Anahtar kelimeler: Yat Yidk Sektöründe Esaskarar Fikri Sinaî Sınaî Haklar Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - ███████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ███████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin yat sektöründe faaliyet gösteren bir firma olarak kurulduğunu, ███████████ sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı yanca "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir kısım hizmetlerin çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının tek başına harf ya da şekil markası olmadığını, bütün olarak incelenmesi gerektiğini, taraf markalarının görsel anlamda da benzer olmadıklarını, davalı markasının bütün olarak “...” kelimesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili markasında kullanılan logonun, davalı markasından farklı olduğunu, müvekkili markasında "..." harfini çevreleyen çizgilerin ve deniz dalgası şeklinin esasen güneş ışınlarını temsil ettiğini, oysaki davalı markalarından birinde defne ağacı motifinin yer aldığını, diğerinde ise farklı bir motifin bulunduğunu, sadece bu unsurlara bakılarak müvekkili markası ile davalı markaları arasında güçlü bir benzerlik bulunduğu yönünde kanaate varılamayacağını, markaların kapsamlarının da benzeşmediğini, taraf şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davalı Şirketin faaliyet alanının 37. sınıf hizmetlerle hiçbir ilgisinin olmadığını, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-5891 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davalı markalarının tanınmış olduğunu ve bu nedenle reddedilen hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin dayanak markalarının sadece logodan oluştuğunu, dolayısıyla "..." ibaresinin bu davanın konusu olmadığını, davacının logosunun tanımlamasına yönelik iddialarının subjektif olduğunu, ███████████ sayılı marka başvurusunda bulunan "... şekil" unsurunun, müvekkilinin tanınmış ve tescilli markalarında kullanılan renk dışında oldukça benzer olması karşısında, davaya konu markanın müvekkili şirketin dayanak markalarına açıkça benzer bulunduğunu, davacı markasındaki kelime unsurunun bu hususu değiştirmediğini, davacı markasının genel itibariyle de müvekkil şirketin “... şekil” markasına karıştırılacak derecede benzer olduğunu, Kurum tarafından daha evvel de benzer kararlar verildiğini, yine ██████████ E.-█████████K. sayılı Yargıtay kararında müvekkili markalarındaki logoyu taşıyan başvurunun müvekkili markaları ile benzer görüldüğünü, "..." otellerinde tatil yapan bir tüketicinin dava konusu logo altında yat-tekne kiralama hizmeti verildiğini gördüğünde, hizmetin müvekkili şirket tarafından sağlandığını düşünebileceğini, SMK m. 6/5 kapsamında verilen kararın isabetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, dava konusu ███████████ sayılı marka kapsamında reddine karar verilen hizmetlerden 39. sınıftaki "Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri." ve 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.” açısından işaretler arasında aynı–aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu, bununla birlikte 43. sınıftaki "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri" açısından ise taraf markalarının kapsamları itibariyle benzerlik taşımadığı, taraf markaları arasında bütünsel açıdan ilgili tüketiciyi yanılgıya düşürecek düzeyde bir benzerliğin ve buna bağlı olarak karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin mevcut olmadığı, dava konusu markanın tescilinin, SMK m. 6/5 kapsamında ortaya çıkabilecek herhangi bir sonucu meydana getirmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2021-M-5891 sayılı kararının, davacının itirazının reddi yönünden iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı ... vekili, başvuru markasının ve diğer davalı markalarının esas unsurunun "..." harfinin logo şeklinde yuvarlak içerisine alınmış dizaynı olduğunu, davacının yüzlerce seçenek özgürlüğü bulunmasına rağmen, ülkemizde ve dünyada zincir otelleri bulunan ... Otellerinin bilinen logosu olan şekil unsurunu aynı şekilde kullanmasının, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali yaratabileceğini, bu nedenle taraf markaları kapsamında ortak olarak yer alan emtianın, iltibas tehlikesini önlemek amacıyla başvuru kapsamından çıkartıldığını, dava konusu YİDK kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, itirazın kısmen kabulüne konu hizmetler ile müvekkilinin tescilli markaları kapsamında yer alan hizmetlerin tümünün benzer olduğunu, mahkemece benimsenen bilirkişi raporundaki tespitlerin aksine 43. sınıftaki "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." için de emtia benzerliğine ilişkin koşulun sağlandığını, zira bu hizmetlerin 43. sınıftaki diğer hizmetlerin tamamlayıcısı olduğunu, marka işaretlerinin da karıştırılacak düzeyde benzer bulunduğunu, başvurudaki "... Şekil" unsurunun, "..." ibaresinden önce yer alacak şekilde konumlandırıldığını ve daha dikkat çekici olan kırmızı rengini içerdiğini, başvuruda yer verilen "..." ibaresinin, slogan niteliğinde İngilizce bir kelime grubu olup, Türkçe’de yaygın kullanıma sahip "İhtiyacınız olan Her Şey" anlamına geldiğini, yine "..." ibaresinin de "denize açılmak, yelkenli, yelken" gibi yaygın kullanımı olan bir kelime olduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin kabulünün aksine davacı markasında bulunan "... şekil" unsurunun markanın esaslı unsurlarından bulunduğunu, davaya konu edilen marka başvurusunda bulunan "... şekil" unsurunun, müvekkilinin tanınmış ve tescilli markalarında kullanılan renk dışında oldukça benzer olması karşısında, davaya konu markanın müvekkil şirketin dayanak markalarına açıkça benzer olduğunu, bu nedenlerle taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, mahkemenin, uyuşmazlık konusu hizmetlerde logo kullanımının
