Anahtar kelimeler: Seyhan Bam Esaskarar Başkan Adana Yazim Katip Menfi Kaçak Üye

T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████

T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas ve ████████ Karar
DAVACI
: ...
Seyhan/ ADANA
VEKİLİ
: Av. ....
Seyhan/ ADANA
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...-
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE
:
Davacı müvekkili şirket tarafından ... adresinde bulunan işyerinde ... müşteri numarası ile elektrik abonelik tesis işlemi yapıldığını, müvekkil şirketin abonelik tesis işlemi yapıldıktan sonra işyerinin üçüncü kişiye devir edildiğini ve aboneliğin sorunsuz olarak kapatıldığını, müvekkil firmanın banka hesabına da abone olması nedeni ile yatırmış olduğu depozitosunun ödendiğini, elektrik aboneliği daha sonra aynı işyeri için █████/2017 tarihinde ... isimli kişiye geçtiğini, elektrik abonesi ... olduğu tarihte davalı kurum tarafından █████/2017 tarihinde usulsüz elektrik tüketimi tespit tutanağı müvekkil şirket adına düzenlendiğini, akabinde ise müvekkil şirket yetkilisi adına suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca davaya konu Adana ... Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, öncelikli olarak ileride telafisi imkansız zararların doğması ve açıkça müvekkil hakkındaki icra takibinin haksız olması nedeni ile Adana ... Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyasındaki takibin teminatsız olarak durdurulmasını ve hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini, yapılacak yargılama sonucunda davanın kabulü ile davacı şirketin Adana ... Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası nedeni ile borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNE ÖZETLE
:
Davacı tarafından dava dilekçesinde belirtilen hususlara katılmadıklarını, müvekkili kurum çalışanları tarafından █████/2017 tarihinde davacı şirketin adresine gidildiğini, ölçü devresine müdahale edildiğinin tespit edildiğini, ölçü bölümündeki mühürlerin kesilerek sayacın doğru ölçüm yapmasını engellediklerini, müvekkili kuruma ait ... tesisat numaralı sayaçtan müvekkili kurumun kontrolü ve izni olmadan kaçak elektrik tüketimi yapıldığı █████/2017 tarihinde tutulan tutanak ile tespit edildiğini, davacının █████/2017 tarihi ile █████/2017 tarihleri arasındaki bu usulsüz kullanımından kaynaklı fatura borcunun 49.618,74 TL olduğunu, bu kullanım nedeniyle davacı hakkında Adana ... Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, iş yerinin █████/2017 tarihinde devredildiğini fakat kaçak elektrik kullanım tutarının bu tarihten önceki ve davacı şirkete ait dönemdeki usulsüz kullanıma dayandığını, davalının sadece tutulan tutanağın tarihini göz önüne alarak önceki kullanımları gözardı ederek icra takibinin konusu olan fatura borcunu kabul etmemesinin yersiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Mahkemece "Davanın reddine, asıl alacak bedeli olan 50.657,03 TL'nin %20'si üzerinden icra inkar tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine..." karar verilmiştir.
DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararının aynı olması gerektiğini, kısa kararda olmayan bir konunun gerekçeli karara yazılamayacağını, kısa kararda sadece davanın reddi yönünde hüküm kurmasına ve inkar tazminatı açısından her hangi bir hüküm olmamasına rağmen gerekçeli kararda %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedildiğini, yine gerekçeli kararın 4. Maddesinde 1.320 TL arabuluculuk ücretinin davacı müvekkilinden alınmasına karar verildiğini, oysa ki davanın başlangıcında arabuluculuk kanun yoluna müracaat edilmediğini, bilindiği gibi ve dosyaya sunulan Yargıtay kararı gereğince menfi tespit davalarında arabuluculuk kanun yoluna müracaatın dava şartı olmadığını, dosyada arabuluculuk ile ilgili bir evrakta bulunmamasına rağmen yerel Mahkemece arabuluculuk ile ilgili hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, gerek dava dilekçesinde ve gerekse dosyaya daha sonra sunulan beyanlarda davaya konu yapılan kaçak elektrik ile ilgili müvekkili şirket tarafından sayaçta herhangi bir oynamanın yapılmadığının ısrarla beyan edildiğini, icra takibine dayanak yapılan kaçak elektrik tutanağının düzenlendiği tarihte müvekkilinin davalının abonesi olmadığını, aboneliğini sonlandırdığını, müvekkil şirket tarafından abonelik sonlandırılır iken gerekli işlemlerin yapılarak sayacın kontrol edilip tüketime davalı tarafından kapatıldığını, hatta müvekkili tarafından bakiye borç miktarı ödendikten sonra kendisine teminatının