Anahtar kelimeler: Lideri Sektör Grubu Esaskarar Tekstil Markanın Sinaî Fikri Yazildiği Bünyesinde

T.C. ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ANKARA5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████HAKİM
: ...KATİP ...DAVACI
:...VEKİLLERİ
: Av. ...Av. ......Av. ...DAVALI
: 1- ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALILAR
: 2- ...3- ...VEKİLİ
: Av. ......DAVA
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümzülüğü)DAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2023GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2023Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali - Markanın Hükümsüzlüğü) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili █████/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ev tekstil ürünlerinde sektör lideri olduğunu, müvekkili şirketler grubu bünyesinde 2000 yılında kurulan ...’in Türkiye'den yurtdışına açılan ilk ev tekstili zinciri olma özelliğini taşıdığını, Türkiye’de 26 ilde 70 mağazası, yurtdışında ise 7 ülkede 8 mağazası bulunan ...’in 700'ü aşkın çalışanı olduğunu, müvekkilinin “...” esas unsurlu çok sayıda tescili olduğunu, bu şekilde seri marka yarattığını, dava konusu ... başvuru numaralı “... ...” marka başvurusunun müvekkili markaları ile iltibas yaratacağını, başvuruda ... ibaresinin önüne “...” şeklinde bir ibareyi konumlandırması ve markasını el yazısı fontu ile oluşturmuş olması, taraf markalarının ayrışmasına neden olmadığını, müvekkilinin de “...” ibareli seri markaları olmasından dolayı dava konusu markanın da bu seriden biri olduğu algısı yarattığını, davalı yana ait markanın tescile konu edildiği sınıflarda yer alan mallar, kumaş ve kumaş mamullerinden yapılan ev tekstil ürünleri ve günlük giysiler gibi toplumun her kesimine hitap eden emtiaların yer aldığını, müvekkili markaları kapsamında da bu malların doğrudan yer aldığını, müvekkili markalarının 24.sınıf başta olmak üzere 25 ve 35.sınıflarda tescilli olduğunu, çeşitli yargılamalarda “...” gibi markaların müvekkili markaları ile benzer görüldüğünü, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış olduğunu, dava konusu markada tüketicinin odaklanacağı noktanın “...” ibaresi olacağını, bu nedenle dava konusu markanın müvekkilin tanınmış ... unsurlu markalarını çağrıştıracağı ve onların tanınmışlık düzeyine ve ayırt edicilik niteliğine zarar vereceği, başvuru sahibinin de başkasına ait markanın tanınmışlığından haksız yarar sağlaması sonucunu doğuracağını, davalının kötü niyetli olduğunu iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konusu ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ettiği görülmüştür.CEVAP
:Davalı ... vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davaya konu marka başvurusu ile itiraza mesnet gösterilen markaların benzerliği söz konusu olmadığından tüketici zihninde bir ilişkilendirmeye yol açmasının da mümkün olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde SMK 6/9 hükmüne istinaden davalıların kötü niyetle hareket ederek tescil başvurusunda bulunduğu iddiasının haksız ve hukuka aykırı bir iddia olduğunu, davacı taraf ... kararına karşı ... nezdinde itiraz yoluna başvuru yaptığında itiraz dilekçesinde belirttiği ve dayandığı itiraz sebepleri ile bağlı olduğunu, Kurum kararının iptaline karşı dava açıldığında, itiraz dilekçesinde SMK 6/9 hükmüne dayanarak itiraz etmeyip dava dilekçesinde kötü niyet iddiasında bulunulmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın SMK 6/5 tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir itiraz olduğunu, dava konusu marka tescil başvurusu ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında karşılaştırma yapıldığında ihtiva ettikleri unsurların tamamı ve bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığını, marka