Anahtar kelimeler: Biriken Yaşlılık Aylığı Aylıklardan Bağlandığını Yıllarında Aylığına Sonradan Kazandığından Oluşmadığı
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    No
    :346-112
    Dava, sonradan kesinleşen sigortalı çalışma süreleri de gözetilerek, önceki yaşlılık aylık talepleri nedeniyle yaşlılık aylığına hak kazandığından, biriken aylıklardan 100,00 TL’nin tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde, davanın reddine karar vermiştir.
    Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Davacı, 22.10.2006 tarihli yaşlılık aylığı talebinin, yasal şartların oluşmadığı belirtilerek davalı Kurum tarafından reddedilip, 03.08.2009 tarihli talep ile, 01.09.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığını; 2007 ve 2008 yıllarında başkaca yaşlılık aylığı taleplerinin de bulunduğunu; 18.03.2002 – 13.02.2004 tarihleri arası döneme ilişkin sigortalılık süresinin tespit isteğinin, İzmir 6. İş Mahkemesi’nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı tespit edilerek, hükmün, 15.03.2010 tarihinde Yargıtay 10. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiğini; buna göre, kesinleşen sigortalılık süreleri de ilgili aylara maledilip, önceki yaşlılık aylığı taleplerine geçerlilik tanınarak, yaşlılık aylığının daha önceki tarihten bağlanması gerektiğinin tespitini ve biriken aylıklardan 100,00 TL’nin tahsilini istemiş; Mahkemece, davacının talebi hatalı yorumlanarak, 01.09.2009 tarihinden itibaren bağlanan aylıkların hesabında, kesinleşen süreler de gözetildiğinde artış olmayacağı gerekçesi ile, davanın reddine karar verilmiştir.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 28.09.2011 tarih ve ███████-475 -560 sayılı kararında da belirtildiği gibi, olumlu hizmet tespiti davaları ve kararlarının niteliği değerlendirildiğinde; hizmet tespiti davalarında aslında geçmişte var olan ancak kayıtlara girmemiş hizmetlerin tespiti istenmektedir. Yargılama sonunda verilen tespit kararı ile çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden doğan ve gerçekte var olan hizmet akdi ilişkisinin varlığının tespitine karar verilmekte, yeni bir hukuksal durum yaratılmamaktadır. Öte yandan, tespitine karar verilen süreler hizmetin geçtiği yıla maledilerek, Kurum kayıtlarına yine hizmetin ait olduğu yıl itibariyle geçecektir. Verilecek tespit hükmü ile varolmayan bir hizmet akdinin kurulması söz konusu olmayıp, varolan ancak kayıtlara geçmemiş bir çalışma ait olduğu yılda kayıtlara usulüne uygun olarak bildirilmiş gibi işlem görecek, kayıtlara geçmemiş süre ile çalışma tarihindeki durum saptanarak hukuksallaştırılacaktır. Zira hizmet akdine dayalı olarak 5510 sayılı (mülga 506 sayılı) Kanun kapsamındaki çalışmaların hukuksal sonuçları, çalışmanın geçtiği anda doğmuştur. Bu nedenle hizmet akdi ile çalışmanın sigortalılık hakları yönünden doğurduğu sonuçlar hizmet tespiti davasının kesinleştiği tarihte değil, hizmet akdi ile çalışma anı itibariyle doğmaktadır. Bu değerlendirmenin doğal sonucu olarak, hizmet akdi ile tespitine karar verilen süreler, tespit kararının kesinleşme tarihine bakılmaksızın, sigortalının aylık talebi açısından tespitine karar verilen çalışmanın gerçekleştiği tarih itibariyle sigorta hukuku açısından sonuçlarını doğurmaktadır. Aksinin kabulü, sigortalının görev veya yetkisinde olmayan prim belgelerinin Kuruma verilmesi veya Kurumun denetim yükümünün ihlalinin sigortalı aleyhine sonuç doğurmasına neden olacaktır.
    Bu kapsamda, sigortalıya yaşlılık sigortası kolundan aylık bağlanabilmesi için aranan sigortalılık süresi veya prim gün sayısına, hizmet tespitine ilişkin dava sonucunda tespitine karar verilen süre ile ulaşılması halinde, hizmetin ait olduğu yılda geçtiğinin kabulü ile sigortalının yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının buna göre belirlenmesi gerekecektir.
    Davaya konu somut olayda, davacının, kesinleşen sigortalılık süreleri, ilgili aylara maledilerek, dava dilekçesinde belirtilen yaşlılık aylığı tahsis talebi ve şahsi dosyada bulunan sonraki aylık talepleri gözetilerek, yaşlılık aylığı yönünden yasanın aradığı şartların taleplerin yapıldığı tarih itibariyle gerçekleşip-gerçekleşmediği üzerinde durulup, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; davacının talebi hatalı yorumlanıp, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup,bozma nedenidir.
    O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 15.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!