Anahtar kelimeler: Önde Ülkeye Halihazırda Sektörünün İlaç Esaskarar Firmanın Markanın Sinaî Fikri

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP ...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av....
DAVALI
: 1- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2- ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
...
Av. ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın %100 Türk sermaye ile üretim yapan ilaç sektörünün önde gelen kuruluşlarından biri olduğunu, halihazırda 21’den fazla ülkeye ürünlerini ihraç ettiğini ve bugün itibariyle ... nezdinde 159 adet kayıtlı markasının bulunduğunu, uzun yılardır kullandığı ticaret ünvanının çekirdek kısmını oluşturan tanınmış marka ... markasının sahibi konumunda olduğunu, davaya konu marka başvurusu olan “...” ibareli markanın ... markası olduğunu, söz konusu marka başvurusunda kullanılan basit şekil unsurunun herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığını, başvurudaki baskın ve esaslı unsurun kelime unsuru olduğunu, markaların işitsel ve görsel açıdan müvekkili markasının ortasında bulunan “...” harfleri dışında birebir aynı olduğunu, dava konusu marka başvurusunun, ortadaki üç harf dışında müvekkili markasını sıralaması dahi aynı olmak üzere birebir içerdiğini ve müvekkili markasının kısaltılmış hali durumunda olduğunu, her iki markanın düz yazı şeklinde beyaz bir zemin üzerine koyu siyah harflerle yazılmış olmasının, markaları görsel olarak da benzer kıldığını, taraf markaları arasında özellikle işitsel ve görsel açıdan ayniyet düzeyinde benzerlik bulunduğunu, davalı markasının 03, 29, 35.sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescil edilmek istendiğini, söz konusu başvuru kapsamında tescil edilmek istenen ürün ve hizmetlerin müvekkilinin itirazına dayanak markaları kapsamındaki ürün ve hizmetler ile aynı/benzer olduğunu, anılan sınıfların tamamının da hem kendi içinde hem de birbiri ile benzer/bağlantılı ve birbirini tamamlayıcı nitelikte mal ve hizmetler içerdiğini, orta seviyedeki tüketiciler açısından karıştırılma ihtimali doğurduğunu, başvuruya konu marka “...”nın müvekkili markalarının bir serisi gibi algılandığını, müvekkili markasının asıl unsuruna ayırt edilemeyecek derecede benzeyen “...” ibaresinin tescil edilmesinin müvekkilinin ticaret ünvanından doğan haklarını ihlal edeceğini, ... kelimesinin müvekkilinin ... ibareli alan adının da esaslı unsurunu teşkil ettiğini, dolayısıyla söz konusu markanın müvekkilinin alan adından doğan haklarını da ihlal edeceğini, dava konusu markanın tescil edilmesinin müvekkili markası ile iltibas yaratması nedeniyle başvuru sahibinin haksız çıkar sağlamasına, müvekkili markasının sulanmasına ve ayırt ediciliğinin zedelenmesine neden olacağını, davalı yanın kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının kazandığı bilinirlik ve ekonomik değerden haksız surette faydalanmak amacında olduğunu, tüm bu hususlar dikkate alınarak itiraza konu başvurunun tümden reddedilmesi gerektiğini iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptal edilerek kaldırılmasına ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin “...” ibareli başvurusu ile davacı şirkete ait itiraz konusu markanın, kavramsal, görsel, işitsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı markalar olduğunu, başvuru konusu markanın “...” ibaresinden oluşmakla beraber “o” harfinin üzerinde yaprak şeklinin yer almasıyla anılan harfin farklı bir şekil olarak da algılanmasının sağlandığını, davacı markalarının ise “...”, “...”, “...” gibi “...” başlangıçlı markalar olduğunu, marka hukukunda bütünlük ilkesi hakim iken markalardaki ortak unsurların ele alınarak benzerlik ilişkisi kurmanın hatalı sonuçlara sebebiyet vereceğini, markanın yazım stili, şekil unsuru ile beraber itiraza mesnet markalardan tamamen farklılaştığını, bütünüyle yapılan incelemede markaların genel izlenimlerinin benzemediğinin açıkça görüleceğini, davacı yanın, davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunu ispat edemediğini, söz konusu iki marka örneğinin aynı firma markası gibi algılanabilecek nitelikte olmadığını, idari- ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesinin doğamayacağı gibi karıştırılma olasılıklarının da bulunmadığını ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait