Anahtar kelimeler: Davabanka Davadavacı Prof Sunmuş Ekinde Görüş Uzman İlamda Özetle Oldukları

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:████████ Esas - ███████ KararDAVA
:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları, █████/2015 tarihli, Prof. Dr. ... tarafından hazırlanın uzman görüş raporunda da belirtildiği üzere, davalı ... Bankası Aş'nin şirketler topluluğu bünyesinde yer alan, hakim şirket olması sebebi ile ayrıca müvekkili şirketin çalştığı tüm bankalar içerisinde en çok işlem yaptığı ana banka olması ve diğer davalı ... Aş'ninde hakim şirket bünyesinde yer alan şirketler topluluğu içerisinde bulunan tüzel kişi olması nedeni ile müvekkillerine karşı hukuka ve ahlaka aykırı olarak haksız, mesnetsiz, işlemleri ve eylemleri sonucu oluşan aracıların/bankanın kusuru veya ihlali nedeni ile doğan zararlar ve/veya aracılık yapan kurumların hukuki statüleri gereği en üst seviyede özen gösterme yükümlülüğünden kaynaklanan ve/veya ...'dan kaynaklanan ve/veya sözleşmenin müspet ihlali ve/veya sözleşmenin bulunmadığı diğer hukuka aykırı hallerde haksız fiil sebebi ile taraflar arasında özel bir ilişkinin bulunması sebebi ile oluşan diğer tarafın mal varlığına zarar vermemeye dair yazılı olmayan temel davranış kurallarını ihlalinin gerçekleşmesi ve/veya haksız rekabet sebebi ile özellikle de dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve/veya güvenden kaynaklanan davalıların sorumluluğu bulunduğunu; müvekkili şirketin 2001 yılında Kahramanmaraş'ta kurulduğunu daha sonra 2004 yılında merkezinin Adana'ya taşındığını müvekkilinin ... Bankası ve ... Bank (her iki bankanın daha sonra birleştiği) ile kredili kurumsal yapıda çalışmalarının başladığını ve dava tarihine kadar gerek müvekkili şirket gerekse grup pazarlama şirketi ile kesintisiz çalışıldığını, müvekkilinin ... Bankası'na karşı sorumluluklarını yerine getirdiğini, ara ara başka bankalar ile çalışılsa da ana bankanın ... Bankası olduğunu, yıllar içinde yüzlerce milyon TL'lik banka işlemleri oluştuğunu, müvekkillerinin temerrüde düşmedikleri gibi karşılıksız çekleri de olmadığını, ... tarafından müvekkili şirkete 100.000.000,00USD değer biçildiğini, müvekkili şirketin finansal yönden rahatlayarak üretim faaliyetini devam ettirmek için 2014 yılında özel sektör tahvili yapmaya karar verdiğini, tahvil sürecinde ...'nin istediği aracı kurum için ... Yatırım ile görüşmelere başlandığını, ilk toplantıdan sonra müvekkili şirketin finansallarını bir haftalık uzmanların marifeti ile incelemeleri gerektiğini ve inceleme neticesinde tahvili satabilecekse aracı kurum sözleşmesini yaparak en geç 3 haftada bu işlemi gerçekleştirebileceklerini bildirdiklerini, 1 haftalık inceleme sürecenin sonunda, tahvilin yapılabileceğinin müvekkillerine iletilerek aracı kurum sözleşmesinin yapıldığını, davalıların müvekkili şirkete ayrıntılarına kadar incelediklerini daha sonra da ...'dan tahvili ile ilgili gerekli müsadeyi hakim şirket olarak ... ve diğer davalı ...'ın aldığını ancak tahvili iş yoğunluğunu bahane göstererek son anda yapmaktan vazgeçtiklerini bildirdiklerini, müvekkili şirkete ait finansalların incelendiği bir haftalık süreden sonra ... için tanıtım çalışması başlatılıp bütün hazırlıkların tamamlanmış olmasına rağmen iş yoğunluğu ve kötü piyasa koşullarını bahane göstererek müvekkili şirketin yarı yolda bırakılmasının kurumsal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığını, bu bağlamda hakim şirket olarak ... Bankası'nın ve ...'