Anahtar kelimeler: Sektörlerde Satılan Tanınmış Sınıflarda Firmanın Markanın Sinaî Fikri Yazildiği Spor

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - ...
VEKİLİ
: Av. ... -...
DAVALI
: 1- ... ...
VEKİLİ
: Av. ... - ... ...
DAVALI
: 2- ... - ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ
: █████/2020
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili █████/2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı firmanın ...” markalarının tanınmış olduğu, tescilli tüm sınıflarda korunması gerektiğini, tüm sektörlerde tanınmış “...” markasının Türkiye’de en çok satılan spor markası olduğunu, Türkiye ve dünyada yaklaşık 2.950 satış noktasında ve tüm sanal pazarlama mecralarında satışa sunulduğunu, 2014-2015-2016 yılları toplam cirosunun 1.112.520.297-TL. olduğunu, ... ve ... markalarından sonra akla gelen 3. marka olduğunu, yıllık temas edilen müşteri sayısının yaklaşık 23 milyon olduğunu, ayakkabıcılık sektöründe ve benzeri alanlarda faaliyet göstermekte olduğunu ve bu alanda ülkenin en büyük ve en tanınmış ayakkabı firmalarından biri olduğunu, ayakkabı marketi sisteminin öncüsü olduğunu, davacının “..., ... ..., ... ... ...” gibi markalarının 18, 25, 35. Sınıflarda tescilli olduğunu, davalının “... ...” işaretini 25. sınıfta tescil ettirmek istediğini, davacının “...” markasının yanına ek eklenerek oluşturulacak markaların, davacı markalarının seri markası olarak algılanacağını, davalının tescil talebinin davacının tanınmışlığından yararlanmak amaçlı olduğunu, davacıya ait ürünlerin en belirgin özelliğinin kullanılan “...” harfi olduğunu, ayakkabı sektöründe “...” harfinin davacı firma ila özdeşleştiğini, bir ürün üzerinde “...” harfi görüldüğünde tüketicinin aklına ilk gelen markanın davacı markası olduğunu, davalının ürünlerinde kullanılmış olan “...” harfinin tasarımının davacıya ait “...” tasarımları ile ayniyet taşıdığı, davalı markasının tüketici nezdinde davacı markalarının bir alt markası olarak algılanacağını öne sürerek, ... 'nun 25.04.2020 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali ile tescili halinde ... sayılı marka başvurusunun hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
CEVAP
:
Davalı ... vekili █████/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu olan diğer davalı şirkete ait ... başvuru numaralı “... ...” ibareli marka ile itiraz sahibi davacı şirkete ait markaların görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bir markanın tanınmış marka gerekçe gösterilerek yapılan itiraz üzerine reddedilebilmesinin ön koşulunun, başvurusu yapılan marka ile tanınmışlığı iddia edilen itiraz gerekçesi markanın aynı/benzer olması gerektiğini, başvuru konusu marka davacı markalarına benzer olmadığından itiraz gerekçesi markaların tanınmışlığı iddiasının, markaların benzer olmaması nedeniyle yerinde olmadığını, ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ......., davaya cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK
:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, marka işlem dosyasında ileri sürülen kullanmama def'inin yerinde olup olmadığı, SMK m.6/5 hükmü uyarınca davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davaya konu marka başvurusunun, davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız avantaj elde etme, itibarlarını lekeleme ya da ayırt ediciliğini zedeleme risklerinden birini taşıyıp taşımadığı, tescili halinde davalı şirkete ait markanın hükümsüz kılınmasının gerekip gerekmediği, hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 19.02.2019 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.05.2019 tarih ve 325 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 29.07.2019 tarihinde ... sayılı markalarını mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, davalı şirketin 06.09.2019 tarihinde itiraza karşı görüş ibraz ettiği, dilekçesinde kullanmama def'i ileri sürdüğü, davacının 05.11.2019 tarihinde marka kullanım ispat formu ibraz ettiği, yayına yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 06.03.2020 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 27.04.2020 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka 27.10.2021 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı tarafın işlem dosyasına dayanak gösterdiği ... sayılı markalar bakımından, davalı taraf işlem dosyasında kullanım ispatı talebinde bulunduğu, işlem dosyasına sunulan delillerin;
