Anahtar kelimeler: Motoruyla Anayola Davatazminat Muhakameleri Kısmıyla Bulvarı Sağa Kavşağı Gitmekte Yoldan

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA
DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2024
DAVA
:Tazminat (Maddi ve Manevi)
KARAR TARİHİ
:█████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
:█████/2025
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'in maliki ve sürücüsü bulunduğu ... plakalı aracın, 13.11.2021 tarihinde ... Bulvarı yan yoldan anayola katılmak için sağa dönüş yaptığı esnada aracının sol ön kısmıyla ... Bulvarı ... kavşağı istikametine doğru motoruyla gitmekte olan davacıya ... Caddesi kesişimine geldiğinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 57-1/A maddesini ihlal ederek çarpıp yaralanmasına sebep olduğunu, kazadan sonra mahallinde trafik ekipleri tarafından yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı düzenlendiğini, tutanağa göre, davacıya çarparak yaralanmasına sebep olan ... plakalı araç sürücüsü ...'in % 100 nispetinde kusurlu bulunduğunu, ayrıca aynı kaza sebebi ile davalı sürücü ... için ... Cumhuriyet Başsavcılığında ... soruşturma nolu taksirle yaralamaya ilişkin dosyada tahkikatın devam ettiğini, davacının meydana gelen kazada sol el ve sol ayağında kırıklar meydana geldiğini, belirli bir süre geçtikten sonra ameliyat edilebilecek ve sol eline platin takılması gerektiğini, ancak ameliyat aşamasına henüz gelinmediğini, davacının kaza sebebi ile 3 aydır kolunu kullanamadığını, elindeki ağrıların devam ettiğini, kazadan önce motorlu kurye olarak çalıştığını, kaza sebebiyle motorunun pert olduğunu, evin içinde bile kişisel ihtiyaçlarını eşinin yardımıyla giderebildiğini, davacıda kalıcı maluliyet oluşacağını, ancak tedavisinin devam etmekte olduğu için oranının bu aşamada tespitinin mümkün olmadığını, davacının dava tarihinde ve halen çalışamıyor olması, evini geçindirememesi ve eşinin de ev hanımı olması ve başka gelir kaynaklarının bulunmaması sebebi ile maddi manevi büyük sıkıntı içerisinde bulunduğunu ileri sürerek, alacaklarının tam ve kesin olarak belirlendiği zaman arttırılmak üzere ; 4.000,00-TL geçici iş göremezlik, 1.000,00 TL kalıcı iş göremezlik olmak üzere toplam 5.000,00 TL tazminatının fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile ve tazminatın tam olarak tespit edilebildiği tarihte arttırılmak üzere (belirsiz alacak davasıdır) bütün davalılardan müştereken ve müteselsilen, 150.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan ...'den tahsiline, her iki alacak kalemi için de kaza tarihi olan 13.11.2021 tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı en yüksek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 20.02.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatı olarak talep ettikleri 4.000,00 TL'yi 32.280,46 TL artırarak 36.280,46 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 1.000,00 TL olarak talep ettikleri kalıcı iş göremezlik tazminat taleplerini ... TL artırarak ... TL kalıcı iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam ...TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş ve ıslah harcını da yatırmıştır.
CEVAP
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın başvuru şartını yerine getirmeksizin doğrudan huzurdaki davayı açtığını, öncelikle iş bu davanın usulden reddine karar verilmesini, ayrıca davacı tarafın █████/2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu sunmaksızın huzurdaki davayı ikame ettiğini, talep sahibinin esasen dava yoluna başvurmadan önce usulüne uygun bir rapor almaması halinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartlarının B.2 Tazminat ve giderlerin ödenmesi 2.1 hükmüne aykırı bir başvuru olduğunun kabul edileceğini, zarar gören kişilerin sigorta kuruluşuna eksik belge ile başvurmaları halinde, sigorta kuruluşu aleyhine doğrudan doğruya dava yoluna gitme hakları bulunmadığını, yasal mevzuata göre başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve ödeme süresi dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olmasının gerekli olduğunu, Kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerine getirmeyen davacının talebinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, maluliyet oranının usulüne uygun şekilde belirlenmesini, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH2010 tablosu kullanılması, %1,8 teknik faiz uygulanması ve hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılmasını, dosyada kaza tespit tutanağı ve savcılık evrakları bulunmadığından öncelikle sigortalı araç sürücüsü ile kaza arasındaki illiyet bağının araştırılmasını, tazminata hükmedilmesi halinde, uyuşmazlığa konu kazada davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının tespitini ve indirim yapılmasını, davalı sigorta şirketi temerrüde düşmediğinden işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sevk ve idaresinde olan ... plakalı motorsiklet’in █████/2021 günü ... Mahallesi ... Bulvarı ile ... Caddesinin kesiştiği ışıklı kavşakta davacının ağır kusurlu davranışı sonucu kazanın meydana geldiğini, davalı müvekkiline yeşil ışık yanarken sağ sinyalini verip, dikkat ve özeni göstererek kavşağın