ın müvekkili şirkete verilen zarardan Medeni Kanunun 2.maddesi, Borçlar Kanunun 96 ve 100. maddesi gereğince sorumlu olduklarını, müzakerelerin akdin kurulması ile sonuçlansın yada sonuçlanmasın kaldı ki aracı kurum sözleşmesinin imzalandığını, akdin müzakeresi sırasında ... Bankası ve ... kusurlarından sorumluluğunun oluştuğunu, oysa müzakerelerin bittiğini ve imzaların atıldığını, bankaların güven kurumu olarak nitelendirildiğini bu nedenle objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumluluklarının bulunduğunu, sözleşmelere konulan sorumsuzluk kayıtlarının geçersiz olduğunu, davalıların gerçek anlamda eşit şartlarda pazarlık yapma gücü olmayan müvekkillerinin korumasız ve adete dayatılmak sureti ile imzalanan sözleşmeden sonra tek taraflı olarak vazgeçilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, üstün durumda olan davalıların bu üstünlüklerini kötüye kullandıklarını, davalıların özen borcunun ağırlaştığı bu durumda müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, bu sürecin .. ile devam edildiğini, müvekkile sürümceme de kalmasından dolayı nakit akışında sıkıntı içerisine düştüğünü ancak ...'ın █████/2014'te tahvil satışı diğer bir deyişle bono satışı gerçekleştirirken de hakim şirket olarak ... Bankası ve dolayısı ile ... Yatırım'ın önce 3.500.000,00 TL yazdırıp son dakikada talebi geri çekmesi ile tahvil yapılamayan sürecin Ocak 2015'e kaldığını, bu tutumun kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, zaman kaybı olması bir yana hasmiyane bir yaklaşım niteliğinde olduğunu, müvekkili şirketi tahvil-bono sürecini daha sonra ... ile devam ettirdiğini, 19 Ocak 2015 tarihinde de gerçekleştirildiğini, tahvil sürecinde ...'ya bildirilen ... Bankası'na ödenecek tutar tahville gerçekleşmesi ile birlikte derhal ödendiğini, ardından o güne kadar olduğu gibi fabrikaların ham madde alımlarının bankanın doğrudan ödeme sistemi ile devam etmesi için 3.000.000,00 TL ilave ödeme yapıldığını bu ödemeye rağmen DBS limitinin yeniden açılmadığını, taraflar arasında toplantı gerçekleştirildiğini, her toplantıda DBS limiti açma taahhüdü ile ilave para gönderildiğini ancak DBS limitinin açılmadığını, ... adına verilen sözlerin yerine getirilmediğini, müvekkilinin temerrüde düşmediği halde vadesi gelmeyen borç için haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkili şirkete ait ham madde parasını davalıların rehin ettiklerini, vadesi günü gelmemiş fazladan müvekkili şirketin yatırdığı tüm meblağların kredi sözleşmelerindeki rehin, hesap haklar ile hiçbir açıklama yapılmadan tutulduğunu, müvekkili şirkete karşı ilk icra takibinin yapılmasına neden olanın ... Bankası olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir çekinin arkasının yazılmadığını, ta ki tahribat yapılarak davalı tarafa ,... Şti tarafından sunulan çekin müvekkili şirkete hiçbir uyarı yapmadan, davalı bankadan karşılıksız olduğu gerekçesi ile çekin arkasını yazdırdığını, oysa ki o anda davalı bankada müvekkiline ait para bulunduğunu, bu durumun domino etkisi yaparak diğer tüm bankalarında aynı şekilde davrandıklarını, grup şirketlerinden...'in 150.000,00Tl'lik çekinin de arkasının yazılması ile domino taşı etkisi ile küçük bankaların müvekkili şirkete ard arda icra takibi açmaya başladıklarını, 2001 yılından bu yana temerrüd yaşamamış olan müvekkili şirket hakkındaki arda arda yapılan takipler nedeni ile şirket bünyesinde çalışan 400 kişinin ve bağlantısı olupta malını alamamış bayilerin panikleyerek stokları yağlamadıklarını bu arada bankaların icra ile kaldırdıkları ham madde, makine, tesisatın yanı sıra yağma ile zarar gören müvekkili şirkete ait fabrikada üretimin durduğunu, bu nedenle müvekili tarafından Bakırköy 7 Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas nolu dosyası ile iflas erteleme talebi ile başvurulduğunu bu süreç nedene ili de müvekkilinin zarar ve mağduriyete uğradığını, bankanın müşterilerine ayrıntılı bilgi verme yükümlülüğünün bulunduğunu, hafif kusurundan dahi sorumlu olacağını, bankanın para borcunun ifada gecikme sebebi ile sorumluluğununda bulunduğunu, somut olayda müvekkili şirketin kendi munzam zararı yanında ödemeyerek alıkoyduğu paradan elde ettiği karı da talep ettiklerini, kredi sözleşmesi