinden sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanunun █████. maddesi ile “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.Müteselsil borçlulukta alacaklı, alacağının tamamını veya bir kısmını karşısındaki borçlulardan dilediği birinden isteyebilmek imkânına sahip bulunduğu gibi, borçlular da alacaklıya karşı borç sona erinceye kadar hep birlikte sorumlu olmakta devam ederler. Borçlulardan birinin borç ödemeden aciz haline düşmesinin veya iflas etmesinin alacaklı için her hangi bir tehlikesi yoktur; zira diğer borçlulardan her biri borcun tamamını ifa etmek yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Müteselsil borçluluk alacaklıya, borçluların içinden ödeme gücü en yüksek olanı seçerek edimin tamamını ondan isteyebilme yetkisini tanır.Müteselsil borçlulukta borçlular, alacaklıya karşı, mutlak defi olarak adlandırılan, borcun sebebinden veya konusundan doğan def’iler ileri sürebilecekleri gibi (örnek olarak müteselsil borçluluğu doğuran sözleşmenin imkânsızlık, hukuka ve ahlaka aykırılık sebebiyle hükümsüz olduğu; alacaklının fiil ehliyetine sahip bulunmadığı; borcun bütün borçlular bakımından zaman aşımına uğramış olduğu def’iler), her bir borçlu, alacaklı ile arasındaki şahsi ilişkiden kaynaklanan def’ileri de (örneğin alacaklının takibine uğrayan borçlunu ehliyetsizliği; iradesinin fesada uğramış bulunması; borcunun henüz muaccel olması gibi.) ileri sürebilir.Bu yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığı altında, inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; taraflar arasında, davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesi olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığından, ödeme emrine konu dava dışı şirkete ait 2008/2-10. aylara ilişkin prim borçlarından, 506 sayılı Kanunun █████. ve 5510 sayılı Kanunun █████. maddeleri gereğince sorumlu olduğu gözetilmeksizin, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.