Anahtar kelimeler: Aklına Geleceğini Markanın Yanın Unsurunun Sinaî Fikri Yazildiği Hükümsüzlüğü Marka

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - ... ...
VEKİLİ
: Av. ... - ...
DAVALI
: 1- ......
VEKİLİ
: Av. ... - ... ...
DAVALI
: 2- ... -... ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalıya ait “...” ibaresini gören tüketicilerin aklına davacıya ait marka geleceğini, davacıya ait markanın da esas unsurunun “...” ve "..." ibaresi olduğunu, davalı yanın davacıya ait markada yer alan "..." ibaresini ve "..." ibaresini birebir alarak okunuşta herhangi bir değişiklik yaratmayacak şekilde içinde harf değişikliği yaparak marka oluşturduğunu, ... ve ... ibarelerinin medical ibaresinin kısaltılmış hali olduğunu, bu haliyle ibarelerin aynı anlamları içerdiğini, ayrıca "..." ve "..." ibarelerinin her ikisinin de ... manasında aynı anlamları içerdiğini, markalarda kullanılan ibarelerin aynı anlamlarda kullanılması ve aynı telaffuza sahip olmaları sebebiyle, davalıya ait marka ile davacı markasının ayırt edilemez şekilde benzerlik teşkil ettiğini ve tüketiciler tarafından markalar arasında iltibasın yaşanacağını, davaya konu olan markanın tescil talep etmiş olduğu sınıf kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin davacıya ait markanın ana faaliyet alanına giren emtia/hizmetler olduğunu, söz konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu öne sürerek, ... 'nun 16.12.2022 tarih ve ... sayılı ... kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
CEVAP
:
Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; "..." ibareli başvuru "... ..." ibareli itiraz gerekçesi markanın, ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte, görsel, işitsel ya da kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığını, başvurunun "..." biçiminde görsel, işitsel ve kavramsal bir bütün olarak okunup algılanması, uyuşmazlık konusu markaların tertip tarzları, şekilleri, genel görünümleri, kelime unsurlarının içerdiği toplam kelime, harf ve hece sayılarının birbirinden farklı olmasının yanı sıra markaların bütünüyle bıraktığı izlenimin de birbirinden önemli ölçüde farklılaşmış olması gibi hususlar birlikte dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların benzerliklere göre daha belirleyici rol oynadığı ve söz konusu farklılıkların markalar arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğunu, iltibasın belirlenmesinde, eski markanın sahip olduğu ayrım gücünün de dikkate alınacağını, orijinal niteliği az olan ve bu nedenle ayrım gücü zayıf markalarla ilgili olarak iltibas tehlikesinin önlenebilmesi için, tescili istenen yeni markada ufak bazı değişikliklerin yapılmış olmasının yeterli olacağını öne sürerek ... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., dava dilekçesinin kendisine tebliğine rağmen yasal süre içinde cevap dilekçesi ibraz etmediğinden, 6100 sayılı HMK m.128 hükmü uyarınca dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK
:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahsa ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahsın kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi taraflara tebliğ edilmiş, dilekçe teati aşaması tamamlanmış, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahsın 01.09.2021 tarihinde gerçekleştirdiği ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.10.2021 tarih ve 382 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 04.11.2021 tarihinde ... sayılı markayı mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 04.04.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, davalı şahsın 28.04.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi ibraz ettiği, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı ... vekiline 19.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu 02.03.2023 tarihinde tescil edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet marka, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; taleple bağlılık ilkesi dikkate alınarak, dava sebebi yapılan hususlar ile sınırlı olarak aşağıdaki şekilde değerlendirme yapılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu markanın kapsamında yer alan 44. sınıftaki hizmetlerin tamamı, davacının önceki tarihli tescilli marka kapsamı ile aynıdır.
44. sınıftaki hizmet grubunun genel olarak tüketicinin profesyoneller aracılığıyla aldığı nitelikte hizmetler olduğu, alım öncesinde araştırma ve karşılaştırma yapılma ihtiyacı duyulan hizmetler olması nedeniyle tüketici kitlesinin niteliğinin nispeten daha dikkatli ve seçici olacağı değerlendirilmektedir.
Davalı markasının tamamı büyük ve stilize yazı karakteri ile yazılmış “...” ibarelerinden oluştuğu, bu ibarelerden “...” ibaresinin marka logosunda üst kısımda, “...” ibaresinin ise çapraz alt kısımda yazıldığı, iki ibare arasında ise iç içe geçmiş iki adet yan insan silüeti şeklinin yer aldığı görülmektedir. Markada yer alan “...” ibaresinin “...” ibaresinin kısaltması olduğu, “...” ibaresinin ise “...” ibaresinden türetilen bir ibare olduğu görülmektedir.
Davacının itiraza/hükümsüzlüğe mesnet gösterilen markasının; “... ..." ibarelerinden oluştuğu, “...” ibaresinin markanın üst kısmında ve koyu renk ile yazılarak ön plana çıkarıldığı, “...” ibaresinin ise bu ibarelerin alt kısmında daha geri planda olarak şekilde konumlandırıldığı, markanın sol baş kısmında ise dünya şekline benzer stilize bir logonun yer aldığı görülmektedir. Markada yer alan “...” ibaresinin “...” ibaresinin kısaltması olduğu, İngilizce bir kelime olan “...” ibaresinin Türkçede “dünya” anlamına geldiği, yine İngilizce bir ibare olan “...” ibaresinin ise Türkçede “...” anlamına geldiği, bir bütün olarak ise “... dünyası ...” olarak tercüme edilebileceği görülmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; her ne kadar 44.sınıfta yer alan hizmetler bakımından markalar arasında ayniyet bulunsa da, bu hizmet grubundan faydalanacak ilgili tüketici kesiminin, vasat emtia alıcısına nispeten daha dikkatli ve seçici olduğu, çekişme konusu “...” ve “... ... ” markalarında ortak olarak yer alan “.../...” ve “.../...” ibarelerinin özellikle 44. sınıf hizmetler bakımından kavramsal açıdan zayıf markalar olduğu, ... sicil kayıtları incelendiğinde de bu durumun gözlemlenebileceği, ... Dairesi'nin 12.10.2020 tarih ... sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, markalarda yer alan şekil figürlerinin birbirlerinden farklı olduğu, dava konusu markanın davacı yanın markasından yeterli düzeyde farklılaşarak bağımsız ve yeni bir marka algısı yarattığı, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markasında “...” ibareleri ortak olarak yer alsa da, davacı markasında yer alan “...” ibaresi ve her iki taraf markasında yer alan görsel unsurların mevcudiyeti markalar arasında hem işitsel, hem görsel, hem de kavramsal olarak farklılaştırdığı, davacının “... ...” ibaresini içeren tescilli markasının zayıf marka olması nedeniyle üçüncü kişilerin küçük eklemelerle oluşturduğu markaların kullanımlarına katlanmak durumunda olduğu, ayniyeti tespit edilen hizmetler için tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin nispeten yüksek olduğu hususları dikkate alındığında, her ne kadar taraf markalarının kapsamları 44.sınıfta aynı hizmetleri kapsamakta iseler de, markaların bütünsel algıları itibariyle, ilgili tüketici kitlesi nezdinde, aralarında karışıklığa neden olacak düzeyde benzerlik taşımadıkları, bu sebeplerle işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma tehlikesinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markanın iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 642,00 TL posta-tebligat masrafı, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.527,82 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin ve Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı ...'ın yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!