tescil başvurusu ile itiraz gerekçesi markaların farklı yazı stili, farklı kelime ve farklı renk unsurları içerdiğini, davacının "..." ibareli markalarının tanınmışlığının da bu sonucu değiştirmeyeceğini ve marka tescil başvurusunun reddini gerektirmeyeceğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı şirket ve şahıs vekili █████/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 30 yılı aşkın süredir ilgili pazarda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin “ ..., ...” gibi markalarıyla aktif ticari hayatını sürdürdüğünü, İngilizce çarşaf anlamına gelen “...” kelimesinin davacı şirkete özgülenmesinin de akla ve mantığa uygun olmadığını, müvekkili markası içerisinde ... dışında ayırt edici kelime ve karakterler de bulunduğunu, “...” ibaresinin başka kişiler adına da tescilli olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, davacı yanın sair iddialarını kabul etmediklerini, savunarak davanın reddini talep ettiği görülmüştür.UYUŞMAZLIK
:Dava, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun m.15/C hükmüne göre açılan ... Kararının İptali ve 6769 sayılı SMK m.25 hükmüne göre açılan Markanın Hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı kurumun tesis ettiği ... sayılı ... kararının hukuka uygun olup olmadığı, davalı şahıs ve şirkete ait ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olup olmadığı, davalı şahıs ve şirketin kötü niyetli olup olmadığı, tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği hususlarına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklik bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, özel veya teknik hususlara ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış, █████/2015 tarih 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik'in 201/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraflara tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İşlem dosyasının tetkikinde; Davalı şahıs ve şirketin 08.05.2021 tarihinde "... ..." ibareli ... sayılı marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 14.06.2021 tarih ve 374 sayılı Bülten’de ilan edildiği, söz konusu ilana karşı davacı yanın 15.08.2021 tarihinde ".../..." esas unsurlu markaları mesnet göstererek 6769 sayılı SMK’nın m.6/1 ve m.6/5 hükümleri kapsamında itirazda bulunduğu, yayına yapılan itirazın ...'nca reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı şirket tarafından 15.03.2022 tarihinde yeniden itirazda bulunulduğu, yeniden yapılan itirazı değerlendiren ...'nun ... sayılı ... kararı ile itirazın reddine karar verdiği, bu kararın davacı marka vekiline █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, iki aylık hak düşürücü süre içinde eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu marka █████/2023 tarihinde tescil edilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Karıştırma ihtimali, ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurmasıdır. Bu durum, bir mal veya hizmetin alıcısının bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını ya da hizmetini alma ihtimali biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma ihtimali, iltibas kavramından daha geniş bir kavram olup, doğrudan ve dolaylı karıştırılma ihtimali olarak ikiye ayrılır. Bu ayrıma göre eğer mal veya hizmetin aynı işletmeden ileri geldiği yönünde bir algılama ortaya çıkıyor, yani bir işletmeye ait mal veya hizmet, başka bir işletmeye ait mal veya hizmet ile karıştırılıyor ve bu nedenle satın alınıyorsa doğrudan karıştırılma ihtimali söz konusudur. Buna karşın, eğer mal veya hizmetin markası birbirinden ayırt ediliyor ancak bunların aynı işletmenin markaları olduğu ya da bu mal veya hizmetin aralarında ekonomik veya idari bağlantı bulunan işletmelerden geldiği