Anahtar kelimeler: Davataraflar Davaitirazın Acentelik Yapamayacağının Beyoğlu Emeklilik Aldığını Anlaşma İmzalandığını Neticesinde

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:███████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2020
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
DAVA
:taraflar arasında 15.11.2018 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, 24.08.2017 tarihinde davalının ... A.Ş. ile acentelik yetkisi aldığını, yapılan sözleşmenin 9. Maddesinde bir başka emeklilik şirketi ile anlaşma yapamayacağının belirtildiğini, bunun üzerine müvekkil şirketin Beyoğlu 02.01.2018 Tarih ve ... Yevmiye Nolu ihtarname ile acentelik sözleşmelerini davalı ile fesih ettiklerini, Bireysel Emeklilik Sözleşmelerinin uzun süre sistemde kalacağı düşünülerek sisteme girdiği tarihten itibaren getiri hesaplaması yapıldığını, devamlılık esasına göre ticari fayda sağlamak üzere yapılan sözleşmenin temelinden sarsılmasına ve sürdürülmesinin imkansız hale geldiği ve sözleşmenin fesih edilmesi ile güven ve süreklilik ilişkilerinin zedelenmiş olması ile birlikte 17.030,51 TL alacağının doğduğunu, alacağın tahsili amacıyla 06.03.2018 tarihinde ... sayılı ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 24.08.2018 tarihinde ... A.Ş. ile acentelik sözleşmesi akdedildiği ve bunun bir fesih sebebi olduğunu belirterek 01.02.2018 Tarihli fesihname ile feshettiğini ve 17.030,51 TL alacağı olduğunu belirterek... sayılı dosyasına borçla itiraz ettiklerini, Borçlu görünen ... Hizmetleri yerine..’ın davalı olmasının (...) dava gerekçesi bulunmaması sebebiyle reddini, doğrudan ...’a açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, damga vergisi ödenmemiş Acente Sözleşmesi Yetki şartının geçerli olmadığını, davacı şirketin acentelik sözleşmesine dayanarak 5.000 TL teminat Mektubu aldığını ancak damga vergisini ödemediğini, acente Sözleşmesinden kendisine fayda sağlamaya çalışan davacının dv. ödeyerek dosyaya sunmasını, aksi taktirde yetki şartının geçerli hale gelmeyeceğini, bu sebeple icra ve mahkemenin yetkili olmadığını, davacı ile aralarında bir chs. sözleşmesi mevcut olmadığını, icra takip tarihi itibariyle 16.257,67 TL alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarın gerçek bir borç olmadığını, davacı ile arasında bir chs. sözleşmesi olmadığından, 6012 Sayılı TTK. 89.Maddesine göre yapılmayan chs. sözleşmesine göre icra takibinde chs. alacağı olarak belirtilen borcun var olmadığını, Yargıtay’ın ilamları doğrultusunda dosyaya cari hesap sunmayan ve defter deliline de dayanmayan davacının davasına ilişkin red kararı verilmesi gerektiğini, 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun █████ bendi gereğince; “sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra sigorta şirketi sigorta acentesinin portföyü sayesinde önemli menfaatler elde ediyor ve hakkaniyet gerektiriyorsa, sigorta acentesi, sigorta şirketinden tazminat talep edebilir” gereğince cevabi ihtarna mede bunu talep ettiklerini ve buna ilişkin mahsup talebi olduğunu, sözleşmenin Haksız feshedildiğini 15.11.2013 Tarihli Acentelik Sözleşmesinin 30 Maddesinin hiçbirinde Müvekkil Şirketin Tekel/Münhasıran davacı şirket için çalışacağı öngörülmediğini, davacı şirketin TTK. 104.Maddesi gereğince müvekkil şirketin münhasıran davacı için çalışacağını iddia ettiğini, TTK. 104.Maddede; “Yazılı olarak aksi kararlaştırılmadıkça müvekkil aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde aynı ticaret dalı ile ilgili olarak birden fazla acente atayamayacağı gibi acente de aynı yer veya bölgede, birbirleriyle rekabette bulanan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapamaz” bu madde metninden de anlaşılacağı üzere Çift Taraflı Tekel Hakkının düzenlendiğini, davacının Muğla’ya başka acnete tayin etmiş olmakla zaten bu maddenin somut olaya uygulanamayacağını ve taraflar arasında tekel uygulaması bulunmadığı ortaya çıktığını, Davacının Muğla’ya, ... ... Sigorta ve Aracılık Hizmetleri, ... ...Sigorta ve Aracılık Hizmetleri, ... A.