Anahtar kelimeler: Yıldır Ödememek Etmeye Vaadi Yapıp İik Davranmış Yasalardaki Gayrimenkul Hileli

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))KARAR TARİHİ
: █████/20256100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...AŞ nin dava dışı miraşçılarla yaptığı gayrimenkul taşınmaz satış vaadi sözleşmesine aykırı şekilde taşınmazı 11 yıldır yapıp teslim etmediğini, Davalı Şirketin İİK.nun 177 maddesindeki hükme ve diğer yasalardaki hükümlere ayrı davranmış olduğu sabit olduğunu, davalı şirketin borçlarını ödememek için hileli işlemler yaptığı gibi hileli işlemlere teşebbüs ettiği gibi etmeye de devam ettiğini, usulsüz olarak ortaklığın giderilmesi davası açmış olması, benzer isimlerle organik bağı olan başka şirketler kurması, ödemelerini tatil eylemiş olması ve hileli işlemlerde bulunduğunu belirterek, davalının iflasına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının müvekkilininden alacağının olmadığını, dolayısıyla davacı sıfatının bulunmadığını, davanın usulden reddinin gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında ne alacak borç ilişkisi, ne de sözleşmeden doğan bir ilişkinin bulunmadığını, davacının, devam eden ortaklığın giderilmesi davasını geciktirmek için kötüniyetli olarak bugüne kadar 20den fazla dava açtığını belirterek, açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
: Mahkemece; "Somut davada, davacı İİK.nun 177/1,2 bentlerine dayanmıştır. Davada, ispat yükünün davacıda olduğu ve İİK ‘nın 177/1 ve 2. bentlerine dayanan iflas talebinin dinlenebilmesi için davacının iflası istenen kişiden “para veya teminat alacağının” bulunması gerektiği şarttır. (Alacağın para veya teminat olması dava şartıdır. Bir şeyin teslimi gibi borçlar, iflas davası imkanı vermez. M.Coşkun, Konkordato ve İflas, s. 736) Davacı ile davalı arasında ticari, akdi yahut fiili bir ilişki olmadığı görülmektedir. Davalının, organik bağı olduğu ileri sürülen dava dışı ...AŞ nin sulh hukuk mahkemesinde ikame ettiği ortaklığın giderilmesi davasında davacının davalı durumunda olduğu; başkaca aralarında bir ilişki olmadığı görülmektedir. Bu durumda, belli bir sebeple davalıdan para alacağı olduğu ileri sürülmeden iddia ve ispat edilmeden davacının iflas davası açma hususunda aktif husumetinin mevcut olduğundan söz edilemez. Karar duruşması öncesinde davacı vekili İİK.nun 160. Maddesinin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürerek mahkememizin Anayasa Mahkemesi'ne başvurmasını talep etmişse de, talep isabetli bulunmamış, yargılamayı uzatmaya yönelik görülmüştür. Açıklanan sebeplerle davanın aktif husumet yokluğundan reddine" karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Mahkeme tarafından duruşma zaptı ile davanın işlemden kaldırılmasına dair karar alınmamasına karşılık Adalet Bakanlığı Celse Proğramından tarafımıza ████████ Esas dava dosyasının işlemden kaldırılmış olduğu bildirildiğini, bunun üzerine ilk yapmış olduğumuz istinaf başvurusuna ilişkin 22.2.2023 tarihli ve diğer duruşmada da konuyu gündeme getirmemiz üzerine yerel mahkeme istinaf talebimizi işleme koymadığı gibi bu konuda ara karar da almadığını, ayrıca istinaf harcının iadesi konusunda da bir karar oluşturulmadığını, ilk istinaf istemimizdeki konu tamamen Adalet Bakanlığının Kusurundan kaynaklanan bir işlem olduğunu, Mahkemenin tarafsız davranmadığı konusunda yerel mahkemeye reddi hakim talebinde bulundukların, ancak duruşmada reddi hakim talebimizin olup olmadığı konusunda sayın mahkeme başkanı tarafından sorulması üzerine reddi hakim talebimizden vazgeçtiğimizi duruşmada beyan ettiklerine, ancak ...nun 38/4 maddesi uyarınca reddi hakim talebi geri alınamayacağından dolayı yerel mahkemenin reddi hakim konusunda karar vermeden duruşmaya devam etmesi usule aykırı olduğunu, Davalı tarafın duruşmanın tarihinin öne çekilmesi talebini aldığı ara kararı ile kabul etmiş olmasına karşılık sunmuş oldukları mazeret dilekçesinin kabul edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanarak yokluğunda karar verildiğini, Davalı vekilinin dosyaya sunduğu cevap dilekçesinin süresinde verilmediğine ilişkin beyanımız mahkeme tarafından nazara alınmadan hüküm verildiğini, ayrıca davalı vekilinin dosyaya sunduğu vekaletnamenin tarihi 31.12.2022 tarihinde süresi dolmuş olup davalı vekili süresi dolan vekaletname yerine yeni vekaletname alarak dosyaya 01.01.2023 tarihnde yeni vekaletnamesini sunmadığını, davalı vekili daha sonra dosyaya güncel vekaletnamesini (yeni vekaletnamesini) aradan 3 aya yakın süre geçtikten sonra sunmuş olup yerel mahkemeye bu konuda davalı vekilinin 3 ay boyunca dosyaya sunduğu dilekçelerin geçersiz olduğu beyan edilerek itirazda bulunulmasına karşılık yerel mahkeme aldığı ara kararı ile bu talebimizi ayrıca Anayasa Mahkemesine iptal başvuru talebimizin reddine karar vererek hüküm oluşturduğunu ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 177. maddesi 1. Ve 2. bendi gereğince "borçlunun, alacaklıların, haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunması veya teşebbüs etmesi, ödemelerini tatil etmiş olması" nedenlerine dayalı doğrudan doğruya iflas davasıdır. Dosya kapsamına göre; davalı