biçiminde bir algılama oluşuyor ise bu halde de dolaylı karıştırılma ihtimalinden söz edilir.Karıştırılma ihtimalinden bahsedilebilmesi için öncelikle önceki ve sonraki markalar arasındaki mal veya hizmet sınıflarının aynı ya da benzer olması gerekir. Mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının belirlenmesinde, karşılaştırılacak mal veya hizmetlerin benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, aralarında hammadde-yarı mamül-mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame ya da tamamlayıcı ürün ya da hizmet olup olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılıp satılmadıkları, aynı toptancılarda satılıp satılmadıkları gibi kriterler göz önünde tutulmalıdır. Sınıfsal benzerlik karşılaştırmasında gerek Nice sınıflandırması gerekse de ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğleri mahkemeler bakımından bağlayıcı değildir. Somut olayın özelliklerine göre ... tarafından çıkartılan sınıflandırma tebliğinde farklı sınıflarda yer almalarına rağmen ilgili alıcısı nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ürün ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür.Karıştırılma ihtimali bakımından sınıfsal benzerliğin söz konusu olması halinde önceki ve sonraki markanın aynı ya da benzer olup olmadıklarının incelenmesi gerekir. Markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları incelenirken markayı oluşturan her bir unsura göre değil, bir bütün olarak karşılaştırılan markaların bıraktığı genel, global izlenim, markaların bütünü ile bıraktığı etki dikkate alınacaktır. Markalarda eğer tanımlayıcı unsurlar var ise bu unsurlar değerlendirme dışı bırakılacaktır. Global değerlendirmeye göre, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmadığı incelenirken, ilgili alıcısı nezdinde bıraktıkları genel intibaya göre markaların benzer olup olmadığı, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunup bulunmadığı, ortalama alıcısının algısının ve satın alma kararı verirken göstereceği özen ve dikkat derecesinin ne olduğu, markalar veya işletmeler arasında bağlantı ihtimalinin söz konusu olup olmadığı gibi hususlar incelenerek değerlendirme yapılmalıdır. Bu şekilde inceleme yapılırken, markanın toplumda ne kadar tanındığı, markaların ayırt edici unsurlarının neler olduğu, markanın hitap ettiği ürün ya da hizmetin tüketici kitlesinin kimler olduğu, bu kitlenin satın alma sürecinde göstermeleri beklenen dikkat ve algılama düzeyinin ne olduğu, mal veya hizmetin niteliğinin ve fiyatının ne olduğu, markanın ne kadar özgün, ayırt edici ya da tanımlayıcı olduğu, seri marka algılamasına yol açıp açmadığı gibi hususlar dikkate alınmalıdır.Belirtilen açıklamalar ışığında, tarafların iddia ve savunmaları, marka işlem dosyası, itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar, hukuki nitelendirme hali hariç olmak üzere maddi vakıalara ilişkin tespitler barındıran bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporunda tablolaştırıldığı üzere; dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı, davacı yana ait başta ... sayılı “...” markası olmak üzere, sair tüm markaları kapsamındaki aynı sınıflarda yer alan mal ve hizmetler ile aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli benzerlik ilişkisi içerisinde bulunan emtialardır. Bahsi geçen mal ve hizmetler bakımından ayrıntılı bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmaksızın taraf markalarının benzer tüketici gruplarına hitap ederek benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile rekabet ilişkisi içerisinde olan, doğaları gereği satış noktaları ortak olan, birbirlerini tamamlayıcı nitelikte, dağıtım kanalları benzer, kullanım amaç ve şekilleri benzer olan mal ve hizmetler oldukları değerlendirilmiştir.Başvuru