Anahtar kelimeler: Davacıbirleşen İbareli Sinaî Fikri Yazildiği Marka Katip Haklar Ret Birleşen

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI - BİRLEŞEN DAVACI
: ... - ... ...
BİRLEŞEN DAVALI
: 1- ... - ...
VEKİLLERİ
: Av. ... - ...
Av. ... - ...
Av. ... -...
DAVALI
: 2- ... ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
BİRLEŞEN DAVA TARİHİ
:█████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı-birleşen davacı, dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle; ... başvuru numaralı “... + ...” ibareli marka başvurusunun davalı şirket itirazı üzerine reddine karar verildiğini, ret kararına karşı itirazının reddine ilişkin dava konusu ... ...’nın ... sayılı kararının hatalı olduğunu, markaların hiçbir benzerlik içermediğini, davalı şirket marka logosunun ayırt edici vasfı bulunmadığını, birçok markada benzer şeklin kullanıldığını, ...’nın davalı şirket tarafından yanıltıldığını, tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunda yer alan logonun orijinal ve benzersiz olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu beyanla; ... sayılı kararının iptali ile ... sayılı markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, markaların aynı/aynı tür mal ve hizmetleri kapsadığını, taraf markalarında yer alan ... unsurundaki benzerliğin tüketici nezdinde iltibas tehlikesini artırdığını, ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Birleşen davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin “...” ve ... markalarının dünyanın en tanınmış markaları arasında olduğunu, ... nezdinde müvekkiline ait ... ve ... sayılı tanınmış markaların tescilli olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markası ile yüksek düzeyde benzerlik içerdiğini, davacının müvekkili markasının tanınmışlığından haksız kazanç elde etme çabası güttüğünü, davacının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, markaların tüketici nezdinde karıştırılması ihtimali bulunduğunu, dava konusu ... kararının yerinde olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
:
... Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ... sayılı kararı ile söz konusu dava dosyası, mahkememize ait yukarıda yazılı esas sayılı dava dosyası ile birleştirildiğinden, birleşen dava dosyası, dosyamız arasına alınarak yargılama birlikte yürütülmüştür.
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacı-birleşen davacıya ait ... sayılı "...+..." isimli marka başvurusu ile birleşen davalıya ait redde mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacı-birleşen davacının 08.07.2020 tarihinde "...+..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.11.2020 tarih ve 360 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı birleşen davalının 31.12.2020 tarihinde ..., ... sayılı markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/4, m.6/5 ve m.6/9 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davacı-birleşen davacının 10.02.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca SMK m.6/1 ve m.6/5 hükümleri gereği kabul edilerek marka tescil başvurusunun reddine karar verildiği, redde mesnet olarak ... sayılı markaların gösterildiği, bu karara karşı davacı-birleşen davacı tarafından 26.07.2021 tarihinde itirazda bulunulduğu, birleşen davalının 27.08.2021 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verdiği, bu kararın davacı-birleşen davacıya 15.04.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve iş bu davaya konu olan "Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." emtiaları ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan ve bilirkişi raporunda koyulaştırılıp altı çizgili olarak gösterilen mal ve hizmetler; aynı, aynı tür veya benzerdir.
Dava konusu marka başvurusu; “...” unsuru ile “...” ... unsurundan oluşan karma nitelikte bir markadır. “...” unsuru üstte, “...” ibaresi, alt satırda konumlandırılmıştır. “...” ibaresi, ... sözlüğünde “Vücudu gelişmiş, biçimli, atlet gibi. Atletleri ilgilendiren.” olarak tanımlanmıştır. Dava konusu marka başvurusunda yer alan “...” unsuru ise, soldan sağ üste doğru uzanan, sol kısmında aşağı doğru yönlendirilmiş bir kıvrım bulunan, siyah renkli bir çizgiden oluşmaktadır. Şeklin sol kısmı, sağ kısmına göre daha kalın olup, sağ tarafa doğru incelmektedir. Dava konusu marka başvurusunda “...” unsuru, “...” ibaresi ile birlikte esas unsur konumundadır.
Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen markalar ise; “...”, “... ...” ve “... ... ...” ibareli markalardır. Davalı şirketin bazı markaları salt “...” unsurundan oluşmakta iken, iki adet markası “...” ve “...” ... unsurlarını da içermektedir. Davalı şirketin “...+...” markalarında dahi, ... unsuru kadar “...” unsuru da ön plandadır. Nitekim davalı şirketin bazı markaları salt “...” unsurundan ibarettir. Dolayısıyla “...” unsuru, davalı şirket markalarının esas unsuru ve/veya esas unsurlarından biri konumundadır. Davalı şirketin “... ...” ve “...” ibareli markaları, ... nezdinde ... ve ... sayı ile tanınmış marka olarak tescilli olup, dünya çapında tanınmış olan bu markaların ayırt edici nitelikleri çok yüksektir. Markalar arasında benzerlik incelemesine geçmeden önce, dava konusu markanın tescil edilmek istendiği 25. sınıf emtiaların, davalı şirketin tanınmış olduğu sektörü ifade eden emtialardan oluştuğu belirtilmelidir.
