Anahtar kelimeler: Tartlar İptalimarkanın Kekler Pastalar Gofretler Krakerler Bisküviler İmali İhracı İthali

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ███████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ...KATİP
: ...DAVACI
: ......VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: 1- .....VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: 2-...VEKİLLERİ
: Av. ...Av. ...DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2023Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali-Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 1961 yılından bu yana özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, sadece ... ibaresi ile değil birçok başka ibarelerde markalarının bulunduğunu ve bu markalarının tüketici nezdinde bilinir, tanınır hale getirdiğini, müvekkili şirketin “...” markasını 32 seneyi aşkın aralıksız olarak kulandığını, ilgili ibare adı altında pek çok farklı ürün ürettiğini, ... ibaresini taşıyan ilk ürününün “... ... ...” olduğunu ve bu ürünün üretimine 1990 yılında başlandığını ve piyasaya sunulduğunu, müvekkilinin “... ... ...” markasını taşıyan ürünlerin tüketiciler tarafından en çok tercih edilen gıda ürünlerinden biri haline geldiğini, müvekkili şirketin ... esas unsurlu markasının ... nezdinde ... numara ile Tanınmış Marka olarak kayıtlı olduğunu, davalının marka başvurusu ile müvekkili şirket markaları arasında SMK 6(1) kapsamında ayniyet derecesinde benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, “...” ibareli marka ile müvekkilinin “...” esas unsurlu markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, davalı markasının “...+...+...” ibaresinden oluştuğunu ve “...” asli unsurundan oluşan müvekkiline air ... markasını doğrudan ayrı ve bağımsız bir kelime olarak içerdiğini, davalı tarafından markasının başına eklenen “...” ekinin marka başvurusuna hiçbir ayırt edicilik kazandırmadığını, ... kelimesinden sonra yine çeşitli emtia sınıflarında yer alan markalar tarafından kullanılan ayırt ediciliği zayıf “...” ibaresi eklenmesinin iltibas tehlikesini ortadan kaldırmadığını, bu sebeple tüketicilerin dikkatinin doğrudan “...” ibaresi üzerinde yoğunlaşacağını, aynı sektördeki aynı emtia için tescil edilmiş olan davalı markasını gören ve satın alım sırasında fazla dikkat ve özen göstermeyen ortalama tüketicilerin, davalı markasını müvekkili markası ile karıştırmasının ya da müvekkilinin ... markalar serisi ile ilişkilendirilmesinin ve yeni bir alt marka/seri marka zannedilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı malların, müvekkili markalarının kapsadığı mallar ile bire bir aynı/benzer ve doğrudan bağlantılı olduğunu, söz konusu mal ve hizmetlerin aynı amaca yönelik olduğunu ve birbirini tamamlayıcı niteliği haiz olduğundan üretici, nihai tüketici ve dağıtım kanalları bakımından da ayniyet taşıdığını, dava konusu başvurunun 05 ve 35. sınıftaki mal ve hizmetler üzerinde tescil ettirilmek istendiğini, müvekkiline ait “...” ibareli ve itiraz aşamasında redde mesnet gösterilen markalar serisinde yer alan markaların ise 05, 29, 30 ve 32. sınıf mal ve hizmetler üzerinde tescilli olduğunu, markaların emtia listelerinde kapsanan 05.sınıftaki ürünler ile aynı olduğunu ve örtüştüğünü, davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şahsın başvurusu ile müvekkili şirketin yaratmış olduğu markanın ticari itibarından yararlanmaya çalışarak hem haksız rekabet yarattığını hem de müvekkilinin ticari itibarına zarar verdiğini iddia ederek; davalı ...’in 16.12.2022 tarih ve ...sayılı ... kararının iptalini, davalı şahsın ... nezdinde 10.06.2021 tarih ve ... başvuru numarası ile kayıtlı “...” ibareli markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğünü ve markalar sicilinden terkinini, dava konusu ... başvuru numaralı markanın huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalı yanın başvurusuna konu markanın, davacı tarafa ait ... ibareli markaları ile karıştırılma ihtimali ve tanınmış marka gerekçesiyle 6769 sayılı SMK’nın 6 ncı maddesinin 1., 4. ve 5. maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itirazın ...’nın ...nolu kararı ile reddedildiğini, davaya konu markanın asli ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, bu ibarenin yazım karakterinin ve konumlandırılmış biçimi itibariyle ilk göze çarpan, tüketicinin zihninde de yer edecek ve markanın üçüncü kişilere aktarılırken kullanılacak unsuru olduğunu, “...” ibaresinin altında daha küçük puntolu yazım karakteri kullanılarak oluşturulan “... ...” ibaresinin ise bir bütün olarak “yaşam formu” şeklinde algılandığını, bu ibarelerin farklı sektörlerde farklı firmalar tarafından sık kullanılıyor olmasının ibarelerin bilinirliğini artırdığını, davalı markasının 5. ve 35. sınıfta 5. sınıfa ilişkin perakendecilik hizmetleri üzerinde tescil edilmek istendiğini, söz konusu sınıfların