Anahtar kelimeler: Ödemeyle Alakalı Tis Sakarya Ödemiş Esaskarar İhtar Yazildiği Düşen Katip

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T.C.
SAKARYA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ...
KATİP
: ...
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın karşı taraf ...'un bir dönem işçisi olan dava dışı ...'a asıl işveren sıfatıyla kıdem tazminatı (TİS Farkı ) ödemiş olduğunu, dava dışı işçinin davalı şirkette çalıştığı dönemle alakalı olarak davalı tarafa düşen ödemeyle alakalı olarak ihtar gönderildiğini ancak davalı tarafın yapılan ihtara cevap vermediğini ve herhangi bir ödemede bulunmadığını, davalı ... ile müvekkili şirket arasında ███████████ İhale Kayıt Nolu 28.12.2021 Sözleşme Tarihli T ... Nolu Fabrikalar Yardımcı İş ve İşlemler Hizmet Alımı Konulu sözleşme akdedilmiş olup dava dışı işçi ...'a bu sözleşmeye istinaden davalı nezdinde çalışmış olduğunu, adı geçen sözleşmenin 22. Maddesinde Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının belirlenmiş olup 22.1 Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." denilmektedir. Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü " Yüklenicinin Çalıştırdığı Personel , Çalışanların Hakları ve Çalışma Şartları " başlığı altında düzenlenmiş olup, Çalışanların özlük hakları başlıklı 38. Maddenin 4. Bendinde " Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " denildiğini, görüldüğü üzere müvekkili şirket yalnızca, o da sadece ücret alacaklarıyla sınırlı olmak üzere davalının çalıştırmakta olduğu işçilerin alacaklarından sorumlu olduğunu, bunun dışında müvekkilim şirketin iç ilişkide davalıya karşı bir sorumluluğunun mevcut olmadığını, dış ilişkide her ne kadar müvekkil şirketin davalı şirketle birlikte kanun gereği işçilik alacaklarından müteselsil sorumlu olsa dahi, iç ilişkide sözleşme hükümlerinin geçerli olacağının, sözleşme hükümleri incelendiğinde müvekkil şirketin işçi alacaklarından sorumluluğu sadece ücret alacağıyla sınırlı olup, ücret alacağında da azami 3 aylık ücret nezdinde sorumlu olduğu sözleşmeyle kabul edildiğini, iş bu nedenle dava dışı işçiye müvekkil şirketçe kanun gereği ödenen kıdem tazminatının davalıdan rücuan tahsili talebinin zorunlu olduğunu, müvekkil şirket adına Sakarya 4. İcra Müdürlüğü █████████ Esasına kayıtla ilamsız icra takibi başlatılmış olup davalı şirket tarafından takibe itiraz edilmiş ve takibin durduğunu, takibin durması üzerine Sakarya Arabuluculuk Bürosuna Dava Şartı Arabuluculuk kapsamında arabuluculuk başvurusunda bulunulmuş, arabuluculuk görüşmesinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını, arabuluculuk sürecinden bir sonuç çıkmaması nedeniyle iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle; davanın kabulünü, itirazın iptali ve takibin devamını, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili █████/2024 Tarihli Cevap dilekçesinde özetle; Ortada geçerli bir icra takibinin bulunmamakta olup, geçerli olmayan bir icra takibine vaki yapılan itiraz hakkında, davacının itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar şartı bulunmadığını, itirazın iptali davasının görülebilmesi için geçerli bir icra takibinin bulunmasının dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde dava konusu takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığının öncelikle ve re'sen belirlenmesi gerektiğini, icra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığının belirlenmesi durumunda geçersiz takip nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;davacı tarafından müvekkil hakkında başlatılan takibe konu sözde alacakla ilgili, müvekkilin ikamet adresi olan (...) yetkili Zonguldak İcra Dairelerinde takip başlatılması gerekirken, yetkisiz icra dairesinde (Sakarya) takip başlatılması,takibin geçersiz olduğunu gösterdiğini, Sakarya 4. İcra Dairesi tarafından 25.03.2024 tarihinde 2004 sayılı İİK’nın 62. maddesi gereğince itirazın kabul edilerek İİK 66. maddesi gereğince takibin durdurulması kararı karşısında,davacı tarafından yetki itirazı kaldırılmadan veya yetkili icra dairesinde icra takibi başlatmadan, mevcut durdurulan icra takibi hakkında itirazın iptali davası açmasında hukuki yarar şartı bulunmadığını, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinin "1-h" bendinde davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartları arasında sayıldığını, dava şartlarının, mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için öngörülen kamu düzeniyle ilgili zorunlu koşullar olduğunu, bu itibarla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulduğunun, 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesindeki kurala göre, “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar vereceğini, bu nedenle açılan davanın öncelikle dava şartı yokluğu yönünden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın, görevli