Ş. firmalarını aracı/acente olarak atadığını, Rekabet Yasağına aykırılığın direkt fesih hakkı vermediğini, TTK ve ilgili mevzuat gereği bu rekabeti sona erdirmeye davet edilmesi gerektiğini, eğer davete olumsuz cevap geldiği taktirde sözleşmenin fesih yoluna gidilmesi gerektiğini, bu sebeple feshin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının yetkili acentası ... Sigorta Aracılık Hizmetlerinin aynı zamanda dava dışı ... A.Ş.'nin aracı/acentesi olduğunu ancak onun sözleşmesinin fesih edilmediğini savunarak haksız davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Somut olayda davacı taraf acentelik sözleşmesinin 11. Maddesine dayalı olarak Muğla bölgesi dahilinde gerek doğrudan doğruya gerekse diğer aracılık organları vasıtasıyla Emeklilik Sözleşmeleri akdetmek yetkisine haiz olduğundan sözleşmeyle kanun hükmünde belirtilen durumun aksinin kararlaştırılmış olması nedeniyle davalı tarafın bu itirazı yerinde görülmemiştir. Dosyamızdan talimat mahkemesi aracılığıyla alınan mali rapora göre, davalının şahıs işletmesi olması nedeniyle işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, İşletme deflerinin basit bir kayıt yöntemi olması ve borç ve alacakların takibine imkan vermemesi nedenleriyle mevcut deûer, belge ve kayıtlara göre davacı alacaklının davalı borçludan alacaklı bulunup bulunmadığını tespit etmenin mümkün olmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce alınan son bilirkişi heyet raporuna göre davacı ... A.Ş'nin 2018-2019-2020 yıllarına ait defter ve belgelerinin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalının borcunun 31.01.2020 tarihi itibariyle 6.184,46 TL olduğu ve tamamının ticari ilişkiden kaynaklanan komisyon hak ediş borcundan kaynaklı cari hesap borcu olduğu tespit edilmiştir. Davacının davalı tarafa ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödeme yapılması belirtildiğinden ihtarnamenin 05.02.2018 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine davalının 12.02.2018 tarihi temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. Neticeden son heyet bilirkişi raporuna göre, 6.184,46 TL asıl alacak ve 24,78 TL işlemiş faiz olmak üzere davacının davalıdan toplam 6209,24 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile takibin 6.209,24 TL üzerinden devamına, asıl alacak 6.184,46 TL ye takip tarihinden itibaren % 9,75 ve değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likid ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen alacak miktarı üzerinden hesaplanan % 20 oranındaki 1.241,85 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunda hatalı bir şekilde davacı şirket tarafından başlatılan takip tarihi yerine bilirkişi incelmesinin yapıldığı tarih nazara alınarak rapor tanzim edildiğini ve ayrıca bilirkişi raporundaki faiz hesaplamasının hatalı olduğunu, davalının icra takibine haksız ve hukuka aykırı itirazları ile davanın açılmasına neden olduğunu, işbu nedenle davacı şirket aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının eksik inceleme ve değerlendirme sonucunda verilmiş olduğunu, somut olayın özelliklerinin, hukukun genel ilkeleri ile usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu, davacı şirketin davalı acentenin getirdiği müşterilerden tahsilat yapmaya devam ettiğini, ancak davalı acenteye komisyon ödemediğini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, borcun gerçek bir borç olmadığını, takas ve mahsup itirazları hakkında hiçbir karar verilmediğini, rekabet yasağına aykırılığın direkt fesih hakkı vermediğini, başka bir emeklilik şirketi ile acentelik sözleşmesi akdedilmesi (rekabete aykırılık) maddi vakıası ile ikame edilen davanın ilk derece mahkemesi tarafından cari hesap borcu gerekçesi ile karara bağlanmış olmasının, takip tarihi itibarı ile 16.275,67 