marka ile davacı markası arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmadığını, davacı markasının “...” ve “...” sözcüklerinin birleşmesinden oluşan bileşik sözcük olduğunu, davacı şirketin logosundaki ... harflerinin de bu durumu doğruladığını, “...” sözcüğünün tek başına anlam ifade eden bir sözcük olduğunu ve önüne eklenen ... sözcüğünün de başına sözcüklere çokluk anlamı katan bir kelime olduğunu, “...” sözcüğü ile başlayan binlerce marka ve ürün bulunduğunu, ... markasının tüketicide uyandırdığı algının da “...” sözcüğünün anlamı ile ilintili olduğunu, davacı markasının ayırt edici karakterinin “...” sözcüğü olduğunu, ... sözcüğünün hiçbir anlam benzerliği bulunmayan “...” sözcüğü ile işitsel ve görsel açıdan tüketici algısında karışma ihtimaline yol açabilecek benzerlik bulunmadığını, markalar bütün olarak değerlendirildiğinde aralarında aynılık ya da yüksek oranda benzerlik kriterlerinin sağlanamadığını, müvekkili markasının gerek telaffuz ediliş itibari ile gerekse görsel açıdan itiraza gerekçe markadan tamamen farklı olduğunu, markaların başlangıç ibarelerinin benzer olmasının, markaların benzer ya da aynı markalar olduğu anlamına gelemeyeceğini, tüketici nezdinde belirli bir sektörde tanınmış olunmasının, markalarını aktif olarak kullandıklarını göstermeyeceğini, söz konusu Kurum kararı göz önüne alındığında yeniden itiraz edilmesinin sadece süreci uzattığını ve müvekkili için zaman kaybına neden olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunda bulunurken hiçbir markadan esinlenmediğini ve özgün bir şekilde oluşturduğunu, müvekkilinin “...” ibareli markasının “o” harfi üzerinde yaprak şeklinin yer almasıyla anılan harfin “zeytin tanesi” olarak da algılanmasının sağlandığını, davacı yanın kötü niyet iddialarının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin “...” ibareli markasını oluştururken başka bir firmanın markasına benzetmeye çalışmaya ve haksız rekabet yaratmaya ihtiyacının olmadığını, kötü niyet ve haksız kazancın söz konusu olamayacağını ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının gerçek hak sahipliğinin bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davacıya ait ticaret ünvanı ve alan adı ile dava konusu marka arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 30.07.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında ...'nca SMK m.5/1-ç hükmü gereği bir kısım hizmetlerin marka tescil başvurusundan çıkarılmasına karar verildiği, kalan mal ve hizmetler bakımından 27.08.2021 tarih ve 379 sayılı Bülten’de başvurunun ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 25.10.2021 tarihinde ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şahsın 14.01.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, dilekçesinde kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacının 08.03.2022 tarihli marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 15.09.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şahsın 30.09.2022 tarihli karşı görüş dilekçesi sunduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 02.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka 21.06.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacıya ait ...sayılı markalar, dava konusu marka tescil başvuru tarihinden sonraki tarihli olduklarından, öncelik ilkesi uyarınca değerlendirme dışı bırakılmışlardır.
Dava konusu marka başvurusu 30.07.2021 tarihinde yapılmış olup; itiraz aşamasında başvuru sahibi davalı, davacının itirazına dayanak gösterdiği ... sayılı markalar için kullanım ispatı istemiştir.
Marka işlem dosyası içinde yer alan kullanım delilleri kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davacının itirazına mesnet gösterdiği ...sayılı markalarını “05. Sınıf: █████ İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler. 35. sınıf: █████ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiası üzerinde, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle ciddi biçimde kullanılmakta olduğu ve bu kullanımı ispatladığı kanaatine varılmıştır.
Söz konusu markaların belirtilen emtialar üzerindeki ciddi kullanımı ... nezdinde sunulan delillerle ispatlandığından; iş bu markalar, ... kararının iptali yönünden yapılacak değerlendirmede sadece söz konusu mallarla sınırlı şekilde iltibas değerlendirmesine esas alınmıştır.
