Anahtar kelimeler: Esaskarar İbareli Firmanın Sinaî Fikri Yazildiği Katip Marka Haklar Tescilli

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 1- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının ... başvuru sayılı “... ...” ibareli markasının, davalı firmanın “...” ibareli ... sayılı tescilli markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazları neticesinde diğer davalı ... tarafından reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira taraf markalarında yer alan ve Türkçe’de sırayla “taze, ferahlatıcı”, “bebek”, “yumuşak”, “su” anlamlarına gelen “...”, “...”, “...” ve “...” ibarelerinin davacının markasının reddedildiği 03 ve 05. sınıflara giren emtialar yönünden markasal hüviyette ayırt edicilikleri zayıf ibareler olduğunu, bu ibarelerin “ıslak mendil” ve “bebek bezi” ürünlerinde yaygın kullanımının bulunduğunu, bunun gibi markasal hüviyette ayırt edicilikleri zayıf olan ibareleri ihtiva eden markaların karşılaştırılması yapılırken bütünsel açıdan ele alınması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markaların da genel görünümleri itibariyle, ayrıca da işitsel ve kavramsal açılardan çok farklı olduklarını, zaten davacının kardeş işletmelerinin halihazırda “...” ve “...” ibarelerini ihtiva eden tescilli ve seri markalarının bulunduğunu, davacının ... sayılı bu markalardan gelen ve korunması gereken kazanılmış bir hakkının bulunduğunu, “...” markasının davacının sahiplerinin 2007 yılında kurdukları ... tarafından oluşturulan, piyasada maruf konuma ulaştırılan, akabinde de davacıya devredilen bir marka olduğunu ve fiilen de davacı tarafından kullanıldığını, davalının bu markaların tesciline ve fiili kullanımına 5 yıldan fazla süredir ses çıkarmaması nedeniyle hak kaybına uğramış olduğunu, davalının itirazlarının bu nedenlerle de reddinin gerektiğini, davalının ... nezdindeki itirazlarına mesnet aldığı ancak kullanıldığını ispat edemediği markalarının huzurdaki davada dikkate alınmaması gerektiğini ileri sürerek ... ...’nın 24.01.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve ... başvuru sayılı markanın tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Taraf markalarının içerdikleri tali unsurlar da dahil olmak üzere görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle bağlantı kurulması ihtimali dâhil iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olduğunu, ayrıca karşılaştırılan markaların aynı/aynı tür emtialarda kullanılacağını, davalı şirkete ait "...'... ..." markasının ıslak/hijyenik mendiller sektöründeki bilinirlik düzeyi de gözetildiğinde taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... A.Ş. vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davalının 1957 yılında İstanbul’da bir aile şirketi olarak kurulduktan sonra hızla büyüdüğünü, 1992 yılında temizlik ve hijyenik ürünler pazarında bir ilki gerçekleştirerek ıslak mendil ithalatına başladığını ve 1994 yılında ıslak mendil üretimine geçtiğini, günümüzde ıslak mendil sektöründe ülkemizde lider konumda bulunduğunu, “...’... ...” markasının müvekkilinin ciddi ve yoğun faaliyetleri ve büyük yatırımları neticesinde markasal hüviyette ayırt ediciliği yüksek ve tanınmış bir marka haline geldiğini, davalının bu markasının halihazırda ... ve yurt dışındaki yerel ofisler nezdinde onlarca tescile konu olduğunu, bu ibareyi ihtiva eden davalı ürünlerinin ambalaj desenlerinin de ... nezdinde tasarım tescillerine konu olduğunu, davalı ile aynı sektörde, ıslak mendil sektöründe faaliyet gösteren davacı firmanın müvekkilinin bu tanınmış markasından ve ürünlerinden haberdar olduğunu, hal bu iken dava konusu edilen “...”li markayı kendi adına tescil ettirmek istemesinin davacının kötü niyetini ve davalı ile haksız rekabet yapma saikini açıkça gösterdiğini, nitekim davacı ile organik bağı olan “...” firmasının