olmayan mahkemede açılmış olup, bu yönüyle açılan davada, HMK'nın 114/1-C maddesinde aranan dava şartının noksan olduğunu, tüm bu nedenlerle; iş bu davaya konu uyuşmalığın görevli iş mahkemesinde açılması gerekirken,asliye ticaret mahkemesinde açılması dikkate alındığında davanın görev yönüyle de, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın, yetkisiz yer mahkemesinde açıldığını, davacı tarafından müvekkile karşı hukuki mesnetten yoksun açılan ve ispatlanamayan davanın öncelikle usulden, aksi kanaat durumunda esastan reddini, haksız ve kötüniyetli başlatıldığı dosya kapsamından anlaşılan takip nedeniyle, takip konusu alacağın veya reddedilen alacak kısmının % 20'sinden aşağı olmamak üzere hükmedilecek icra inkar tazminatının davacıdan tahsili ile taraflarına ödenmesine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
Tüm dosya ve kapsamına göre;
Dava, Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün █████████ Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde davalının çalıştırdığı işçilerden sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa dava dışı işçiye ödenen tazminattan kimin hangi oranda sorumlu olduğu, davacının davalıya ödenen tazminat nedeniyle rücu edip edemeyeceği, davaya konu takip dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır.
Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün █████████ Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının takip alacaklısı, davalının takip borçlusu olduğu, takibe konu asıl alacağın 18.619,25 TL, işlemiş faizin 1.760,67 TL olduğu ve toplamda 20.379,92 TL üzerinden takibin yürütüldüğü, takip sebebinin "Takip dışı işçi ... a ödenen kıdem tazminatı - TİS farkı dahil- rücuan tahsili 18.619,25 TL” olarak gösterildiği, davalı borçlunun süresi içerisinde borca itiraz ettiği, takibin durmasına karar verildiği görüldü. Dava açılmadan önce arabuluculuk dava şartının gerçekleştiği ve davanın süresinde açıldığı tespit edilmiştir.
Davanın taraflarının tacir olması, itirazın iptaline konu alacağın rücu ilişkisine dayalı olması nedenleriyle TKK'nın 5/1. Maddesi uyarınca mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalı tarafından icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 37. Maddesine göre yetkili icra dairesi ve mahkemenin Adapazarı Mahkemeleri olarak düzenlendiği, Adapazarı'nın mahkememiz yetki çevresi içerisinde kaldığı göz önüne alınarak 6100 sayılı yasanın 17. Maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisine yapılan itirazının yerinde olmadığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 28.12.2021 tarihli Hizmet Alımına ilişkin sözleşme ibraz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu olayda da davacı idare ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenle işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işveren, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7 ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verilmiştir.
Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin █████/2022 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı: "…Genel olarak; "Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar...İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren davalılar tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir(Yargıtay 23.HD ████████ E-████████ K,█████████ E-█████████ K). Bu durumda, yukarıda ayrıntısı ile belirtilen ilkeler uyarınca davalıların davaya konu işçilik alacağının tamamından ve ödeme tarihinden işleyen faizi ile sorumlu olduğu, dosyaya aldırılan bilirkişi raporunun tam rucü yönünden görüş içerdiği, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin ██████████ E. ve ██████████ K. sayılı önceki ilamında da, "...Hizmet işleri genel şartnamesi öncelikle uygulanması gereken ihale dökümanı olarak sayılmıştır. Bu açıklamalara göre işçinin işçilik alacakları için iş mahkemesinde açtığı davada davacı kurumun sorumlu tutulması iş kanunundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Davacı tarafından ödenen kısmın rücuna ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakmak gerekir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 22. ve 36/4 maddesi hizmet işleri genel şartnamesine atıf yapmakta olup şartnamenin 6. Bölüm 38. maddesi hükmüne göre çalıştırılan işçilerin ücret ve yan ödemelerinden davalı yüklenici sorumludur." şeklindeki izaha göre de, dava dışı işçinin diğerleri yanında davalının da işçisi olup sözleşmenin muvazaalı sayılamayacağı, İş Kanunun 112. maddesi değişikliğinin tahsilat kolaylığı sağlamak için konulduğu, aynı kanunun 2/6 maddesi 6. maddelerinin açık hükmüne ve sözleşme eki genel şartname hükümlerine göre, işçiye ödenen bedelin çalıştırılan süre ile sorumlu olduğu kabul edilerek kurulan hüküm isabetlidir.” şeklindedir.
