Anahtar kelimeler: Buraya Adresi Bilinen Muhatabın Düşme Adres Edenin Görüşü Edilir Yapılır

MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar vermeHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama, düşmeSanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen kararı, sanığın 20.02.2013 tarihli savunmasında bildirdiği adres ile aynı olan MERNİS adresine, MERNİS şerhi ile çıkarılan ve Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi gereğince yapılan tebligat işleminin usûle aykırı olduğu anlaşılmakla sanığın eski hale getirme isteminin kabulü ile 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı belirlenerek ve temyiz talebinin reddine dair 01.12.2014 ve 29.09.2017 tarihli ek kararlar kaldırılarak yapılan incelemede;1. Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesinde,Sanığın eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 116/1 ve 151/1 maddelerinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Yasa'nın 66/1-e, maddesine göre hesaplanan 8 yıllık zamanaşımının, en son kesen işlem olan 30.05.2013 mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,2. Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesinde;Dosya kapsamına göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Katılanın soruşturma aşamasında; olay günü saat 08.00'de evden ayrıldığını, akşam saat 22.30 sıralarında eve gittiğinde kapının göbek kısmının kırık olduğunu gördüğünü beyan etmesi ve UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre, suç tarihinde gece vaktinin saat 18.26'da başladığının anlaşılması karşısında, hırsızlık suçunun gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden ve suçun gece vakti işlendiğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde açıklanıp tartışılmadan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.