Anahtar kelimeler: Serisi Yarattığı İbare İzlenimi Esaskarar Uyandırdığı Benzerliğin Markanın Sinaî Fikri

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
Av....
DAVALI
: 1- ...
VEKİLİ
: Av....
DAVALI
: 2- ...
VEKİLLERİ
: Av. ...
Av. ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili █████/2022 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin marka serisi yarattığı izlenimi uyandırdığı dava konusu ibare ile müvekkili şirket adına tescilli markalar arasındaki benzerliğin iltibas yaratacak düzeyde olduğu, dava konusu ibarenin, müvekkili şirket adına tescilli markalardan biri ve hatta müvekkili şirketin marka serisinden zannedileceğinden, ortalama seviyedeki tüketicilerin, görsel/işitsel/bütünsel/kavramsal olarak ayniyet derecesindeki benzerlik sebebiyle müvekkili şirket adına tescilli markaları taşıyan ürün/hizmet yerine dava konusu ibareyi taşıyan ürünü satın alacağı ve hizmetlerden yararlanacağı; böylece tüketiciler nezdinde iltibasın ortaya çıkacağı, söz konusu durumun varlığına ilişkin, benzer başvurulara istinaden verilen resmi kurum ve yargı kararları bulunduğu, bu nedenlerle müvekkili şirket adına tescilli markalar ile arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1’inci maddesi uyarınca, görsel/işitsel/kavramsal/bütünsel olarak iltibas yaratacak düzeyde benzerlik bulunan dava konusu ibarenin tescilinin hiçbir şekilde mümkün olmadığı, görsel/işitsel/bütünsel/kavramsal benzerlik ile mal/hizmet sınıfları açılarından ayırt edilemeyecek kadar benzer olan dava konusu ibare ile müvekkili şirket adına tescilli markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu, SMK 6/1 maddesi kapsamında çifte benzerlik koşulunun oluştuğu, karıştırılma tehlikesinin varlığının kabulü için, tüketicinin söz konusu ürün ya da hizmetin aynı firma veya en azından aynı işletmeye ekonomik olarak bağlı bir firma tarafından üretildiği inancında olmasının gerektiği ve dava konusu ibarenin tescili halinde, tüketicilerin, üründe ve işletmenin kimliğinde yanılgıya düşecek olduğu, bu durumda, müvekkili şirketin uğrayacağı zararın da göze alınması gerektiği, SMK 6/1 maddesi kapsamında aranan benzerlik şartının, bu açıdan da gerçekleştiği, müvekkili şirket adına tescilli markalar ile görsel/işitsel/kavramsal/bütünsel açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ve benzer/ilintili mal ve hizmet sınıflarında tescili talep edilen dava konusu ibarenin tescili halinde, müvekkili şirket adına tescilli markalar açısından haksız rekabet durumu ortaya çıkaracağı, müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız istifade edileceği hususlarını beyan etmekte ve ...’nun 31.03.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline ve ... sayılı marka başvurusunun reddine, markanın tescil edilmiş olması durumunda hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, markanın kullanılmasının/ devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir/yasaklama kararı verilmesini talep etmektedir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili █████/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Tescil kapsamında bulunan mal/hizmetlerin davacı tarafın markaları ile aynı/aynı tür mal/hizmetleri kapsamadıkları, ilintili ya da ilişkili olmadıkları, 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi şartlarının taşınmadığı, davacı tarafın, itiraza mesnet markasının tanınmış olduğunu ve tanınmış olsa dahi 6769 sayılı Kanunun 6/5 maddesi şartlarının somut olayda sağlandığını ispat edemediği, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi gereğince bir başvurunun reddedilebilmesi için, itiraza mesnet markanın ülkemizde tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlanması ve bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğabileceğinin ortaya konulması gerektiği, davacı tarafın aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorunda olduğu, davacı tarafın somut olay bakımından iddiasını ispatlayacak deliller sunamamış olduğu, bu sebeple bu iddiasının da mesnetsiz olduğu, hususlarını beyan etmekte ve davanın reddine karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı .... vekili █████/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından ... markasının 09 ve 42. sınıflarda tescili için yapılan ... sayılı uluslararası başvurunun, ... nezdinde ... sayı ile kayıt altına alındığı ve başvurunun re’sen inceleme aşamasını başarıyla geçtiği ve 27.05.2021 tarih 373 sayılı bültende yayına çıktığı, ilgili başvuruya davacı şirket tarafından ... sayılı “...