da iade edildiğini, elektrik aboneliği kapatıldıktan sonra aboneliğin 26.04.2017 tarihinde ... isimli kişiye geçtiğini, kaçak elektrik zaptının ise iki gün sonra 28.04.2017 tarihinde düzenlendiğini, yani davalı kurumun müvekkiline ait sayacı kapattıktan sonra 26.04.2017 tarihinde ... isimli kişiyi abone yaptığını ve 26.04.2017 tarihinde sayacı bu kişinin kullanması için kendi memurları eli ile açtığını, müvekkil şirket tarafından sayaçta oynama yapılsa idi daha önceki tarihlerde rahatlıkla tespit edilebileceğini, Adana Cumhuriyet Savcılığının 2017/... Soruşturma numaralı soruşturma dosyasının sonuçlanmasının beklenmesi gerektiğini, müvekkiline ait defter ve belgeler üzerinde bilirkişi tarafından yapılan incelemede müvekkili firmanın mal girişinin olmadığı, dolaysı ile aboneliğe konu yapılan işyerinde üretim yapılmadığının tespit edildiğini, üretim yapılmayan bir işyerinde elektrik tüketiminin de olmasının mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DAVALI VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ:
Yerel mahkemece söz konusu gerekçeli kararda "davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükteki AAÜT uyarınca 5100 TL olan vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.." şeklinde hüküm kurulduğunu, İİK 89 hükmü uyarınca açılan menfi tespit davalarında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, dava değerinin 50.657,03 TL olduğunu, TBB resmi sitesinden bu değer üzerinden hesaplanan vekalet ücretinin 7.385,41 TL olduğunu, mahkemece bu hesaplanan tutarda vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı hesaplama yapılarak eksik vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF DİLEKÇESİNE CEVAP VEREN DAVALI VEKİLİ DİLEKÇESİNDE ÖZETLE:
Mahkeme tarafından kısa kararda davanın reddedilmiş olduğunu, sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına karar verildiğini, kısa kararda her ne kadar icra-inkar tazminatı, yargılama gideri, vekalet ücretinden bahsedilmemişse de bunların kısa kararda yazılmasa dahi davanın reddine bağlı olan ve gerekçeli kararda ayrıntılı olarak yazılan hususlar olduğunu, kaldı ki dava tamamen reddedilmiş olup bu hususların kısa kararda ekstra yazılmasına gerek bulunmadığını, sayaç inceleme bildiriminin belgeleri incelendiğinde tahakkuk dönem aralığından önceki dönemlerde elektrik kullanımının yüksek olduğunun görüldüğünü, bilirkişi raporu ile de bu durumun tespit edildiğini, icra dosyasındaki alacak miktarının alanında uzman bilirkişi tarafından doğrulandığını, 28.04.2017 tarihinde müvekkili şirket çalışanları tarafından davacının ölçü devresine müdahale ederek ölçü bölümündeki mikanın üzerindeki mühürleri keserek sayacın sağlıklı bir şekilde ölçüm yapmasının engellendiğinin tespit edildiğini, tahakkuk hesap detayının devir öncesine yani 10.01.2017-25.04.2017 tarihleri arasına dayandığını, davacı her ne kadar işyerini devretmiş ise de çıkan borcun devirden önceki dönemi yani davacının fiili kullanıcı olduğu dönemi kapsadığını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, Kaçak elektrik tespit tutanağı uyarınca tahakkuk ettirilen fatura bedelinin tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takip dosyası nedeni ile davalı şirkete borçlu olunmadığına yönelik menfi tespit davasıdır.
İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacının "..." adresinde bulunan iş yerine ilişkin aboneliği borçlarını ödeyerek ve depozito bedelinin iadesini alarak sonlandırdığını ve aynı işyeri için █████/2017 tarihinde ... isimli kişinin aboneliği başlattığını, davalı şirketi personelleri tarafından █████/2017 tarihinde davacı aleyhine kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağının düzenlendiğini, bu tutanak uyarınca tahakkuk ettirilen fatura bedelinin ödenmemesi nedeni ile Adana ... Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, tutanak tarihinde abone ve fiili kullanıcı olmaması nedeni ile Adana ... Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyası yönünden davalı şirkete borçlu olunmadığının tespiti istemi ile Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde █████/2022 Tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, davacı ve davalı vekillerinin ayrı ayrı İstinaf kanun yoluna müracaat ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması isteminde bulunduğu anlaşılmıştır.
Özel hukuk tüzel kişisi olan davacı şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi █████████ Esas ve ██████████ Karar; █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamları da aynı yöndedir.).
