Anahtar kelimeler: Arasını Uyarlanması Bam Esaskarar Kapsamak Layihalar İstenmiş Ankara Tarihleri Özeti

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVACIVEKİLLERİDAVALIDAVANIN KONUSU
: Sözleşmenin UyarlanmasıTaraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, taraflar arasında █████/2021 - █████/2022 tarihleri arasını kapsamak üzere taşıma sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra akaryakıt fiyatlarındaki öngörülemez artış nedeniyle müvekkilinin edimini yerine getiremediğini, müvekkilinin sözleşmenin uyarlanması talebini ise davalının kabul etmediğini ileri sürerek, TBK 138. maddesi uyarınca █████/2021 tarihinde imzalanan Personel Taşıma Alımı Hizmetine Ait Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmede fiyat farkı verilmeyeceğine ilişkin açık hüküm bulunduğunu, davalının █████/2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, sözleşmenin imzalandığı sırada Covid-19 salgını sonrasında alınan tedbirler ile birlikte 2020 yılı Haziran ayından itibaren normalleşmelerin olduğu, sözleşmenin 5.1. maddesi ile sözleşme süresi boyunca fiyat değişikliği yapılmayacağının ve yakıt, fiyat farkı vb farkların sözleşmeye yansıtılmayacağının düzenlendiği, sözleşme konusu iş alanında çalışan davacı tacirin fiyat dalgalanmalarını basiretli bir tacir gibi öngörmesinin gerektiği, sözleşmeye konu işin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhalesi Yapılacak Olan Hizmet Alımlarına İlişkin Fiyat Farkı Hesabında Uygulanacak Esaslara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenen işler ile █████/2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirlenen işler arasında yer almadığı, Anayasanın 48 ve TBK'nın 26. maddesi uyarınca tarafların sözleşme ile bağlı oldukları ve sözleşme konusu edimlerini yerine getirmesinin gerektiği, sözleşmenin imzalanmasından sonra akaryakıt fiyatlarında meydana gelen artışın tek başına sözleşmenin uyarlanması için yeterli bulunmadığı, mevcut hali ile ön görülemezlik koşulunun dava konusu olayda gerçekleşmediği ve sözleşmenin uyarlanması ya da fiyat farkı verilmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi kararı verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, pandemi dönemindeki dalgalanmalar öngörülebilir olsa da sözleşmenin Covid-19 döneminden yaklaşık 1 yıl sonra imzalandığını, bu süreçte motorinin yaklaşık %265,47 oranında arttığını, bu durumun davacı tacir tarafından öngörülemez olduğunu ve TBK 138. maddesi gereği aşırı ifa güçlüğü oluşturduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, sözleşmenin uyarlanması istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davalı ile dava dışı ... A.Ş. arasında bir taşıma sözleşmesinin bulunduğu, davalının bu sözleşme ile yükümlendiği taşıma işinin bir bölümü için davacı ile doğrudan temin yoluyla eldeki davanın konusunu oluşturan 12.07.2021 tarihli Personel Taşıma Hizmeti Alımına Ait Sözleşmeyi imzaladığı, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olmayan bu sözleşmenin 4.4. maddesinde yakıt bedelinin teklif edilen bedele dahil olduğunun, 5.1. maddesinde de sözleşme boyunca fiyat değişikliği yapılmayacağının ve yakıt, fiyat farkı vb farkların yansıtılmayacağının, 6. maddesinde de sözleşmenin süresinin 12.07.2021 ile 11.07.2022 tarihleri arasında olduğunun kararlaştırıldığı, davacının sözleşmenin uygulanmaya başlamasından bir süre sonra keşide ettiği 24.12.2021 tarihli ihtarname ile uyarlama talep ettiği ve mevcut hak edişlerin ihtirazi kayıt ile kabul edileceğinin bildirildiği, davalının da 04.01.2022 tarihli ihtarname ile kendilerinin de ...'tan yakıt ya da fiyat farkı alamadıklarını, bu nedenle talebin kabulünün mümkün olmadığını bildirdiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, bu şartlar altında davacının uyarlama talebinde bulunabilip bulunamayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2023 tarih, ███████-972 E. ve ███████ K. sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilecek olsalar da serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin taraflar arasında edim ve karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırması gerekir. Bazen sözleşmenin kurulduğu sıradaki şartlar ilerleyen zamanlarda öyle değişir ki artık borçludan edimini ifa etmesini beklemek, sözleşme adaletine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Bu durumda, bir yanda her ne olursa olsun sözleşmeye sadık kalmayı gerektiren ahde vefa ilkesi yer alırken, diğer yanda ise değişen şartlar neticesinde taraf edimleri arasındaki denge unsurunun kaybolması söz konusudur. Birbirine aykırı görünen bu iki durum ancak sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması yoluyla bağdaştırılabilir. Diğer bir deyişle sözleşmenin uyarlanması ve sözleşmeye güven ilkeleri aslında birbirini bertaraf eden ilkeler değildir.Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta da her ne kadar taraflar arasındaki sözleşme, sözleşme boyunca fiyat değişikliği yapılamayacağı ve yakıt, fiyat farkı vb. farkların yansıtılmayacağı hükmünü içeriyor ise de, koşulların gerçekleşmesi halinde, taraflarca sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması talebinde bulunulabileceğinin kabulü gerekir.Yine aynı HGK kararında belirtildiği gibi 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin genel nitelikli bir hüküm bulunmamakla birlikte özel borç ilişkilerini düzenleyen bazı hükümlerinde “ahde vefa” ilkesinden ayrılarak sözleşmenin uyarlanması imkânı söz konusuyken, 6098 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması "aşırı ifa güçlüğü" açısından yasal bir dayanağa kavuşmuştur. Bu madde 6098 sayılı Kanun'un Üçüncü Bölümü olan “Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi Zamanaşımı” üst