Anahtar kelimeler: Fikri Başkan Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü Katip Haklar Marka Layihalar İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN
: ... ...
ÜYE
: ... ...
ÜYE
: ... ...
KATİP
: ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVACI
:
VEKİLİ
DAVALI
:
DAVANIN KONUSU
: Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, tanınmış ... markalarının sahibi olan ve “...” markasını ilk olarak 2007 yılında tescil ettiren müvekkilinin, davalı şirketin ██████████ sayılı “...” ibareli marka başvurusuna yönelik itirazının YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, başvuru markasının esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresi aynı zamanda müvekkilinin markalarının da esaslı unsurunu oluşturduğundan markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, ortalama tüketicinin dava konusu marka ile müvekkiline ait markaları karıştıracağını, davalı şirket ile müvekkili arasında idari, ekonomik bir bağ bulunduğu yanılsamasına düşeceğini, "..." markasının müvekkili şirketi işaret ettiğine dair çok sayıda yargı kararının mevcut olduğunu, bu nedenle ayırt ediciliği zayıf bir marka olarak yorumlanmasının yerleşik yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu ileri sürerek, 2021-M-7432 sayılı YİDK kararının "05.sınıfta yer alan “Tibbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” mal ve/veya hizmetleri, 29 ve 30. sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri, 35. sınıfın ilgili alt sınıfında yer alan 05. sınıfa ilişkin olan “Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları” mal ve/veya hizmetleri, yine aynı alt sınıfta yer alan 29 ve 30. alt sınıfına ilişkin olan mal ve/veya hizmetler ve aynı alt sınıfta yer alan 32. sınıfa ilişkin “Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz), proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri” mal ve/veya hizmetleri" yönünden iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkiline ait markanın yazılış ve yazım karakteri itibariyle itiraza mesnet marka ile hiç bir benzerliğinin bulunmadığını, müvekkili markasında kelime ve şekil unsurunun sıra dışı bir şekilde birleştirilerek markaya ayırt edicilik unsuru kazandırıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki düzeydeki tüketici kesiminin davacının "..." markalı mal ve hizmetlerini davalının "..." ibareli başvuru markalı mal ve hizmetleri ile karıştırma ihtimali bulunmadığı gibi bu kesimin markaların işletmesel, idari veya ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı olduğu yönünde bir algıya da kapılmayacağı, dava aşamasında gerekçe olarak öne sürülen ██████████ sayılı markanın sadece “bisküvi, kraker ve gofret” malları yönünden kullanımı ispat edildiğinden bu mallar yönünden itiraz gerekçesi olarak dikkate alınabileceği, itiraz gerekçesi olarak sunulan diğer, ██████████, ██████████, ██████████ ve ██████████ sayılı markaların ise kullanımı ispat edilemediğinden itiraz gerekçesi olarak dikkate alınamayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “... ” ibaresinden oluşan davalı markanın asli unsurunu oluşturan “...” ibaresinin müvekkiline ait "..." markasını doğrudan içerdiğini, davalı markada bulunan "..." ibaresi ayırt edici olmadığından benzerlik değerlendirmesinde yalnızca müvekkiline ait "..." markası ile davalının markasındaki "..." ibaresinin dikkate alınması gerektiğini, ... ibaresinin Yunanca yeni anlamına gelmesinin yanı sıra markaya eklenen ibarelerin anlamsızlığı ve minimal düzeyde kalan görsel unsurların markaya ayırt edicilik kazandırmadığını,"..." markasının tanınmış bir marka olması nedeniyle benzerlik incelemesinde daha geniş bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğunu, davaya konu markayı gören ortalama tüketiciler nezdinde "..." ibaresinin doğrudan müvekkilini çağrıştırıp başvuru markasının müvekkilinin seri markalarının uzantısı olarak algılanmasına neden olacağını, markaların sınıf, emtia ile hedef kitlesinin aynı olduğu ve aynı marketlerde aynı raflarda satılacakları nazara alındığında iltibas yaratmayacağının düşünülemeyeceğini ve müvekkilinin markasının tanınmışlığının yargısal kararlar ile sabit olduğu gözetildiğinde haksız ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmiş olmasının doğru olmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
: Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere davalı markadaki "..." ibaresinin "..." ibaresinin bütünü içinde ayrılacak bir algı yaratmadığı, öne çıkarılmadığı, ibarelerin birleşiminin şekil unsuru ve slogan ile belirli bir ayırt edicilik kazandığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih, █████████ E., █████████ K. Sayılı bozma ilamında da davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, "sağlıklı, zinde, formda, uygun" anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği gözetildiğinde, dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı ve tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının başvurunun tesciline engel oluşturmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
Katip
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!