önemini göz ardı ederek hatalı karar verdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müvekkili markalarının tanınmışlığına ilişkin sundukları delillerin incelenmeden değerlendirme yapıldığını, burada yapılan tespitlerin aksine davacı markası ile müvekkilinin markaları arasında klasik anlamda karıştırılma ihtimalinin varlığına ek olarak müvekkili markasının tanınmış olması nedeniyle başvuru konusu markanın, müvekkili markaları ile ekonomik ya da idari bir bağ olduğu veya seri marka olduğu izlenimi yaratacağını ve onun tanınmışlığından fayda sağlayacağını, ayrıca
müvekkilinin markası kaliteye işaret eden ve belli bir standardın üstündeki lüks oteller için kullanılan bir marka olduğundan, daha alt kalitedeki bir mal ya da hizmet için müvekkilinin markasına benzer bir markanın kullanılmasının, müvekkilinin markasının ayırt ediciliğini ve itibarını da tehlikeye düşüreceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, marka başvurusunun kısmen reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davacı Şirketin 22.10.2019 tarihinde ███████████ sayılı "...+şekil" ibaresinin, 37,39,43. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davalı Şirketin ███████████ sayılı "...+şekil" ve ██████████ sayılı "...+şekil" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından karıştırılma tehlikesi ve tanınmışlık gerekçeleriyle itirazın kısmen kabulüne karar verilerek başvuru kapsamından 39. ve 43. sınıftaki bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığı, bu karara karşı davacı tarafından itirazda bulunulduğu, YİDK'in 23.08.2021 tarih, 2021-M-5891 sayılı kararıyla davacı itirazının reddedildiği ve bu kararın davacıya 24.08.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İki aylık hak düşürücü süre içinde açılan işbu davaya konu uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile redde mesnet davalı markaları arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesi olup olmadığı ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının oluşup oluşmadığıdır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, .... 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamından 39. sınıfta yer alan
"Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri." ile 43. sınıfta yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici
barınma sağlanması hizmetleri" çıkarılmıştır. Davacının itirazına mesnet ███████████ sayılı markanın kapsamında "Geçici konaklama hizmetleri; otel hizmetleri; restoran, ikram (catering), bar ve kokteyl salonu
hizmetleri; resort konaklama hizmetleri; toplantılar,
konferanslar ve sergiler için genel amaçlı tesislerin sağlanması; özel günler için ziyafet ve sosyal tesislerinin sağlanması; başkaları için otel konaklama rezervasyon hizmetleri.", ██████████ sayılı markanın kapsamında ise "Yolcu ve eşya taşımacılığı; malların paketlenmesi ve depolanması; kara taşımacılığı hizmetleri, yani bisiklet kiralama, araba kiralama ve
yolcuların araba, limuzin, minibüs veya otobüsle kara taşımacılığı; kruvaziyer hizmetleri; yolcu gemisi hizmetleri; seyahat acenteliği hizmetleri, yani yolcu ve eşya taşımacılığı, gemi seyahatleri ve yolcu gemisi hizmetleri, geziler, turlar, tatiller ve seyahat için düzenleme, rezervasyon yapma ve rezervasyon alma (Uluslararası Büro'nun görüşüne göre terimler çok muğlak Kural 13 (2 ) (b) Ortak Yönetmelikler);
geziler, turlar, tatiller ve gemi yolculukları düzenlemek ve işletmek (Uluslararası Büro'nun görüşüne göre terimler çok muğlak - Ortak
Tüzüklerin Kural 13 (2) (b)); seyahat rehberi ve seyahat bilgi hizmetleri; tatilleri düzenlemek, organize etmek, planlamak ve tasarlamak; yukarıda bahsedilen tüm hizmetler ile ilgili bilgi ve tavsiye sağlamak." hizmetleri yer almaktadır. Dosyada mevcut bilirkişi raporunda açıklandığı üzere başvuru kapsamında çıkarılan 39. sınıf hizmetlerin tamamı ile 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, başvuru kapsamından çıkarılan "Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici
barınma sağlanması hizmetleri" yönünden emtia benzerliği bulunmadığı açıklanmış ise de Dairemizce bu değerlendirmeye itibar edilmemiş, bu hizmetlerin, redde mesnet markaların kapsamındaki "Geçici konaklama hizmetleri" ile benzer olduğu kabul edilmiştir. Çünkü, geçici konaklama hizmetleri ile hayvanlar için otel hizmeti veya çocuklar için konaklama hizmetini ortak olarak veren firmalar günümüzde arttığı gibi söz konusu hizmetler, benzer amaçlara yönelik ilişik hizmetlerdir. Bu itibarla, başvuru kapsamından çıkarılan tüm hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru kırmızı renkte bir logo ve "..." ibaresi ile "..." şeklinde tali bir slogandan oluşmaktadır. Markadaki logo, kırmızı renkte bir "..." harfi ve bu harfin etrafında eş biçimli şekilde kesilmiş kesitlerin sıralı ve dairesel dizilimi ile meydana gelmiştir. Başvuruda yer verilen "...” ibaresinin dilimizde ya da İngilizcede’de bütün olarak bir anlam ifade etmediği gözetildiğinde başvurunun asli unsuru, "..." ibaresi ile özgün biçimde tasarlanmış logodur. Davalının redde mesnet her iki markası da, "..." harfi ile bu harfi çevreleyen birbiri ile biçimsel olarak benzerlik taşımayan ve fakat bütün olarak dairesel bir figür oluşturan şekilden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere redde mesnet markanın asli unsurunu oluşturan "..." harfi ile bu harfi çevreleyen şekil unsurunun çok benzeri, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanılmıştır. Bu haliyle başvuruda yer verilen logo ile redde mesnet markaları oluşturan şekil arasında yüksek düzeyli bir benzerlik mevcuttur. Her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, taraf markalarınında kullanılan ve "..." harfini çevreleyen şekillerin farklı olduğu açıklanmış ise de, belirtilen farklılıklar detay seviyesindeki farklılıklar olup, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun redde mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılamayabilecekleri gözetildiğinde, bilirkişi raporundaki değerlendirmeye itibar edilmemiş, taraf marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı değerlendirilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.███████-696, K.████████ sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir. Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlamaktan kast edilen; tanınmış markanın tüketiciler nezdinde sahip olduğu olumlu imajın hukuka aykırı bir şekilde diğer markaya aktarılmasıdır. Bu yolla tanınmış markanın reklâm değeri ve şöhreti sömürülmekte, tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edilmektedir. Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi hali ise, doktrinde lekeleme (tarnishment) olarak adlandırılmaktadır. Bu durumda, marka itibarı zarar görecek şekilde küçültücü, imaj zedeleyici bir mal veya hizmet için kullanılmaktadır Ayrıca SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan tanınmış markadan haksız yararlanma halleri, her somut olayın özelliklerine, markanın ne kadar tanınmış olduğuna, tanınmış markanın ayırt edicilik derecesinin ne derecede yüksek olduğuna, her iki tarafa ait markanın birebir aynı olup olmamasına, farklı sınıftaki mal veya hizmetin tanınmış markanın asıl olarak kullanıldığı sektör veya sektörlerden mal ve/veya hizmetlerden ne derece uzak ya da yakın, ne derece farklı olduğuna göre değerlendirilmelidir (Yargıtay 11.HD'nin 22.03.2017 tarih, ██████████ E., █████████ K. Sayılı ilamı).
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporunda, rede mesnet markaların tanınmışlığı konusunda delil bulunmadığı açıklanmış ise de davalı Kurum kayıtlarında davalının etrafı defne yaprağı ile çevrili "..." harfi şeklinde tanınmış marka kaydının bulunduğu, çeşitli mahkeme kararlarında da davalı markasının tanınmışlığının kabul edildiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.02.2024 tarih, █████████ E., █████████ K. sayılı ilamı), ayrıca marka işlem dosyasına sunulan delillerin de davalı markasının otelcilik hizmetleri yönünden tanınmış olduğunu ispata yeterli olduğu gözetildiğinde, bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş ve davalının redde mesnet markalarının, otelcilik hizmetleri yönünden tanınmış olduğu kabul edilmiştir. Davalı markalarının tanınmışlık seviyesi, taraf marka işaretlerinin benzerlik düzeyi, davalı markasının tanınmış olduğu sektör ile başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler arasındaki ilişki, davacı Şirketin davalı markalarına yaklaşma, davalı markasının tanınmışlığından istifade etme gayretinde olduğu dikkate alındığında, Dairemizce başvurunun tescili halinde davacının, davalı markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlayabileceği, davalı markasının itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği kanaatine varılmış, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleştiği değerlendirilmiştir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu başvuru ile redde mesnet davalı markaları arasında, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, ayrıca SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile kalan 556,10-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-İstinaf aşamasında davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
7-İstinaf aşamasında davalı şirket tarafından yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 51,00-TL posta masrafından oluşan toplam 271,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
10-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 80,70'er-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!