Anahtar kelimeler: Esaskarar Fikri Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü Haklar Marka Layihalar İstenmiş Ankara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: ████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI
:
DAVANIN KONUSU
: Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali,
Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalının 14, 20, 21, ve 35. sınıflarda "..." ibareli markanın tescili başvurusuna yönelik müvekkilinin yapmış olduğu itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin 2011 yılından bu yana "..." esas unsurlu markaları ile faaliyet gösterdiğini, düz ve sade zemin üzerine çerçeve içinde koyu renk ile yazılı bulunan markanın fonetik, görsel, işitsel ve kavramsal olarak müvekkilinin markasına benzemekte olup konumlandırma şekli ve görselin bütünlüğü açısından müvekkilinin markası ile karıştırılmaya ve tüketiciler nezdinde müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ekonomik veya organik bağ bulunduğu algısını oluşturmaya elverişli olduğunu, Fransızcada kadın anlamına gelen "..." sözcüğünün müvekkilinin hedef müşteri kitlesinin çoğunluğunun kadınlardan oluşması nedeniyle ayırt edicilik unsurunun zayıf olup müvekkilinin markasının asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, davalının müvekkilinin markasının asli unsurunu aynen alıp sonuna ayırt ediciliği düşük "..." ibaresini de ekleyerek meydana getirdiği "..." markasının asli unsurunun da müvekkilinin markasındaki gibi "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin markaları ile davalının markasını tescil ettirmek istediği sınıflardaki mal ve hizmetlerin aynı veya aynı tür ya da benzer olmasının tüketicilerin markaları karıştırması ihtimalini artırdığını, "..." markasının TÜRKPATENT tarafından tanınmış marka olarak kabul edildiğini ve davalının bu tanınmışlıktan yarar sağlamak amacıyla kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek YİDK'in █████/2021 tarih ve 2021-M-11031 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacıya ait "..." markası ile müvekkiline ait "..." markası arasında fonetik, görsel veya kavramsal olarak karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimalinin olmadığını, benzer olduğu iddia edilen "..." ibaresinin gündelik ve ticari hayattaki geniş kullanım alanı nedeniyle ayırt ediciliğinin bulunmadığını, ayrı ayrı seslendirilen davacı markasındaki "..." ve "..." kelimelerinde vurgunun "..." üzerinde olduğunu, "..."sözcüğü Fransızca kökeninden mülhem süslü kadın olarak anılsa da, yaygın kullanımda akla ilk olarak Hindistan cevizini (coconut) çağrıştırdığını ve müvekkilinin genel olarak tropikal esintilerin yer aldığı desen ve işlemelerde markayı kullanmakta olup esin kaynağının bu tropikal esintiler olduğunu, davacının iddia ettiği üzere "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin kabulü halinde █████/1989 tarihinden itibaren tescilli bulunan "... ..." markası uyarınca "..." markasının tescilinin mümkün olmayacağını, davacının tanınmışlık iddiasının doğru olmadığı gibi markasını kullanmamasına rağmen neredeyse tüm sınıflarda tescil ettirip bu durumu müvekkile ve/veya üçüncü kişilere karşı tehdit olarak kullanmasının kötü niyetini ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, başvuru markası ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı bulunduğu ya da söz konusu mal ve hizmetlerin idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulduğu şeklinde bir yanılgıya düşmeyeceği ve davacıya ait markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği iddiası ile başvurucunun kötü niyetle hareket ettiği iddiasının kanıtlamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin tescilli, tanınmış “...” markaları ile davalı’nın “...” markası arasında fonetik, görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, davalı markanın tescilinin talep edildiği 20, 21 ve 35. sınıflarda müvekkilinin "..." markası ile tescilli bulunan çok sayıda markasının mevcut olup sınıf yönünden tam bir benzerlik bulunduğunu, bu benzerliğin markaların tüketiciler nezdinde karıştırılmasına yol açacağını, her iki markada yer alan “...” ibaresinin iki markanın da esaslı ve ayırt edici unsurunu oluşturduğunu, davaya konu markada yer alan güzel anlamındaki " ..." ibaresinin ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, kullanım alanlarının çeşitliliği nedeni ile kendisine net bir anlam ithaf edilemeyen "..." ibaresinin, tescilli bulunduğu mallar açısından tüketici nezdinde müvekkili tarafından bilinir hale getirildiğini, davalının kötü niyetle müvekkili şirketin markasının tanınırlığından istifade etmeye çalıştığını ve tanınmış marka statüsüne haiz olmasına bağlı olarak ... markasının geniş bir marka korumasından yararlanması gerektiğini ileri sürmüş ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre bilirkişi raporunda belirtildiği üzere "..." ibareleri markalarda ortak olmasına rağmen, markalardaki ek unsurların markaları tamamen farklılaştırdığı, davalı markanın mesnet markalardan tamamen farklı bir görünüme sahip olup, işitsel açıdan ortak kelime ve harflerin etkisinin ortadan kalktığı, dava konusu mal ve hizmetlerin düşünmeden alınacak nitelikte bulunmadığı ve tanınmışlık ile kötü niyeti ortaya koyan yeterli delil sunulmadığı nazara alındığında davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 161,40-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 454,00-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!