01.02.2018 tarihli çanta, top, cüzdan ürün satışı gösterir fatura ve ürün kodlarını gösterir görseller,
2015, 2016, 2017, 2018 yıllarına ait çanta, cüzdan, top ürünlerine ait katalog görselleri,
Davacı yana ait ürünlere ilişkin 2013-2018 yıllarına ait dergi ve gazete görselleri,
Davacı yana ait ürünlerin satışı yapılan web sitesi görseli,
Davacı yana ait çanta ürününe yönelik online satış görselleri,
18.02.2016 tarihli ayakkabı satışı gösterir fatura ve ürün kodlarını gösterir görseller,
02.01.2017 tarihli eşofman satışı gösterir fatura ve ürün kodlarını gösterir görseller,
06.09.2017 tarihli ayakkabı satışı gösterir fatura ve ürün kodlarını gösterir görseller,
27.01.2018 tarihli ayakkabı satışı gösterir fatura ve ürün kodlarını gösterir görseller,
şeklinde listelendiği, bu deliller çerçevesinde ... yapılan incelemeye mahkememizce de iştirak edilmiş olup, “ayakkabılar, eşofmanlar, çantalar, toplar, cüzdanlar” malları bakımından, sunulan delillerin anılan markaların ciddi ve yoğun kullanımını ortaya koymaya elverişli olarak değerlendirilmeleri mümkün görülmüştür. Söz konusu kullanımlarda markasal nitelik arz eder mahiyetteki logoların temel olarak davacı yanın "... ...", "...", "... ...", ..." vb. şekillerdeki turuncu renkli “...” şeklinin kullanıldığı markalara yönelik oldukları görülmüştür.
Bununla birlikte; markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, dava aşamasında, davalı şirket tarafından kullanmama def''i ileri sürülmediğinden, hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan emtiaların kullanılıp kullanılmadıklarına bakılmaksızın değerlendirme yapılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu marka başvurusu kapsamında 25. sınıftaki giyim ürünlerinin tescil edilmek istendiği tespit edilmiştir. Davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında da 25. sınıftaki giyim ürünleri doğrudan yer aldığı gibi bu sınıf ile benzerliği kabul edilmiş 18. sınıftaki ürünlerde de davacı markaları tescillidir. Bununla birlikte davacı markaları ile dava konusu markanın birebir aynı tür malları kapsamasından ötürü daha düşük düzeyli olan bu sınıf açısından ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek duyulmamıştır.
İşlem dosyasında davacı yanın "... ...", "...", "... ...", "..." vb. şekillerdeki turuncu renkli “...” şeklini içerir mahiyetteki markaları bakımından, kullanım ispatı yükümlülüğünün “ayakkabılar, eşofmanlar, çantalar, toplar, cüzdanlar” emtiaları yönünden yerine getirildiği görülmüş olup bahsi geçen malların da “toplar” emtiası dışında genel olarak moda – giyim ürünlerine yönelik nitelikteki giysiler ve tamamlayıcı aksesuarlar olmalarından ötürü, davacı yanın işlem dosyasında kullanım ispatı talebine konu bu markaları ile de dava konusu markanın kapsamındaki emtiaların, aynı ya da benzer emtiaları kapsadıkları gibi, davacı yanın tescil tarihleri itibariyle kullanım ispatı talebine konu edilemeyen markalarının da zaten dava konusu marka ile aynı ya da benzer emtiaları kapsadıkları görülmüştür. Bunun yanı sıra dava konusu markanın hükümsüzlüğü istemi açısından, davalı tarafça ileri sürülmüş bir kullanmama def’i zaten mevcut olmadığından, davacı yanın dayanak yaptığı tüm markalar ile dava konusu markanın aynı ya da benzer kapsamlı oldukları, kullanım amaçları, hitap edilen kullanıcı grubu, faaliyet gösterecekleri ticari pazar, ilgili pazardaki satış yolları, birbirleriyle rekabet edebilirlikleri, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri gibi özellikleri bakımından benzer oldukları, markaların kapsamları itibariyle oluşan bu benzerlik neticesinde karıştırılma ihtimalinin var olup olmadığının tespiti için taraf markalarını oluşturan işaretlerin, nihai algılar itibariyle benzer olup olmadıklarının tespitinin yapılması gerekmektedir.
