Anahtar kelimeler: Kalkındırma Süregelen Yitirdiği Akdine İstemli Yaşamını Kazada Konumundaki Kazanın Eşi

Mahkemesi
:Asliye Hukuk (İş) MahkemesiNo
:140-274Dava, 05.08.1998 tarihinde gerçekleşen kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Davacı vekili tarafından 04.05.2010 günü açılan davada; dava dışı işveren konumundaki S.S. ...Kalkındırma Kooperatifi’ne ait işyerinde hizmet akdine dayanarak çalıştırılmakta iken 05.08.1998 tarihinde meydana gelen kazada yaşamını yitirdiği ileri sürülen sigortalının hak sahibi eşi olan davacıya, aynı mahkemede işverenlere karşı açtığı ve yargılaması süregelen ████████ Esas sayılı maddi – manevi tazminat istemli davada mahkemece, işbu iş kazası tespiti davasının açılması için süre verildiği belirtilmekte olup, davalı Kurum vekilince ilk oturum günü zamanaşımı definde bulunulması üzerine mahkemece zamanaşımı süresi içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun “İş kazası ve meslek hastalığının tarifi” başlığını taşıyan 11’inci maddesi olup, maddede, bazı hal ve durumlarda meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylar iş kazası olarak tanımlanarak, iş kazasının varlığı için gereken koşullar açıklanmış, gerek anılan Kanunda, gerekse diğer yasal mevzuatta bu tür iş kazasının varlığının saptanmasına yönelik davaların belli bir sürede açılması gerektiği yönünde herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre düzenlemesine yer verilmemiş bulunmakla, söz konusu nitelikteki davaların her zaman açılması olanaklıdır. Diğer taraftan belirtilmelidir ki bu tür davalarda, yargılama sonunda elde edilecek hükmün sigortalılık hakları yönünden uygulayıcısı konumundaki Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na husumet yöneltilmesi gerektiği gibi, verilecek kararın hukuki sonuçları ve doğurabileceği yükümlülükleri dikkate alındığında, hak alanını ilgilendirdiği için sigortalının işvereninin de taraf olarak yer alması zorunlu olup, bir başka anlatımla, bu tür davalarda Kurum ile işveren arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadırAyrıca; 506 sayılı Kanunun “Zamanaşımı ve hakkın düşmesi” başlığını taşıyan 99’uncu maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan gelirlerin, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse zamanaşımına uğrayacağı, bu durumda olanların gelirlerinin, yazılı istek tarihini izleyen aybaşından itibaren başlayacağı, iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından kazanılan diğer hakların ise, hakkı doğuran olay tarihinden itibaren beş yıl içinde istenmezse düşeceği, geçici iş göremezlik ödeneğini veya herhangi bir döneme ilişkin gelirini beş yıl içinde alamayanların, söz konusu ödenek ve gelirlerinin ödenmeyeceği belirtilmiş, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren “Zamanaşımı, hakkın düşmesi ve avans” başlıklı 97’nci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, iş kazası ve meslek hastalığı durumunda bağlanması gereken gelirlerin, hakkın kazanıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde istenmeyen kısmının zamanaşımına uğrayacağı, Kuruma başvurmamanın haklı bir sebebe dayandığını genel hükümlere göre kanıtlayanlar hakkında, yukarıdaki hükümlerin uygulanmayacağı açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, anılan maddelerde iş kazalarıyla meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan sosyal sigorta yardımları yönünden zamanaşımı ve hak düşürücü süre düzenlemelerine yer verilmiş olup, inceleme konusu davada bu hükümlerin uygulama olanakları bulunmamaktadır.Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirmede; işverene yasal yönteme uygun biçimde husumet yöneltilmesi için davacı tarafa uygun süre tanınarak, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplandıktan sonra yapılacak irdelemeyle elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, davada uygulama olanağı bulunmayan 506 sayılı Kanunun 99 ve 5510 sayılı Kanunun 97. maddelerine dayanılarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.S O N U Ç
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 10.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.