konusu marka kapsamında yer alan 24 ve 25. Sınıf mallar ile 35. Sınıfta 24, 25 ve 26. Sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinin toplumun genel tüketici grubuna hitap eden, günlük tüketim rutininde yer alan kişisel giyim, moda – tekstil – mefruşat ürünleri oldukları, dolayısı ile her yaş, gelir, meslek ya da eğitim düzeyinden kimselerin ilgili tüketici grubu olarak değerlendirilebileceği, bununla birlikte 35. Sınıf 01. alt grubunda yer alan ilgili hizmetlerin profesyonel iş yaşantısı akışında ihtiyaç duyulan ve profesyonel işletmeler tarafından tüketiciye sunulan nitelikteki, reklamcılık-organizasyon, sanal ortamda pazaryeri sağlama vb. hizmetlere ilişkin olduğu, tüketicilerin bu hizmetlerden sık ve rutin olarak yararlanmadığı, çoğu zaman muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak ve araştırma yaparak hizmeti sunacak olan işletmeyi belirlediğinden ilgili hizmetler bakımından alıcıların bilinç düzeyi daha yüksek tüketicilerden oldukları tespit edilmiştir.Dava konusu marka başvurusu incelendiğinde; "... ..." şeklindeki başvurunun stilize bir şekilde yazılmış, üst kısımda “...”, alt kısımda ise “...” sözcüklerinden oluştuğu, “...” kelimesinin bilinen bir anlama sahip olmadığı, yabancı dillerde bir kadın ismi olarak kullanımının yaygın olduğu, “...” sözcüğünün İngilizcede “ev” anlamına geldiği, özellikle ev tekstil ürünlerinde bu ibarenin jenerik bir kavram olarak ticaret hayatında kullanıldığı, “...” kelimesinin ise “keten, nevresim, çarşaf, masa örtüsü, keten kumaş, keten örtü” gibi anlamlara gelen “...” sözcüğünün “s” takısı alarak çoğul hale getirilmiş hali olduğu, uyuşmazlık konusu emtiaların ilgili tüketicilerinin geneli tarafından “...” kelimesinin bu anlamının bilinemeyeceği, dolayısıyla büyük bir kısım tüketici açısından anılan ibarenin anlamı bilinmeyen yabancı bir sözcük olarak algılanacağı, bu haliyle marka bütününde ön plandaki unsurların “...” ve “...” sözcükleri olacağı, hatta “...” ibaresinin üstte, “...” ibaresinin alttaki tekil konumlandırmasından ötürü tek başına bir algıyı tüketiciye yansıtacağı değerlendirilmektedir.Davacı yanın önceki tarihli markaları ise tek başına “...” kelimesinden oluşan markası başta olmak üzere “...” kelimesinin muhtelif ek sözcük unsurları ile birlikte oluşturulmuş (bu ek unsurların kimi ayırt edici kimi ise cins vasıf bildirici nitelikteki ibarelerdir) seri markaları veyahut davacı yanın bir üst/lider markası olan “taç” markası ile birlikte kullanımlarından oluşan markalardır.Taraf markalarında “...” ibaresi birebir yer almakta olup bu ibarenin ortak varlığı, işaretler arasında görsel ve işitsel olarak bir benzerlik yaratacaktır. Zira dava konusu marka “... ...” şeklinde bir sıralamada telaffuz edilse dahi “...” ibaresi bağımsız ayırt edici varlığını korumakta olduğundan tüketici tarafından doğrudan algılanacaktır. Keza yine her ne kadar davacı markalarının neredeyse tamamında “...” ibaresi "..." logosu ile kullanılmış ise de bu logo olmaksızın anılan ibarenin kullanımı (TaçLinens örneğinde olduğu gibi) tek başına görsel anlamda bir farklılaşma yaratmayacaktır. Son olarak belirtmek gerekir ki taraf markalarının hakim unsuru/unsurlarından biri olarak “...” ibaresinin birebir kullanımından ötürü ortalama tüketicilerce işaretler evleviyetle kavramsal olarak da benzer algılanacaklardır. Bu noktada tüketicinin “...” kelimesinin doğrudan anlamını bilip bilmemesi değil, birebir aynı sözcüğün markalarda yer almasından yola çıkarak kavramsal bir çıkarım yapma yeterliliği oluşu bu sonucu ortaya çıkaracaktır.Görsel, işitsel ve kavramsal unsurlar bakımından yukarıda yer verilen bu değerlendirmeler sonrasında, işaretlerdeki benzer unsur olan “...” kelimesinin, taraf markaları kapsamında ortaklığı tespit olunan