içerisine doğru hareket ettiğini, davacının kontrolü altındaki motorsiklet ile anayolda hız limitinin üstünde seyir etmesi ve diğer araçlar kırmızı da beklemesine rağmen isteyerek durmaması ve tam aksine hızını daha çok arttırarak hareket etmesi sonucu davalının kamyonetinin sol tarafına çarparak olası kast ile mala zarar vermesi ve ana yolda hız limitini aşarak, trafik kurallarına riayet etmeyerek trafik güvenliğini kasten tehlikeye soktuğunu, davacının hız limitinin üzerinde seyir etmesinden, kırmızı ışıkta geçmiş olmasından dolayı kusurun davacıya ait olduğunu, adli tıp kurumundan alınacak rapor ile kusur durumunun belirleneceğini, gerek mobese kayıtları gerekse de tanık beyanları ile gerçeğin ortaya çıkacağını, davacının kaza nedeniyle bir maluliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İDM KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece; "Davanın kısmen kabul, kısmen reddine; maddi tazminat yönünden; 36.280,46 TL geçici iş göremezlik ve ... TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam ...TL tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren, davalı ...Sigorta yönünden █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (davalı sigorta şirketi yönünden poliçe limiti olan 430.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden sorumlu olmak kaydıyla) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden; 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...’den kaza tarihi olan █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, maddi tazminat davası yönünden" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece illiyet bağının doğru tespit edilmediğini, kusur tespitine ilişkin tanık beyanlarının yeterince dikkate alınmadığını ve olaya ilişkin kamera kayıtlarının alanında uzman olmayan bilirkişi tarafından çözümünün yapıldığını, kazanın oluşumuna müvekkilinin sebebiyet vermediğini, kaza yeri tespit tutanağını düzenleyen polislerin tutanağı okutmadan müvekkiline imzalattıklarını, kaza tespit tutanağı içeriğine göre davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının da tespit edilmediğini, kusur durumu net ve kesin olarak belirlenmeden hazırlanan tazminat hesabına dair bilirkişi raporlarını da kabul etmediklerini, kazada zarar gören davacının kask, koruyucu mont ve dizlik gibi metaryelleri kullanmamasının yaralanmasına etkisinin irdelenmediğini, davacının maluliyet oranının yanlış hesaplandığını, davacı lehine meslekte kazanma gücü kaybı tazminatının hesaplanmasına ilişkin aktüerya bilirkişinin raporunun da eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacının yaşı ve mesleği dikkate alındığında aktif yaşam süresinin çok uzun tutulduğunu, hesaplamada davacının gelirinin asgari ücrete göre 2,94 kat, sürekli iş göremezliğe göre 3,04 kat olarak bulunmasının da doğru olmadığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının da fahiş ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmadan bir tarafın zenginleşmesine neden olacak şekilde hükmedildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili 20.05.2025 tarihli dilekçesi ile; mahkemenin 21.03.2022 tarihli ara kararı ile ihtiyati haciz talebi kabul edilmiş olup, ... Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyada bahse konu ihtiyati haciz kararı infaz edilerek müvekkilinin mal varlıkları üzerine haciz uygulandığını, taraflarınca tehiri icra talebinde bulunulup, ... 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ... D. İş sayılı tehiri icra kararının ... Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına sunulduğunu, karar gereği ilama koyulan alacağı karşılar şekilde icra dosyasına teminat mektubu ibraz edilmiş olmakla, müvekkilinin mal varlıkları üzerine koyulan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasını istemiştir.
G E R E K Ç E
Duruşma açılmasını gerektiren sebep bulunmadığından HMK'nın 353. Ve 355. Maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler kamu düzeni ve istinaf nedenleriyle sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür.
Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Kişilik hakları zedelenenler aynı kanunun 58. maddesi gereğince manevi tazminat isteyebilirler.
Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. █████/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel ... ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun █████/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, ████████ kararı). Ancak, maddi olgunun belirlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı (5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu 231 inci maddesi) kesinleşmiş bir ceza hükmü olmadığından hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olmadığının kabulü gerekir. Ceza mahkemesince davalının eylemi nedeniyle verilen ceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğinden, ceza mahkemesinin maddi olayı kabulü hukuk hakimini bağlamayacaktır. Buna karşın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla sonuçlanan ceza mahkumiyeti, maddi vakıanın oluşu yönünden hukuk mahkemesini bağlayıcı etki göstermese de, ceza mahkemesince elde olunan veriler, hukuk mahkemesince "kanıt" olarak kullanılabilir.
... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas-... Karar sayılı dosyasında sanık ...'in taksirle yaralamaya neden olma suçundan TCK'nın 89/1, 89/2-b, 22/3, 62/1 maddeleri gereğince 7 ay 15 gün hapis ve verilen cezanın TCK'nın 51/1 maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Somut olayda; 13.11.2021 tarihinde davacı sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile ... Bulvarı üzerinden ... istikametine doğru seyir halinde iken kaza mahalli kavşağa geldiğinde aracının sağ yan kısmına seyir istikametine göre sağ tarafındaki yan yoldan gelerek kavşağa katılan davalı sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı kamyonetin sol ön kısımları ile çarpması neticesinde yaralamalı trafik kazası meydana geldiği sabittir.
13.11.2021 tarihli kaza tespit tutanağına göre kazanın oluşumunda sürücü ...'in asli kusurlu, diğer sürücü ...'nin bir kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, ceza yargılaması aşamasında alınan 24.02.2022 tarihli yerel bilirkişi raporunda sürücü ...'in asli kusurlu, motosiklet sürücüsü ...'nin kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. Yerel mahkemece Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 30.11.2022 tarihli raporda ise; davacı sürücü ...'nin kusursuz, davalı sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Davacı hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 14.07.2023 tarihli rapora göre kaza tarihi olan 13.11.2021 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan erişkinler için engellik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirme yapılarak davacının geçici iş göremezlik süresinin 6 ay, kalıcı engellilik oranının ise %10 olduğu tespit edilmiştir.
İbraz edilen aktüerya bilirkişi raporunda ise TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant metodu uygulanmak suretiyle davacının geçici iş göremezlik zararı ile kalıcı iş göremezlik zararının ne kadar olacağına dair hesaplama yapılmıştır.
Bu duruma göre; meydana gelen trafik kazasında alınan ve birbirini teyit eden bilirkişi raporlarına göre davalı ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, davacının geçici iş göremezlik süresi ile kalıcı iş göremezlik oranının kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre usulüne uygun olarak belirlendiği, kusur oranı ve geçici iş göremezlik süresi ile kalıcı iş göremezlik oranı dikkate alınmak suretiyle TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant metodu uygulanmak suretiyle aktüerya bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya ilişkin rapor da denetime elverişli olup, hükme esas alınmaya yeterli görülmekle yerel mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarına gelince; tarafların sosyal ve ekonomik durumları, toplanan deliller ve davalı sürücünün meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu, davacı sürücünün ise kusurunun bulunmadığı, trafik kazası sonucu davacının vücudunda kemik kırığı olacak şekilde yaralanması ve davacının ATK raporuna göre 6 ayda iyileşebileceği ve kazadan dolayı %10 oranında maluliyetinin bulunduğu, bu yaralanmadan dolayı davacının duyduğu elem, acı ve ızdırap, günün ekonomik koşulları, takdir edilecek manevi tazminat miktarının bir tarafın zenginleşmesine, diğer tarafın fakirleşmesine neden olmayacak oranda belirlenmesi gerektiği ilkeleri dikkate alındığında yerel mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı da yerindedir.
Davalı vekili her ne kadar 20.05.2025 tarihli dilekçesi ile davalının malları üzerine koyulan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasını talep etmiş ise de; yerel mahkemece verilen kararın icra takibine koyulması üzerine davalı tarafından tehiri icra kararı alabilmek için icra borcunu karşılayacak miktarda icra dosyasına teminat mektubu sunduğu, yerel mahkemece verilen kararın istinaf edildiği ve dairemizce verilmiş olan kararında yargıtay denetimine tabi olduğu dikkate alındığında kararın kesinleşeceği zaman içerisinde icra takibine konulan miktar yönünden faiz işleyeceği, ayrıca icra dosya masrafları ile icra vekalet ücretlerininde dosyanın infazı sırasında dikkate alınacağı hususları değerlendirildiğinde, davalının malları üzerine koyulan ihtiyati hacizlerin kaldırılmasını gerektiren yasal şartların oluşmadığı anlaşılmakla davalı ...'in ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
... böyle olunca, 6100 Sayılı HMK’nın 355.maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde istinaf talebinin yerinde olmadığının anlaşılmasına göre davalı ...'in istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b-1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ...'in istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ...'in ihtiyati haczin kaldırılmasına dair talebinin REDDİNE,
3-Davalı ...'den alınması gereken 124.431,01 TL istinaf karar harcından peşin alınan 31.107,75 TL'nin mahsubu ile bakiye 93.323,26‬ TL'nin davalı ...'den alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,
5-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ile harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, █████/2025 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nun 361/1 ve 361/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!