davalı ile haksız rekabet teşkil eden faaliyetlerinin ... D. İş sayılı dosyası kapsamında bilirkişi marifetiyle de tespit edildiğini ve bu faaliyetlerin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı alındığını, yine davacının toptan ürün satışı yaptığı ... Ltd. Şti. hakkında davalının el koyma talebiyle ... nezdinde dosyaladığı el koyma talepli şikayetle ilgili olarak ... D. İş nolu dosyası tahtında söz konusu ürünlere el konulduğunu ve bu ürünlerin davalının tescilli tasarımları ile benzer bulunduğunu, davalı tarafından karşı yan aleyhine ...’nde açılan ...Esas No.lu davada da taraf ürünlerinin benzer algılandığı ve davalı ile haksız rekabet yapıldığı ve davalının marka hakkının ihlal edildiği yönünde bir hüküm verildiğini, taraflar kanun yoluna başvurmadıklarından bu hükmün kesinleştiğini, davalının bu markasal kullanımlara karşı açmış olduğu tazminat davasının da ... Esas No.lu dosya kapsamında derdest olduğunu, davacının huzurdaki davada müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markalar ile dava konusu markanın farklı olması nedeniyle davacının bu markalara dayalı olarak müktesep hak iddia edemeyeceğini, ayrıca “...” markasının davacının iddialarının aksine davalının uzun yıllara sari kullanımı ve yatırımları nedeniyle davalı adına ayırt edicilik kazanmış bir marka olduğunu, yani zayıf bir marka olmadığını, dava konusu edilen markanın, davalının tescilli “...”li markalarının bir devamı algısı oluşturduğunu ve davalının markaları ile karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının onlarca seçenek özgürlüğüne sahipken davalının markasına bu derece benzer bir işareti marka olarak seçmesinin davacının, davalının markalarının bilinirliğinden haksız yarar sağlama amacının göstergesi olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
UYUŞMAZLIK
:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davacıya ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet ... sayılı markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacının müktesep hak iddiasının yerinde olup olmadığı, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davacının 14.07.2021 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğu, ...'nca SMK m.5/1-ç hükmü gereği marka tescil başvurusunun kısmen reddine karar verildiği, kalan emtialar bakımından başvurunun 27.10.2021 tarih ve 383 sayılı ...’nde yayınlandığı, davacının 25.10.2021 tarihli karara itiraz dilekçesi sunduğu, 23.12.2021 tarihli ve ... sayılı ... kararı ile bu kısmi ret kararının kaldırıldığı ve başvuru kapsamına iade edilen emtialar bakımından 27.12.2021 tarihli ...’nde başvurunun ilan edildiği, davalı firmanın 27.12.2021 tarihli SMK m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5, m.6/6 ve m.6/9 hükümlerine göre ... sayılı markalarına dayalı olarak yayına itiraz ettiği, davacının 17.02.2022 tarihli itiraza karşı görüş dilekçesi sunduğu, dilekçesinde kullanmama def'i ileri sürdüğü, davalının 06.04.2022 tarihli marka kullanım ispat formu sunduğu, ...'nca yayına yapılan itirazın reddine karar verildiği, bu karara karşı davalı şirket tarafından 07.11.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, itirazı değerlendiren ... sayılı ... kararı ile; itirazın kabulüne ve başvurunun reddine karar verdiği, redde mesnet olarak SMK m.6/1 hükmünü ve ... sayılı markaları mesnet gösterdiği, bu kararın davacı marka vekiline 26.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, redde mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
... Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, ...) ... kararının yerinde olup olmadığı, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmelidir. (...) Eldeki talep de ... kararının iptali istemini barındırdığından ... karar tarihi olan 24.01.2023 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapılmıştır.