imzalandığı sırada bankanın teminat istediğini, teminatın verildiğini buna rağmen hesabın kat edilmesi ve vs sebeplerle ödeme kabiliyetinin azalmış olmasının banka açısından risk ve fesih sebebi oluşturmayacağını, bankanın eylemlerinin TBK 112 maddesi gereğince borca aykırılık teşkil ettiğini, davalı bankanın davranışlarının haksız rekabet özellikle dürüstlük kuralına aykırı davranışlar olarak nitelendirilebileceğini TTK'nın 56.maddesinde "aldatıcı hareket veya iyi niyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali" olarak haksız rekabetin tanımlandığını, bu tanımlamanın sınırlayıcı olmadığını belirterek, 1-A Müvekkili davacı şirketin, davalılar tarafından sergilenen hukuka aykırı iş ve eylemlerinden önce uluslararası bağımsız denetim şirketi ... tarafından yapılan şirket diğer tespiti ile 100.000.000,00 USD iken haksız ve hukuka aykırı davalıların tutumu neticesinde müvekkillerinin adeta sürüklendiği iflas erteleme sürecinden sonra stoklarının yağmalandığını, üretiminin durduğunu, sadece makine teçhizat durumuna düşen müvekkili şirketin mahkemece yapılacak şirketin son değer testi neticesinde şirket değer kaybından kaynaklı zararı kapsamında şimdilik 10.000,00TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, B- Davalıların müvekkili şirketin iflas erteleme sürecine girmesine, doğrudan etkisi olması sebebi ile mahkemece tespit edilecek oluşan ve oluşacak 2015 yılı ve devam eden senelere ilişkin olarak ciro, iş ve gelir kaybından kaynaklı şimdilik 10.000,00TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, C- Davalıların müvekkili şirket ile tahvil bono ihracının yapılmasına ilişkin imzalanan sözleşmeden sonra tek taraflı olarak hiçbir gerekçe göstermeksizin fesih edilmesi sebebi ile sürekli uzamasına sebep olmasından kaynaklı zarar nedeni ile şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, D-Davalıların yukarıda C bendinde belirtilen sözleşmeyi fesih etmesinden sonra ... AŞ'nin yapmış olduğu bono ihracında almayı taahhüt ettikleri meblağı almayarak yine bu edimini yerine getirmeyen davalılardan oluşan zarara ilişkin şimdilik 10.000,00TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, E-Davalıların haksız ve hukuksuz eylemlerinden dolayı müvekkili şirkete ait tüm fabrikaların durması sebebi ile işçilere olan maaş, kıdem, ihbar tazminatlarına ilşikin olarak, şimdilik 10.000,00TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, F-Davalı ... Bankası Aş'nin muaccel olmayan vadesi gelmemiş borca ilişkin olarak rehin edip iade etmediği, meblağa ilişkin olarak şimdilik 10.000,00TL'nin tahsiline, G-Davalıların hukuka aykırı davranışları sebebi ile müvekkili şirketin faaliyetine devam etmesi için gerekli olan ham madde parasına hukuka şekilde el koymaları nedeni ile tüm fabrikaların durması ile bayiler, tedarikçiler, banka ve diğer tüm finans şirketlerinde oluşan borçlardaki sorumluluk nedeni ile şimdilik 10.000,00TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 2-Mahkemece verilecek ilamın Türkiye çapında trajı en yüksek 10 gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.CEVAP
:Davalı ... Bankası Aş cevap dilekçesinde, yetkili mahkemenin İstanbul mahkemesi olduğunu, davacının taleplerinin açık olmadığı gibi mükerrer olduğunu, müvekkili banka tarafından davacılara mevzuatın belirlediği sınırlamalar çerçevesinde gereken yardım ve desteğin sağlandığını, davacı şirketler grubunun faiz yükünü azaltmak, özellikle mal alımlarında nakit kredi yerine doğrudan borçlandırma sistem limitlerinin kullandırılması için 2014 tarihinde genel limitin 10.461.000,00TL'den 12.529.000,00TL'ye toplam limitleri içindeki kefalet karşılığı limitleri ise 2.750.000,00TL 'den 3.950.000,00TL'ye yükseltildiğini ancak firmanın borçlanma hızının artarak devam ettiğini, beklenen cirosal gelişimi sağlayamadığını, borçların vadesinde ödenemediğini, kredi vadelerinin temdit