Anahtar kelimeler: Davaticari Cevapdavalı Davadavacı İcrasının Gazetesine Tedbiren İstemli Olağanüstü Kurul Durdurulmasına

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ
:█████/2025
NUMARASI
:████████ Esas
DAVA
:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 18.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların tedbiren icrasının durdurulmasına ve ticaret sicil gazetesine bildirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu genel kurul kararının geri bırakılması için hiçbir hukuki neden bulunmadığını, █████/2024 tarihli olağanüstü genel kurulda yönetim kurulu seçiminin yasaya ve ana sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirildiğini, bu nedenle davacıların TTK Madde 449 kapsamındaki “kararın yürütülmesinin geriye bırakılması” şeklindeki tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda davacı vekili davalı şirketin █████/2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de ; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup davacı vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olağanüstü genel kurul toplantısı yapma kararının yetkisi olmayan yönetim kurulu tarafından alındığını, olağanüstü genel kurul çağrısısın, usulüne aykırı olarak yapılmadığını, 18.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının TTK ve ana sözleşmede gösterilen toplantı ve karar yeter sayısına aykırı olarak toplandığını, esas sözleşmede bulunan "kitlenme maddesinin" şartları oluşmamasına rağmen sanki kitlenme gerçekleşmiş gibi bir karar alındığını, ihtiyati tedbir talebinin haklılığını gösteren delilleri gösterme ve yaklaşık ispat yükümlülüğünün yerine getirildiğini, ancak genel kurulda alınan kararların yürütmesinin geri bırakılması taleplerinin reddinin, yeterli inceleme yapılmadan ve davalı şirket ile ile davacı pay sahipleri arasında bir menfaat dengesi gözetilmeden verildiğini, 18.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların tedbiren yürütmesinin geri bırakılmasına, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ticaret sicil gazetesine bildirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davacıların iddialarının aksine, 2023 yılı olağan genel kurul öncesi hazırlanan bağımsız denetim raporunun enflasyon muhasebesine ilişkin yasal zorunluluk nedeniyle geciktiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yönetim kurulu seçiminin tescilini, sözleşmenin ilgili maddesini farklı yorumlayarak ve 3. bir genel kurul yapılması gerektiğini işaret ederek reddettiğini, davaya konu 18.10.2024 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının, 27.09.2024 tarih ve 11174 Sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, görüldüğü üzere toplantıdan 3 hafta önce ilanın gerçekleştirildiğini, hissedarlara 30.09.2024 tarihinde iadeli taahhütlü olarak bildirim yapıldığını, davacılara bu bildirimin 04.10.2024, yani genel kuruldan tam 2 hafta önce ulaştığını, çağrı usulünde de TTK veya sözleşmeye herhangi bir aykırılık bulunmadığını, davacıların şirkete göndermiş oldukları yazılar ile açıkça genel kurula katılmayacaklarını beyan ettiklerinden ve ilan ile iadeli taahhütlü bildirim koşulları da yerine getirilmiş olduğundan, bu iddianın iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, reddi gerektiğini, kaldı ki, bu hususun kararın yokluğuna değil, iptal edilebilirliğine ilişkin olduğunu ve huzurdaki davanın kararın yokluğu tespitine ilişkin olduğundan, bu iddianın bu dava kapsamında ileri sürülemeyeceğini, davalı şirketin halihazırda 05.11.2024 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere, esas sözleşmeye ve yasaya uygun olarak teşkil olmuş bir yönetim kurulu bulunduğunu, davacıların şirkete yönetim kayyımı atanması taleplerinin Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ E ve Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1 E sayılı dosyalar kapsamında da dayanaksız bulunarak reddedildiğini, aynı yöndeki taleplerin hukuki geçerliliği bulunmadığından reddini talep etmiştir.
GEREKÇE
:Talep, şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin davada; şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararına yönelik istinaf incelemesidir.Dava dilekçesi ile aynı yönde yapılan şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin talebin ilk derece mahkemesince █████/2024 tarihli ara karar ile reddine karar verildiği, asıl dava davacısı vekilince █████/2025 tarihli dilekçe ile tedbir talebinin yenilendiği, talebe gerekçe olarak Bakırköy 8 ATM 2024/1 E. Sayılı dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporu ile "davalıca davacının bilgi alma ve inceleme hakkının karşılanmadığını göstermektedir" şeklindeki görüş ile davacıların bilgi alma hakkının engellendiğinin sabit olduğu, davacılardan şirketin mali ve finansal bilgileri saklandığını, bilgi ve inceleme hakkı kullandırılmadığını iddia ederek şirkete yönetim kayyımı atanmasını ve genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasını talep etmiştir. Mahkemece █████/2025 tarihli ara karar ile davacının yürütmenin durdurulması talebi yönünden dilekçesinin davalı şirket yönetim kuruluna tebliğine ve yönetim kayyımı atanması talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Dava ... A.Ş.'nin █████/2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların; çağrının usulüne uygun yapılmamış olması ve şirket esas sözleşmesine aykırı olduğu iddiası ile yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkindir. Aynı talepleri içeren davacısı .... Şti olan Bakırköy 5. ATM'nin █████████ E. ████████ K. Dosyasının eldeki dosya ile birleştirildiği görülmektedir. TMK'nın 427/4. Maddesi uyarınca bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun kalması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması durumunda yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiştir. Genel kurul kararını yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkin davada; davalı şirketin yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine engel bir durum ve şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi yönetiminin başka yoldan sağlanamaması ve genel kurulun toplanamaması gibi bir durum da söz konusu değildir. Bu durumda davalı şirkete yönetim ve temsil kayyımı atanmasını gerektirecek haklı bir sebep bulunmadığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Tarafların iddia ve savunmaları ile dosya içerisindeki belgeler nazara alındığında taraflar arasında şirket içi ihtilafların bulunduğu sabit olmakla birlikte toplanan deliller ve yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak yaklaşık ispatın gerçekleşmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!