Anahtar kelimeler: Gelmişse İleride Kastı Gelirlerin Kurumca Bağlanan Duruma Hastalığı Göremez Kazası

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
: 87-697Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. Maddeleri gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10 ve 26. maddeleridir.1-... ve ... ..., kendilerine ait mobilya atölyesini genişletmek için demir doğrama işi yapan davalı ... ile anlaşmış, davalı, gerekli alet ve edevatları getirip, yerde makas çatıyı hazırlayarak, çatıya yerleştirmek için, kazalı tarafından geri geri çekerken şeffaf eternit çatı kaplamasına basması sonucu yaklaşık 6 metreden düşerek yaralanmış, hükme esas alınan kusur raporunda; davalı ile ... arasında asıl işveren-taşeron ilişkisinin varlığını kabul ederek, kusur oranları belirlenmiş ise de asıl işveren-taşeron ilişkisinin hüküm kurmaya yeterli olacak şekilde araştırılmadığı anlaşılmıştır.506 sayılı Kanunun 87.maddesi hükmünde tanımlandığı üzere taşeron; bir işte ya da bir işin bölüm veya eklentilerinde asıl işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3.kişidir.Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenlerde asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş yada işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.Dava konusu somut olayda; öncelikle, davalı ile, dava dışı ... arasında yukarıda anlatılan şekilde, asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı araştırılmalı, bulunmadığı kanaatine varıldığı takdirde, kazanın olduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden denetlemeye elverişli ve iş sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı da gözetilerek, çelişkiden uzak kusur raporu alınmalı,2- Davacı Kurum, 506 sayılı Kanunun 26. madde yanında 10.maddesi uyarınca da istemde bulunduğu ve mahkemece, Kurum içi yazışmadan 10. maddenin uygulanmasına yer olmadığı kanaatine varılmış ise de, işe giriş bildirgesi Kurumdan sorularak, celbinden sonra, bu maddenin uygulanmasına yer olup olmadığına karar verilmesi gerekirken, Kurumdan sorulmamış olması isabetsiz bulunmuştur.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davacı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.