edilmek zorunda kaldığını, vergi ve SGK borçlarının ödenmesi için bankadan 0 faizli taviz kredileri kullandırıldığını, bono ihracı yapıldıktan sonra taraflar arasında yapılan toplantının yapıldığı gün doğrudan borçlandırma sistemi limitlerine, 1.000.000,00TL geri ödeme yapıldığını ve aynı gün aynı tutarda kredinin muhatap firmalara yeniden kullandırılarak ham madde tedarik etmesinin sağlandığını, ancak muhhattap firmanın istenilen süre içerisinde sağlıklı bir projeksiyon sunamadığını, █████/2015 tarihinde bono ihracı yapıldıktan bir kaç hafta sonra müvekkili bankaca firma yetkilileri ile iletişim sağlanamamaya başlanıldığını, firma yetkililerine ulaşamayan bir çok bankanın hızlı bir şekilde hesaplarını kat ederek kanuni takip sürecine geçtiklerini ancak müvekkili bankaca 5 ay daha herhangi bir olumsuz aksiyon almadıklarını, temerrüde düşmedikleri ve çeklerinin arkasının yazılmadığı iddialarının doğru olmadığını, defalarca davacı şirketin temürrüd kaydının olduğunu, kredilerin çok defa temdit edilerek vadesinin uzatıldığını, grubun ilk defa .. Aş'ye ait 8213657 nolu 148.800,00TL tutarlı çekinin █████/2015 tarihinde karşılıksız çıktığını, sonrasında hesabın kat edildiği tarihe kadar davacı şirketin 13, ... Aş'nin ise 11 adet çekin karşılıksız çıktığını ve düzeltme hakkının kullanılmadığını, tahrip edilmiş çeke karşılıksız şerhi vurulduğunu iddia ettikleri çekle ilgili bilgilerin dilekçede yazılı olmadığını, temerrüd oluşmadan ve vade gelmeden davacı tarafından fazladan yatırılan tutarların banka tarafından rehin edildiği iddialarını dayanaksız olduğunu, dilekçenin C bendinde 7.800.000,00TL ödeme gelmesine rağmen DBS limitinin açılmadığının iddia edildiğini, rakamın doğru olmadığını, doğrusunun 5.088.000,00TL olduğunu, bu miktarında ... Bankası Aş , ... ... Aş, ... ... Aş nezdinde ki vadesi geçmiş borçları için yapılması gereken ödemeler toplamı olduğunu, davacı firmanın bono ihracından sonra █████/2015 tarihinde 1.978.000,00TL ödeme gönderdiğini, bu bakiyenin 756.000,00USD'sinin ... Aş'nin, 104.425,00TL'sinin ... ..., kalan kısmının ise müvekkili bankaya vadesi geçmiş kredilerin ödemesinde kullanıldığını, ek olarak █████/2015 tarihinde iki parça halinde 3.110.000,00TL tutar gönderildiğini bu tutarın ise nakde dönüşmüş doğrudan borçlandırma sistemi risklerinin geri ödemelerinde kullanıldığını, başka yapılan ödeme bulunmadığını, davacı şirketin bono ihracı yaptıktan yaklaşık 5 hafta sonra borca batık olduğu gerekçesi ile iflasın ertelenmesi istemli iflas davası açtığını, bu durumun kötü niyetli olduğunun açık bir kanıtı olduğunu, kayıtlar incelendiğinde kredilerin önemli bir kısmının takip hesabına aktarıldığının görüleceğini, müvekkilinin sözleşmeye uygun davrandığını haksız fiile, haksız rekabete konu olacak eylem ve işlemin bulunmadığını, diğer davalı ile müteselsil sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, müvekkili bankanın davacı şirketten olan alacağını Adana ...Noterliğinin █████/2015 gün ... ve Adana ... Noterliğinin █████/2015 gün .. nolu ihtarnameleri ile kat edildiğini, ... ve ... sayılı dosyaları ile davacıları hakkında takip başlatıldığını, yapılan icra takiplerinin itirazsız kesinleştiğini, davacıların takiplere itiraz hakkı var iken bu haklarını kullanmayarak iş bu davayı açmalarının kötü niyetin açık bir göstergesi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer Davalı ... Aş Cevap Dilekçesi ile, İstanbul mahkemesinin yetkili olduğunu, ..., ... ve ...'in davacı sıfatlarının bulunmadığını, bu davacıların davacı şirketten bağımsız olarak şahsi zarara uğradıkları iddiası ile dava açıldığına dair dilekçe de kayıt bulunmadığını, davacı şirketin yöneticileri olması durumununda bu davacıları davacı sıfatı konumuna sokmayacağını, davacı şirketin tahvil ihracı nedeni ile imzalanmış olan aracılık sözleşmesinin haksız yere müvekkilince fesih