Dava konusu 25. sınıftaki emtiaların hitap ettiği ilgili kitlenin, “giyinmek” ile ilintili olan bu emtiaları satın alma kararını verdikleri süreçte, giyim ürünlerinin tüketimini yüksek dikkat göstererek yapmadığı, dolayısıyla riski azaltmak için satın alma karar sürecinde genel olarak yoğun bir gayret içerisinde bulunmadığı, dolayısıyla ilgili tüketicilerin daha genel bir dikkat ve bilgi düzeyine sahip tüketiciler olabileceği değerlendirilmektedir. Bu ürünler bakımından, tüketiciler, satış mağazalarında, kıyafetleri ya kendileri doğrudan seçerler ya da bir satış danışmanın aracılığıyla tercihlerini belirtirler. Buna göre her ne kadar gerek ürün gerekse marka seçiminde sözsel bir ilişki kurulsa da genel anlamda tercihler görsellik üzerinden yapılmaktadır. Bu anlamda işaretlerin görsel algıları, tüketicide, satın alım öncesindeki esas algıdır. Bu nedenle görsel algı, bu tür emtialarda (tekstil sektöründe) daha ön planda olmaktadır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, davalı şirkete ait ... sayılı markalarda aynen yer aldığı, davalı şirkete ait markaların ... nezdinde tanınmış marka olarak kayıtlı olduğu, davalı şirket markalarının dünya çapında tanınmış markalar olduğu, dolayısıyla ayırt edici gücünün çok yüksek olduğu, dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan 25. sınıf emtiaların, davalı şirketin tanınmış olduğu sektöre ilişkin emtialar olduğu, karşılaştırılan markaların “...” unsurları arasında işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesinin yapılamadığı, buna karşın karşılaştırılan markalarda görsel olarak benzerlik bulunduğu, dava konusu marka başvurusunda yer alan “...” ibaresinin, anlamlı bir ... olup, özellikle spor giysileri ve spor ayakkabıları sektörü bakımından ayırt edici niteliğinin yüksek olmadığı, dolayısıyla dava konusu markada yer alan ... unsurunun, karşılaştırılan markalardaki “...” unsurunun benzerliğinin önüne geçemediği ve dava konusu markayı, davalı şirkete ait tanınmış markalardan uzaklaştırmaya yetmediği, makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür emtialar üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet alınan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davalı şirket, itiraz aşamasında markalarının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresi için ... sayı ile tanınmış marka tescili için 02.01.2006 tarihinde başvuru yapıldığı, "...+..." ibaresi için ... sayı ile bu başvurunun 26.05.2006 tarihinde yapıldığı, bu başvuruların kabul edildiği tespit edilmiştir.
Davalı şirket, tanınmış marka tescillerinin yanı sıra, yayına itiraz dilekçesi ekinde çok sayıda ... kararları ile mahkeme kararlarını dosyaya sunmuştur. İlgili kararlar incelendiğinde; davalı şirkete ait “...” ve “...” markalarının “spor kıyafetleri ve spor ayakkabıları” yönünden tanınmışlığının kabul edildiği tespit edilmiştir. Mahkememizce oluşturulan, içinde sektörden kimsenin de yer aldığı bilirkişi heyetinin bilgi ve tecrübeleri çerçevesinde de, davalı şirkete ait “...” ve “...” markalarının dünya çapında tanınmış markalardan oldukları, bu sebeple ayırt edici niteliklerinin çok yüksek olduğu değerlendirilmiştir.
Davalı şirkete ait markaların tanınmış olduğu sektör ile dava konusu markanın tescil edilmek istendiği emtialar incelendiğinde, karşılaştırılan sektör ve emtiaların aynı/aynı tür olduğu değerlendirilmiştir. Zira davalı şirkete ait markalar “spor kıyafetleri ve spor ayakkabıları” bakımından tanınmış iken, davacıya ait markanın kapsamında bulunan emtialar “25. Sınıf: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler. Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler.” emtialardan oluşmaktadır.
Davalı şirkete ait "..." ibareli markanın tanınmış olduğunu gösterir tanınmış marka tescilleri ile davalı şirkete ait "..." markanın tanınmışlığının kabul edildiği çok sayıda ... ile mahkeme kararının bulunduğu, mahkememizde davalı şirkete ait “...” markasının “özellikle spor kıyafetleri ve spor ayakkabıları” sektörü bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, bu tanınmışlığın dünya çapında bir tanınmışlık olması sebebiyle davalı şirket markalarının ayırt edici niteliğinin çok yüksek olduğu, davalı şirket "..." markası ile davacı markası arasında görsel benzerlik bulunduğu, dava konusu edilen 25. sınıf emtiaların davalı şirkete ait markanın tanınmış olduğu sektörde yer alan emtialar olduğu, bir diğer ifade ile davalı şirkete ait markanın tanınmış olduğu sektörde yer alan mallar ile dava konusu markanın tescil kapsamında yer alan mallar arasında ayniyet/aynı türlük bulunduğu, davacıya ait markanın, davalı şirkete ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edici karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olduğu, bu nedenle SMK m.6/5 hükmü koşulunun oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; tesis edilen ... kararında hukuka aykırı yön bulunmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 161,40 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 108,45 TL'nin davacı-birleşen davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... birleşen davalı kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacı-birleşen davacıdan alınarak davalı ... birleşen davalıya verilmesine,
4-Davacı-birleşen davacı tarafından yapılan 161,40 TL peşin harç, 161,40 TL başvurma harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 500,00 TL mütercim bilirkişi ücreti, 117,00 TL yurt dışı tebligat harcı, 95 ABD Doları yurt dışı tebligat masrafı, 216,50 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 4.701,72 TL ve 95 ABD Doları yargılama giderinin davacı-birleşen davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Birleşen davalının yapmış olduğu 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacı-birleşen davacıdan alınarak birleşen davalıya verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, davacı-birleşen davacının, davalı Kurum vekilinin ve birleşen davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!