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; davacının markasını tescil ettirmek istediği emtiaların tamamı, davalının redde mesnet alınan ... sayılı markasının kapsamında birebir yer almakta veya bu emtiaların farklı sözcüklerle ifade edilmiş halleri olarak nitelendirilebilmektedir. Bütün bu emtialar benzer alıcı çevresine hitap ederler, dağıtım kanalları ve satış yerleri aynıdır, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri vardır, aralarında ham madde/mamul ilişkisi de bulunur ve benzer markaları bu emtialarda kullanılırken gören alıcıların markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurması mümkündür. Ayrıca; davalının ... sayılı markası, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen bu emtiaların 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden de tescillidir. Bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Dolayısıyla, somut uyuşmazlıkta; davalının ... sayılı markası özelinde, davacının markasının reddedildiği tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, ilave bir inceleme yapılmasına gerek kalmaksızın, doğrudan söylenebilecektir.
Davalının redde mesnet alınan diğer markaları açısından da; bu markaların tescilli olduğu 03. sınıfa giren tüm emtiaların, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen 03. sınıftaki emtialar ile aynı olduğu görüldüğünden, 03. sınıfa giren emtialar özelinde, bu markalar açısından da emtia ayniyeti şartının gerçekleşmiş olduğu değerlendirilmektedir.
Davacının markası; renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma bir markadır; işaretin üst kısmında beyaz çerçeveli mavi renkli kalın harflerle ve büyük puntolarla, sadece baş harfi büyük olacak şekilde “...” ibaresi ve altına mavi çerçeveli beyaz renkli harflerle nispeten küçük puntolarla “...” ibaresi yazılmış, bu kompozisyonun altına da mavi renkli düz yazım karakterindeki harflerle “...” kelime öbeği konuşlandırılmış ve kompozisyonun içerisine iki tane de su damlası figürü yerleştirilmiştir. İşaretteki karma kompozisyon içinde, “...” kelimesinin işaretteki diğer unsurlara nazaran büyük puntolarla ve koyu renk tonlu harflerle yazılmış olması nedeniyle ön plana çıktığı söylenebilecektir. Ayrıca; işarette kullanılmış olan ve Türkçe’de sırası ile “bebek” ve “ıslak/sulu mendil” anlamlarına gelen İngilizce kökenli “...” ve “...” ibarelerinin ülkemizde de bu anlamları itibariyle yaygın olarak kullanıldığı ve bilindiği ve dolayısıyla bu ibarelerin, bebeklerle ve kişisel temizlik/hijyen ile ilintili ürünler ve yönünden markasal hüviyette somut ayırt ediciliklerinin bulunmadığı gerçeği gözetildiğinde, dava konusu edilen işarette markasal hüviyette koruma altına alınması istenilen esas unsurun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.
Davalının ret kararına mesnet alınan markalarının da, davacının markasında olduğu gibi, renk, şekil ve kelime unsurlarını bir arada ihtiva eden karma markalar olduğu görülmektedir. ... sayılı markada “...’... ...” kelime öbeği, davacının markasında geçen “...” ibaresinde olduğu gibi, beyaz çerçeveli mavi renkli kalın harflerle ve sadece baş harfleri büyük olacak şekilde ayrı olarak yazılmış ve yeşil renkli basit bir yaprak figürünün üzerine konuşlandırılmıştır. İşarette kullanılmış olan basit yaprak figürünün, işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının, işarette kullanılmış olan kelime öbeğinden düşük olduğu değerlendirilmektedir. Zira; böyle, basit şekil unsuru yanında baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. “...’... ...” kelime öbeği ise, aynı puntolarla ve aynı karakterlerle yazılmış olduğundan, bütünsel olarak algılanmaktadır. Ayrıca; İngilizce kökenli bu kelime öbeğinin tam yazılışı “... ... ...” şeklindedir; zira, “-‘...” ayracı İngilizce’de sıklıkla “ve” anlamına gelen “...” bağlacını temsilen kullanılmaktadır. İngilizce olan “... ... ...” kelime öbeği de, Türkçe’de “taze ve yumuşak” yerleşik anlamını haiz bir tamlamadır ve bütünsel olarak algılanmaktadır. Dolayısıyla; davalının ... sayılı markasında esas unsurun bütünleşik olarak “...’... ...” kelime öbeği olduğu değerlendirilmektedir. Davalının redde mesnet alınan diğer markalarında ise; “...’... ...” kelime öbeği, birer ürün ambalajı içerisinde, başkaca unsurlarla birlikte kullanılmış olması nedeniyle geri planda kalmaktadır. Diğer bir ifadeyle; davalının ürün ambalajı görselini haiz karma markalarında geçen ve uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin ve/veya “...’