başlığı altında yer almaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi gereğince aşırı ifa güçlüğünde sözleşmenin uyarlanmasının istenmesi için bir takım şartların birlikte bulunması gerekmektedir.Bu kapsamda sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması için öncelikle sözleşmenin kurulduğu andaki şartların önemli ölçüde değişmiş olması, bu değişen şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum oluşturması ve bu durumun oluşmasının da borçludan kaynaklanmamış olması gerekmektedir. Bu olağanüstü durum sebebiyle sözleşmenin yapıldığı sıradaki olguların borçlu aleyhine değişmesi ve bu değişimin dürüstlük kurallarına göre borçludan ifanın beklenememesi kadar esaslı bir değişim olması gerekir. Ayrıca sözleşmenin uyarlanması için borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı güçlüğü hâlini saklı tutarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Sözleşmenin uyarlanması için gereken tüm bu şartların bir arada bulunması zorunludur. Başka bir deyişle 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinde belirtilen bu şartlardan bir tanesi dahi bulunmazsa sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmayacaktır.Sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartlar, sözleşmenin kuruluşu safhasında mevcut olmayan ve o zamanki gerçeklerle bağdaşmayan, ancak sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkmış olan ve sözleşme bakımından belirli bir önemi haiz bulunan olaylardır. Değişen şartların öncelikle sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkması gerekir. Sözleşmenin kurulmasından önce var olan ancak taraflarca bilinmeyen veya yanlış tasavvur edilen şartlar sözleşmenin uyarlanmasına değil irade sakatlıklarına yol açar. Ayrıca sonradan ortaya çıkan olağanüstü durum toplumun tamamını yahut belirli bir kısmını etkilemiş olmalıdır. Sadece birkaç borçluyu etkileyen olaylar sözleşmenin uyarlanması için yeterli değildir.Sözleşmenin kurulmasında sonra ortaya çıkan ve sözleşmenin uyarlanmasını gerektiren şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olması gerekir. Bu kapsamda öngörülemezlik, sözleşmenin uyarlanmasında en temel ve kilit noktayı oluşturmaktadır. Öngörülemezlik, genel olarak kişinin iş hayatının olağan akışında göz önüne almakla yükümlü olmadığı durumları ifade eder. Taraflar sözleşme ilişkisini kurarken, sözleşmenin kuruluşundan sonra ortaya çıkan durumları öngörebiliyorlarsa bu durumda sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmaz. Bu hâlde tarafların değişen şartlara ilişkin her türlü riski üstlenmiş olduğu kabul edilir ve sözleşme hükümleri değişen şartlarda da uygulama bulur.Değişen şartların öngörülemezliği tespit edilirken objektif bir değerlendirme yapılmalıdır. Başka bir deyişle objektif olarak öngörülmesi gereken bir durum tarafların basiretsizliği sebebiyle göz önüne alınmamışsa bu durumda öngörülemezlikten değil öngörülebilir bir durumdan bahsedilmelidir. Ayrıca öngörülemezliğin tespiti yapılırken yalnızca değişen şartların ortaya çıkma ihtimali göz önüne alınmamalı, değişen şartlar öngörülebilir olsa da bu durumun kapsamı, şekli ve sonuçları tahmin edilemez bir nitelik taşımalıdır. Başka bir deyişle taraflar sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartları öngörmüş olsalar da bu durumun sonuçları açısından bir öngörülemezlik söz konusuysa bu hâlde diğer şartların varlığı hâlinde öngörülemeyen hususlar için uyarlama talep edilebilmelidir. Bu durumda öngörülemezliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için öngörülemeyen durumun, öngörülebilir durumdan esaslı surette sapmış olması gerekir.Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece başkaca hiçbir inceleme yapılmadan, sözleşmenin 5.1. maddesinde düzenlenen sözleşme süresi boyunca fiyat değişikliği yapılmayacağı hükmünden, basiretli tacir kavramından, sözleşmeye konu işin 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre belirlenen işler ile █████/2022 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirlenen işler arasında yer almamasından ve Anayasanın 48 ve TBK'nın 26. maddelerinde düzenlenen tarafların sözleşme ile bağlılığı ilkesinden hareketle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.Oysa yukarıda da açıklandığı üzere, taraflar arasındaki sözleşmenin 5.1. maddesi hükmü veya basiretli tacir kavramı, TBK'nın 138. maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde, sözleşmenin değişen şartlarına uyarlanması talebinde bulunulmasına engel değildir. Ayrıca Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkının alt güvencelerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile bu ilkelerin usul hukukundaki yansımasından ibaret olan 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı, tarafların bildirmiş olduğu ve yargılamanın sonucuna etki etme ihtimali bulunan delillerin toplanmasını ve değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta da davacının TBK'nın 138. maddesindeki uyarlama koşullarının varlığı iddiasına dayanak yaptığı yakıt fiyat artışlarının, anılan maddenin uygulanması için yeterli olup olmadığı, ancak bu hususta gösterilen tüm delillerin toplanması sonucu ortaya çıkabilecektir.Bu gerekliliğe uyulmaması aynı zamanda, 6100 sayılı HMK’nın 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 353/1-a-6. maddesi uyarınca "Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halini oluşturur.Bu durum karşısında mahkemece, tarafların bildirdiği delillerin, aralarında sektör bilirkişilerinin de bulunduğu bir heyet aracılığıyla incelenerek, TBK'nın 138. maddesindeki uyarlama koşullarının somut uyuşmazlıkta bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi █████/2022 gün ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.