Anahtar kelimeler: Hakedişlerde Eser Satışından Malzeme Ret Aralarındaki Faturalara Faturaların Başlatılan Fatura

MAHKEMESİ
: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk DairesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.KARAR
: Esastan RetİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 14. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle, davalı ile aralarındaki malzeme satışından kaynaklı olarak düzenlenen faturalara dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız itirazının iptalini ve %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, faturaların taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca düzenlendiğini ve fatura bedellerinin sözleşme gereği yapılan hakedişlerde ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.Birleşen davada davacı vekili, davalı ile aralarındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağına ilişkin başlatılan icra takibine davalının haksız itirazının iptalini ve %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, faturaların taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca düzenlendiğini ve bedellerinin hakedişlerde ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce; asıl dava yönünden; bilirkişi raporunda faturalardaki malzemelerin eksik kalmış işlere ait olduğunun tespit edildiği, dava konusu faturaların çekişmeli olup, davalı şirket tarafından kabul edilmediği, alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, birleşen dava yönünden; taraflar arasındaki sözleşmenin feshinde her iki tarafın da kusurlu olması nedeniyle teminatın irad kaydedilemeyeceği, davacı taşeron şirketin sözleşme konusu ve %10 keşif artışı sonucu yaptığı imalatlar karşılığında 4.340.004,30 TL alacağı bulunduğu, dava adi ortaklık borcu nedeniyle adi ortaklara karşı açıldığı, ikmal inşaatına ilişkin sözleşmenin dava dışı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve davalı ... San Tic AŞ ile imzalandığı, adi ortaklar ile davacı arasında imzalanan sözleşmeye dayanılarak ikmal inşaatı sözleşmesi kapsamındaki imalatlar nedeniyle talepte bulunulamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz istemleri yerinde görülmemiş, reddine karar verilmiştir.2-Asıl davada davacı vekilinin icra inkar tazminatı verilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazı yönünden yapılan incelemede, davaya konu Ankara 5. İcra Dairesi’nin ██████████ Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı şirket tarafından davalı borçlu şirketler hakkında 27.10.2015 tarihinde, toplam 6.079.636,72 TL fatura alacağının tahsili için takip başlatıldığı, davalı borçluların itirazı üzerine takibin durduğu, süresi içerisinde iş bu asıl dava açıldığı, mahkemece asıl davada icra takibine itirazın asıl alacak yönünden iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nun 07.06.2006 tarih ███████-295 Esas, ████████ Karar sayılı kararı). Somut olayda davaya konu icra takibi fatura alacağına dayalı olarak başlatılmış olup, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda yapılan inceleme alacağın miktarı ve varlığı bakımından değil, fatura içeriklerinin davalının savunmasına göre sözleşmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususuna ilişkin olup, bu nedenle alacak likit olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi isabetsizdir.2. Birleşen davada davacı vekilinin icra inkar tazminatı verilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazı yönünden yapılan incelemede ise, Ankara 5. İcra Dairesi’nin ██████████ Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı alacaklı şirket tarafından davalı borçlu şirketler hakkında 27.10.2015 tarihinde, toplam 12.709.610,92 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, davalı borçluların itirazı üzerine takibin durduğu, süresi içerisinde birleşen davanın açılması üzerine, mahkemece birleşen davada davanın kısmen kabulüne, davalıların takip dosyasında 4.340.004,30 TL imalat bedeli, 1.200.000,00 TL teminat mektubu bedeli ve teminat mektubu yönünden hesaplanan 69.041,10 TL işlemiş faiz yönünden yaptıkları itirazın iptali ile takibin 4.340.004,30 TL ile 1.200.000,00 TL asıl alacak bedeline takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Yine yukarıda 2. bentte icra inkar tazminatına ilişkin yapılan açıklamalardan sonra, birleşen davaya konu somut olayda, her ne kadar davacının imalat bedeli alacağının varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmiş ise de, teminat mektubu bedelinin iadesine ilişkin alacak talebi likit olduğundan icra inkâr tazminatına hükmedilmemesi de yerinde olmamıştır.Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, asıl davada itirazın iptaline karar verilen alacak ve birleşen davada itirazın iptaline karar verilen teminat mektubu bedeli istemine ilişkin kısım için icra inkâr tazminatına hükmetmekten ibarettir. Belirtilen nedenlerle asıl ve birleşen davada kararın bozulması gerekmiştir.SONUÇ
: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz sebeplerinin REDDİNE, 2 ve 3 no.lu bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILARAK; İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın ilgilisine iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 26.12.2024 gününde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.