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “...” ve ... sayılı markaları dayanak gösterilerek SMK 6/1 uyarınca itiraz edildiği, ilgili itirazın ... (...) tarafından müvekkili şirkete tebliğ edilmediği, bu nedenle müvekkili şirketin ilgili itiraza karşı savunma hakkını kullanamadığı, yalnızca davacı gerekçeleri üzerinden incelenen itirazın, ... tarafından yapılan inceleme sonucunda somut olayda SMK 6/1 şartları oluşmadığı belirtilerek reddedildiği, ilgili ret kararının ve karara davacı tarafın yapmış olduğu itirazın da müvekkiline iletilmediği, müvekkili firmanın ... nezdinde gerçekleşen itiraz sürecinden iş bu dava açılıp dava dilekçesi 09.02.2023 tarihinde tebliğ edildiğinde haberdar olduğunu bu sebeple müvekkili şirketin itiraza karşı görüş/delil sunamadığı, savunma hakkı Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alındığı gibi, HMK’nın 27. maddesi hükmüne göre de davalıya savunma hakkını kullanma olanağı verilmeden hüküm kurulamayacağı, müvekkili şirketin hizmetlerinden yararlanan müşteriler arasında dünyaca ünlü ... şirketi ... gibi dünyaca ünlü şirketlerin almakta olduğu, ... Çalışmasına göre, ... müşterilerinin üç yılda %612'lik bir yatırım getirisi ve toplam 21 milyon dolardan fazla kazanç beklemekte olduğunu, ... müşterilerinin, her gün çalışan 515 milyondan fazla veri iş yüküyle birlikte ... tarafından yönetilen 250PB'den fazla veriye sahip olduğu, 1300’den fazla iş ortağına sahip müvekkili şirketin portföyünü her gün daha da büyütmekte olduğu, bu bilgiler çerçevesinde müvekkili şirkete ait “...” markasının müvekkili şirket tarafından dünya çapında kullanılan, sektörde tanınmış bir marka olduğunun sabit olduğu, cevapları ve davacı tarafın hukuka aykırı gerekçeleri değerlendirilirken müvekkili şirketin “...” markaları üzerinde dünya çapındaki hak sahipliğinin ve sektördeki tanınmışlığının da dikkate alınması gerektiği, davacı tarafın itiraz gerekçelerinde yer almayan tanınmışlık iddialarına ... iptal davasında yer vermesinin gerek SMK’nın ilgili hükümlerine gerekse kanun gerekçesine ve de Yargı içtihatlarına aykırılık teşkil ettiğinden, bu iddiaların incelemeye tabi kalmaksızın usulen reddinin gerektiğine, davacının yalnızca SMK 6/1 dayanaklı yaptığı itirazda yer almayan ve iş bu dava kapsamında sonradan eklenen dava gerekçelerine muvafakat etmediği, müvekkili şirketin, markaları ve fikri hakları konusunda sorumluluk sahibi ve basiretli bir tacir olarak markasının Türkiye ve dünya çapında hukuka uygun olarak tescili ve kullanımı hususunda gerekli tüm emek ve çabayı gösterdiği, müvekkili şirketin, davacı taraf ile tamamen farklı ürün/hizmetler üzerinde tescil ettirmiş olduğu markasını farklı hizmet grubunda, hiçbir iltibasa sebebiyet vermeksizin kullanmakta ve iyi niyetli olduğu, müvekkili firmanın ... markalarının ... dahil dünya çapında tescilli olarak korunmakta olduğu, müvekkili firma hizmetlerinin ...'daki ülkelerde ... gibi pek çok sektör lideri iş ortağı olarak sunulmakta olduğu, müvekkili şirketin 568 bin takipçili Linkedin ve 31.1B takipçili Youtube sosyal medya hesapları olduğu, müvekkili şirket ve ... markalarının sektörde dünya çapında tanınmış, lider markalar arasında yer aldığı, yazılım ve veri hizmetleri konusunda dünya çapında faaliyet gösteren müvekkili şirketin, davacı tarafın ... ’ta yalnızca ... ’deki tema parkında kullandığı markası üzerinden haksız kazanç elde etme amacı taşıdığı iddialarının, somut gerçeklerden uzak ve afaki iddialardan ibaret olduğu, hususlarını beyan etmekte, bu nedenlerle, dava kapsamında yapılacak incelemenin, dava konusu ... kararına dayanak gerekçelerle sınırlı olarak tutulması ve davanın tüm talepler bakımından reddi, davacı tarafın tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK
:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka başvuru dosyası ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel ve teknik hususlara ilişkin olarak bilirkişi incelemesi yapılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin ... kanalı ile ... yaptığı marka başvurusunun ... no. ile işleme alındığı, "..." ibareli marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.05.2021 tarih ve 373 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 19.07.2021 tarihinde ... sayılı markalarını mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 hükmü kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 15.12.2021 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile; itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline 31.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka 17.10.2022 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı şirketin ... kararının iptali istemine gerekçe gösterip, markanın hükümsüzlük talebine gerekçe göstermediği ... sayılı marka başvurusu, davaya konu markanın başvuru tarihi itibarıyla sicilde hükümsüz/geçersiz durumda olduğundan incelemeye alınmamıştır.
Dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler; "9.SINIF: .... Türkçe tercümesi: Bulut veri platformu, veritabanı, veri ambarı, veri yönetimi, veri madenciliği, veri izleme, veri optimizasyonu ve veri analitiğinin özelleştirilmesini kolaylaştırmak için indirilebilir bilgisayar yazılımı. 42.SINIF: .... Türkçe tercümesi: yazılım hizmeti (...), yani bulut veri platformu, veritabanı, veri ambarı, veri yönetimi, veri madenciliği, veri optimizasyonu ve veritabanı analitiğinin özelleştirilmesini kolaylaştırmak için başkaları tarafından kullanılan hosting yazılımı; Bir bulut veri platformu, veritabanı, veri ambarı, veri yönetimi, veri madenciliği ve veritabanı analitiğinin özelleştirilmesini kolaylaştırmada kullanım için bilgisayar yazılımı platformlarını içeren platform hizmeti (...)." şeklindedir.
Davaya konu markanın başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler ile davacı şirkete ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların tescil kapsamlarında yer alan mal/hizmetlerin aynı, aynı tür, benzer yahut ilişkili olmadığı tespit edilmiştir.
Dava konusu markanın; 09 ve 42. sınıflarda bilgisayar, bulut teknolojileri, sistem geliştirme, özelleştirme gibi faaliyetleri içeren çok spesifik mal ve hizmetler için tescil başvurusuna konu edildiği, davacı tarafa ait markaların ise 35, 41 ve 43. sınıflarda yer alan farklı mal ve hizmetlerde tescilli oldukları anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacı şirkete ait ... ve ... sayılı markaların 35. sınıfta “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, kataloglar ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir).” hizmetlerinde tescil edilmiş olduğu tespit edilmiştir. 35. sınıfta son alt grupta yer alan bu hizmetler genel ifadeye sahip, belirli bir mal grubuyla sınırlandırılmamış hizmetlerdir. ... sayılı müstekar içtihatlarında da belirtildiği üzere; mal ya da hizmetlerin, daha önceki tarihte 35.sınıf için bir belirleme yapılmaksızın genel olarak tescil edilmiş bir marka ile aynı ya da benzer tür olduklarının kabulü için, tescilli marka sahibinin itiraz ettiği başvuru kapsamında sayılan malların da kendisi tarafından bu hizmet altında satışa sunulmasının kanıtlanması gerektiği, genel perakende satış hizmetleri için tescilli bir markanın koruma kapsamının "Çoğun içinde az da vardır." görüşüyle ticari alandaki tüm sektörler tarafından satışa arz edilen malları kapsayacak şekilde geniş belirlenmesinin markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler bakımından korunması ilkesine uygun düşmeyeceği gibi benzer işaretler altında ancak farklı sektörlerde satışa arz edilecek mallar bakımından karıştırılma ihtimaline yol açacağı düşüncesinin de kabul edilemeyeceği, ilkeleri benimsenmiştir. Buna göre; dava dosyası kapsamında davacıya ait olup 35.sınıfta genel olarak düzenlenmiş markaların, başvuru markası kapsamında yer alan; emtialar bakımından kullanımını kanıtlar herhangi bir delil bulunmadığından mevcut bilgi ve belgeler ışığında, davacıya ait yukarıda belirtilen markalar bakımından, taraf markalarının kapsadığı mal/hizmetlerin farklı olduğu tespit edilmiştir.