... ...” kelime öbeğinin bu markaların esas unsuru olduğunu söylemek mümkün görülmemiştir. Bu işaretlerin bütünüyle bıraktıkları izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılıklarını vurgulayan imajda “...” ibaresinin/“...’... ...” kelime öbeğinin işaretlerde geçen diğer unsurların önüne geçerek tek başına baskın biçimde algılandığının söylenmesi mümkün görülmemektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davalının redde mesnet alınan ... sayılı markası özelinde, taraf markalarının tanımlayıcı ibarelerle “...” kelimesinin birlikte kullanılmasından müteşekkil kelime öbeklerinden oluşmuş baskın karakterleri esas etken olarak, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzediği değerlendirilmiştir. Bu yüzden; davacının dava konusu edilen markasının, davalının markasının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu ve alt marka algısı yaratmaya uygun nitelikte olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla, taraf markalarında ortak biçimde kullanılmış olan ve davalının markasal hüviyette belli bir ayırt edicilik kazandırdığı “...” ibaresinin ortaklığının yaratmış olduğu yakınlaşmanın; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “...’... ...” lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “...”li markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulması ihtimalinin doğduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca; davacının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar ile aynı/benzer emtiaların, davalının, davacının markasına benzer bulunan ... sayılı markasının kapsamına girdiği de tespit edildiğinden, her ne kadar bu emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin söz konusu emtiaları satın aldıkları anda dikkat/özen/bilgi/bilinç seviyesi düşük olmayabilse de, bu ürünlerde “...”li markaların farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde tüketicilerin ve alıcıların söz konusu ürünlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden/kişilerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin karıştırılma ihtimalini doğurduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının bu markasının kapsamına giren emtialar açısından davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği ve bunun da iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olarak görüleceği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak; davalının ... sayılı markası özelinde, taraf markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzediğinden ve davacının markasının kapsamına alınmak tüm emtialar ile bu markanın kapsamına giren emtialar aynı/benzer/türdeş olduğundan, somut olayda davalının bu markası özelinde markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılması tehlikesinin bulunduğu, davalının diğer markaları açısından ise böyle bir tehlikenin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı vekili müktesep hak iddiasında bulunduğundan bu husus aşağıdaki şekilde irdelenmiştir.
....’nin 19.09.2008 tarih ve .... sayılı “...” kararında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir.
... Dairesinin 19.09.2008 tarihli ve ... Sayılı kararına göre; Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek ve markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. Bu tür markalar niteliği itibariyle 556 sayılı KHK'nın 55. maddesinde tanımlanan ortak markalara benzemekle birlikte; seri markalar, ortak markalarda mevcut olan bir grupta yer alan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerden ayırt edilmesi fonksiyonu, teknik yönetmelik gibi özelliklere sahip olması gerekmeyen ve esasen ortak asli unsuru taşımakla birlikte her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.
Bu karar içeriğinden de anlaşılabileceği üzere müktesep hakkın kabulü üç koşula bağlanmıştır. Bunlar:
• müktesep hak iddia edilen marka ile davaya konu markadaki asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolmuş olması ve bu markanın çekişmesiz şekilde kullanılması,
• markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunması,
• dava konusu markada, müktesep hak iddia edilen markaya nazaran kapsamın genişletilmemiş olması.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder.
