Anahtar kelimeler: Dönülmüş Tahsise İstekte Yurda Döviz Tahsisi Getirenlerden Şarttır Kesilmesi Ödenmiş
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    No
    :543-25
    Dava, yaşlılık aylığının kesilmesi ve ödenen aylıkların iadesine yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilâmında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Davanın yasal dayanağı, 3201 sayılı yasanın 6. maddesidir. Anılan maddenin “A” bendinde, “Bu Kanuna göre değerlendirilen sürelere istinaden aylık tahsisi yapılabilmesi için; a) Yurda kesin dönülmüş olması, b) Tahakkuk ettirilen döviz borcunun tamamının ödenmiş olması, c) Döviz borcunun tamamının ödenmesinden sonra yazılı istekte bulunulması, Şarttır.
    Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere ilgili sosyal güvenlik kurumu kanunu hükümlerine göre bağlanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
    Aynı maddenin aylıkların kesilmesini düzenleyen “B” bendinde ise, “Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında çalışmaya başlayanların çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ay başından itibaren aylıkları kesilir.
    Bunlardan yeniden kesin dönüş yapanların, bu hizmetlerini 4 üncü madde hükümleri gereğince borçlanmaları şartıyla aylıkları bu süreler de dikkate alınarak yeniden hesaplanır. Bu borçlanmayı yapmayanların eski aylıkları yurda kesin dönüş tarihini takip eden ay başından itibaren müracaatları üzerine tekrar ödenmeye başlanır.” şeklinde düzenlemiş iken, 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile “A” bendinin 2. paragrafı ve “B” bendi “(Değişik paragraf:17.04.2008-5754 S.K./79.mad) Yukarıdaki şartları yerine getirenlerden tahsise hak kazananların aylıkları, yazılı istek tarihini takip eden ay başından itibaren başlatılmak üzere 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi hükümlerine göre bağlanır.
    B)Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye'de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz. Yurt içinde veya yurt dışında çalışması sona erenlerin veya ikamete dayalı bir ödenek alanlardan ödenekleri sona erenlerin, aylıklarının tekrar ödenmesi için yazılı talepte bulunmaları halinde, talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanır.” şeklinde değiştirilmiş; bu kez, 19.06.2010 tarih ve 27616 sayılı Resmi Gazete’nin yayınlandığı tarihte yürürlüğe giren 5997 Sayılı Kanunun 15. maddesi ile yapılan ve halen yürürlükte bulunan değişiklik ile, “B” bendinin ilk paragrafında “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır. Yurt içinde veya yurt dışında çalışması sona erenlerin veya ikamete dayalı bir ödenek alanlardan ödenekleri sona erenlerin, aylıklarının tekrar ödenmesi için yazılı talepte bulunmaları halinde, talep tarihini izleyen ay başından itibaren aylıkları tekrar ödenmeye başlanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
    Davaya konu somut olayda, Kurumca, davacıya 29.05.2008 tarihli borçlanma talebi ve 25.11.2008 tarihli borçlanma tutarını ödemesi sonucu, 01.01.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsis edilmiş, devem eden limited şirket ortaklığı nedeni ile 1479 sayılı Yasa kapsamında yurt içinde çalıştığı tespit edilerek, aylığı durdurularak, ödenen aylıklar borç kaydedilmiştir.
    Bilindiği gibi, mevzuatımızda, “Kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide, kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her Kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olay­lara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir.
    Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralının istisnalarından birini, beklenen (ileride kazanılacağı umulan) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir (Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, sh: 193-194; Prof. Dr. A. ... Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 18.Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, sh: 73).” (HGK 13.10.2004 t., ███████-528 E., ████████ K.) 5997 sayılı Yasada, anılan Yasanın 15. maddesiyle 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin B bendindeki değişikliğin Yasanın yürürlüğü öncesine ilişkin uyuşmazlıklara uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gibi; anılan düzenlemenin, Yasanın yürürlüğe girdiği 19.06.2010 tarihinden önce meydana gelen olay ve ilişkilere uygulanmasını gerektirir yukarıda sıralanan istisnai durumlar kapsamında değerlendirilemeyeceği de açıktır.
    Bu çerçevede anılan Yasaya 5754 sayılı Yasanın 79. maddesi ile eklenen ve 08.05.2008 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 7. maddesi üzerinde de durmakta fayda vardır. Anılan maddenin 1. bendinde, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce hizmet borçlanması talebinde bulunanlardan; borç tahakkuku yapılmış olanların, borç tahakkuku ile ilgili işlemleri devam edenlerin, tahakkuk ettirilen borçlarını ödeyenlerin ve borçlandıkları yurtdışı hizmetleri dikkate alınarak aylık bağlanmış olanların kazanılmış hakları saklıdır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme ile 08.05.2008 tarihinden önce borçlanma talebinde bulunanların kazanılmış haklarının saklı olduğu belirtilmiş ise de, davacının anılan tarih öncesinde hizmet borçlanması talebinin bulunmaması nedeniyle, davacı yönünden kazanılmış hakların varlığından da söz edilemez.
    Hal böyle olunca, davacının, yaşlılık aylığı tahsisinden sonra, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları esnasında yürürlükte bulunan, anılan Yasal düzenlemeler çerçevesinde yaşlılık aylığı almasına olanak bulunmamaktadır. Ancak, 19.06.2010 tarih ve 27616 sayılı Resmi Gazete’nin yayınlandığı tarihte yürürlüğe giren 5997 Sayılı Kanunun 15. maddesi ile yapılan ve halen yürürlükte bulunan anılan Yasanın 6. maddesinin “B” bendinin birinci paragrafındaki yukarıda zikredilen değişiklik uyarınca, Türkiye'de sigortalı olarak çalışmaya başlayan davacı hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanarak, davacının, 19.06.2010 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışıp aynı zamanda yaşlılık aylığını alabileceğinin kabulü zorunludur.
    Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma, inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!