mal ve hizmetler açısından ayırt edici gücü bulunmayan ve/veya zayıf bir ibare olup olmadığı, dava konusu markadaki kullanım biçiminin anılan ibarenin sahip olduğu “keten, çarşaf, keten kumaş” vb. anlamlarına yönelik bir algı mı yoksa bu anlamından uzaklaşmış ve markasal nitelik arz eder türde bir algı mı yaratacağının tespiti gerekmektedir.Davacı yan tarafından da dosya kapsamına emsal olarak sunulan yargı kararları da gözetildiğinde, “...” ibaresinin kavramsal olarak tekstil ürünleri açısından ayırt edici vasfı zayıf bir ibare şeklinde algılanma ihtimali mevcut ise bu noktada esas olanın ilgili tüketici grubunun algısı olacağı, tekstil ürünlerinin ilgili tüketicileri nezdinde “...” ibaresinin İngilizce – Türkçe karşılığı bilinen sözcüklerden olmadığı, tüketicinin, “...” markasının uzun yıllardır ilgili piyasadaki varlığına olan aşinalığı ile birlikte “...” ibaresinin doğrudan markasal nitelik arz eden kullanımlarında, bu kullanımları davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimali son derece yüksek olacaktır. Nitekim davacının uzun yıllara sair tescilleri ve yarattığı seri markaların varlığı gözetildiğinde, “...” ibaresini ilgili pazarda ticari bir değer olarak tanıttığı, dolayısıyla davacı markalarının asli unsuru olan böylesi bir işaretin, sonraki bir marka içerisinde de aynı nitelikte, başka bir deyişle sonraki markanın asli unsuru/unsurlarından biri niteliği gösterecek şekilde kullanımlara konu edilmesinde, tüketicinin sonraki bu markayı da davacı yanın aynı ibare ile yarattığı seri marka ailesinin yeni bir üyesi olarak algılama ihtimali yüksektir.Sonuç olarak; taraf markalarının birebir aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyli benzer emtiaları kapsamakta oldukları, bu kuvvetli ilişkinin varlığı karşısında, karıştırılma ihtimalinden bahsedilmemesi için, karşılaştırılan işaretlerin birbirlerinden ciddi anlamda uzaklaşmış olmaları gerektiği, başka bir deyişle; emtialar arasında benzerlik düzeyinin artmış olması halinde markalar arasındaki iltibas tehlikesinin bertaraf edilmesi için markaları oluşturan işaretler arasındaki farklılık derecesinin artmış olmasının gerekeceği (...), halbuki somut olayda, “...” kelimesinin taraf markalarında birebir ve bağımsız ayırt edici unsur olarak yer aldığı, dava konusu markanın bu haliyle, davacının yeni bir ürün gamı ya da koleksiyonu için tercih ettiği bir isim algısı yaratarak, davacı markalarının kurumsal kimliği ile ilişkilendirilebileceği, yine davacının seri marka yaratma geleneği göz önüne alındığında işaretlerin birbirlerinin serisi, devamı şeklinde algılanarak işaretlerin aynı iktisadi köke ait olduğu yanılgısını oluşturabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökenleri işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde kafa karışıklığı yaşayabileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır.Nitekim;... Dairesi'nin 07.04.2022 tarih ... sayılı kararına konu uyuşmaklıkta; "..." ve "..." markaları arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, aynı dairenin 13.02.2018 tarih ... sayılı kararına konu uyuşmazlıkta; "..." ve ".../..." markaları arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu yönünde kararlar verildiği müşahede edilmekle; yüksek mahkemenin de "..." ibaresinin markanın genel görünümü içinde ayrı ve bağımsız olarak algılanabilir olduğu hallerde, karşılaştırılan markalar arasında söz konusu ibarenin müşterek bulunmasından kaynaklı olarak, iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik koşulunun vücut bulduğunu kabul ettiği anlaşılmaktadır.SMK m.6/5 hükmüne göre; Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.SMK m.6/5 hükmü uyarınca; önceki tarihli tescil edilmiş veya tescil başvurusu yapılmış olan bir