Dava konusu marka incelendiğinde; beyaz zemin üzerine, tamamı büyük siyah harflerle yazılmış "... ..." ibaresinden oluştuğu, yazım şeklinin standart olduğu, markanın genel görünümüne etki eden ..., başkaca renk, stil, kelime vb unsur bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar incelendiğinde; "... ...", "... " vb gibi ibarelerden oluştuğu, markaların bazılarının tek başına "..." harfinden, bazılarının ise "...", "..." ibaresini de içerir şekilde tescil edildiği, "..." ibaresinin ise davacı markalarında, gerek "...", "..." ibaresi ile gerekse de tek başına farklı stillerde ve logosal tasarımlarla kullanıldığı görülmektedir. "...", "..." ibarelerinin somut uyuşmazlıkta, dava konusu marka ile karşılaştırmayı gerektirecek bir benzerliği bulunmadığından, benzerlik değerlendirmesi, davacı markalarında farklı tasarımlarla kullanılan "..." işaretleri üzerinden gerçekleştirilecektir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markaların kapsamlarında yer alan müşterek unsurun "..." harfi olduğu, dava konusu markada bu harfin "... (Türkçe; Kırmızı anlamına gelmektedir)" kelimesi ile birlikte kullanıldığı, "..." harfinin standart şekilde yazıldığı, herhangi bir stil, ... veya başkaca renk içermediği, davacı markalarında yer alan "..." harfinin ise standart şekilde dizayn edilmediği, turuncu, koyu turuncu, siyah-turuncu, gri-turuncu, siyah gibi renklerle oluşturulan "..." markalarının bulunduğu, ayrıca oluşturulan "..." markalarının tertip tarzının standart vaziyette olmadığı, muhtelif biçimsel dokunuşlar katılarak belli bir düzeyde ... izlenimi verilecek şekilde dizayn edildikleri tespit edilmiştir.
Tek harften oluşan markaların somut ayırt ediciliklerinin düşük olduğu, nitekim ...Dairesi'nin 25.04.2018 tarih ... ve 11.12.2019 tarih ... sayılı kararlarında da; tek harften oluşan markaların ayırt ediciliklerinin düşük olduğunun belirtildiği, bu şekilde ayırt edicilikleri düşük tek harf markalarında yapılan ufak değişikliklerle iltibas tehlikesinin bertaraf edilebileceği, nitekim ...Dairesi'nin 12.10.2020 tarih ... sayılı kararında da; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiğinin ifade edildiği, hususları somut olayda dikkate alınmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta dava konusu markadaki “...” harfinin kullanımı ile davacı markalarındaki “...” harfinin kullanımlarının görsel algıda hiçbir benzerlik taşımadıkları, davacı markalarında farklı renk, biçim ve tertip tarzları kullanılırken, dava konusu markada standart yazı karakterinin kullanıldığı, taraf markalarının bütünsel algılarında yer alan unsurlar ile birlikte bu durum değerlendirildiğinde, markalar arasında, davaya konu emtiaların hitap ettiği makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak; dava konusu marka ile davacının itiraza/hükümsüzlüğe mesnet gösterdiği markaları arasında, her ne kadar emtia ayniyeti/benzerliği bulunsa da, dava konusu marka ile mesnet markaların umumi intiba olarak birbirlerinden farklı oldukları, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, kapsamında yer alan emtialardan faydalanmak için ayıracağı süre içerisinde, bu markayı davacı markalarından farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Davacıya ait “... ...” unsurlu markanın ... sayı ile ... nezdinde tanınmış marka olarak kabul edildiği tespit edilmiştir. Dosyaya sunulan davacı delilleri incelendiğinde ise; davacı yanca muhtelif tarihli yerel mahkeme ve ... kararları ve muhtelif bilirkişi raporlarına yer verildiği görülmektedir. Dosya kapsamında kullanım ispatı ve diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı yana ait “...” markasının spor giyim ürünleri ve özellikle “ayak giysileri” için bilinir kabul edilebileceği kanaatine varılmıştır. Ancak bu tanınırlığın, “...” markası ile birlikte kullanılan “...” şekli açısından doğrudan mevcut olacağı yönünde bir kanaate varılamamakla birlikte bu yönde bir değerlendirmede dahi dava konusu markanın, davacı markalarından tamamen farklı bir ayırt edici imaja sahip olmasından ötürü somut olayda 6769 sayılı Kanun 6/5 maddesinde aranılan herhangi bir koşulun ortaya çıkma ihtimalinin bulunmayacağı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 54,40 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 215,45 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 54,40 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı, 57,70 TL vekalet harcı, 9.990,00 TL tercüme ücreti, 373,00 TL yurt dışı tebligat harcı, 285 ABD doları yurtdışı tebliğ masrafı, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 127,20 TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 12.702,12 TL ve 285 ABD doları yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilini yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!