TL olan borç 31.01.2020 günü 6.184,46 TL'ye düşmüş ve borç davalı acente tarafından (geri dönüşüm komisyonları ile) ödeniyor iken davanın kabulüne karar verilmiş olmasının, davanın ikame edildiği tarihe göre karar vermeyen ve bu hali ile 1956 tarihli 28.11.1956 tarih ve █████ Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na aykırı olan kararın, taraflar arasında mevcut bulunmayan/dosyaya sunulmayan TTK.nun 89 maddesine uygun şekilde yazılı olmayan bir cari hesap sözleşmesi ve borcundan hareket ile davanın (kısmen) kabulüne karar verilmesinin, takas ve mahsup talepleri hakkında olumlu/olumsuz hiçbir hüküm kurmayan ilk derece mahkemesi kararının, acentelik sözleşmesinin 9 ila 26 maddesi arasında bir bağlantı bulunmamasına rağmen sözleşmenin feshini uygun bulan ancak bunu gerekçeli kararına da dercetmeyen kararın ortadan kaldırılarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: davalı yanın iddialarının aksine akdedilen acentelik sözleşmesinin davacı şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, karşı yanın cari hesap sözleşmesinin şekil şartlarını taşımaması nedeniyle geçersiz olduğuna ilşkin iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, feshin haklı nedene dayanması nedeniyle karşı yanın portföy tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını ve istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:Dava; acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshi deneniyle uğranılan zararın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; Talebin dışında karar verilip verilmediği, davalının takas defisi mahsup itirazının dikkate alınıp alınmadığı, hüküm kurulurken dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılıp yapılmadığı, davalının borcunun bulunup bulunmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, ... sayılı takip dosyası ile "█████/2013 tarihli acentelik sözleşmesinin ihlali nedeniyle alacak 16.214,19 TL asıl alacak vade tarihi █████/2018" borcun sebebi gösterilerek 16.214,19 TL asıl alacak ve 61,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.275,67 TL alacağının tahsili istemiyle ilamsız takip başlatıldığı, takibe davacı ve davalının karşılıklı keşide ettikleri 2 adet ihtarname, taraflar arasında düzenlenen █████/2013 tarihli acentelik sözleşmesi suretinin eklendiği, borçlunun borca ve yetkiye itirazı üzerine takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Taraflar arasındaki 15.11.2013 tarihinde acentelik sözleşmesinin düzenlendiği görülmektedir. Sözleşmenin uyuşmazlığa uygulanma ihtimali olan maddeleri şöyledir: Madde 9- REKABET YASAĞI: "Acente, bu sözleşmenin imzalanmasından itibaren, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak başka bir emeklilik şirketinin acenteliğini veya vekilliğini yapamaz, başka bir emeklilik şirketine iş temin edemez ve başka emeklilik şirketine iş temin eden ortaklıklara dahil olamaz. Bu yasağın ihlali halinde ...’in uğrayacağı maddi ve manevi zararı gidermekle yükümlü olacağını peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder."Madde 11- ... BÖLGESİNDEKİ ŞİRKET FAALİYETLERİ: "...’nin bölgesi dahilinde, gerek doğrudan doğruya gerekse diğer aracılık organları vasıtasıyla Emeklilik Sözleşmeleri akdetmekte tamamen serbesttir. ...’nin bölgesi dahilindeki faaliyetler sonucunda taraf olacağı bu gibi sözleşmelerle ilgili olarak ... hiçbir hak iddia edemez. ... bu gibi hallerde ... ve yetkililerine azami kolaylık ve yardımı göstermeyi şimdiden kabul eder." Madde 26 - SÖZLEŞMENİN SÜRESİ VE FESHİ : " İş bu sözleşme imzalandığı tarihten başlamak üzere bir yıl süreyle geçerlidir. Sözleşme bu sürenin bitmesinden bir ay önce noter aracılığıyla fesih ihbar edilmedikçe, bir yıl müddetle uzatılmış olur. Bu sözleşme, gerek ... gerekse ...’nin çalıştırdığı ...’nın mevzuata veya işbu sözleşme hükümlerine veya ... direktif ve genelgelerine aykırı davranmaları yahut mutabık kalınan hedefleri