Anahtar kelimeler: Yayılmış Önde Dünya Barındıran Geneline Grubu Esaskarar Fabrikası Markanın Sinaî

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
:...
KATİP
:...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av....
DAVALI
: 1- ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: 2-...
...
DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2023
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 1944 yılından beri Türkiye’nin en önde gelen gıda şirketlerini bünyesinde barındıran bir şirketler grubu haline geldiğini ve dünya geneline yayılmış 68 fabrikası ile faaliyetlerini sürdürmekte olduğunu, müvekkili şirketin bugün geldiği noktada, yurt içinde ve yurt dışında, aralarında sektörlerinin en tanınmış ve önde gelen markalarının da bulunduğu yaklaşık 10.000 tescilli markanın da sahibi konumunda olduğunu, davalı şirket tarafından 12.05.2021 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” biçiminde marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkili tarafından aynı sınıfta tescilli olan “...” markalarına dayanılarak, ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, başvurunun kötü niyetle yapıldığı, müvekkilinin tanınmış markasından yararlanma amacı taşıdığı gerekçeleriyle itirazda bulunulduğunu, söz konusu itirazın ... tarafından ve ...’nun ... sayılı kararıyla da reddedildiğini, davalı yana ait “...” ibareli marka başvurusu ile müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, davalı tarafa ait markada baskın unsurun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin ise “...” anlamına geldiğini, markaya ayırt edicilik katmadığını, gıda ürünleri için tanımlayıcı bir ibare olduğunu, markaların esaslı unsurlarının aynı olduğunu, ... nezdinde daha evvel “...” markalarını korumak adına yayıma itirazların kabul edilirken huzurdaki davaya konu markanın, müvekkili markalarıyla benzer bulunmamasının önceki kararlarla çelişkili bir ... kararı alınmasına sebebiyet verdiğini, dava konusu marka başvurusunun, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markaları ile iltibas teşkil ettiğini, halk tarafından karıştırılacağını ve markaların ilişkili olduğu kanısını uyandıracağını, davalıya ait “...” markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü talebi bakımından davaya dayanak gösterilen müvekkilinin “...” markalarının birebir ingilizce çevirisi olması karşısında iltibasın daha da artacağını, bütünsel yaklaşımda da aynı firmaya ait seri marka imajı yaratacağını, müvekkilinin “...” markasının tanınmış marka olduğunu, davalı marka başvurusunun, müvekkiline ait marka ile aynı/benzer sınıfta tescil talebinde bulunulduğundan, markanın tescil edilmesi halinde müvekkili markası üzerinden haksız kazanç sağlanacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, davalı yanın, müvekkili markalarından haberdar olmaması gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, SMK 6/9’da anıldığı üzere davalıya ait marka başvurusunun kötü niyetle dosyalandığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini iddia ederek; mevcut durumun muhafazası ile davanın etkinliğini temin etmek üzere karşı yana tebligat ve duruşma yapılmaksızın ve teminat aranmaksızın davalının 12.05.2021 tarihli ve ... başvuru numaralı “...” ibareli markasının devir ve temlikinin önlenmesi için marka sicil kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, davalı ... ’nun 20.12.2022 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini, ... başvuru numaralı “...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın davalı şirket tarafından tescili talep edilen ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun adına tescilli ...sayılı “... ...”, “... ...”, “... ...” ibareli markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu ve karıştırılma ihtimali bulunduğu iddialarının hukuka aykırı olduğunu, markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, tüketicinin zihninde ilişkilendirmeye yol açmayacağını, dava konusu markanın beyaz zemin üzerine siyah kalın büyük harflerle oluşturulan “...” ibaresinden oluştuğunu, markada ilave ayırt edici kelime ibaresinin yer aldığını, kullanılan renklerin ve yazı stilinin farklı olduğunu, markalarda ortak olan tek unsurun “...” ibaresi olduğunu, davacı yanın SMK m.6/5 tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, itiraz dilekçesinin ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren somut ve her türlü şüpheden uzak delil sunulmadığından kötü niyet iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacı yanın 28.08.2022 tarihli ... sayılı itirazın incelendiğinde 23.06.2022 tarihli ... sayılı karara itiraz yazısının itiraz sahibine mükerrer olarak sehven gönderildiğinin tespit edildiğini, ... sayılı başvuru hakkında verilen yayına itirazın reddi kararına yapılan karara itirazın ... sayılı dilekçe kapsamında incelendiğini ve itiraz sahibine mükerrer olarak bildirimi yapılan ... sayılı karara itiraz yazısına yapılan ... sayılı itirazın tekrar incelenmesine gerek olmadığından itirazın konusuz kaldığının tespit edildiğini ileri sürerek; davanın süresi içinde açılıp açılmadığının tespiti ile süre aşımı halinde usulden reddini, esasa ilişkin olarak davacı tarafın tüm istemleri ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... LTD. ŞTİ., davaya cevap dilekçesi ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.128 hükmü gereği, dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır.
