Anahtar kelimeler: Eur Vuk Kanalı Satımdan İmal Kur Tekstil Firmaya Satışa Yasak

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: 08.01.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı .... Tekstil 'in (... ) davalı firmaya (yetkilisi ...) 2018 yılı başından bu yana tekstil ürünleri imal ederek satışını gerçekleştirdiğini, taraflar arasındaki ticaretin EUR üzerinden yapıldığını, satışa konu malların fiyatlamaları + davalı tarafından banka kanalı ile yapılan ödemeler EUR üzerinden yapıldığını, davacı tarafından davalıya kesilen faturaların EUR olarak hazırlanmakta / kur bilgisi fatura üzerine yazılmakta ancak VUK gereği (EUR faturalandırma yasak olduğu için) fatura sonuç kısmı TL olarak kesildiğini, tüm faturalar üzerinde tutarın EUR karşılığı+ kur bilgisi açıkça yazdığını, davalı firmanın ürünleri teslim alması sonrası (1.431.404,76 TL) miktardaki ödemeyi yapmadığını, bunun üzerine davacı tarafça davalı aleyhine taraflar arasındaki cari hesap tablosundaki alacak miktarı olan 1.431.404,76 TL miktarlı █████/2019 tarihinde fazlaya ilişkin hakları mahfuz tutarak ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibin davalı itirazı ile durduğunu, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E- sayılı itirazın iptali davası açıldığını, davanın tümden kabulü ile davalı itirazının iptaline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, karar sonrası K.Çekmece İcra Müd. ... E sayılı icra dosyası borcu █████/2023 tarihinde davalı yanca ödendiğini ve dosyanın infazen kapatıldığını, davacının davalı aleyhine K.Çekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile detaylanmış kur farkı alacağı için icra takibi başlatıldığını beyanla K.Çekmece İcra Müdürlüğü .... E.sayılı icra dosyasına yapmış olduğu haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20’si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin davacıdan teslim almış olduğu ürünleri İtalya'ya ihraç ettiğinden söz konusu faturaların davacı tarafça ihraç kayıtlı faturalar olarak düzenlendiğini, fatura üzerinde Euro karşılığının belirtilmesinin davacı yanın iddia ettiği gibi alacağın Euro cinsinden olmasından değil faturanın ihraç kayıtlı fatura olmasından ve ihraç kayıtlı faturada bu hususun gösterilmesi yasal zorunluluğundan kaynaklandığını, davacı yan tarafından müvekkil şirket aleyhine başlatılan icra takibinde asıl alacağın 1.431.404,74 TL olduğu ve bu bedelin avans faizi ile talep edildiği, alacağın döviz cinsinden olmadığı, davacının vade veya fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden alacak talebinde bulunmadığının açık olduğunu, yasal düzenleme uyarınca Türkiye'de yerleşik olan davacı ve davalı arasında söz konusu satışlara ilişkin ödemelerin döviz cinsinden yapılmasının mümkün olmadığını, davacının tamamen kötü niyetli olarak, ciddi bir malvarlığı bulunduğunu gördüğü 3. kişiyi davalar ve hacizler tehdidi altında bezdirerek 3. kişiden tahsilat umuduyla haksız ve hukuka aykırı taleplerle davayı açtığını, somut olayda davacının, faizle karşılanmayan zarar olarak açıklanan munzam zararda, tahsil etmiş olduğu faizi hiç hesaba katmadan, 1.431.404,74 TL olan icra takibini 3.307.000,00 TL olarak faiz ve inkar tazminatı tutarı ile beraber tahsil ettiğini hiç belirtmeden ve bu faizi hiç hesaba katmadan sadece kur farkı alacağı adı altında vade ve fiili ödeme tarihi arasındaki kur farkını belirterek icra takibi başlatması ve davayı açması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla davanın reddini, %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyetinin mahkememize █████/2024 tarihinde sunduğu raporda: "Borçlar mevzuatına yöelik inceleme neticesinde: Davacı tarafından 10.06.2019 tarihinde davalı aleyhine ül İcra Müdürlüğü' icra takibinin başlatıldığı; fatura alacaklarından doğan 10.05.2019-17.10.2023 arası Euro kur farkı alacağı olarak 1.431.407,74TL.nin ödenmesinin talep edildiği; “borcun sebebinin ise K.