Kullanım ispatı sunulması istenmeyen ve tescil tarihi itibariyle kullanım delili sunulması gerekmeyen davacı markaları ise kapsadıkları tüm mal ve hizmetler itibariyle iltibas değerlendirmesine esas alınmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davalı marka başvurusunun kapsadığı “35.Sınıf: █████ Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. █████ Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. █████ İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. █████ Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. █████ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için . (05. sınıf) İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. (10. sınıf) Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Pre zervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. Tıbbi amaçlı bilezikler ve yüzükler, romatizma önleyici bileklikler ve yüzükler. (16. sınıf) Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir m akbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar. (29. sınıf) Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel y ağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. (30. sınıf) Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri, itiraza mesnet gösterilen davacı markaları kapsamında aynen yer almaktadır. Yani taraf markalarının mal ve hizmet listeleri çekişme konusu █████, 02, 03, 04. alt gruplarındaki hizmetler ile 05, 10, 16, 29, 30. sınıflardaki malların satışına ilişkin █████ alt grubundaki hizmetler bakımından AYNI/AYNI TÜRDÜR.
Bunun yanı sıra, davalı marka başvurusunun kapsadığı 29. sınıftaki mallar ile davacı markalarının kapsadığı 29. sınıftaki malların satışına ilişkin █████ alt grubundaki hizmetler de BENZER VE İLİŞKİLİ MAL/HİZMETLERDİR. Zira emtia ile onun satış hizmeti arasında benzerlik ilişkisi vardır.
Yine davalı marka başvurusunun kapsadığı “35. sınıf: █████ Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (32. Sınıf) Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ile davalı markasının kapsadığı 29 ve 30. Sınıflardaki malların satışına ilişkin █████ alt grubundaki hizmetler benzer ve ilişkili hizmetler olarak değerlendirilmektedir. Zira içecek ürünlerinin mağazacılığı ile yiyecek ürünlerinin mağazacılığı, market hizmetleri bağlamında aynı kaynaktan gelen, tamamlayıcı ihtiyaçları gideren ve aralarında benzerlik ilişkisi bulunan hizmetlerdir. Örneğin Migros, Carrefoursa gibi büyük perakende marketlerde onlarca farklı markalı yiyecek ve içecek ürünü yan yana satılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda 29, 30 ve 32. sınıflardaki (bira hariç) malların satışına ilişkin █████ alt grubundaki hizmetler arasında benzerlik ilişkisi vardır.
Somut olayda davalı markası 21.06.2023 tarihi itibariyle tescil edilmiş olup, hükümsüzlüğe konu bir tescil mevcuttur. Davalı yan, ... nezdinde davacı markaları bakımından kullanım ispatı talebinde bulunduğundan, yukarıda ... kararının iptali davası yönünden bu husus dikkate alınarak değerlendirme yapılmıştır. Ancak huzurdaki hükümsüzlük davasında davalı yan, hükümsüzlüğe dayanak davacı markaları bakımından kullanım ispatı def'i ileri sürmemiştir. Bu nedenle hükümsüzlük istemi bakımından, davacının hükümsüzlüğe dayanak markalarının tamamının, tüm emtialarıyla değerlendirmeye esas alınması gerekmektedir.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davalı markasının kapsadığı 35. sınıftaki hizmetlerin tamamı ile davacıya ait hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamındaki 35.sınıf hizmetler AYNI/AYNI TÜR, 03 ve 29. sınıflardaki malların tamamı ile davacıya ait hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamındaki 03 ve 29.sınıftaki emtiaları içerir 35/5 alt sınıftaki hizmetler BENZER/İLİŞKİLİ'dir.
... sayılı "..." ibareli davalı marka başvurusu, "O" harfi yapraklı zeytin tanesi figüründen oluşan "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bu ibarenin bilinen herhangi bir anlamı bulunmamaktadır.
İtiraza/hükümsüzlüğe mesnet gösterilen davacı markaları; "...." ibarelerinden oluşmaktadır. "..." markasındaki "..." ibaresi, ... (eczabilim) ibaresinin kısaltması olup marka bütünü içinde zayıf unsurdur.