marka, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi sebebiyle, aynı veya benzeri sonraki tarihli marka başvurusunun, aynı veya farklı nitelikteki mal ya da hizmetlere ilişkin tescil talebinin reddini talep edebilir. Bir markanın sadece tanınmış marka niteliğini haiz olması, otomatik olarak o markanın farklı türdeki mal veya hizmetlere ilişkin olarak sonraki tarihli marka başvurusunu engelleme hakkı bahşetmez. Tanınmış marka hakkı sahibinin genişletilmiş korumadan yararlanabilmesi için;A) Tanınmış markanın itibarından haksız yarar elde edilmesi,B) Tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi,C) Tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, olasılıklarından en az birinin gerçekleşmesi veya gerçekleşme ihtimalinin bulunması gereklidir. Ayrıca, sonraki tarihli marka başvuru sahibinin, marka başvurusunda haklı bir nedeninin de bulunmaması gerekir.Tanınmışlık, statik ve dogmatik bir durum değildir. Aksine; sürekli güncellenen, dalgalanabilen, bir çok değişkene bağlı dinamik bir süreci içinde barındırır. Bir markanın tanınmış marka niteliğinde olup olmadığı; a)Toplumun ilgili kesimince markanın tanınma düzeyi, b) Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, c)Marka promosyonlarının ve reklamlarının süresi, yoğunluğu, hedef aldığı alan, d)Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, e) Markanın resmi mercilerce tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, f) Markanın ekonomik değeri, g) Markanın hitap ettiği mal veya hizmetlerin pazar payı, gibi tahdidi olmayan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak global bir değerlendirme neticesinde her somut olayda ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Hemen belirtilmelidir ki; bir markanın tanınmış marka niteliğini haiz olmasının; yukarıda yer verilen tüm kıstasların sağlanması gerektiğini şart koşmadığı gibi, yukarıda yer verilen kıstaslardan yalnızca birinin gerçekleşmesinin mutlak anlamda ilgili markayı tanınmışlık seviyesine çıkaracağını da göstermez. Burada önemli olan husus; her somut olayda, yukarıda yer verilen kıstaslardan da yararlanarak, global bir değerlendirme yapılması, bunun sonucunda tanınmışlık vasfı ve varsa bu tanınmışlığın etki alanının belirlenmesidir.Tanınmış markanın itibarından haksız yararlanılmasından söz edilebilmesi için; tanınmış markanın iyi şöhret ve itibar sahibi olması, ilgili tüketici kesimi nezdinde markanın olumlu bir imajının olması gerekir. Bu nedenle imaj transferine konu olabilecek sonraki tarihli marka başvurusunun, tanınmış markanın itibarından haksız yararlanma tehlikesi doğurabileceği söylenebilir. Burada önemli olan, sonraki tarihli markayı gören tüketicinin, önceki tarihli tanınmış markanın kendi zihninde oluşturduğu olumlu imaj ile sonraki tarihli marka arasında bir bağlantı (link) kurması, imaj transferi ihtimalinin bulunması, böylece tanınmış markanın olumlu imajının sağladığı kolaylıktan yararlanarak sonraki tarihli marka başvuru sahibinin ticari avantaj sağlama ihtimalinin bulunmasıdır. Böylece, sonraki tarihli marka başvuru sahibi, tanınmış marka sahibinin uzun uğraşlar sonucu oluşturduğu kalite ve güven birikiminden parazitvari yararlanarak, kendi lehine haksız bir avantaj sağlayacaktır.Tanınmış markanın itibarına zarar verilebilmesi için; Tanınmış markanın, arzu edilmeyen olumsuz imaj tehlikesine maruz kalacağı bir hal olasılığı içerisinde bulunması gerekmektedir. Tanınmış markanın itibarının zarar görme tehlikesi altında bulunup bulunmadığı incelenirken, tescile konu mal ve hizmetlerin kapsamı dikkate alınmalıdır. Örneğin; tanınmış bir içecek markasının, aynı veya benzerinin tuvalet temizliği emtialarında marka olarak kullanılması halinde, böyle bir olumsuz imaj tehlikesi söz konusu olabilir.Tanınmış markanın ayırt