edildiğinin iddiasının gerçek dışı olduğunu, 6362 sayılı ... uyarınca Aş'lerin finansman kaynağı sağlamak amacıyla özel sektör tahvili ihraç edebildiklerini, tahvilin şirketlerin borçlanma tebliği hükümlerine göre borçlu sıfatı ile düzenleyip sattığı ve nominal değerine vade tarihinde yatırımcıya geri ödenmesi taahhüdünü içeren vadesi 365 gün veya daha uzun olan borçlanma aracını ifade ettiğini, tebliği uyarınca tahvil ihraç etmek isteyen şirketlerin bu ihraca aracılık etmeye ...'nın ve ilgili mevduat uyarınca yetkisi olan bir aracı kurum ile aracılık sözleşmesi imzalanmasının zorunlu olduğunu, müvekkilinin 6362 sayılı kanunun uyarınca Sermaye piyasası araçlarının halka arzının aracılık yetki belgesi olan aracı kurum olduğunu, davacı şirketin hükmen kısa vadeli borcun vade yapısının uzatılması kısmen ise devam eden yatırım harcamalarında kullanılmak üzere 35.000.000,00TL'ye kadar bir tahvil ihracı gerçekleştirmek için müvekkiline başvurması üzerine 30 Eylül 2014 tarihinde aracılık sözleşmesi imzalanarak çalışmalara başlandığını, müvekkilinin sözleşme imzalandıktan sonra tebliği hükümlerini eksiksiz yerine getirdiğini, tahvil ihracını onaylamaya yetkili olan...'ya gerekli başvuruların yapıldığını, █████/2014 tarihi itibari ile ... taleplerinin yerine getirildiğini, ... tarafından █████/2014 tarihinde söz konusu tahvilin ihracının onaylandığını, yatırım tebliğinin 54/d fıkrası gereğince müvekkiline yüklemiş olduğu vazife gereğince ihraç fiyatının ve miktarının belirlenmesi aşamasında satışı yapılacak tahvil miktarının mevcut duruma ve şirketin güncel mali yapısına uygun olup olmadığı hakkında incelemelerin detaylandırıldığını, ilk değerlendirmede 2014 yılı sonuna yaklaşılırken şirket gelirinin %25'ini oluşturan ihracat pazarı arasında Irak ve Sureye'nin yer alması ve bu pazarlarda yaşanan siyasi gerginlikler nedeni ile şirketin 2013 yıl sonu verilenen yeterli olmayacağı, 6 aylık denetlenmiş güncel veriler ile değerlendirme yapılmasının gerekli olduğunun davacı şirkete bildirildiğini, 17 Kasım 2014 tarihinde güncel 6 aylık mali tabloların müvekkili kuruma iletildiğini, yapılan incelemede ilk 6 aylık cironon 66,8 Milyon TL düzeyinde olduğu, bir önceki yıla kıyasla azaldığı görülmekle nedeninin şirketten sorulduğunu, davacı şirketin gerekçe olarak soğuk hava koşulları nedeni ile inşaat sektöründe yaşanan yavaşlamanın gösterildiğini, 2015 yılında uluslararası pazarda etkinliğini artırarak yıllık hasılatının 200.000.000,00TL'ye çıkarmaya hedeflediğini bildirdiğini, bununla birlikte davacı şirketin satışlarının olduğu ihracat pazarlarındaki gerginlik ve şirketin borçlu yapısı göz önüne alındığında şirketten planlanan tahvil itfaa süreci olan 2014-2016 dönemini kapsayan güncel bir projeksiyon çalışması yapılmasının talep edildiğini, ayrıca güncel durumu için 9 aylık gelir tablosunun talep edildiğini, şirketin 200 milyon TL 2015 yılı satış geliri hedefine Irak ve Suriye pazarlarının bir süre daha kapalı kalacağı var sayımı ile gelir yaratacak etkenler arasında Rusya, Gürcistan ve Türkmenistan'a yüksek tutarlı sevkiyatlar olacağını belirttiğini, bunun üzerine şirketten bu bölgelere yapılan sevkiyatlara ilişkin sipariş bilgileri ve sözleşmelerin istenildiğini ancak davacı tarafça bunlara ilişin evrak sunulmadığını, 2014 Kasım ayı itibari ile Suriye'de yaşanan siyasi gerilim nedeni ile şirket açısından olumsuz senaryolarının gerçekleşme ihtimalini artırdığını, 35.000.000,00TL'lik tahvil ihracının mevcut mali pozisyonda gerçekleşme fizibilitesinin azaldığının şirkete bildirildiğini, diğer yandan 24 Kasım 2014 tarihinde davacı şirketten finansal son durumu itibari ile güncel mali borcu 30 Haziran 2014 tarihindeki rakamında üstüne çıkıp 83.000.000,00TL'ye ulaştığının bilgisinin edinildiğini bu durum nedeni ile tahvil ihracını aracılık yapılmasının mümkün olmayacağını yatırım tebliğinin 54/d