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 Tarih, ███████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elektrik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketiminin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yöntemlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Adana ... Müdürlüğü'nün 2017/... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Alacaklısının ..., borçlunun davacı şirket olduğu, takip dayanağının dava konusu olan █████/2017 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağı ve toplam alacak miktarının 50.657,03 TL olduğu, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/... soruşturma nolu dosyasının incelenmesinde; davacı şirket yetkilileri hakkında karşılıksız yararlanma suçundan yürütülen soruşturmada █████/2022 tarihinde "enerjinin sayaçtan geçtiği" gerekçesi ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; davacı şirketin "... Seyhan/ADANA" adresine ilişkin olarak █████/2016-█████/2017 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan "ticarethane" abonelik sözleşmesinin bulunduğu, tesisatta kurulu bulunan ... marka model ve ... seri numaralı sayacın █████/2017 tarihinden itibaren davaya konu adresteki tesisatta sıfır endeks ile kullanılmaya başlandığı, davacının aboneliğinin █████/2017 tarihinde sonlandığı ve dava dışı ...'in aynı adreste █████/2017 tarihinde abonelik başlattığı, davalı şirket personelleri tarafından ise belirtilen adreste yapılan denetim neticesinde "yapılan kontrolde ölçü devresine müdahale edildiği, ölçü bölümündeki mühürlerin kesilerek sayacın doğru ölçüm yapmasının engellendiği" gerekçesi ile davacı hakkında █████/2017 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlediği, █████/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda sayaçtaki endeksin █████/2017 tarihinde düşmeye başladığı, tesisata yapılan müdahalenin █████/2017 tarihinde yapıldığı tespit edildiğinden davacı şirketin aboneliğinin mevcut olduğu bu dönemdeki kaçak elektrik tüketim bedelinden sorumlu olduğu, her ne kadar davacı tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ile istinaf dilekçesinde endeksin düşmeye başladığı tarihte üretimin olmadığı ve bu nedenle sayacın eksik tüketim kaydettiği ileri sürülmüş ise de davacının dava dilekçinde bu nitelikte bir iddiasının bulunmadığı, iddianın genişletilmesi niteliğinde olan ve dava dilekçesinde ileri sürülmeyen bir hususun istinaf sebebi olarak incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı, yine soruşturma dosyasında verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığına yönelik kararın dava dosyası yönünden bağlayıcı olmadığı, kaldı ki bu kararda da elektriğin sayaçtan geçtiği tespitine yer verildiği, ilk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporunda da elektriğin sayaçtan geçtiği ancak sayaca müdahale nedeni ile eksik tüketim kaydedildiğinin tespit edildiği, tüm bu nedenlerle bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine yönelik verilen ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Mahkemece duruşmada tefhim edilen hükümde yalnızca davanın reddine karar verildiği ancak gerekçeli karardaki hüküm kısmında davalı lehine alacağın yüzde yirmisi oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verildiği görülmekte olup kısa karar ile gerekçeli karardaki hükümlerde çelişki olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının buna ilişkin istinaf sebebi yerindedir. Dairemizce bu çelişkinin giderilmesi suretiyle yeniden hüküm tesis edilerek yanlışlığın giderilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; her ne kadar davalı vekili tarafından davaya cevap dilekçesinde tazminat istemine yer verilmemiş ise de kötü niyet tazminatının yargılamanın her aşamasında talep edilmesinin mümkün olduğu (benzer mahiyette Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 Tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı) nitekim davalı vekilinin yargılamanın devamı sırasında bu istemde bulunduğunun görüldüğü, ilk derece mahkemesince davacı lehine tedbir kararı verildiği ancak yargılama neticesinde davacının haksız çıktığı görülmekle İİK 72/4 maddesinde yer verilen tazminata ilişkin koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından dairemizce alacağın yüzde yirmisi oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair karar verilmiş ve davacının bu yöndeki istinaf istemine neticesi itibari ile itibar edilmemiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince hüküm fıkrasında arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsiline karar verilmiş ise de; davaya konu uyuşmazlıkta arabuluculuk başvurusunun bulunmadığı, bu nedenle arabuluculuk ücreti taktirinin hatalı olduğu anlaşıldığından davacının bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulüne karar verilmiştir.
Yine dava değerinin 50.657,03 TL olduğu, davanın reddine karar verildiği, karar tarihi itibari ile yürürlükte olan AAÜT gereğince davalı vekili lehine 7.385,41 TL nispi vekalet ücreti taktir edilmesi gerekirken 5100,00 TL ücret takdiri usul ve yasaya aykırı olup davalının bu yöndeki istinaf itirazlarının kabulüne karar verilmiştir.
Belirlenen eksikliklerin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşılmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 Tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı kararının 6100 sayılı Kanunun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına giderek;
1-Davanın REDDİNE, asıl alacak bedeli olan 50.657,03 TL üzerinden İcra ve İflas Kanunu 72/4 maddesi uyarınca %20 oranında hesaplanacak tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
2-Alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 865,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 784,40 TL'nin karar kesinleşmesi ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. uyarınca hesap olunan 7.385,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-HMK'nun 297/ç bendi uyarınca artan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
İstinaf yargılaması bakımından;
II) Davacıdan tahsil edilen 80,70 TL İstinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
III) Davalıdan tahsil edilen 80,70 TL İstinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davalıya iadesine,
IV) Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kararın niteliği dikkate alınarak davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
V) Davalı tarafından yapılan 6,50 TL İstinaf yargılama giderlerinin davacıdan tahsil ile davalıya ödenmesine,
VI) Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgililerine iadesine,
VII) Temyizi kabil olmayan bu kararın, 6100 sayılı Kanunun 359/4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkartılıp harç tahsil işlemlerinin yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Kanunun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2025
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır *
...
Katip
...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!