gerçekleştirilememeleri veya haklı bir sebebin ortaya çıkması halinde ... tarafından süre verilmeksizin, tek taraflı olarak her zaman feshedilebilir. İşbu sözleşmenin sebep her ne olursa olsun feshi halinde, fesih ihbarının sonuçları, fesih ihbarı sonrası komisyon uygulaması ve sair düzenlemeler için varsa ... ile ... arasında akdedilmiş olan Protokol hükümleri uygulanacaktır. Herhangi bir PROTOKOL bulunmaması halinde, işbu sözleşmenin 23. Maddesi hükümleri uygulanacaktır."Madde 30 ".. İhtilaflarda ...in tüm kayıt belge ve defterleri HMK MD 193uyarınca tek geçerli ve bağlayıcı delil olup uyuşmazlıkların hal mercii İstanbul merkez mahkemeleri ve icra daireleridir. Davacı tarafça davalıya Beyoğlu ... Noterliğinin █████/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı fesih bildirimi ve alacağın ödenmesini isteyen ihtarnamede; sözleşmenin feshine 9. Maddesi gerekçe gösterildiği, █████/2017 tarihinde dava dışı ... A.Ş ile acentelik yetkisi alındığını öğrendiğini, sisteme giren bireysel emeklilik sözleşmelerinin uzun süre sistemde kalacağı düşüncesi ile sözleşmenin sisteme girdiği tarihten getiri hesaplaması yapılarak acenteleri ile paylaştığını, bu nedenle acentelerin sistemde uzun süre kalacak ve doğru satışlar yapmasının beklendiğini, fakat izah edilen aktarım miktarlarının şirketin devamlılık esasınına aykırılık teşkil ettiğini ve sözleşmenin temelinden sarsıldığını belirterek sözleşme kapsamına acentenize ait olan toplam borç 17.030,51 TL nin ödenmesi talep edilmiştir. Davalı tarafa ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödeme yapılması belirtilmiş, ihtarname 05.02.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.Davalı taraf Muğla ... Noterliği aracılığıyla █████/2018 tarihli cevabi ihtarnamesi ile sözleşmenin haksız feshedildiğini, tarafına çıkarılan borcun hiçbir temeli bulunmadığı, dayanağının gösterilmediği, acentelik sözleşmesinde yer verilmediği belirtilerek kabul etmediğini, bir an için bu şekilde bir borç olsa dahi aracılık ettiği sözleşmeler nedeniyle davacının yüksek kazanç elde ettiğini, bu kazançların kendisine denkleştirme/portföy tazminatı hakkı verdiğini, var ise böyle bir borcun portföy tazminatından mahsubunu talep ettiğini, 450.000 TL portföy tazminatının ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiştir. Dava dilekçesinin 5. Sayfasında alacağın dayanağı özetle; davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle " sözleşmenin haklı sebeple feshi nedeniyle müvekkil şirketin ticari ilişkilerdeki devamlılık ve güven ilkeleri nedeniyle zararı doğmuş olmakla bu zararların tazmini borcu da ilgili acentelik sözleşmesinde de belirildiği üzere davalıdadır." şeklinde açıklanmıştır. Yine davacının cevaba cevap dilekçesinin 2. Sayfasında "III icra takibine dayanak yapılan sözleşmenin ihlalinden güncel bir borç olmasına rağmen" .... Dava konusu olan uyuşmazlık tutarı meblağ acentenin ...'in satış lisansına sahip olduğu her türlü sigortacılık ve bireysel emeklilik faaliyetine ilişkin olarak taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin tesisi, tarafların çalışma esas ve usullerinin tespiti ile tarafların hak ve yükümlülüklerine ilişkin hüküm ve şartlarından oluşan acentelik sözleşmenin 9. Maddesinde yer alan.. düzenlemesine rağmen █████/2017 tarihide ... A.Ş ile acentelik yetkisi alması ve dolayısıyla iş bu hükmü ihlal ederek sözleşmenin 26. Maddesince ..feshedilmesi sonucunda 17.030,51 TL olarak belirlenmiştir." şeklinde açıklanmıştır.Dosyaya kazandırılan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda da davacını talebi sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zarar olarak değerlendirilmiş, davacının bir başka şirketle acentelik sözleşmesi yapması nedeniyle uğradığı zararın tutarının belli olmadığı, davacı zararının nasıl hesaplandığının tespit edilemediği, davalı acentenin ... A.