Anahtar kelimeler: Yurda Dönüş Askerlik Yapmadığı Borçlanılan Yaşlılık Aylığının Aylığı Bağlanan İsteklerinin

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:454-664Dava, 01.04.1992 tarihinden itibaren, 3021 sayılı Yasaya göre borçlanılan prim gün sayısı da gözetilerek yaşlılık aylığı ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, bozma üzerine, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, tarafların avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Davacıya, 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetleri (=215 gün), askerlik borçlanma süresi (=900 gün), 2147 sayılı Yasaya göre borçlanılan süre (=3720 gün) ve 3201 sayılı Yasaya göre borçlanılan süre (=2640 gün) gözetilerek, toplam 7475 gün ile 01.04.1992 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının; 1997 yılında yapılan işlemle, yurda kesin dönüş yapmadığı gerekçesi 3201 sayılı Yasaya göre yapılan borçlanma ve buna dayalı olarak yaşlılık aylığı tahsisi iptal edilerek, 1997 yılı 7. ayına kadar ödenen aylıkların istirdat edildiği; daha sonra, askerlik borçlanma süresi, 506 sayılı Yasa kapsamındaki hizmetleri ve 2147 sayılı Yasaya göre borçlanılan süre toplamı 4835 gün ile 01.02.2006 tarihinden itibaren yeniden yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.Davacı, 3201 sayılı Yasaya göre borçlanılan süre de gözetilerek, 01.04.1992 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istemiş; Mahkemece, Dairemizin uyulan bozma kararı sonrasında, 3201 sayılı Yasaya göre ödenen borçlanma bedelinin davacıya iade edildiği belirtilerek, diğer sigortalılık süreleri toplamı 4835 günlük prim günü ile 01.02.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiştir.Kurum kayıtlarından, davacının, 3201 sayılı Yasaya göre borçlandığı süre için ödediği 16,28 TL borçlanma bedelinin iadesi için 15.05.2007 tarihli işlemler yapıldığı görülmüş ise de; davacı, borçlanma bedelini iade talebi olmadığı gibi, iade almadığını, biriken aylıkların içinde iade edilmiş ise de, bunun da iade sayılamayacağını belirtmiştir. Mahkemece, borçlanma bedelinin iadesinin davacıya tebliğ edilip-edilmediği araştırılmalı; tebliğ yapılmaksızın, yine, davacı borçlanma bedelinin iade edildiğini bilmeden, biriken aylıklarla birlikte ödeme yapılarak iade işlemi hakkaniyete uygun olmayacağından; Medeni Kanunun 2. maddesi gözetildiğinde, somut olayla sınırlı olarak, davacının, borçlanma bedelini, iade tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile Kurum’a ödemesi mümkün bulunmuştur.Borçlanma bedeli davacı tarafından Kurum’a ödendikten sonra ise; Dairemizin önceki bozma kararında da belirtilen şekilde, davacının, yurtdışı ilişkisinin sona erdiği tarih araştırılıp, yurtdışı ilişkisinin sona erdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren, yaşlılık aylığının 3201 sayılı Yasaya göre borçlanılan süre de gözetilerek ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmelidir.O halde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.