Çekmece İcra Müd..... Fatura Alacaklarından doğan █████/2019-█████/2023 Arası Euro Kur Farkı Alacağı 1.431.404,74 TL.” şeklinde belirtildiği; 1. Sayın Mahkemece belirlenen uyuşmazlık noktalarına esas olmak üzere, taraflar arasında █████/2018 tarihli adi yazılı şekilde taşınır satış sözleşmesine dair (TBK m.207 hükmü kapsamında) ticari ilişki kurulduğunun iddia edildiği, bu kapsamda davacının satıcı, davalının ise alıcı olduğu; söz konusu sözleşmenin üzerinde davacı şirketin ünvanının ve imzasının bulunduğu, davalının ünvan ve imzasının yer almadığı, tarafların iddia ve savunmaları kapsamında adi yazılı sözleşmenin davalı yönünden hüküm doğurup doğurmayacağının Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, sözleşme içeriğinde satışa konu malların ihraç kaydı ile teslim edileceğinin ve KDV tahsil edilmeyeceği hususu ile ödemelerin döviz ile yapılacağının kararlaştırıldığı, Kurfarkınailişkin olarak yapılan değerlendirmede, emsal içtihatlar uyarınca bir ticari ilişkide kur farkının talep edilebilmesi için taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin açık bir hüküm bulunması veya bu konuda taraflar arasında teamül oluşturacak bir uygulama bulunması gerekeceği (Yargıtay 11. H.D. E.█████████; K. █████████), Sayın Mahkemece sözleşmenin davalı yönünden hüküm ifade ettiğinin kabul edilmesi halinde teamülün söz konusu olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği, yine emsal içtihatlar uyarınca ödemelerin döviz olarak yapılması halinde teamülün varlığından söz edilebileceği, bu hususun elbette ki Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, » Davacı tarafından düzenlenen faturaların ihraç kayıtlı faturalar olması sebebi ile kur farkının oluşup oluşmayacağı ve davacının munzam (aşkın) zarar talep edip edemeyeceği hususunda yapılan değerlendirmede ise öncelikle ihraç kayıtlı fatura düzenlenmesinin kur farkına dayalı munzam zarar oluşturup oluşturmayacağı hususunun uzmanlık alanımız dışında olduğu; kur farkı zararı ile munzam zararın farklı zarar kalemleri olduğu; kur farkı uygulama ile ortaya çıkan ve içtihatlar ile geliştirilmesine rağmen munzam (aşkın) zararının TBK m. 122 hükmünde "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlendiği; bu kapsamda munzam zararın, borçlunun temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı alacaklının malvarlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve ortaya çıkan durum arasındaki fark olarak tanımlanabileceği ya da diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şekilde tanımlanabileceği, yerleşik içtihatlar kapsamında munzam zarara hükmedilebilmesi için temerrüt faizi ile karşılanmayacak bir zararın ortaya çıkması ve borçlunun buna kusuru ile sebebiyet vermiş olması gerektiği; zararın ispatının davacı alacaklı uhdesinde olduğu; TMK m. 6 ve HMK m. 194 hükmü kapsamında bu zararın deliller ile somutlaştırılması gerektiği; ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebinin, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceği, zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı olmayacağı, TBK m. 122 hükmünde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği; bu hususun da takdirinin münhasıran Sayın Mahkeme'ye ait olduğu, B. Mali inceleme neticesinde: 2. Davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerinin, 2020-2021-2022 ve 2023 yıllarında Elektronik defter olarak tutulduğu, 2018-2019 yılları ticari defterlerinin basılı defter olarak tutulduğu, TTK ve VUK hükümlerine göre yapılması zorunlu olan açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde ve usulüne göre yapılmış olduğu, elektronik defterlere ait defter beratlarının süresi içinde ve usulüne göre oluşturulmuş olduğu, 3. Davalı tarafından ibraz edilen 2017,2018,2019 yılları ticari defterlerinin basılı defter olarak tutulmakta olduğu, ilgili defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre zorunlu açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde ve usulüne göre yapılmış olduğu, 2020,2021,2022 ve 2023 yılları defterlerinde herhangi bir işlem bulunmadığından ibraz edilmemiş olduğu, 4. Davacı defterlerine göre dava ve takip tarihi itibari ile davalı şirketten 1.431.404,74 TL alacaklı olunduğunun tespit edildiği, bu tutarın davalı şirket kayıtlarında 1.430.069,74 TL olarak kayıtlı olduğu ve aradaki farkın tahsil / ödeme tutarında Euro ödemelerinde kayda esas alınan kur değerinden kaynaklı olduğu, 5. Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin defter kayıtlarının yasal zorunluluk gereği Türk Lirası olarak tutulduğu ancak ödemelerin Euro karşılığı olarak yapılması ve kur değerlerinin her iki firmada farklı kurlardan alınması nedeni ile kurdan kaynaklı farklar oluşmasının doğal olduğu, taraflar arasında 2018 yılında bu işlemler kapsamında kesildiği değerlendirilen KDV Hariç 216.755,97 TL Kur Farkı Faturasının da bu kapsamda düzenlendiğinin değerlendirildiği, ancak bu işlemin bir teamül olarak değerlendirilmesinin nihai taktirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 6. Tarafımızdan yapılan tespitlerde dava konusu takipte, davacı tarafından talep edilen 1.431.404,74 TL tutarın kur farkı bedeli olarak talep edilmesine karşın, bu tutarın cari hesap bakiye alacağı olduğu ve bakiye alacak tutarının hem davacı hem de davalı taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, " sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:
Dava ; Davalının mezkur icra takibine yaptığı itirazın iptali ile % 20 inkar tazminatına mahkum edilmesi talebidir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacının davalıdan takibe konu kur farkı alacağından dolayı takipte alacağının bulunup bulunmadığı, davalının söz konusu faturaları ihraç kayıtlı faturalar olması sebebi ile kur farkının oluşmayacağı ayrıca davacının bu sebeple munzam zarar talebinde bulunmasının yerinde olup olmadığı savunmalarının haklı olup olmadığının, davacının kur farkından kaynaklı alacağı var ise miktarının tespiti, davalının takibe itirazında haklı olup olmadığından kaynaklandığı, tahkikat aşamasında bu hususların araştırılıp incelenmesine, ilişkindir.
Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı takip dosyası UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş olup, incelenmesinde; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 4.703.000,00 TL toplam alacak için icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun borca ve tüm fer'ilerine itiraz ettiği görüldü.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde:
Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar ve ödeme dekontları incelendiğinde, davacı tarafın muhatabının davalı olduğu faturaların toplamı 4.573.900,78-TL olup mal bedeli olarak belirtilen ve KDV tahsil edilmemiştir, şeklinde kur ile yazılan bedeller ise Euro olarak toplam kdvsiz olarak 709.561,60 Euro dur.
İncelemeye sunulan ticari defter bilgilerine göre; Davacı defterlerinde, davacı ile davalı şirket arasında 2017 yılından başlayan 120.NO1cari hesap kodu ile devam eden bir ticari ilişki mevcut olduğu, davacı defterlerine göre dava tarihi itibari ile davalı şirketten 1.431.404,74 TL alacaklı olunduğunun tespit edildiği, Davacı ticari defterlerine göre, 01.04.2019 tarihinden sonra davalı şirketi ile herhangi bir ticari faaliyetin devam etmediği, 1.431.404,74 TL alacak tutarının sonraki yıllara devrederek kayıt altına alınmış olduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket ticari defter bilgilerine göre, davacı ile 2017 yılından başlayan ve 320.01.013 satıcılar cari hesabında takip edilen bir ticari ilişki mevcut olduğu, dava tarihi itibari ile davalı şirket ticari defter kayıtlarına göre davacıya 1.430.069,74 TL borçlu olunduğunun kayıtlı olduğu, Davalı şirket ticari defterlerine göre, 21.03.2019 tarihinden sonra davacı ile herhangi bir ticari faaliyetin devam etmediği, 1.430.069,74 TL borç tutarının sonraki yıllara devrederek kayıt altına alınmış olduğu, sonraki yıllarda her hangi bir ticari işlem bulunmadığından ilgili yılların ticari defterlerinin ibraz edilememiş olduğu tespit edilmiştir.
Dosya kapsamındaki tüm delil, belgeler, taraf beyanları ve alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde davacının işbu davaya konu icra takibinde talep ettiği alacağın; taraflar arasındaki ticari alım satım ilişkisine istinaden Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .... E- sayılı dava dosyasında yargılaması yapılan ve itirazın iptaline karar verilen davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan icra takibinde itirazın iptaline karar verilen meblağın itirazın iptali kararının kesinleşmesi sonrasında davalı tarafından Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra dosyasına █████/2023 tarihinde ödenmesinden kaynaklı olarak davalının ödeme tarihi itibariyle kur farkı doğduğu iddiasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Yani davacının Mahkememiz nezdindeki alacak talebi taraflar arasındaki ayrı bir alım satım ilişkisinden ve buna bağlı kur farkından kaynaklanmamaktadır.
