Anahtar kelimeler: İnştahticve Sanaş Turz Rücuan Yardımlarının Harcama Gelirler Vefat Bağlanan İsteklerinin
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    No
    :974-42
    Dava, Kurum zararının rücuan tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum vekili ve davalılardan ... Turz. İnş.Tah.Tic.ve San.A.Ş vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-Davacı Kurum, 05.06.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirler ile, yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının, 506 sayılı Kanun’un 10 26 ve 87’nci maddeleri uyarınca rücuan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
    Somut olayda; sigortalı ...'ün , 5.6.2001 tarihinde inşaat işyerinde projektörün yerini değiştirmek isterken elektrik çarpması sonucu meydana gelen iş kazasında vefat ettiği anlaşılmaktadır.
    14.4.2001 tarihli sözleşme incelendiğinde;işveren ... Turz. İnş.Tah.Tic.ve San.A.Ş ile taşeron ... İnş.Tic.Turz.Ltd şirketi arasında imzalanan iş bu sözleşme gereğince, ... AŞ 'nin yüklenimi altında yapılan ... inşaatının sıva işlerinin işçiliğinin taşeron ... İnş.Tic.Turz.Ltd şirketi tarafından yapılacağı belirlenmiştir.
    23.4.2001 tarihli sözleşme incelendiğinde ise ;işveren ... İnş.Tic.Turz.Ltd şirketi ile taşeron ... İnş.Tic.San.Ltd şirketi arasında imzalanan iş bu sözleşme gereği, ... AŞ 'nin yüklenimi altında yapılan ... inşaatının kireçsiz dış cephe kaba artı ince sıva ,seramik altı kireçsiz kaba sıva ile taban şapı işlerinin işçiliğini sözleşmede belirtilen şartlar doğrultusunda taşeron tarafından yapılacağının ve taşeron şirketin işin tamamında gerekli miktarda usta ve işçi kullanacağı belirlenmiştir.
    12.03.2007 tarihli heyet raporunda ,işveren ... A.Ş.'nin % 30, alt işveren ... Ltd.'nin % 30, davalı ... Ltd.'in ortağı ve iş müdürü ...'ın % 10, sorumlu ... A.Ş. elektrik mühendisi ...'nun % 10, kazalı ...'ün ise % 20 oranında kusurlu olduklarının bildirildiği görülmüştür.
    506 sayılı Kanunun 87.maddesinde, “aracı”, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesinde ise, “asıl işveren-alt işveren” ilişkisinin tanımına yer verilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki, “aracı” olarak nitelenen üçüncü kişi, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, taşeron, tali işveren, alt müteahhit, alt ısmarlanan vb. adlarla anılmaktadır.
    Bunlardan; asıl işverenin yanında “taşeron” olarak adlandırılan başka işverenlerinde, işyerinden iş almaları ve kendi sigortalılarını çalıştırmaları ile, uygulama kazanmış olan “asıl işveren-alt işveren” ilişkisini Sosyal Sigortalar Kanunu açısından ele alan 506 sayılı Kanunun 87.maddesi hükmü, tıpkı mülga 1475 sayılı İş Kanununun 1/son, 4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddelerinde olduğu gibi, aracının yanında asıl işvereni de sorumlu tutan bir içerik taşımaktadır.
    506 sayılı Kanunun “üçüncü kişinin aracılığı” başlıklı 87. maddesi, “Sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bununla sözleşme yapmış olsalar bile, bu kanunun işverene yüklediği ödevlerden dolayı, aracı olan üçüncü kişi ile birlikte asıl işveren de sorumludur. Bir işde veya bir işin bölüm veya eklentilerinde işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişiye aracı denir.” hükmünü içermektedir. Aracının asıl işverenden bir bölüm iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması, aracı kavramının belirleyici özelliğini oluşturmaktadır.
    Mahkemece, davalı şirketler ile dava dışı ... İnş.Tic.San.Ltd şirketi arasında, yukarıda anlatılan şekilde asıl işveren taşeron ilişkisi bulunup bulunmadığı yeterince araştırılmamıştır. Bu durumda, mahkemece, yapılacak iş; söz konusu şirketler arasındaki ilişkiyi belirlemek ve aralarında asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığının bulunup bulunmadığının araştırılması, varılan sonuca göre gerektiğinde yeniden kusur incelemesi yaptırılması gerekmektedir.
    2-506 sayılı Yasanın 25.08.1999 tarih ve 4477 sayılı Kanunun 2.maddesi ile değiştirilen ve 08.09.1999 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 9. ve 10.maddeleri hükmüne göre, davalı işverenin rücu alacağından sorumluluğu için, işe giriş bildirgesinin sigortalının işe başlatılmasından önce verilmiş olması ve zararlandırıcı sigorta olayının da işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesinden sonra meydana gelmemesi gerekir. Aynı yasanın 9.maddesi hükmüne göre, inşaat işyerlerinde işe başlatılacak kimseler için ,işe başlatıldığı gün, Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi verilen işyerlerinde ise, en geç bir ay içerisinde işe giriş bildirgesinin verilmiş olması gerekir.
    Mahkemece bu hususun irdelenmeksizin hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup,bozma nedenidir
    Somut olayda; mahkemece, davalılar arasında yukarıda anlatılan şekilde asıl işveren taşeron ilişkisi bulunup bulunmadığı, davalılar arasındaki ilişki belirlenerek, gerek, ölen sigortalı, gerekse davalılar ve dışı şirket arasındaki ilişkinin hukuki niteliği ve zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde anılan işveren şirketlerin etkisi değerlendirilerek işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti yönünden yeniden kusur raporu alınmalı, 506 sayılı Kanun’un 9 ve 10’uncu maddeleri hakkında herhangi bir irdeleme yapılmadığından, 506 sayılı Kanunun 9’uncu maddesine uygun ve süresinde, davalı Kuruma sigortalının işe giriş bildiriminin yapılıp yapılmadığı araştırılarak, aynı Kanunun 10’uncu maddesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, Borçlar Kanununun 43 ve 44’üncü maddesi kapsamında hakkaniyet indirimi de nazara alınmak ve isteme bağlı kalmak suretiyle hüküm kurulması gerekmektedir.
    3-Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı ,ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında artık ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulması gereğine karşın, gelirlerdeki artışları da içerir şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davacı Kurum vekili ve davalılardan ... Turz. İnş.Tah.Tic.ve San.A.Ş vekili, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!