fıkrası uyarınca yapılan araştırmada anlaşıldığını bu nedenle █████/2014 tarihinde de aracılık sözleşmesinin karşılıklı olarak fesih edildiğini bu süreçte şirketten ücret alınmadığını, fesih protokolünün 3.maddesinde ibraya ilişkin madde bulunduğunu, aracı kurum olan müvekkilinin ... mevzuatı uyarınca ihraççı hakkında detaylı ve dikkatli inceleme yapma konusundaki görevini eksiksiz yerine getirdiğini, davacının iddia ettiği zararlı sonuç ile müvekkili kurum işleri arasında illiyet bulunmadığını, davacının dilekçesinde 3.500.000,00TL tutarında tahvil alım talebinin müvekkilinin hukuka aykırı şekilde geri çektiği iddiasının doğru olmadığını, tahvil alımı için müvekkilinin hiçbir zaman talebi olmadığını, olmayan talebinde geri çekilmesinin söz konusu olmayacağını, şirketin iflas erteleme sürecine sokulması şeklindeki davacı ifadesinden neyin kast edildiğinin anlaşılmadığını, Bakırköy 7 ATM de görülen dava da iflas erteleme talebinin şirketin borca batık olmadığı gerekçesi ile red edilerek tedbirlerin kaldırıldığını, iflas erteleme talebinde bulunulması ile müvekkilinin bir ilgisinin bulunmadığını bildirerek davanın red edilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Davacılar tarafından sunulan uzman görüş raporu ile mahkememizce alınan rapor ve ek rapor arasında çelişki olması nedeni ile daha önceki bilirkişiler dışında oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan █████/2020 tarihli rapor incelendiğinde; dosyada mevcut protokol incelendiğinde, aracılık sözleşmesine taraflar arasında varılan mutabakatla protokol şeklinde fesih edildiği ve karşılıklı ibralaşıldığı bu nedenle sözleşmenin davalı aracı kurum tarafından haksız olarak fesih edildiği iddiasının doğru olmadığı, davacının davalı ...'ın 3.500.000,00TL tutarında tahvil alım talebinin hukuka aykırı şekilde geri çekildiği, iddiası ile ilgili sunulan 5 adet e posta yazışmasının davalının halka arz sürecinde tahvil satın alma talebi ile alakalı olmadığı ... nezdinde ki işlemlere ilişkin olduğu, davacı şirkete yeniden kredi açılmamasında davalıların sorumlu bulunduğu iddiasına ilişkin olarak basiretli tacir gereği bankaların risk ve getirim hesabı yaparak kararlarını vermelerinin ticari hayatın doğal bir sonucu olduğu, geri alma güvencesi hissetmediği durumda borç vermeye zorlanamayacağı hem kendisine hemde başka bankalara yüklü miktarda borcu olan davacı şirkete mevcut risklerini daha fazla artırmamak için ilave kredi vermemesinden dolayı sorumlu tutulamayacağını, vadesi gelmemiş borç için haksız ve hukuka aykırı olarak davacı şirkete ait ham madde parasını rehin ediliği iddiasına ilişkin olarak, tahvil ihracı sonrasında davacı taraf bu ihraçtan elde ettiği para ile davalı tarafın kredi borcunun bir kısmını ödediğini, ancak borcun tam olarak kapanmadığını, hala 6 milyonun üzerinde davacının davalı bankaya borcunun bulunduğunu, bu nedenle bankanın kredi hesabını kat işlemini hukuka aykırı olduğunun ileri sürülemeyeceğini, davacının iflas erteleme çabasına girişip davalının alacaklarını tahsil etme imkanını sınırlandırmaya çalışırken davalının kredileri kat ederek muaccel alacakları için haciz işlemleri başlatmasının haklı nedenlere dayandığını, davalı bankanın tutum ve davranışlarının davacıyı iflas erteleme sürecine getirdiği iddiası ile ilgili olarak bu duruma davalının neden olduğunu, kanıtlayan hukuki illiyet bağı kurulamadığı davalı bankanın hesapları kat etmese dahi davacı şirketin başka şahıs ve şirketlere yüklü miktarda muaccel borcunun bulunduğunu iflas erteleme sürecine davalının sebep olduğu iddiasının doğru olmadığını, ... Bankası 'nın ana sorumluluğu iddiasına ilişkin olarak, davacının "geçmişte 19 kez karşılıksız olan çekleri ödemiş olduğu için ana bankamızdır" ifadesinden ibaret olduğunu, müşterinin karşılıklı çeklerini ödeyen bankanın ana banka kabul edilebileceği yönünde bir mevzuat hükmünü