Bu kapsamda Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E- sayılı dava dosyası ve bu dosyaya konu Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E sayılı icra dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine 10.05.2019 tarihinde 7 adet fatura ve cari hesap alacağı dayanak gösterilerek 1.431.404,74-TL alacağın avans faizi ile birlikte tahsili için icra takibinin başlatıldığı, davalının itirazı üzerine davacı tarafından Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E., ... K. Sayılı dosyası üzerinden itirazın iptali davası açıldığı ve itirazın iptaline karar verildiği ve sonrasında takibin kesinleşerek, davalı tarafından dosya borcunun ödenerek icra dosyasının infaz edildiği anlaşılmaktadır.
Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E sayılı icra dosyası ve Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .... E., ... K. Sayılı dosyasında davacı tarafından döviz alacağının fiili ödeme günündeki dövizin TL karşılığı ile ödenmesinin talep edilmediği, davacı tarafından döviz alacağı yönünden döviz alacağının TL'ye çevrilerek doğrudan TL karşılığında takip başlatıldığı, TL alacaklarına yönelik olarka uygulanan avans faiz oranının talep edildiği, nitekim Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .... E., ... K. Sayılı dosyasında da davacının alacağına yönelik olarak taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda davacı lehine TL olarak alacağa hükmedildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak davacı tarafından Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra dosyası ve Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E., ... K. Sayılı dosyasında hiçbir aşamada döviz alacağının talep edilmediği, döviz alacağının fiili ödeme günündeki TL karşılığı üzerinden alacağın tahsilinin talep edilmediği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Kanun'un ödemeye ilişkin 99. Maddesi şu şekildedir:
"MADDE 99- Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."
2004 sayılı Kanun'un 58. Maddesinde ise aynı yönde şu düzenleme bulunmaktadır:
"Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi"
İlgili hükümlerden görülebileceği üzere alacaklının döviz kaynaklı alacaklarında alacağın döviz olarak talep edilerek fiili ödeme günündeki kur üzerinden tahsili veya temerrüt tarihi olan icra takip tarihindeki kurun doğrudan TL'ye çevrilerek TL ile tahsilini talep etmek hususunda seçimlik hakkı bulunmaktadır. Seçim hakkı, hukuki niteliği itibariyle, tek taraflı, varması gerekli irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir haktır. İrade beyanı, karşı tarafa varmakla kendiliğinden sonuçlarını doğurur; borcun konusu, tek bir edim hâlinde kesin olarak belli olur. Böylece edim, sanki başlangıçtan beri borçlanılmış kesin ve belirli bir edim hâlini alır. Seçim beyanı, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu niteliği ve özelliğiyle seçim hakkı, yenilik doğuran bir hak olup, değiştirici yenilik doğuran haklar grubuna girer. Bunun sonucu olarak, seçim hakkının kullanılması ile mevcut hukukî (durum) ilişki değişir. Seçim hakkı, yenilik doğuran hak olduğu için kullanılmakla sona erer. Bu nedenle seçim beyanından dönülemez (Eren, s. 986-987).
Bu sebeple seçimlik hak niteliği gereği yenilik doğuran hak olup, kullanılmakla tükenecek ve taraflar arasındaki döviz kaynaklı alacak borç ilişkisinin tasfiyesi alacaklının seçimlik hakkını kullanması sonucunda kullandığı seçimlik hakka göre tasfiye edilecektir.
