Anahtar kelimeler: Krallığı Suudi Arabistan Menşeili Tenfiz Tanıma Başkan Yazim Katip Sanayi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No
: ████████ - Karar No:████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: 2024/7 E-████████ K
DAVACI
:
VEKİLLERİ
DAVALI
:
DAVANIN KONUSU
: Tanıma Ve Tenfiz (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan tanıma ve tenfiz davasında mahkemece davanın reddine dair verilen kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili; Suudi Arabistan Krallığı menşeili olan müvekkili şirket ile davalı ... Yapı Sanayi ve Ticaret Şirketi arasında ticari uyuşmazlıktan kaynaklı olarak müvekkili şirket tarafından Suudi Arabistan Krallığı'nda dava açıldığını ve bahse konu davanın neticelenerek kesinleştiğini, davanın Suudi Arabistan Krallığı Riyad Ticaret Mahkemesi Yirmi Birinci Ticaret Dairesi tarafından görüldüğünü ve müvekkili tarafından açılan davanın kabul edildiğini, ilgili mahkeme kararının icra edilebilmesi için tanıma ve tenfizini talep etme zorunluluğunun doğduğunu beyanla, Suudi Arabistan Krallığı Riyad Ticaret Mahkemesi Yirmi Birinci Ticaret Dairesi'nin 1439. H. Tarih 5221 sayılı kararı ve 18.07.2023 tarihli kesinleşme şerhinin Türkiye'de tanınmasına ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; görevli olan mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, harç tamamlatılması gerektiğini, yabancı uyruklu kişilerin Türk Mahkemelerinde dava açabilmesi için teminat yatırması gerektiğini, dava konusu yapılan yargılamanın kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında, her ne kadar davacı yan tarafından Suudi Arabistan Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararın tenfizi talep edilmiş ise de; sözkonusu kararın tenfizine karar verilebilmesi için zorunlu şartlardan olan “ karşılılık” şartının somut olayda gerçekleşmediği, Adalet Bakanlığından gönderilen müzekkere yanıtı dikkate alındığında, tenfiz isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle, yasal şartları oluşmayan tenfiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece davanın reddine dair verilen kararın hukuka aykırı olup, kaldırılması gerektiğini, mahkemece ilgili kararının gerekçesinde esas dayanak noktası olarak özetle "... ülkemiz ile suudi arabistan devleti arasında tanıma ve tenfiz konularında hukuki ve fiili mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşmanın bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır..." şeklinde bir gerekçeye dayanıldığını ancak dayanak olarak gösterilen Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü yazısının eksik değerlendirilmiş olup, bu sebeple de hatalı karar verildiğini, aynı yazı içeriğinde mahkemenin belirttiği gibi karşılıklılık hususunda özellikle bir anlaşma bulunmadığı belirtilmiş olsa da, aynı yazı içeriğinde devamla ''... sonuç olarak, konunun değindiği hukuki durum yukarıda açıklanmış olup, bu çerçevede, yabancı mahkeme ilamlarının tanınmasına ve tenfizine karar verilip verilmeyeceği hususunun yargılama yetkisi ve takdir hakkı dahilinde mahkemesine ait olduğu düşünülmektedir...'' şeklinde beyan edildiği üzere aslında burada hukuki değerlendirme yetkisinin mahkemede olduğunun açıkça vurgulandığını, her ne kadar mahkemece verilen kararda yalnızca hukuki ve fiili mütekabiliyet hususunda bir anlaşmanın olmadığına ilişkin kısma vurgu yapılmış olsa da esasen burada hukuki ve fiili durumun niteliği gereği mahkemenin takdir yetkisine bırakılmış alan görmezden gelinerek, davalı lehine hatalı karar verildiğini, nitekim her ne kadar bu hususta ülkeler arasında doğrudan bir anlaşma bulunmasa dahi suudi arabistan krallığı ile son yıllarda artan ticari anlaşmalar ve doğrudan yatırımlardaki artış ve ikili ilişkilerdeki yoğunluk dikkate alındığında, mahkemenin kendisine tanınan takdir yetkisini ülkemizin de menfaatini gözetecek şekilde kullanmasının hukuki bir zorunluluk olduğunu, ticari ilişkilerin gelişmesi güven ilişkisine