bulunmadığını, davacı tarafından sunulan hukuki mütala da ki değerlendirmelerin objektif kriterlere dayanmadığı hukuken isabetli olmadığı, davacı şirketin davalı bankaya karşı yüklü miktarda gecikmiş kredi borcunun bulunduğu gerçeği ve davacı şirket ile davalı banka arasında imzalanmış olan kredi hükümleri dikkate alındığında hukuki mütalanın isabetli olmadığını, eğer davacının davalı bankaya gecikmiş kredi borçları olması dolayısı ile davacı şirketin davalı bankaya gönderidği paraların kredi bakiyesinin küçültülmesi amacıyla değilde, mevduat olarak gönderilmiş olsa bankada ki mevduatın çekin ödenmesinde neden kullanılmadığı hususunda hak talep etme imkanının olabileceğini ancak fiili durumda bankanın kredibilitesini yitiren müşterisine riskinin daha fazla büyümemesi için ilave kredi kullandırmak istememesinin rasyonel bir karar olduğunu, basiretli tacir gibi davranması gereken bankanın muaccel borçlarını ödemeyen müşterisine neden daha fazla kredi vermediği için suçlanamayacağını, çekin ödenip ödenmediğini, limitlerinden dolayı bankanın ödemediğini öğrendiğinde yada çekin yazıldıktan sonra dahi durumu düzeltme imkanına sahip olmasına rağmen davacının gereğini yapmadığını, davacının kestiği çeklerin takibinde kendi kısmından dolayı başkalarının sorumlu tutmasının mümkün olmadığını bu nedenle davacının uğramış olduğu zararlardan davalıların kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirttikleri, bilirkişi heyetinden olan hukukçu bilirkişinin ayrık görüş raporu sunduğunu incelendiğinde, bankaların güven kurumu olduğunu, davacı şirketin █████/2015 tarihinde iflas erteleme talebinde bulunması bu nedenle iyileştirme projesi sunması, mahkemenin projeyi ciddi bulması nedeniyle davacının sağlıklı bir projeksiyon verdiğinin dosyadaki belgelerden davacı şirketin ... Aş İkitelli şubesinden davalı banka .. şubesine █████/2015 - █████/2015 tarihleri arasında toplam 7.704.135,00TL havale ettiğini, ... Bankası'nın █████/2015 tarihindeki maili ile davacı şirketten 3.685.315,00TL talep ettiğini, █████/2015 tarihinde 470.000,00TL bedelli çeke karşılıksız kaydı konulduğundan ... Bankası'nın davacının hesabından para çıkışının olmaması, bankanın talep ettiği tutar mahsup edildiğinde, bakiyenin 4.018.820,00TL olması gerekirken çekin karşılıksız kaydı konulmasının davalı bankanın güven ilkesini aykırı davrandığı gibi davacının ticari itibarını esaslı biçimde zedelediği dolayısı ile davacı şirketin uğramış olduğu zararların tazmini gerektiğinin bildirildiği görülmüştür. Davacılar vekilince çoğunluk görüş raporuna itiraz, davalılar vekillerince ayrık görüş raporuna itiraz dilekçesi sunulmuş olup, itirazlar hususunda ek rapor alınması ayrıca karşılıksız kaydı bulunan çek yönünden davacıların ve davalı bankanın kusur durumu ve oranları tespit edilerek dava dilekçesinde zarar kalemi olarak belirlenen A, B,C,D,E,F,G ile belirlenen zararlar arasında çek bedelinin ödenmemesi nedeni ile illiyet bağı olup olmadığı var ise zarar miktarının uzman görüş raporları de değerlendirilerek belirlenmesi için ek rapor alınmıştır. Ek rapor incelendiğinde çoğunluğun, kök rapordaki çoğunluk görüşü aynen tekrarladığı, davacı şirketin gönderdiği paraların kredi bakiyesini küçültmek için gönderildiği, mevduat amacıyla gönderilmediği, mevduat amacıyla göndermiş olması halinde bankadaki mevduatın çekin ödenmesinde neden kullanılmadığı hususunun gündeme gelebileceğini, davacı şirketin muhabese müdürünün █████/2015 tarihi itibari ile davalı bankaya 6.568.911,00TL borçlu bulunduğunu bildirdiğini, bankanın hesap kat ihtarı ile başlatılan ilamsız takipteki ödeme emri miktarının bu bildirimdeki miktara uygun olduğunu, belirttikleri ayrık görüş raporu veren bilirkişinin ise kök rapordaki görüşünü aynen tekrar ettiği görülmüştür. Dosya içerisinde ... Bankası'nca hesabın katına ilişkin kat ihtarnamesi mevcut olup, ... Bankası