Anahtar kelimeler: Banyocusu Barutçu Yunus İzninden Zammından Şua Röntgen Emre Ayşe Eskişehir

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:1408-129Dava, Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesinde röntgen banyocusu olarak görev yapan davacının fiili hizmet zammından yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile aksine kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi Ayşe Barutçu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Davacının, davalı ...'na bağlı Yunus Emre Devlet Hastanesinde röntgen banyocusu olarak görev yaptığı, Eskişehir İdare Mahkemesi'nin 28.01.2005 tarih ve █████ sayılı kararına dayalı olarak 1997- 2009 dönemi şua izninden yararlandırdığı, ancak fiili hizmet zammından yararlandırılmadığı, davacının Yunus Emre Devlet Hastanesi Başhekimliği'ne fiili hizmet zammından yararlandırılması talebinde bulunması üzerine, SGK Başkanlığı ve ... yazılarına göre, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından, röntgen labaratuvarlarının film-banyo ve karanlık odalarının radyasyon alanı olarak kabul edilmemesi nedeniyle, burada görev yapan personelin fiili hizmet zammından yararlandırılmasının mümkün olmadığının davacıya 10.03.2011 tarihli yazıyla bildirildiği, davacının fiili hizmet zammından yararlandırılması gerektiğinin tespiti ile aksine kurum işleminin iptali için işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere, mahkemelerin görevi ve yargı yolu "yasa"ile belirlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle, yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınır.5510 sayılı Yasanın geçici 7.maddesinin birinci fıkrası "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." hükmünü getirmiş, aynı maddenin sondan ikinci fıkrası ise, "Kanunun yürürlük tarihinden önce 5434 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine göre itibari hizmet süresine müstehak kadro ve görevlerde bulunanlardan bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya devam edenlerin itibari hizmet süreleri hakkında, bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerinin uygulanmasına devam edilir." hükmünü getirmiş olup, 5510 sayılı Yasanın Geçici 4. maddesi ise, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla █████/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile █████/2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1'nci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32'nci, 34'ncü ve 37'nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir...Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır..." hükmüne yer verilmiştir.Davacının 5434 sayılı Yasanın 32/h maddesi kapsamında fiili hizmet zammından yararlandırılmamasından kaynaklanan uyuşmazlığın, yukarıda sıralanan düzenlemeler ışığında idari yargıda çözümlenmesi gerektiği yönü gözetilmeksizin, davanın esasına girilerek karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.