UYUŞMAZLIK
:
Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şirkete ait ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şirketin 12.05.2021 tarihinde "..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 27.07.2021 tarih ve 377 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 24.09.2021 tarihinde ... sayılı markalarını mesnet göstererek itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddedildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 14.02.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verildiği, bu kararın davacı marka vekiline 26.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu yargılama safahati içinde tescil edilmemiştir.
İlk olarak belirtilmesi gerekir ki; dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
... kararının iptali istemi bakımından ise marka işlem dosyası ile sınırlı olarak aşağıdaki şekilde inceleme yapılmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.
Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.
Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.
Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere;
Davalı marka başvurusu kapsamında yer alan “29.Sınıf: █████ Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. █████ Hazır çorbalar, bulyonlar. █████ Zeytin, zeytin ezmeleri. █████ Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). █████ Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. █████ Kuru yemişler. █████ Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. █████ Yumurtalar, yumurta tozları. 30.Sınıf: █████ Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. █████ Makarnalar, mantılar, erişteler. █████ Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. █████ Bal, arı sütü, propolis. █████ Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. █████ Mayalar, kabartma tozları. █████ Her türlü un, irmikler, nişastalar. █████ Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. █████ Çaylar, buzlu çaylar. █████ Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. █████ Sakızlar. █████ Dondurmalar, yenilebilir buzlar. █████ Tuz. █████ Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. █████ Pekmez.” malları bakımından taraf markalarının emtia listeleri aynı/aynı tür mallardan oluşmaktadır.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan "█████ Kuru bakliyat." emtiaları, davacı markaları kapsamında yer alan "█████ Hububat (tahıl) ve mamulleri." emtiaları ile ikame ve rekabet imkanı olan; aynı raflarda yan yana satılan benzer mallardır.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan "█████ Yenilebilir bitkisel yağlar." emtiaları, davacı markaları kapsamında yer alan "█████ Zeytinler. █████ Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler." emtiaları ile benzerdir. “Zeytinler” ile “zeytinyağları”, aynı ticari kaynaktan gelen ve aralarında mamul-yarı mamul ilişkisi bulunan benzer mallardır. Yine “yenilebilir bitkisel yağlar” ile “yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler” emtiası yemek ve salata yapımı esnasında birlikte kullanılan, benzer ve tamamlayıcı ihtiyaçları gideren, aynı raflarda yan yana satılan ve çoğunlukla birlikte satın alınan benzer mallardır.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan "█████ Patates cipsleri." emtiaları, davacı markaları kapsamında yer alan "█████ Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler. █████ Patlamış mısır, mısır gevrekleri." emtiaları ile aynı raflarda, yan yana satılan, satış ve rekabet durumu olan, atıştırmalık olarak aynı ürün yelpazesinde yer alan ve aralarında ikame imkanı bulunan benzer mallardır.
Sonuç olarak; davalı marka başvurusu kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıflardaki malların tamamı bakımından, taraf markalarının emtia listeleri aynı/aynı tür veya benzer mallardan oluşmaktadır.
Dava konusu marka başvurusu; beyaz zemin üzerine siyah renkte büyük harflerle, düz yazım karakteri ile yazılmış ... ibaresinden oluşmaktadır. Markada yer alan ... kelimesi İngilizcede “...” anlamına gelmektedir. “...” kelimesi ise İngilizcede “hasat” demektir. “...” anlamına gelen iş bu marka, bir kelime markası olup herhangi bir şekil unsuru barındırmamaktadır.
Davacının itiraza mesnet markaları incelendiğinde; "... ...", "... ..." ve "... ..." ibarelerinden oluştuğu tespit edilmiştir. “...” ibaresinin davacının “...” markası olarak kullanıldığı, bu tür “...” marka olarak kabul edilen markaların da işaretin kaynak bildirme fonksiyonuna katkı yapan unsurlar oldukları kabul edilmekle birlikte genelde marka ile koruma altına alınmak istenilen unsurun “...” marka değil bu markanın yanına eklenen sözcük/şekil unsuru olduğu, bu bakımdan ... markanın ve bu marka yanında yer alan işaretin, bütün içerisindeki konumu, ek unsurun ayırt edici olup olmadığı gibi unsurların her somut olayda ayrı ayrı ele alınarak değerlendirmede bulunulması gerektiği, zira kimi zaman ... markaların bütün içerisindeki konumları veya nitelikleri nedeniyle arka planda kalıp benzerlik değerlendirmesinde ikincil önem gösterdiği, kimi zaman ise diğer tüm unsurlarla aynı öneme sahip oldukları, ... markanın haricinde kalan unsurların asgari ayırt edici niteliğinin bulunması durumunda markada aslen korunmak istenilen ibarelerin ... marka değil bu ek unsurlar olacağı aşikardır. Bu ek unsurlar, daha önceki tarihli bir markanın asıl unsurunu oluşturuyor veyahut asıl unsuru ile benzerlik gösteriyorlarsa, ... marka tanınmış dahi olsa, tüketicinin karşılaştırılan işaretler arasında iktisadi – idari anlamda bir ilişki kurmasının kaçınılmaz olacağı kabul edilmektedir.
Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; davalı markası, her ne kadar iki kelimeden oluşan bir kelime markası olsa da, “...” ibaresi marka bütünü içinde ilk sözcük olarak görsel etkinliğini yitirmemiştir. Davalı markası görsel kompozisyonu itibariyle davacı markalarından yeterli düzeyde uzaklaşmamış olup, davacının “...” ibareli markalarının yeni bir versiyonu, serisi görünümünü haizdir. Davalı markasında markaya ayırt edicilik katacak herhangi bir şekil unsuru da bulunmamaktadır. Bu bakımdan aralarında ortak ... ibaresinin düz yazım stilinden kaynaklı görsel benzerlik mevcuttur. “...” ibaresi İngilizce kökenli bir kelime olup, Türkçe’de anlamı herkes tarafından bilinmesi mümkün olan “...” kelimesine karşılık gelmektedir. “...” ibaresi “hasat” anlamında olup, çekişme konusu gıda emtiası bakımından telmih içermektedir. Dolayısıyla gıda emtiasının ortalama tüketicisi nezdinde bu kelimenin düşük düzeyli ayırt ediciliği bulunduğu değerlendirilmektedir. Marka bütün halinde “...” anlamını haizdir. Davacı markalarında ise “...” ibaresi genelde “...” ibaresi ile birlikte kullanılmış olup, “...'den ..., ...'in ... gibi anlamalara geldiği düşünülmektedir. “...” yani “...” kelimesinin ortaklığından dolayı markalar arasında anlamsal açıdan da ilişki veya benzerlik ilişkisinin söz konusu olabileceği değerlendirilmiştir. Davacı markaları ...-... şeklinde hecelenmekte, davalı markası ise ... şeklinde okunmaktadır. Davalı markasındaki ... kelimesi ile davacı markalarının başındaki ... kelimesi markaları işitsel olarak az da olsa uzaklaştırmıştır. Ancak, her iki taraf markasında da vurgunun ... ibaresinde olmasından dolayı, iş bu farklı kelimeler markaları sessel olarak uzaklaştırmaya yetmemektedir. Dava konusu marka başvurusu ile davacının “...” ibareli markaları arasında “...” sesinin ortak telaffuzu dolayısıyla işitsel açıdan da bir benzerlik/ilişki algısının oluşabileceği kanaatine ulaşılmıştır.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan malların tamamı bakımından, taraf markaları arasında ayniyet/benzerlik oluştuğu, davanın konusunu oluşturan ve taraf markaları arasında ayniyet/benzerlik taşıyan malların ortalama tüketicisinin makul düzeyde bilgili ve dikkat ve özeni yüksek olmayan bireyler olduğu, davacı markalarında yer alan “...” ibaresinin ... marka niteliğinde olup, benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmamasının gerektiği, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresi “...” anlamı taşımakla birlikte, gıda sektörü bakımından herhangi bir tanımlayıcılığının bulunmadığı, dava konusu markanın da esas unsurlarından birinin “...” ibaresi olduğu, taraf markaları arasında esas unsur bakımından ayniyet oluştuğu, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, dava konusu marka ile itiraza mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Nitekim eldeki uyuşmazlığa emsal olabilecek;
... Dairesi'nin 10.02.2020 tarih ... sayılı kararında; "... ..." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında,
... Dairesi'nin 09.10.2019 tarih... sayılı kararında; "... ..." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında,
... Dairesi'nin 25.03.2019 tarih ... sayılı kararında; "..." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında,
... Dairesi'nin 04.03.2019 tarih ... sayılı kararında; "..." markası ile davacıya ait "..." esas unsurlu markalar arasında, iltibas tehlikesi bulunduğu kabul edilmiştir.
SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;
A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,
B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,
C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.
Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.
Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.
Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.
Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.
Somut olayda yapılan değerlendirmede; Marka işlem dosyasında bulunan delillerle sınırlı yapılan değerlendirme neticesinde, davacının ... ... markasının tanınmış marka olduğu iddiasının ... nezdinde sunulan deliller ile ispatlanamadığı, bu nedenle SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.
Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (... Dairesi, 12.06.2019,...)
Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulu oluştuğundan, ... sayılı ... kararının iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
2-Dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 180,00 TL posta-tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.110,82 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,
Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şirketin yokluğunda, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023
Katip ...
E-imza
Hakim ...
E-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!