Anahtar kelimeler: Astana Kazakistan Büyükelçilik Binası Üstlenmesi Meblağın Ödemiş Yapım İşini İik

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))KARAR TARİHİ
: █████/20256100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı borçlu hakkında İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████E ve ████████K sayılı kararı ile Kazakistan Astana Büyükelçilik Binası yapım işini üstlenmesi sebebi ile çalıştırmış olduğu işçi ...'a olan işçilik borcunu üst işveren Dış İşleri Bakanlığı ödemesi sebebi ile ödemiş olduğu meblağın borçlu şirket tarafından tazminine karar verildiğini, yine aynı iş sebebi ile çalıştırmış olduğu işçi ...'a olan işçilik borcunu üst işveren Dış İşleri Bakanlığının ödediğini, İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████E ve ████████K sayılı ilamı ile ödenen tazminat ve ferilerinin borçlu şirket tarafından ödenmesine karar verildiğini, her iki mahkeme ilamı birlikte İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından ilamlı takibe konarak ferileri ile birlikte 275.017,06 TL'nin ödenmesinin istendiğini, borçlu davalı şirketin müseccel adresine tebliğat yapılarak icra dosyasının kesinleştirildiğini, davalı borçlunun bu şekilde bir çok icra dosyasında Dış İşleri Bakanlığına borcu olduğunu, bu nedenle ilamlı takip yapılması ve müseccel adresine tebligat yapılmasına rağmen borcunu ödemeyen borçlu davalı ... Ticaret A.Ş.'nin İİK. 177/4 maddesi uyarınca iflasına karar verilmesini, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen cevap dilekçesi sunmamış, yargılama sırasında davalı vekili davanın reddine karar verilmesini beyan etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, "...Somut talep yönünden borçlu şirketin muamele merkezinde işbu davanın açıldığı, davacının iflas avansını yatırdığı, ilanların yapıldığı, ilamlı icra takibi (icra emrinin) davalı şirkete tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin iflas davası ile ilgili beyanlarının alınması amacıyla duruşmada hazır bulunması gerektiği hususunda borçluya muhtıra tebliğ edildiği, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasında ilamlı takibe konu bu dosya borcunun kapatıldığına dair İcra Müdürlüğünün'den alınacak yazının dosyaya ibraz edilmediği, icra emrine konu borcun ödendiği iddia edilmediğinden İİK 177/1-4 maddesi kapsamında iflas koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nosunda kayıtlı ... Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ Davalı vekili istinaf talebinde; Müvekkil şirket borca batık durumda olmadığını, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu 275.017,06 TL alacağa karşılık müvekkilin davacıdan 7.600.000 USD hak ediş alacağı söz konusu olduğunu, bu husus tarafımızca sunulan 28.09.2023 tarihli beyan dilekçesinde belirttiğimiz ve ekte sunmuş olduğumuz belgeden de anlaşıldığını, tüm bu vakıaların somutlaştırılabilmesi için Dış İşleri Bakanlığına müzekkere yazıldığını ancak bu husus açıklığa kavuşturulmadan hüküm tesis edildiğini,16.03.2023 tarihli 3. celsede vekaletnameyi yeni sunmuş olmamız sebebiyle sayın mahkemeden sunamamış olduğumuz cevap ve ikinci cevap dilekçesini telafi etmek amacıyla ayrıntılı beyan dilekçesi sunabilmek için süre istememize rağmen mahkemece talebimiz reddedilerek müvekkilin hukuki dinlenilme hakkı zedelendiğini ileri sürmüştür.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK 177/4. Maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas istemine ilişkindir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nun 177.maddesinde, "Doğrudan Doğruya İflas Halleri" üst başlığı altında, "Evvelce takibe hacet kalmaksızın İflas, Alacaklının talebi" düzenlenmiştir. 117/1.fıkrada, aşağıdaki hallerde alacaklının evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebileceği ifade edilmiştir. Yasada belirtilen 4 bent ise sırasıyla;1- Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3-308 inci maddede ki hal varsa; 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse,..” şeklinde sayılmıştır. Sermaye şirketleri (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket) ticaret şirketi olduğundan, (TTK m124) ve tacir sayıldıklarından (TTK m16) iflasa tabidir. Bu nedenle bu sermaye şirketlerinden alacaklı olan kişi genel iflas yolu, kambiyo senetlerine mahsusu iflas yolu veya doğrudan iflas yolu ile şirket aleyhine iflas davası açabilmektedir. Alacaklı, bazı sebeplere dayanarak ilk önce icra dairesine bir iflas takip talebinde bulunmadan ve borçlusuna bir iflas takip talebi göndermeden doğruca ticaret mahkemesinde iflas davası açabilmektedir. İlama bağlı alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemiş olması halinde, İİK 177/4 maddesi uyarınca alacaklı, borçluya doğrudan doğruya iflas davası açabilmektedir. Bu halde borçluya icra emri tebliği yeterli olup, ayrıca iflas ödeme emri tebliğine gerek bulunmamaktadır. İflasa tabi borçlu, kendisine tebliğ edilen icra emrine rağmen borcunu ödemez ise, İİK 177/4 maddesi uyarınca alacaklı doğruca ticaret mahkemesinden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilmektedir. İİK 37 ve İİK 177/4 hükümlerine dayanılarak açılan iflas davalarında depo emri tebliğine de gerek bulunmamaktadır. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 08.10.1998,█████████) Ayrıca İİK'nın 177/1.4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine de gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan "icranın geri bırakılması" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini "bekletici mesele" yapmalıdır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 726). İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin muamele merkezi Beşiktaş/İstanbul olup, dava görevli ve yetkili mahkemece açılmış, davacı tarafından İİK'nın 160.maddesi uyarınca iflas avansı yatırılmış, İİK 177/son maddesi göndermesi ile İİK 178/2 ve İİK 166.maddesi uyarınca yasal ilanlar yapılmıştır.Davalı şirket yetkilisi hakkında ceza dava dosyasında █████/2020, █████/2021, █████/2019 tarihli yakalama kararlarının bulunduğu, mernis adresinin yurtdışı olduğu anlaşılmakla şirket yetkilisi olarak görünen ...l adına ilanen tebligat yapılmasına rağmen davalı şirket yetkilisi duruşmaya katılmamıştır. Dosya kapsamından, davacı tarafça İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ E. ve ████████ K. Ve İstanbul 21. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ E. ve ████████ K. sayılı ilamların infazı için İstanbul 7. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile ilamlı icra takibine başlandığı, icra emrinin davalı borçluya █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şirket yetkilisinin usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılmasına rağmen duruşmaya katılmadığı, ancak davalı şirket vekili, █████/2023 tarihli üçüncü duruşmada, davalı şirketin, davacıdan 7.600.000 USD onaylanmış hakediş alacağı bulunduğunu iddia ederek takas definde bulunmuştur. Somut olayda; davacının takip dosyasına dayanak yaptığı mahkeme ilamlarından kaynaklı alacağı bulunduğu konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; davalı vekili tarafından, davacı alacağından daha fazla davalının hak ediş alacağı bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmesi nedeniyle takas definin işbu davada ileri sürülüp sürelemeyeceğini ilişkindir. Mahkemece, davalının hak ediş alacağı bulunup bulunmadığı konusunda Dış İşleri Bakanlığı'na müzekkere yazılmış ise de talep icra emri ile istenilmesine rağmen borcun ödemediği gerekçesine ve İİK 177/1-4 maddesine dayalı iflas istemine ilişkin olup davalının hakediş alacağının bulunup bulunmadığı hususunun sonuca etkili olmayacağı anlaşılmakla Dışişleri Bakanlığına yazılan müzekkerenin dönüşünün beklenilmesinden vazgeçilmesine karar verilmiştir. "Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi" başlıklı Türk Borçlar Kanunu'nun Üçüncü Bölümü'nün Birinci Ayrımı'nda düzenlenen 139. maddesi;“İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(23)6-873 Esas ████████ Karar sayılı ilamında ifada edildiği şekilde; Takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Özdeşliğin, TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir. Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925). Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., █████████ K. sayılı kararı). Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı tarafça, ilama bağlı alacağın icra emri ile istenildiği halde ödenmemiş olması nedeniyle İİK 177/4 maddesi uyarınca davalı şirketin doğrudan iflasına karar verilmesi talepli açılan huzurdaki davada, davalı vekili, davacının takibe dayanak yapılan alacağından daha fazla davalının hak ediş alacağı bulunduğunu savunarak takas def’inde bulunduğu görülmüştür. Takas def-i borcu ilişkisinin sona erdiren bir işlem olması nedeniyle davalı tarafça, muaccel hak ediş alacağı bulunduğu ileri sürülmekle, her iki dava konusunun da para alacağı olduğu (ilama bağlı takip alacağının ödenmesi, yahut alacağın sona ermesi iflas davasını da konusuz bırakacağından), davalı alacağının çekişmeli olması takas def’ine engel olmayacağı gibi takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklı ise de takas bir "Defi" olduğundan dava dilekçesine cevap verilirken ileri sürülmelidir. Aksi halde, davalı "savunmanın genişletilmesi yasağı" ile karşılaşabilir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarih █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamı da bu yöndedir.) Dosya kapsamına göre, dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmesine rağmen yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış, davalı adına vekaletname sunan davalı vekilince, yasal süresi geçtikten sonra üçüncü duruşmada ileri sürülen takas defi değerlendirmeye alınmamıştır. Bu nedenle yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere İİK 177/4 maddesi uyarınca iflas şartları oluştuğundan davalının iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf harcından, davalı tarafından yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 345,55 TL harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 164 maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025