Anahtar kelimeler: Bulgur Makarna Mercimek Unvanının Fabrikası Sanayi İsteklerinin Mahallen Yanlışlık Başlığında

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:775-43Dava, 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamındaki zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı avukatı ile davalı ... Başkanlığı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.1-) Gerekçeli karar başlığında davalı işverenin unvanının “... Un Makarna ve Mercimek Sanayi Ticaret A.Ş.” yerine “... Bulgur Fabrikası” olarak belirtilmesine ilişkin yanlışlık, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 304’üncü maddesi gereğince mahallen düzeltilebilir nitelikte bulunduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.2-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, temyiz yoluna başvuran taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.Davalı işveren şirkete ait işyerinden 21.05.2007 tarihinden itibaren tam gün üzerinden eksiksiz bildirimleri gerçekleştirilen davacının istemi 12.06.2001 – 21.05.2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin olup, 24.12.2008 günü açılan davada mahkemece yapılan yargılama sonunda, 12.06.2001 – 01.01.2003 dönemine ilişkin talep hak düşürücü süre nedeniyle reddedilip 01.01.2003 – 21.05.2007 tarihleri arasındaki süre hüküm altına alınmıştır.Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanunun “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79’uncu maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup, anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Fıkrada öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre uygulamasında, hizmetin ara vermeksizin kesintisiz gerçekleştiği durumlarda, çalışmanın sona erdiği (işten çıkış yapıldığı) yılın sonuna karşılık gelen 31 Aralık gününden başlayarak beş yıllık sürenin hesaplanması gerekmektedir.Diğer taraftan, 20.05.2006 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 36’ncı maddesinde, ilgili kanunlarda yer verilmemiş olsa dahi, Kurumun taraf olduğu davalar, icra kovuşturmaları ile ilâmların harçlardan bağışık olduğu belirtilmiştir.İnceleme konusu davada; uyuşmazlık konusu döneme ait sigorta primleri bordrolarında ve aylık prim ve hizmet belgelerinde yer alan sigortalılardan bilgi ve görgülerine başvurulanların anlatımlarına, aynı çevrede faaliyet yürüten farklı işyerinde çalışanların tanık sıfatıyla alınan ifadelerine ve tüm dosya içeriğine göre, taraflar arasındaki çekişme konusu dönemde çalışma iddiası ile bu hizmetin kesintisiz gerçekleştiği kanıtlanmış olmakla davanın tümüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, hizmet tespiti davalarındaki hak düşürücü süre uygulamasında yanılgıya düşülerek yalnızca, dava tarihinden geriye doğru beş yıllık sürenin hüküm altına alınması isabetsiz olduğu gibi, davalı Kurumun vekalet harcından sorumluluğu yönünde karar verilmesi ve kabule göre de, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen reddine karar verilmesine karşın, yargılama giderlerinin haklılık oranlarına göre taraflar arasında paylaştırılmayarak tümünün davalılara yüklenmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.S O N U Ç
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 10.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.