Mevcut dosyada taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesine bakıldığında davacının asıl işveren ve davalının alt işveren olduğu tespit edilmiştir. Anılan sözleşmesinin 22. Bendinde" Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin Altıncı Bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." şeklindeki, Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin Altıncı Bölümü 38. Maddenin 4. Bendinde "Personel alacakları , hak ediş raporunun düzenlendiği tarihten önceki ( işçi ücretleri ödeme günü öncesindeki) günler için belirlenmiş sayılır. Bu tür alacakların üç (3) aylık tutarından fazlası hakkında idareye herhangi bir sorumluluk düşmez " şeklindeki düzenlemeler, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli █████████ E. █████████ K sayılı kararıyla birlikte değerlendirildiğinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren davalı) lehine herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu durumda yüklenicinin (alt işveren davalı) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işverenin (davacı) işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla takibe ve davaya konu ödemeden yüklenicinin sorumlu olduğu, davalı yüklenicinin takip konusu işçilik alacağından sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin 10.12.2024 tarihli celsesinde dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinde işçilik alacaklarından sorumluluğa ilişkin bir düzenleme olup olmadığı, varsa kimin hangi oranda sorumlu olduğunun tespit edilmesinin istenmesine, dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesinden davalının sorumlu olup olmadığı, sorumlu ise miktarının tespiti ile icra takibine konu miktarın yerinde olup olmadığı, takip öncesi işlemiş faizin yerinde olup olmadığı hususları da değerlendirilerek rapor tanzimi istenmiştir.
Bilirkişi ...'ün 04.02.2025 tarihli raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Bu raporda dava dışı işçinin giydirilmiş brüt ücreti üzerinden ve davacı tarafça ödenen tazminat miktarınca alternatif hesaplama ve ayrıca faize yönelik değerlendirme yapılmıştır.
Tüm dosya ve kapsamına göre, dava dışı ...'ın farklı işverenler sigortalısı olarak davacı asıl işveren nezdinde 11.01.2012-30.03.2023 tarihleri arasında çalıştığı, davalı işyeri sigortalısı olarak 01.01.2022-31.12.2022 tarihleri arasında 364 gün süre ile çalıştığı, iş yeri devri usulü ile başka işverenler nezdinde çalışmaya devam ettiği, 11.05.2023 tarihinde kıdem tazminatını hak edecek şekilde emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiği, banka dekontuna göre 57.300,42 TL kıdem tazminatı TİS farkı ödemesi aldığı, TİS öncesi en son giydirilmiş brüt ücretinin 14.748,40 TL olduğu, Yüksek Hakem Kurulu Başkanlığı'nın kararı dikkate alınarak TİS sonrası en son giydirilmiş brüt ücretinin 20.079,01 TL olduğu, kıdem tazminatı tavan miktarı da dikkate alınarak dava dışı ...'ın TİS sonrası 41.338,33 TL kıdem tazminatı TİS farkını alması gerektiği, belirlenen miktara ve sorumluluk oranına göre davalının 19.780,86 TL'den sorumlu olduğu, ancak dava dışı işçiye yapılan ödeme dikkate alınarak davalının 19.496,70 TL'den sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Belirlenen tutardan daha düşük olan asıl alacağa yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.
Davalının dava dışı işçinin işçilik alacağı bedelinden ödeme tarihinden işleyen avans faizi ile sorumludur (Sakarya BAM 7. Hukuk Dairesi’nin █████/2022 tarih, █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı). Bu kapsamda davaya konu takipte asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizi işletilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Talepte ileri sürülen miktara göre asıl alacağa avans faizi işletilmesi neticesinde talep edilebilir faiz miktarının 1.843,64 TL olduğu sonucuna varılmıştır. Faiz talebine yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.
Açıklanan tüm gerekçelerle takibe yönelik itirazın iptaline karar verilmiş olup takibe yapılan itirazın kabul edilen miktarca haksız olması ve takip konusu alacağın likit olması nedeniyle kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Hüküm
: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Sakarya 4. İcra Müdürlüğü’nün █████████ Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile, takibin aynen devamına,
2-Davalının takibe yapılan itirazın kabul edilen miktarca haksız olması nedeniyle asıl alacak miktarı olan 20.379,92 TL 'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 1.392,15-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 427,60-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 964,55-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (Madde-13) göre hesaplanan 20.379,92-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 427,60-TL Peşin/nisbi Harcı, 3.500,00-TL Bilirkişi ücreti, 339,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.694,20TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
6-Arabuluculuk sarf ücreti olan 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydına,
7-Karar tebliğ giderleri karşılandıktan sonra kalan gider avansının karar kesinleşmesinden sonra talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili yüzünde Davalı vekilinin yokluğunda Miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlartıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!