etme gücünün zedelenmesi için; Sonraki tarihli marka başvurusu nedeniyle, tanınmış markanın ayırt etme gücünün zayıflaması ve bu suretle markanın reklam değerinin düşme ihtimali bulunmalıdır. Tanınmışlık derecesi ve karşılaştırılan markaların hitap ettiği mal veya hizmetlerin birbirleri ile yakınlığı arttıkça, markanın ayırt ediciliğinin zedelenmesi ihtimali de artmaktadır. Bu durumda, markanın muhatap çevresi, sonraki tarihli marka nedeniyle, önceki markanın artık sadece tanınmış marka sahibine ve onun ürünlerine ait olmadığı kanısına varmaktadır.Somut olayda yapılan değerlendirmede; davacı yanın tanınmışlık iddialarını destekler mahiyette gerek işlem gerekse de dava dosyası kapsamında somut incelenebilirliği bulunan yeterli nitelik ve nicelikte deliller ibraz etmediği, davacı tarafça sunulan delillerin markanın olağan kullanımları ile ilgili reklam videoları, kurumsal kimlik oluşturma belgeleri, reklam faturaları gibi deliller ile ilgili olduğu, salt bu delillerden davacı yan markalarının tanınır olduğu ve SMK m. 6/5 kapsamında koşullardan herhangi birinin oluşma ihtimali bulunduğu yönünde bir kanaate varılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacı yanın tanınmışlık temelli ek bir korumadan yararlanmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.SMK m.6/9 hükmüne göre; Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.Kötü niyetli marka başvurusu; Kişiyi, hukuk düzeninin tescil ile elde edilecek hakları kullanması amacı taşımaksızın, hukuka ve ahlaka aykırı olarak, bu hakların hukuk düzenince tasvip edilemeyecek şekilde başka amaçlarla kullanılması olarak tanımlanabilir. Hangi hallerde kötü niyetli olarak marka başvurusunda bulunulmuş sayılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakla birlikte, genel olarak markayı kullanmaktan ziyade şantaj veya başkasından haksız para elde etmek veya başkalarının ticaretine engel olmak gibi amaçlarla yapılan marka başvuruları kötü niyetle yapılmış başvuru olarak kabul edilmektedir. Kanunun ayrıca müeyyideye bağladığı hususlar tek başına kötü niyet emaresi olarak kabul edilmez. Zira Kanun tarafından zaten müeyyidesi gösterilmiş marka başvuruları için ayrıca kötü niyeti de sebep göstermek doğru görülmemektedir. (...)Somut olayda; davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın ve şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemler yerinde bulunmamıştır.Yukarıda izah edilen gerekçelerle; somut olayda SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:1-Davanın KABULÜ ile; ... sayılı ... kararının İPTALİNE,2-Dava konusu ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,3-6769 sayılı SMK m.27/6 hükmü uyarınca hükümsüzlük kararı kesinleştiğinde bir örneğinin re'sen ...'e gönderilmesine,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL'nin düşümü ile bakiye kalan 89,95 TL'nin müteselsilen davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar verildiği tarihte yürürlükte bulunan AAÜT m.3 hükmü gereği hesaplanan 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 3.500,00 TL bilirkişi ücreti, 45,42 TL dosya kapağı masrafı, 277,00 TL posta-tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.207,82 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,7-Davalı şirket ve şahıs tarafından yapılan 25,60 TL vekalet harcına ilişkin yargılama giderinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,8-HMK m.333 hükmü gereği karar kesinleştiğinde artan avansın yatıran tarafa resen iadesine,Dair, Davacı vekilinin, Davalı Kurum vekilinin ve Davalı şirket ve şahıs vekilinin yüzüne karşı, HMK m.341 ve m.345 hükümleri gereği kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesi nezdinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2023Katip ...E-imzaHakim ...E-imza