Bu üç şartın gerçekleştiği durumlarda marka sahibi kazanılmış hak elde eder. Hemen belirtmek gerekir ki; yukarıdaki şartlar sağlansa bile, sonraki tarihli marka başvurusu, itiraza mesnet markaya yakınlaşma ve bu yolla haksız yararlanma tehlikesi oluşturmamalıdır. Burada irdelenmesi gereken husus; marka olarak seçilen işaretin önceki tarihli kök seri markaların yenilenmesi suretiyle mi oluşturulduğu, yoksa itiraza mesnet markalar ile yakınlaşarak onunla iltibas tehlikesi doğurma tehlikesi oluşturacak şekilde mi mizanpajının yapıldığıdır. Daha ilk bakışta başvurunun kök markanın değil de, itiraza mesnet markanın yeni düzenlenmiş bir versiyonu olduğu yönünde ortalama tüketici nezdinde izlenim doğuyorsa, önceki kök markalardan kaynaklı müktesep hak şartlarının doğduğundan söz edilemez. Bu itibarla seri marka olarak tescili talep edilen işaret, kök markadan esaslı farklılıklar göstermemeli ve seri marka seçilirken itiraza mesnet markaya yakınlaşacak font, renk, mizanpaj değişikliklerinden kaçınılmalıdır. (...)
Müktesep hak iddiası bakımından hemen belirtmek gerekir ki; önceki tarihli markanın çekişme konusu olmaktan çıkması hali tek başına müktesep hak şartlarının doğumunu sağlamaz. Önceki tarihli markanın başvuruya konu emtialar bakımından aynı zamanda fiili olarak kullanıldığının da ispatlanması gerekir. Zira, müktesep hak müessesesinin kabul edilmesinin amacı, önceki tarihli markanın uzunca süredir kullanımı nedeniyle ilgili tüketici kesiminde oluşan imajın, sonraki tarihli marka başvurusuna sirayet etmesini sağlamaktır. Bu nedenledir ki, fiilen kullanılmayan önceki tarihli markanın ilgili tüketici kesiminde bir imaj duygusu oluşturduğundan söz edilemez. Olmayan imajın yenilenen yeni bir marka başvurusuna aktarımı da dolayısıyla söz konusu olamaz. Müktesep hak şartları bakımından yukarıda ifade ettiğimiz görüşü destekler nitelikte, ... Dairesi'nin █████/2020 tarih ...sayılı kararında, önceki markanın fiilen kullanılmasını, müktesep hakkın doğumu bakımından gerekli görmüştür.
Somut olayda yapılan incelemede; Davacının müktesep hak iddiasına mesnet gösterdiği bir kısım markaların dava dışı ... Şirketi adına tescilli oldukları tespit edildiğinden, dava dışı bu şirkete ait markalardan kaynaklı olarak davacı yanın müktesep hak iddiasında bulunamayacağı tespit edilmiştir.
Davacının huzurdaki davaya konu edilen markası ile, müktesep hak iddialarına mesnet aldığı, dava konusu markasının başvuru tarihi olan 14.07.2021 tarihinden geriye dönük 5 yıl hesaplandığında, yani 14.07.2016 tarihinden önce tescile bağlanmış olan; ... sayılı "..." ve ... sayılı "..." görselli markalarının, tescilli oldukları emtialar bakımından, uzun süreli olarak kullanıldıklarına ilişkin marka işlem dosyasında yeterli nitelik ve nicelikte evrak bulunmadığı anlaşıldığından müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; dava konusu marka başvurusu kapsamından çıkartılan ve iş bu davaya konu olan emtiaların tamamı bakımından, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet alınan ... sayılı marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu tespit edildiğinden, sonucu itibari ile hukuka aykırı olmayan ... kararının iptali isteminin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 180,00 TL posta-tebligat masrafı, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.110,82 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harç sarfiyatına ilişkin yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa re'sen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!