Taraf markalarının başında yer alan "..." ibareleri, bileşiklerde görülen ..., yani "çok" parçacığını telmih eden ve kimya/tıp sektörü başta olmak üzere, pek çok sektörde yaygın kullanılan bir ön ektir. Bu kapsamda ...ön eki “çok, çoğul” anlamı ile herkesin kullanımına açık olan, tanımlayıcılık içeren, emtiayı tarif ya da telmih eden bir ibaredir. Dolayısıyla da ...ibaresinin, özellikle çekişme konusu 03 ve 05. Sınıflarda (bu sınıflarda yer alan emtiaların mahiyeti itibariyle) kullanılacak markaların başlangıcında yer alması konusunda davacı tekel hakkına sahip değildir. Yani, davacının, ... ön ekinin gerçek anlamına referansla üçüncü kişiler tarafından kullanılmasına ve bu ibare ile farklı markalar türetilmesine katlanma mecburiyeti vardır. Somut olayda, ...ibaresinin “çok, çoğul” anlamı ile tanımlayıcılık içeren bir sözcük olduğu akılda tutulmalı ve zayıf markalara ilişkin kriterler dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilgili tüketici kesimi nezdinde markaların benzer olarak algılanmayacağı, "..." ibareli davaya konu marka başvurusunun bilinen bir anlamının bulunmadığı, bütün olarak algılandığı, "..." sözcüğünün, markanın bütünü içinde ayrı ve bağımsız bir unsur olarak konumlanmadığı, markanın ayırt edici esaslı unsurunun bir bütün halinde "..." sözcüğü olduğu, davacı markaları ile dava konusu bu markanın umumi intiba olarak farklılaştığı, davacı markalarının başında bulunan "..." sözcüğünün, yukarıda izah edildiği üzere, ayırt ediciliği düşük, zayıf karakterli bir ön ek olduğu, buna göre, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı, davaya konu mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/3 hükmüne göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
Marka başvurusunun bu sebeple reddi için marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin aynısı veya benzerinin yoğun ve sıkı kullanımı sonucu işarete belirli bir düzeyde ayırt edicilik kazandırılması gerekir. (...)
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı yanın ... markasını veya benzerini 03, 29 ve 35. sınıflardaki çekişme konusu mal ve hizmetler üzerinde kullanıldığını tevsik eden herhangi bir belgeye rastlanmamıştır. Bu nedenle SMK m.6/3 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (...) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; ... Dairesi'nin 13.02.2019 tarih ... sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde ...; 18.09.2019 tarih, ...)
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı yanın ... nezdinde sunduğu faturalar, ilaç prospektüsleri, kataloglar ve internet sitesi kayıtları bilirkişi marifetiyle incelenmiş ve tüm dosya kapsamı ile teknik bilirkişilerin bilgi, tecrübesi uyarınca dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih (30.07.2021) itibariyle davacının ... ibareli markasının “ilaç” sektöründe iyi bilinen, tanınmış bir marka olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak, yukarıda incelendiği üzere; taraf markaları arasında işaret benzerliği bulunmadığından, davacı markası tanınmış marka olsa da, somut olayda SMK 6/4 veya 6/5 maddesinde sayılan koşulların gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK’nın 6/6 maddesine göre; “tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.”
Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı ve alan adı girer. Bir alan adının SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o alan adının fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda bir marka kullanımının söz konusu olması gerekir.
Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nin 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. ... sayılı kararında da, önceki tarihli ticaret unvanı nedeniyle sonraki tarihli aynı/benzer markanın başvurusunun engellenebilmesi için, salt ticaret unvanına ilişkin ticari sicil kayıtlarında yer alan iştigal alanlarına bakılmaması gerektiği, ticaret unvanının fiili olarak kullanıldığı mal ve hizmetler dikkate alınmak suretiyle iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacı şirketin ticaret ünvanının ayırt edici kısmı ... ibaresidir. Marka işlem dosyasında bulunan kullanım belgeleri uyarınca, davacı ticaret ünvanını ilaç emtiasının üretim, satış ve pazarlaması hizmetlerinde eylemli biçimde kullanmaktadır. Ünvanın eylemli kullanıldığı alan ilaç sektörü olup, 05. Sınıftaki “İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi amaçlı kimyasal ürünler, kimyasal elementler.” mallarına ilişkindir. Dava konusu marka başvurusu ise 03, 29 ve 35. Sınıfları kapsamaktadır. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, somut olayda davacı ünvanının ayırt edici kısmı olan ... ibaresi ile dava konusu ... markası arasında benzerlik bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının “...” markasını tescil ettirmesinin, davacının ticaret ünvanından doğan hakları ihlal etmediği kanaatine varılmıştır.
Davacı yan ... alan adından kaynaklı hak sahipliğine dayanarak, dava konusu marka başvurusunun tesciline itiraz etmektedir. Davacının alan adı 28.10.2010 tarihinde tahsis edilmiş olup, alan adının ayırt edici unsuru ... ibaresidir. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacıya ait alan adının ayırt edici unsurunu olan "..." ibaresi ile dava konusu "..." markası arasında işaret benzerliği bulunmadığından, davacı yanın alan adından kaynaklı olarak dava konusu markanın tescilini engelleyemeyeceği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 89,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 51,20 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 256,25 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.212,67 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... tarafından yapılan 89,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!