şirketin sicil adreslerine göre İİK'nun 154. maddesi uyarınca davanın yetkili mahkemede açıldığı, davacı tarafından iflas avansının yatırıldığı, iflas davası nedeniyle, itiraz etmek isteğen alacaklıların itirazda bulunabilecekleri konusunda İİK.nun 166 madde hükümleri gereğince usulüne uygun ilanların yaptırıldığı görülmüştür. Davacı vekilince öncesinde, "dosyanın işlemden kaldırıldığından bahisle işlemden kaldırılan davanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara karşı istinaf talebi" ile █████/2023 tarihinde sehven istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de 6100 sayılı HMK'nın tutanağın ispat gücü başlıklı 156 ncı maddesi: "Ön inceleme, tahkikat ve yargılama işlemleri, ancak tutanakla ispat olunabilir." şeklinde düzenlenmiştir İlk Derece Mahkemesince verilmiş tutanaklar ile sabit herhangi bir işlemden kaldırma kararı, yahut işlemden kaldırılan davanın yenilenmesi talebinin reddine dair karar ve bu yönde verilmiş nihai bir karar bulunmamaktadır. Dairemizce yapılacak istinaf incelemesinin mahkemenin █████/2023 tarihli nihai kararı ile sınırlı olacağı, öncesinde sehven yapılan █████/2023 tarihli istinaf başvurusuna yönelik HMK 341. Maddesine uyarınca istinaf yoluna başvurulabilecek bir karar bulunmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Reddi Hakim Talebi yönünden ;6100 sayılı Ret usulü başlıklı 38'nci maddesinin dördüncü fıkrası:"Hâkimin reddi, dilekçeyle talep edilir. Bu dilekçede, ret talebinin dayandığı sebepler ile delil veya emarelerin açıkça gösterilmesi ve varsa belgelerin eklenmesi gerekir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı vekilinin 24.02.2023 tarihli dilekçesindeki:"Sayın Mahkeme Başkanı hakkında tarafsızlığı konusunda hiç bir kuşkumuz olmamasına ve reddi hakim talebimizin de bulunmamasına karşılık yukarıda belirtilen ve ayrıca dosyada mevcut re'sen bulunacak hususlar birlikte nazara alındığında mahkemenin tarafsızlığı hakkında yanlış algıya yol açan, davanın yenilenmesi gibi bir talebimizin işleme konulmamış olması sonucunda uyap sistemindeki hatanın nedeninin araştırılması da yapılamamış olduğu gibi ayrıca istinaf harcı yatırılarak da hakim sorumluluğunu gerektiren mağduriyetimiz de ortaya çıkmış bulunmaktadır" ifadesi ve açık bir hakimin reddine dair yukarıda belirtilen kanun hükmü uyarınca davacı vekilince sunulmuş bir dilekçe olmaması nedeniyle davacı vekilinin reddi hakim konusunda karar vermeden duruşmaya devam etmesinin usule aykırı olduğuna ilişkin istinaf sebebine itibar edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince 29.03.2023 tarihli celsede:"Davanın iflas davası olduğu █████/2022 tarihinde açıldığı, bugünkü celseye kadar halen ön inceleme aşamasının tamamlanamadığı görülmüş olup, geçen celse de mazeretin kabul edildiği, davacı vekilinin E duruşma talebinde bulunmadığı gelinen aşama gözetilerek davacı vekilinin mazeretinin reddine" ara kararın basit yargılama tabi dosyadaki yapılan yargılama itibariyle usul ve yasaya uygun olduğu kanaati ile mazeretlerinin kabul etmeyerek davanın karara bağlandığına yönelik davacı vekilinin istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Davacı vekili diğer bir istinaf nedeni olarak; davalı vekilinin sunmuş olduğu vekaletnamenin süresinin dolmuş olması nedeniyle dosyaya sunulan yeni vekaletnameye kadar aradan geçen yaklaşık üç aylık süredeki davalı vekilinin sunduğu dilekçelerin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de davalı vekilince dosyaya güncel vekaletname sunulması nedeniyle bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 177/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Buna göre İİK'nın 177 maddesi uyarınca borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin mevcut olması halinde mahkeme, borçlunun iflasına resen karar verebilecektir. Davacı, İİK 177. maddesi uyarınca, davalının doğrudan iflasını talep edebilmesi için yasada belirtildiği şekilde hem davalıdan alacaklı olduğunu hem de İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tek tek ele alınıp tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerekmektedir. Oysa dayanak yapılan Üsküdar ... Noterliğinin 31.10.2011 tarihinde ..., ..., ..., ... ve ... ile ihbar olunan ... A.Ş. arasındaki düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinde davacı tarafın taraf olmadığı, İstanbul 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ E. Sayılı ortaklığın giderilmesine ilişkin davada iş bu dosya davalısı şirketin davacı, iş bu dosya davacısı gerçek kişinin ise davalı olduğu, davacı ...'ün davalı şirketten alacaklı olduğuna dair herhangi bir belge ve delil bulunmadığından davacının iflas davası açmasında aktif husumetinin bulunmadığından davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu ulaşılan maddi olay ve hukuki değerlendirme usul ve yasaya uygun olup kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilmediği ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davacı tarafından yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 435,50 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 164 maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025