Anahtar kelimeler: Gelindiğini Hacizden Yediemin Tatbik Hacze Haczedilen Huzurunda Babası Anda Niyetli

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacıya ait işyerinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile davalı tarafça borçlu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti hakkında icra takibi başlatıldığını ve davacıya ait işyerine 22.01.2018 tarihinde hacze gelindiğini ve işyeri sahibi davacının yokluğunda sigortalı çalışanı ve aynı anda babası olan ... huzurunda haksiz ve kötü niyetli olarak haciz tatbik edilerek haczedilen malların yediemin olarak ...'a bırakıldığını, haciz esnasında davacının babasının bu işyerinin borçlu ile bir alakasının olmadığını ve borçluyu da tanımadığını, bu işyerine bir hafta önce taşındıklarını beyan etmesine râğmen, ayrıca borçlunun alacaklı vekilinin beyanı ve icra dosyasından da anlaşılacağı üzere davacı ile uzaktan yakından alakası olmadığı halde, davacının işyerinde davacıya ait ... Marka Yeşil Renk Dikiş Makinesi ile ... marka bilgisayar ve monitör hakkında haksız yere haciz işlemi yapıldığını, daha sonra icra dosyasında alınan karar ile 09.03.2018 tarihinde tekrar davacının işyerine gelinerek davacıya ait haczedilen malların haksız ve kötü niyetli olarak muhafaza altına alındığını, davacıya ait işletmenin can damarı olan makinenin muhafaza altına alındığını, davacının bu haksız muhafaza sebebiyle uzun müddet iş yapmadığını, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinde istihkak davası açıldığını, davanın davacı lehine sonuçlandığını, muhafaza altına alınan makinaların 2 yıldan sonra çalışamaz ve paslı bir şekilde yedieminden davacıya teslim edildiğini, davacının yedieminden makinelerini vinç yardımı ile getirdiğini ve bunun için 1.180,00 TL ödeme yapıldığını, ayrıca davacının yediemindeki makinanın teslimi masraflarını, icra masraflarını, yolluk ücretini ve icra hukuk mahkemesindeki dava masraflarını ödeyerek maddi zarara uğradığını, davacının makinayı eski haline çalışır vaziyete getirmek için 5.000,00 TL fazla masraf ettiğini, hala da masraf etmeye devam ettiğini, muhafaza altına alınan makineden davacının dokuma yaparak yaklaşık günlük 200,00 TL gelir elde ettiğini, bu gelirden mahrum kaldığını, 2 yıldan fazla çalışamadığından 144.000,00 TL maddi zarara uğradığını, davacının yeni taşındığı işyerinde mahallesine, işyeri sahibine ve iş yaptığı müşterilerine karşı zor durumda kaldığını, açıklanan sebeplerle belirsiz alacak davasının kabulüne, öncelikle şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın fiili haciz ve muhafaza tarihi olan 09.03.2018'den itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın davacı ve husumet yöneltme sıfatının olup olmadığının incelenmesi gerektiğini, hayatın olağan akışı içinde borçlu bir şirketin bir adresten taşınarak aynı yere aynı sektörde faaliyet gösteren farklı bir şirketin taşınmasının beklenemeyeceği için takibin devamı hususunda karar verilerek İcra memurunca işlem yapıldığını, davalının veya icra memurunun söz konusu malların borçluya ait olmadığını bilerek işlem yapması gibi fiilin söz konusu olmadığını, dosyada davalı şirketçe borçlu olmadığı bilinen bir kişi nezdinde haciz uygulama iradesi bulunduğunu gösterir bir delil bulunmadığını, haciz esnasında borçlulara ait olduğu bilinen son adres olan haciz mahallinde davalıya ait işyeri bulunmasına borçlunun mal kaçırmak maksadıyla başvurduğu inancıyla hareket edildiğini, haciz sürecinin davaya konu fiilin haciz işlemi de dahil olmak üzere tamamının icra dosyasında yapılan işlemler dahilinde gerçekleştiğini, davacının davayı ve taleplerini Adalet Bakanlığı'na yöneltmesi gerektiğini, davanın taraf sıfatı yokluğundan reddine kârar verilmesi gerektiğini belirterek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 94.780,00 TL gelir kaybı alacağının █████/2018 haksız haciz tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının manevi tazminat isteminin reddine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişi raporunda makinenin ortalama üretim kapasitesi ve üretilen ürünlerin piyasadaki ortalama fiyatları üzerinden yapılan hesaplamanın müvekkilinin gelir kaybını ortaya koymaktan çok uzak olduğunu, diğer masraflar kapsamında icra masrafları ve icra hukuk mahkemesindeki dava masrafları sebebiyle de müvekkilinin maddi zarara uğradığını, davalının kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu ve manevi tazminat şartlarının oluştuğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Davacının, husumet yöneltme sıfatının olup olmadığının ve mahkemenin görevinin incelenmesi gerektiğini, ıslah tarihine göre zaman aşımının dolduğunu, daha önce borçlu gözüken şirketin adresinde haciz işlemi yapıldığını, davacı dilekçesinde bir hafta önce davacının, borçlu şirketin bulunduğu yere taşındığının ifade edildiğini, hayatın olağan akışı içinde borçlu bir şirketin bir adresten taşınarak aynı yere aynı sektörde faaliyet gösteren farklı bir şirketin taşınmasının beklenemeyeceğini, yani söz konusu malların borçluya ait olmadığı bilinerek işlem yapılmasının söz konusu olmadığını, uygulanan haciz işlemi esnasında, borçlulara ait olduğu bilinen son adres olan haciz mahallinde davacı ...'a ait işyeri bulunmasına borçlunun mal kaçırmak maksadıyla başvurduğu inancıyla hareket edildiğini, müvekkilinin haksız haczin varlığı için aranan kusurunun bulunmadığını ve somut olayın haksız haciz unsurlarını taşımadığını, taşıma masrafı tutarının ispat edilmesi gerektiğini, makinelerin yedieminde kaldığı süreçte herhangi bir yıpranmaya maruz kalıp kalmadığı, bu makinelerin tamiratı için gerekli masrafın ne kadar olduğu hususları uzman bilirkişiler tarafından incelenmeden davacı tarafından sunulan fatura bedellerinin müvekkilinden talep edilmesinin haksız olduğunu, davacının haciz işlemi sebebiyle zarar ettiğini ispatlayamadığını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin ██████████ E. - █████████ K. Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin ██████████ E. - ████████ K. Sayılı ilamı). Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu somut verilere dayalı ve denetime elverişlidir. Yargılama giderlerinden olan avukatlık ücreti, ilgili olduğu davanın konusunu teşkil eder nitelikte feri bir alacak olup, ilgili davanın sonunda diğer yargılama giderleri ile birlikte hüküm altına alınır. Söz konusu davada hüküm altına alınmayan avukatlık ücreti alacağı asıl bir alacak olmadığından bir başka davaya konu edilemez. Davacının icra takip dosyası ve icra mahkemesi dosyasında yaptığı yargılama giderlerinden kaynaklı talepleri de aynı nitelikte olduğundan, bu masrafların da ayrı bir dava olarak ileri sürülmesi mümkün değildir. Şu durumda davacının bu taleplerinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi ise, 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Dava konusu olayda davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmieştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede; Davacı tarafından açılan İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin ████████ E.-████████ K. sayılı istihkak davası dosyasında; "...Alacaklı şirketin ise eşleştirmesi yapılan mahcuzlar yönünden istihkak iddiasının aksini ispat edemediği, 3. Kişi şirket ile borçlu şirket arasında muvazaalı ilişki olduğuna dair kesin ve inandırıcı delillerin sunulamadığı, yine ticaret odası kayıtları, işletme hesabı defterlerinin, vergi dairesi kayıtlarının birbiriyle uyumlu olduğu, mülkiyet karinesinin davacı 3. Kişi yararına olduğu kanaatine varılarak... açıklanan sebeplerle davanın kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında davacılara ait haciz olunan menkuller üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına...” dair 05.09.2019 tarihinde karar verildiği ve dosya kapsamına göre bu durumda haczin haksız olduğu görülmektedir. Huzurdaki dava ise █████/2020 tarihinde belirsiz alacak davası olarak açılmış olduğundan TBK 72. maddesi gereğince zamanaşımı süresi geçmemiştir. Gelir idaresi Başkanlığınca gönderilen cevabi yazıya göre davacının tacir olduğu, her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren davada 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi gereğince asliye ticaret mahkemesi görevlidir. Davacının sunduğu faturalar incelenerek maddi tazminata ilişkin düzenlenen ve hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun denetime elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ███████ Karar sayılı █████/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 179,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.474,42 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 1.619,00 TL'nin mahsubuyla bakiye 4.855,42 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!