tüketici kitlesinin ürünlerin sağlık üzerindeki direkt etkisi sebebiyle, profesyoneller veya profesyonellerin yönlendirmesi doğrultusunda tüketim kararı veren dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi olduğunu, taraf markaları ile karşı karşıya kalan tüketici kitlesi tarafından sunulan malın ticari kaynağını kolayca ayrıştırabilecek durumda olduklarını, davalı markasında ayırt edici değişiklikler yapıldığını ve “...” ibaresinin markanın tali unsuru olarak bir kelime bütünü içinde, bu bütünlüğün eşit parçası olarak kullanıldığını, markalar arasında ilgili tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olamayacağını, dava konusu olayda tanınmış markadan kaynaklı bir tescil engelinin bulunmadığını, davacı iddialarına itibar edilemeyeceğini ileri sürerek; davanın süresi içinde açılıp açılmadığının tespiti ile süre aşımı halinde usulden reddini, esasa ilişkin olarak ise davacı yanın tüm istemleri ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kurucusu olduğu firmanın aktif bir şekilde faaliyet sürdürdüğünü, müvekkili ile davacı arasında iddia edildiği gibi bir benzerlik bulunmadığını, davacı firma unvanının ..., müvekkili firma unvanının ise ... olduğunu, aynı firma izlenimi yaratmayacağını ve birbirlerini çağrıştırmadığını, davacı firma ile müvekkilini çağrıştırabilecek hiçbir amblem, broşür, logo, tabela, reklam, kartvizit vs. bulunmadığını, söz konusu ismi kullanmaktaki amacının kendi ön adlarının piyasada yeni olmasından kaynaklandığını, müvekkilinin ... unvanını ticari hayatta kullanırken davacı yanın ... unvanını kullandığını, iki firmanın isimlerinin okunuşu ve görünüşünün benzemediğini, müvekklinin yıllardır üretici olarak ticari itibar kazandığını, davacı tarafından kötü niyetli olarak açılan iş bu davadan dolayı müvekkili itibarının zedelendiğini ve müşteri kaybına uğradığını, davacı iddialarının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek; müvekkili firma hakkında verilen tedbir kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.UYUŞMAZLIK
:Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ...sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 10.06.2021 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.09.2021 tarih ve 381 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 05.11.2021 tarihinde ...sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şahsın 13.01.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 24.03.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şahsın 31.03.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ...sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 19.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 22.12.2022 tarihinde tescil edilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka kapsamında yer alan "5.SINIF: Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. 35.SINIF: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" mal ve hizmetleri ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet ... sayılı markaların kapsamındaki 5.sınıf emtialar aynı veya benzerdir.05. sınıfa dahil olan çekişme konusu malların ve bu malların satışına ilişkin 35. sınıftaki hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkat düzeyi, sıradan gıda ürünleri tüketicilerinin dikkat düzeyinden daha yüksek olmakla birlikte, bu tüketiciler arasında, 29 ve 30. sınıfa dahil gıda emtialarında olduğu gibi, dikkat düzeyi normal düzeyde olan ortalama tüketiciler de bulunmaktadır.Davaya konu marka başvurusu; altın sarısı çerçeve içindeki siyah kare zemin üzerine altın sarısı renkte büyük harf ve boyutlarda yazılmış "..." ibaresi ile bu ibarenin altına daha küçük boyutlarda yazılmış "... ..." ibaresinden ve sözcüklerin üstündeki "yıldız" şeklinden oluşmaktadır. Marka bütünü içinde görsel ve işitsel vurgu ve ayırt edicilik herhangi bir anlamı olmayan "..." kelimesine yüklenmiştir. “... ... ibaresi tali unsur görünümü ile bu ibarenin gerisinde kalmıştır.Davacı markaları ise; "... ...", "... " şeklinde olup, "..." ibaresi etrafında oluşturulmuş seri markalardır.Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel ve kavramsal olarak markalar arasında benzerlik bulunmadığı, davaya konu markanın esaslı unsurunu "..." ibaresinin oluşturmadığı, söz konusu sözcüğün; "diyet gıda, yağsız ürün vb" çağrışım gücü nedeniyle gıda sektörü açısından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, nitekim ... Dairesi'nin 29.03.2022 tarih ... sayılı kararında da; "..." ibaresinin, "..." ürünleri hariç, ayırt ediciliğinin zayıf olduğu hususunun benimsendiği, somut olayda dava konusu emtialar içerisinde "..." ürününün bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun genel görünümü dikkate alındığında, ayırt ediciliğini vurgulayan unsurun "..." sözcüğü olduğu, buna göre; daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu markayı gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.SMK m.6/4 hükmüne göre; ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.SMK m.6/4 hükmü bağlamında tanınmış marka koruması için; toplumun her kesimince bilinme gerekli olmayıp, toplumun ilgili kesimindeki bilinilirlik düzeyi dikkate alınacaktır. Toplumun ilgili kesimi; markanın tanındığı iddia edilen ve kaynak ülkede markanın tescilli olduğu ve kullanıldığı sektörü ifade eder. (...) Bir markanın ... Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilebilmesi için, bu markanın Türkiye'de tanınmış olmasının ya da kullanılmasının gerekip gerekmediği hususu bakımından; ... Dairesi'nin 13.02.2019 tarih ...sayılı kararında belirtildiği üzere, Türkiye’de tescilli olmayan markalara tanınmış marka koruması sağlanabilmesi için, söz konusu markanın, itiraza konu marka başvuru tarihinden önce Türkiye’de ilgili sektörde tanınmış marka olduğunun dosyaya sunulan objektif delillerle ispat edilmesi gerekir. (Aynı yönde ...)SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı vekilinin ibraz etmiş olduğu belgelerin incelenmesi sonucu;1993, 1994, 1997, 1998, 1999, 2000, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarına ait faturaların incelemesi ile ... markalı ürünlerin 1993 yılından itibaren satışı yapılan bir ürün olduğu, satışının yıl bazında artış gösterdiği ve süreklilik arz ettiği anlaşılmıştır.... markalı ürünlerin tanıtımına yönelik 2000, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2010, 2013, 2015, 2016 yıllarına ait reklam harcaması faturalarının incelenmesi ile ... markasının tanıtımı için yoğun ve sürekli harcama yapıldığı görülmüştür.... A.Ş.'nin 22 Temmuz 2004 tarihli “... Marka Algısı Ve Marka Bilinirliği Araştırması”nda 12 ilde 18 yaş üzeri %65’i üç büyük ilde yaşayan 602 kişi (%50 erkek, %50 kadın) ile çalışma yapılmış (çalışmada kullanılan soru formunun çerçevesi ... tarafından oluşturulmuştur) olup; yapılan çalışma sonucunda “...” dendiğinde tüketicilerin %38’inin aklına “... ...” markasının geldiği, aklına birşey gelmeyenlerin oranının ise %13 olduğu, ... kategorisinde “...” dendiğinde tüketicilerin %46’sının ... markasını hatırladığı tespit edilmiştir.... A.Ş.'nin 11 Haziran 2004 tarihli raporunda; ... markasının bilinirliği, ilk kez görülen/duyulan marka, spontan hatırlanma ve toplam hatırlanma oranlarını içeren bir araştırma yapıldığı, araştırmanın Türkiye kent popülasyonu temsili 15 yaş ve üzeri 1300 kişilik bir kitle ile Türkiye’nin 7 coğrafi bölgesinde bölge nüfuslarına orantılı olarak 11-17 Mayıs 2004 tarihlerinde gerçekleştirildiği, çalışmada kullanılacak olan soru formunun ... tarafından ... yetkilileri ile işbirliği halinde hazırlandığı, yapılan omnibus araştırması neticesinde tüketicilere “bir ... markası olarak ... markasını duyup duymadıkları” sorulduğunda %70.4’ünün ... markası olarak ...’u duyduklarını, her üç tüketiciden ikisinin ... markasını ilk defa TV reklamında gördüğü, ... markasını gören tüketicilerin de (879 kişi) %81’inin ilk kez ... firmasının markası olarak gördüğü, tüketicilere hiçbir hatırlatma yapmadan ... markasının hangi firmanın ürünü olarak sorulduğunda %85’lik kesimin ... firmasının ürünü olarak tanıdığı, toplam hatırlanma oranının da %90 ... markası olarak ... firması olarak tanıdığı belirtilmektedir.... markaları ile ilgili mahkeme karar örneklerine yer verildiği görülmüştür.... firmasının içinde ... markalarının da bulunduğu muhtelif ürünlerin ihracatına ilişkin gümrük beyannamelerine yer verildiği görülmüştür.İş bu deliller, davacının ... ... ibareli markasının ülkemizde, 1993 yılından bu yana yoğun ve yaygın kullanıma konu olduğunu ispatlamakta ve markanın 18.08.2022 tarihinde ... sayı ile tanınmış marka olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.Dosyada mübrez bilgi ve belgeler, davacının “... ...” markasının ülkemizde “gıda” sektöründe “..., kraker” ürünleri bakımından tanınmış marka statüsünde olduğunu ispatlamaktadır. Ancak, somut olayda taraf markaları benzer olmadığından ve ... ibaresi çekişme konusu “diyetetik ürünler” bakımından telmih gücü yüksek, zayıf marka olduğundan; dava konusu ...markasının tescilinin davalıya haksız bir yarar sağlaması, davacı markasının itibarına zarar vermesi veya ayırt edici karakterini zedelemesi ihtimali bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı markasının tanınmışlığının 6769 sayılı SMK’nın 6/4 veya 6/5 maddesi anlamında bir tescil engeli oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile alınması gereken 89,95 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç, 51,20 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 280,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.236,42 TL yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı ... tarafından yapılan 51,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023Katip ...E-imzaHakim ...E-imza