Bu kapsamda somut olay incelendiğinde; davacı tarafından davalı ile arasındaki ticari nitelikteki alım satım sözleşmesi gereğince satmış olduğu mallara yönelik olarak davalının borcunu ödememesi sebebiyle başlatılan Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E sayılı icra dosyasında davacı tarafından takibe dayanak yapılan döviz bazlı faturalara istinaden davacı tarafından takip tarihinde döviz alacağının TL'ye çevrilerek TL üzerinden doğrudan takip başlatıldığı ve TL alacaklara özgü olarak avans faizinin talep edildiği, nitekim bu dosyaya ilişkin açılan itirazın iptali davasında da Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E., ... K. Sayılı dosyasında da TL alacak üzerinden itirazın iptaline karar verildiği ve Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... E sayılı icra dosyasına konu borcun davalı tarafından ödenerek takibin sonlandığı anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda davacının davalıdan olan alacağı hakkında takip tarihinde alacağını döviz üzerinden talep etmediği, fiili ödeme günündeki döviz alacağının TL karşılığını talep etmediği, aksine takip tarihinde döviz alacağını TL'ye çevirerek takip başlattığı ve alacağını bu şekilde tahsil ettiği, dolayısıyla davacının yabancı para alacağını talep yönündeki seçimlik hakkını takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden seçimlik hakkını seçerek kullandığı, ilgili hakkın yenilik doğuran hak olması nedeniyle geçmişe etkili olarak sonuçlarını doğuracağı, kullanılmakla tükeneceği ve taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin tasfiyesinin bu kapsamda sonuçlandırılacağı bir arada değerlendirildiğinde davacı tarafından kullanılan seçimlik hak doğrultusunda borcun ödenerek icra dosyasının kapatılması ile taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin tamamen ödenmekle sonlandığı, davacı tarafından sonradan ödeme tarihine göre kur farkı talep edilmesinin ise mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Nitekim Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Kural olarak, BK'nun 83/son maddesi uyarınca; yabancı para üzerinden oluşan alacağı vadesinde ödenmeyen alacaklı, bu alacağının, vade veya fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden Türk Parası olarak ödenmesini isteyebilir. Alacaklıya tanınan bu seçimlik hak, özünde yasaya dayanan ve kullanıldıktan sonra rücu imkanı bulunmayan bir tercih durumu olarak benimsenmiştir (Bkz.HGK'nun 23.1.2002 gün ve 15-15 E.19 karar sayılı ilamı). Diğer bir ifade ile alacaklı, yabancı paranın aynen, vade veya fiili ödeme günündeki kur üzerinden ödetilmesini isteme olanağı varken, seçimlik hakkını Türk Lirası olarak ortaya koyduktan sonra, bu seçiminden vazgeçerek yabancı para veya kur farkı adı altında bir talepte bulunamaz."
Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
"Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kira bedeli USD olarak belirlenmiş ise de kiraya verenin 6098 sayılı Kanun'un 99 uncu maddesi gereğince seçimlik hakkını Türk Lirası olarak kullandığı, seçimlik hakkını Türk Lirası olarak kullandıktan sonra bu seçiminden vazgeçerek yabancı para veya kur farkı adı altında bir talepte bulunamayacağı, ıslah ile daha öncesindeki seçimlik hakkın kullanımından dönülemeyeceği gözetilerek"
Yargıtay ... Hukuk Dairesi ... E., .... K. Sayılı kararında da aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:
" 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 99’uncu maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile de ödenmesini isteyebilir. Diğer bir anlatımla, borcun aslı yabancı para alacağı (döviz) ise alacaklının, borcun fiili ödeme günündeki TL karşılığı döviz veya doğrudan TL olarak talepte bulunma konusunda seçimlik hakkı bulunmaktadır. Seçimlik hakların söz konusu olması halinde seçimlik hak kullanılmak suretiyle edim tayin edilmiş olur ve seçimlik hakkı ortadan kalkar (K.Oğuzman-Öz, Borçlar Hukuku-Genel, s.227). Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak sözkonusu olup hakkın kullanılması yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.01.2022 tarihli ve ██████████ E., ████████ K. sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı ilamı)."
Bu kapsamda davaya konu tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalı ile aralarındaki ticari ilişki neticesinde meydana gelen döviz alacağına yönelik olarak davacının döviz alacağını takip tarihinde TL'ye çevirerek Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E sayılı icra dosyası üzerinden takip başlattığı, söz konusu takip dosyasındaki borcun davalı tarafından ödenerek dosyanın infaz edildiği ve taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin ödeme ile tasfiye edilerek sonlandırıldığı anlaşılmakla davacının daha sonradan söz konusu dosyada takip konusu ettiği aynı alacağından kaynaklı olarak ödeme tarihi itibariyle kur farkı oluştuğu gerekçesi ve iddiasıyla tekrar alacak talebinde bulunamayacağı, davacının davalıya karşı başlattığı icra takibinde alacağını TL'ye çevirerek takip başlatmak suretiyle yenilik doğurucu hak niteliğindeki seçimlik hakkını kullanarak tükettiği, sonradan bu haktan dönülerek kur farkı talebinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki Küçükçekmece İcra Dairesi'nin .... E sayılı icra dosyasına konu alacak borç ilişkisinin söz konusu icra dosyasında tamamen ödenerek son bulduğu anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafından kötü niyet tazminatı talep edilmiş ise de davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı anlaşılmakla davalının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartların oluşmaması sebebiyle REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 56.800,49-TL peşin harcın mahsubu ile artan 56.372,89‬-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 500,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 511.150,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının (Bilirkişi olarak görevlendirilen ...' in toplam ücreti olan 8.000,00 TL ödendikten sonra) HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,
8-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024
Başkan ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Üye ...
¸e-imza
Katip ...
¸e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!