Dava konusu "..." ibareli marka beyaz renkte zemin üzerine siyah karakteristik yazı stili ve büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden meydana gelmekte, söz konusu markanın kelime unsurundan oluşan bir marka olduğu görülmektedir. Dava konusu markanın herhangi bir şekil unsuru içermediği ve esas unsurunun “...” ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı şirkete ait davaya gerekçe markalar ise tek başına “...” ibaresinin yanı sıra bu ibareye “...” ibaresi ve “...” ibaresi ve şekil unsurları eklenerek tescil edilmiş markalardan oluşmaktadır. İlgili şekilde ... “...” ibaresinin yanında kızak yapan bir insan figürü, üzerinde renkli üçgen bulunan “...” ibaresi ve tüm markayı kaplayan bir kızak çizgisi bulunmaktadır.
Gerek davaya konu markanın, gerekse davacı şirket markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, davaya konu markada yer alan “...” ibaresinin yazım şekli, davacı tarafın markalarının birinde yer alan renk ve şekil unsurları gibi faktörlerin de bu keyfiyeti değiştirmediği, dolayısıyla taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan ortalama düzeyde tüketici nezdinde bir bütün olarak yaratacağı algı ve izlenim itibariyle benzer olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; her ne kadar markaları oluşturan esas unsurların benzer olduğu tespit edilmişse de, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında benzerlik ilişkisi bulunmadığından, başka bir deyişle; karşılaştırılan mal ve hizmetler birbirlerinden farklı olduklarından, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi koşulunun somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı şirkete ait “...” ibareli markaların tanınmış olduğu iddiasına ilişkin sunmuş olduğu deliller incelenmiştir. Davacı şirket tarafından sunulan dokümanların “...” markalarının tanınmışlığını kanıtlamada yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, davacı şirkete ait “...” ibareli markanın faaliyet gösterdiği eğlence merkezi sektöründe belirli düzeyde bir tanınmışlığı olduğu kanıtlansa dahi, davaya konu marka başvurusunun kapsadığı bulut uygulamaları ve veri bilimine ilişkin mal ve hizmetler dikkate alındığında söz konusu mal ve hizmetlerin bilinç ve dikkat düzeyi yüksek olan işin uzmanı profesyonellerden oluşan tüketici kitlesi bulunduğu, anılan mal/hizmetlerin davacı şirkete ait markanın kullanıldığı sektör ile yakın bağlantısının bulunmadığı dikkate alındığında, bu mal/hizmetler bakımından davalı markasının davacının markaları ile ilişkilendirilme, haksız yarar sağlama, markalar arasında imaj transferi, tanınmış markanın itibarını zedeleme, yani istenmeyen duygular uyandırma, olumsuz/itici etkiler bırakma, ayırt ediciliğini zedeleme ihtimali bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 189,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 37,10 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 5.025,00 TL mütercim bilirkişi ücreti, 117,00 TL yurt dışı tebligat harcı, 307,00 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 9.192,92 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı .... tarafından sarf edilen 51,20 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ....'e verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E imza
Hakim ...
E imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!