Anahtar kelimeler: Yersiz Murisi Bağkur Davacıkarşı İstirdadı Kurumdan Aylıkların Aylıklar Vefat Olmadıklarının

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:128-395Asıl dava, davacı-karşı davalı Kurum tarafından açılan yersiz ödenen aylıkların istirdadı istemine ilişkin olup;Davalı-karşı davacılar tarafından açılan karşı dava ise, Kurum işleminin iptali ile davalı karşı davacıların murisi ...'ın Bağ-Kur sigortalılık sürelerin geçerli olduğu ve Kuruma yersiz ödenen aylıklar nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, her iki davanın da reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı-karşı davalı Kurum ve davalı karşı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Somut olay incelendiğinde; Kurumdan aylık almakta iken 31.12.2005 tarihinde vefat etmesi üzerine, hak sahiplerine, dul ve yetim aylığı bağlanan ... hakkında, müfettiş raporuna istinaden adı geçenin Bağ-Kur sigortalılığının iptal edildiğini, Bağ-Kur hizmetinin olmadığının ve söz konusu hizmeti olmadan aylık bağlama koşulunu yerine getirilmediğinden, sigortalının aylığı başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği, sigortalıya hak edilmeden ödenen, 01.04.2000 ile 17.01.2006 süreli aylıkları toplamı olan, 19.451,31TL'nin, her bir aylığın ödeme tarihinden itibaren, davalılardan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Davalı-karşı davacılar tarafından açılan dava da ise; davalı karşı davacılar murisi ...'ın yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğu, kendi nam ve hesabına çalıştığı, davacı SSK'nın açtığı alacak davasının reddine, murisleri ...'ın iptal edilen Bağ-Kur sürelerinin ve de tahsisin iptali ile bağlanan maaşın geri iadesine ilişkin işlemlerin iptaline ,karar verilmesini talep edildiği anlaşılmaktadır.Dosya incelendiğinde; ...'ın, 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının 01.06.1972 tarihinde başladığı ve 2575 gün hizmet süresinin bulunduğu, Samsun Hazır Elbisecilik ve Seyyar Tuhafiyeciler Odasının üyelik kaydına istinaden 22.03.1985 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığının başlatıldığı, 30.05.1992 tarihinde oda kaydının silindiği, 2829 sayılı Yasa gereğince Kurum tarafından yapılan hizmet birleştirmesi sonucu, 01.04.2000 tarihi itibariyle sigortalı ...'a 506 sayılı Yasa'nın geçici 81 (A) maddesi gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.Bağ-Kur Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının, 28.06.2006 tarihli soruşturma raporu ve Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı dosyası ile; ilk kez 16.11.1999 tarih, 95907 sayılı evrak kayıt numarası ile Samsun hazır elbiseciler ve seyyar tuhafiyeciler tarafından 293 numaralı 12.01.1984 başlangıç tarihli üye kaydına istinaden, Bağ-Kur'a giriş bildirgesi ile 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kayıt ve tescili yapıldığı, ve 30.051992 tarihinde de üyeliğinin sona erdiği, vergi ve esnaf sicil kaydının bulunmadığının, 25.02.2000 tarihi itibari ile,19442 sayılı evrak kayıt numarası ile 2829 sayılı Kanun kapsamında hizmetleri birleştirilme talebi ile Sosyal Sigortalar Kurumunca, 03.03.2000 tarihi itibari ile, 12.01.1984 ile 30.05.1992 tarihi arasında SSK'lı hizmetleri düşülmek sureti ile 5 yıl 1 ay 2 günlük hizmetinin bildirildiği, ancak ...'ın oda kayıtları üzerindeki incelemede, asil üyenin ... numarası ile ... değil, ...'nun kayıtlı olduğu, ve 30.10.1985 tarihi itibari ile, 247 sayılı karar ile kaydın silindiği, ancak söz konusu ...'a ait oda kaydını destekleyecek, herhangi bir vergi ve esnaf sicil kaydı bulunmadığı, her hangi bir oda aidatının ödenmediği, kayıt makbuzunun olmadığı ve odada kaydının başka bir şekilde görülmediği, herhangi bir hazirun listesinde de isminin gözükmediği, ...'