Ş. den davacının sözleşmeyi feshettiği █████/2018 tarihine kadar aldığı komisyonları ile sınırlı olarak davacının tazminat talep edebileceği görüşü bildirilmiştir.Rapora tarafların itirazı ve davacı tarafında ticari defter kayıtlarını sunmaları üzerine aynı heyetten █████/2020 tarihli raporda kök rapordaki görüşleri muhafaza ettiği belirtilmiştir. Ayrıca davacının 2018-2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile 2018 Ocak ayı itibarıyla taraflar arasındaki komisyon borcu ve alacağına yönelik ilişkiden kaynaklanan alacağın 16.214,19 TL olduğu, bu tarihten sora █████/2020 tarihine kadar tarafların karşılıklı komisyon borcu ve alacağı olarak yapılan kayıtlar sonucu davacını alacağı 6.184,46 TL olduğu bildirilmiştir. Davacı taraf bu rapora karşı sunduğu █████/2020 tarihli beyan dilekçesinde alacağın kaynağı konusunda hiçbir açıklama yapmadan davalının takip tarihi itibarıyla borcunun 16.275,67 TL olduğunu, davacını düzenlediği sözleşmelerden halen yürürlükte olanlara dayalı davalı hakedişlerinin hesaba işlenmesi ile borcun azaldığını beyan etmiştir. Davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak başka bir sigorta şirketi ile acentelik ilişkisine girdiği, bu durumda sözleşme hükümlerince davacının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu anlaşılmakla bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde değildir. Ancak İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (HGK █████████ E. ████████ K) Yukarıda özetlenen icra takip talebindeki kayıtlar, dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, bilirkişi raporlarına karşı beyanlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının talebi davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle sözleşmenin kendilerince haklı olarak feshedildiği ve sözleşmenin 9 ve 26. Maddeleri gereği feshinden doğan zararların tazminine ilişkindir. Davacı tarafça sözleşmenin davalının kusuru nedeniyle haklı olarak feshedildiği sabit olmakla fesihten kaynaklanan herhangi bir zararını ispatlar bir delil sunulmuş değildir. Bu husus bilirkişi raporu ile de belirlenmiştir. Bilirkişilerin ek raporunda davacı defterleri üzerinde yaptıkları inceleme sonucu belirledikleri davalı borcu/davacı alacağı sözleşmenin feshinden kaynaklan zarar olmayıp tarafların komisyon alacağı/borcundan kaynaklanan bakiyedir. Ve icra takibini konusu değildir. Bu durumda mahkemece ispatlanmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli değildir. Davacı takibinin komisyon alacağı olduğunun kabul edilmesi ihtimalinde ise davalının aracılık ettiği sözleşmelerden fesih tarihi sonrasına ilişkin bölümlerin halen davalı lehine tahakkuk ettiği, aracılık edilen sözleşmelerin feshedildiğine dair bir iddia bulunmadığı, davalının komisyon alacaklarının tahakkuk etmeye devam ettiği aşamada eldeki davanın açılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla davanın reddi gerekmektedir. Davacı taraf takibinde ve davasında haksız olmakla birlikte kötü niyetle takip ve dava açtığı ispatlanmadığından davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece kurulan hüküm isabetli olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 5-Alınması gereken 615,40 TL peşin harçtan, davacı tarafından yatırılan 196,57 TL harcın mahsubu ile bakiye 418,83 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafça yapılan 600,00 TL bilirkişi ücreti, posta ve tebligat gideri 110,00 TL olmak üzere toplam 710,00 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Uyarınca 16.275,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine, 9-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacı tarafa; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,10-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 106,30 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 509,1‬0 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 31,50 TL olmak üzere toplam 193,60 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!