dayanmaktayken bu durumun mahkemelerce de hukuki teminat altına alınması ve ülkeler arasındaki ticaretin gelişmesi için zarara uğrayan tarafın her iki ülke mahkemelerince de güvence sağlanması gerektiğini, aksi halde bu durumun yalnızca müvekkili şirketin değil ülkenin ticari itibar kaybına sebebiyet vereceğini, Suudi Arabistan Krallığı menşeili müvekkili şirket ile davalı ... Yapı Sanayi Ve Ticaret Şirketi arasındaki ticari uyuşmazlıktan kaynaklı olarak müvekkili şirket tarafından Suudi Arabistan Krallığı'nda dava açıldığını ve bahse konu davanın neticelenerek kesinleştiğini, bahse konu davanın Suudi Arabistan Krallığı Riyad Ticaret Mahkemesi Yirmi Birinci Ticaret Dairesi tarafından görüldüğünü ve 1439 h. tarihli 5221 sayılı karar ile müvekkili tarafından açılan davanın kabul edildiğini ve davalının müvekkili şirkete Dört Milyon Yetmiş Bir Bin Dörtyüz Yetmiş Riyal ve Yirmi Yedi Halala (4.071.470,27) ödeme yapmasına karar verildiğini, ilgili mahkeme kararı kesinleşmiş olup, davalı şirketin adresinin Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde olmasından dolayı bu aşamada ilgili mahkeme kararının icra edilebilmesi için tenfizi talep edilmiş olup, dosyaya sunulan mahkeme kararlarının aslı ve diğer deliller dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı oldğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, Suudi Arabistan Krallığı Riyad Ticaret Mahkemesi Yirmi Birinci Ticaret Dairesi tarafından verilen 1439 h. tarihli 5221 sayılı kararının tanıma ve tenfizine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, Suudi Arabistan Krallığı Riyad Ticaret Mahkemesi Yirmi Birinci Ticaret Dairesi tarafından verilen 1439 h. tarihli 5221 sayılı kararının tanıma ve tenfizine ilişkin olup, mahkemece Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 08.02.2024 günlü yazısında konuya ilişkin olarak başka bir vesile ile Dışişleri Bakanlığı'ndan alınan 03.08.2022 tarihli ve 34757554 sayılı yazısında ülkemiz ile Suudi Arabistan arasında tanıma ve tenfiz konularında hukuki ve fiili mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşmanın bulunmadığı hususunun bildirildiği gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş ise de, uygulamada karşılılık ilkesine göre işlem yapılması durumunda ülke mevzuatına aykırı olmadığı hallerde tanıma ve tenfiz kararı verilebildiği (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 24.10.2024 tarih ve █████████ Esas- █████████ Karar, 05.11.2024 tarih ve █████████ Esas- █████████ Karar sayılı ilamları) ve mahkemece hükme esas alınan Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler Ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nün 08.02.2024 günlü yazısında "yabancı mahkeme kararının Türkiye'de tenfiz edilebilmesi için en önemli şartlardan biri karşılıklılık esasıdır. Karşılıklılıktan maksat, Türk mahkemelerinden verilen ilamların, tenfizi istenen yabancı ülkede tanınıp tenfiz edilebilmesidir. Karşılıklılık siyasi veya akdi olabileceği gibi kanuni veya fiili de olabilir. Her iki devlet arasında ilamların karşılıklı olarak tenfizine ilişkin bir anlaşma varsa, tenfiz bu anlaşmanın müsaade ettiği ölçüde gerçekleşebilecektir. Anlaşma yoksa, tenfiz için karşılıklı fiili uygulama veya her iki devlet mevzuatında, yabancı mahkeme kararının tanıma yada tenfizini münkün kılan bir kanun hükmünün mevcut olması karşılıklılık şartının gerçekleşmesi için zorunlu bulunmaktadır..." husunun belirtildiği anlaşılmakla, mahkemece Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden ülkemiz ile Suudi Arabistan arasında tenfiz hususunda yazıda belirtildiği kapsamda anlaşma bulunup bulunmadığı, bu konuda karşılıklı fiili bir uygulamanın olup olmadığı da sorularak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve 2024/7 Esas- ████████ Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına,
3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,
5-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!