ın oda kaydının, aslında 30.10.1985 tarih, 247 sayılı karar ile kaydı silinen ve bu kayda ihtiyacı olmadığı düşünülen, ...'nun yerine sonradan ... isminin yazılarak emeklilik süresinin kazandırıldığı tespit edilmiştir.Mahkemece, sigortalıya sağlığında füzuli olarak ödenen yaşlılık aylığının, terekeye dahil olmaması, sigortalının kendisine ödenen, bu aylıkların, miras hukuku çerçevesinde hak sahiplerinin istirdatıda mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı Kurum tarafından açılan istirdat davasının reddine ve ...'ın müfettiş raporunca sahteliği tespit edilmiş kaydını destekler başkaca fiilen esnaf faaliyetinin devam ettiğine dair hazirun listesi, aidat makbuzu, vergi kaydı bulunmadığı ve SGK 'nın hizmetinin iptaline ilişkin işlemi yerinde olduğundan, davalı-karşı davacılar tarafından, hizmet süresinin geçerliliğinin tespitine ilişkin açılan karşı davanın da reddine karar verilmiştir.1-Davacının, Oda kaydı esas alınarak başlatılan Bağ-Kur sigortalılığının, oda kaydındaki usulsüzlük nedeniyle geçersiz kabul edilmesi sonucu, davalı Kurum tarafından iptal edilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali talebinin reddinde bir isabetsizlik yok ise de; davacının, prim ödemeleri ile isteğe bağlı sigortalı olma iradesini ortaya koymuş olmakla, işbu ödeme tarihinden itibaren başlayarak, gerekirse, bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle, ödenen primlerin karşıladığı sürenin isteğe bağlı sigortalılık süresi olarak kabulü ile, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.2- Mahkemece; sigortalıya sağlığında füzuli olarak ödenen yaşlılık aylığının, terekeye dahil olmaması, sigortalının kendisine ödenen, bu aylıkların, miras hukuku çerçevesinde hak sahiplerinin istirdatıda mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı karşı davalı Kurum tarafından açılan istirdat davasının reddine karar verilmiştir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 599. maddesi uyarınca; “Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar...mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar...”Kural olarak, bir kimsenin ölümü ile mal varlığının bir bütün olarak mirasçılarına geçmesini ifade eden külli halefiyet gereğince, mirasbırakanın kişisel özelliklerinin ağır bastığı, düşünsel ve bedeni özellik ve yetenekleri göz önünde bulundurularak yapılmış, borcun bizzat mirasbırakan tarafından yerine getirilmesi gereken şahsi edim borçları dışında, malvarlığından ifa durumunda olunan maddi edim borçları mirasçılara intikal eder.Mirasbırakanın borçları, ölümünden önce yaptığı hukuki işlemlerden, işlediği haksız fiillerden, malvarlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşmeden ve ölüm anına kadar oluşan bir takım olgular nedeniyle, doğrudan doğruya kanundan doğabilir.Mirasçıların sorumluluğu bakımından borcun kaynağı önemli değildir. Bu sorumluluk, mirasın kesin olarak kazanılması ile başlar, borcun esası ile sınırlı olmayıp, işlemiş ve işleyecek faizlerini de kapsar.Davaya konu alacak, mirasbırakanın sebepsiz zenginleşmesinden kaynaklanmakta olup, ölümünden sonra mirasçılarına karşı ileri sürülmesinde yasaca bir engel bulunmamaktadır; mirasbırakanın malvarlığına ve terekesine dahildir.Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ███████-235 Esas ████████ Karar sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, davacı murisinin, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi çerçevesinde, yersiz aldığı aylıklar nedeniyle davacı kuruma borçlu bulunduğu ve bu borcun terekeye dahil olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.Mahkemece, açıklanan tüm bu maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.O hâlde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ve karşı davacılara iadesine, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.