tarafından davacı şirket ile kefil olan davacılar hakkında ... nolu dosyası ile başlatılmış olan icra takibine ait ödeme emri incelendiğinde,..., ..., ..., ... müteselsil kefaleti ile sorumlu bulunduğu krediler nedeni ile 7.061.421,30TL , .. Aş'nin kefaleti ile sorumlu olduğu krediler açısından 7.070.024,83TL , ...'nun kefaleti ile sorumlu olunan krediler nedeni ile 3.555.390,78TL borcun tahsili için icra takibi başlatıldığı, davacının iflas erteleme talebi ile açmış olduğu davanın borca batık olmaması nedeni ile red edildiği ve toplanan tüm deliller alınan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde, ticari ilişkinin davacı şirket ile davalılar arasında bulunduğu, davacı sıfatının davacı şirkete ait olup , diğer davacı gerçek kişilerin davacı sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirket ile davalılar arasındaki ticari ilişkiler davacı şirketin etkilendiği bu nedenle davacı ..., ... ve ...'in davacı sıfatlarının bulunmadığı, davacı şirket açısından ise gerek █████/2018 tarihli rapor ve ek rapor , gerekse daha sonradan alınan çoğunluk görüşe ait rapor ve ek raporda belirtildiği üzere, davacı şirketin değer kabına uğramasına, iflas erteleme sürecine girmesine davalıların sebebiyet vermediği, tahvil ihracına ilişkin sözleşmenin karşılıklı olarak protokol ile fesih edilerek ibralaşıldığı ve davacı şirketin iddia etmiş olduğu zararlar ile davalıların hesabı kat etmeleri, icra takibi başlatmaları, aracılık sözleşmesini fesih etmeleri arasında illiyet bağı bulunmadığı davalıların oluşan zararda kusurlarının ve sorumluluklarının bulunmaması nedeni ile davacı şirket açısından davanın reddine dair davacılar ..., ... ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine, ... Aş tarafından açılan davanın reddine " karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ... AŞ'nin çalışması sonucunda ...'dan tahvil ihraç izni alındığını, eksik bilgi ve belge olmaksızın alınan bu izin sonucunda 11.11.2014 tarihinde tamamlanması gereken tahvil ihracının iş yoğunluğu bahanesiyle tamamlanmadığını ve ... AŞ'yi fesih prokolünü imzaya zorladıklarını, tahvil ihracının tamamlanması gereken tarih olan 11.11.2014'de tamamlanmayıp sürecin uzaması sonucunda şirketin nakit ihtiyacı arttığını , yapılması gereken ödemelerin yapılamadığını ve hem şirketin finansal açıdan zor durumda kaldığını hem de gerek şirket gerekse şirket kurucu ortakları-yönetim kurulu üyelerinin piyasa itibar kaybı yaşadığını, 1.Bilirkişi ve 2.Bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin 1.Bilirkişi raporunda tahvil ihracının 11.11.2014'de tahvil tamamlanmamış olmasından dolayı 70 günlük ek maliyet hesabı yaptıklarını, fakat 2.bilirkişi raporunda bu hesaplama yapılmadığını, ayrıca bilirkişilerin dosyada bulunan belgeleri incelemeden ve Yargıtay 17.HD. E.██████████,K. █████████, T. 27.1.2016 kararında belirtildiği şekilde değer kaybının belirlenmesinde ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapor hazırlamaları gerekirken,basit bir hesapla şirketin uğradığı zararı hesaplamaya çalıştıklarını, bu yönüyle de bilirkişi raporunun Yargıtay Kararı ile çeliştiğini, ... tarafından ... AŞ'ye genel ekonomik göstergeler ve sermaye piyasalarının durumu itibariyle ihraçtan faydanın edilemeyeceği anlaşıldığı için "sözleşmeyi karşılıklı feshedelim" talebi gelmediğini, SPK'ya da konu ile ilgili bildirim yapmadıklarını, tam tersi hiç bir açıklama yapmadan ...AŞ oyalanmak suretiyle feshe zorlandığını, şirketin 300 sayfaya yakın tahvil-bono projeksiyon çalışması hazırlamış olup, %70'i finanse edilmiş bu yatırım projeksiyonunun yokluğunu ileri sürmenin kafa karışıklığı yaratmaya yönelik bir iddia olduğunu, ... AŞ'nin ,... Bankası AŞ tarafından hukuksuz kat hesap katına (haksız fiil) maruz kalmamış olsaydı polyol kimya üretiminde sadece ülkemizde değil, Ortadoğu'da en büyük üretici olarak yoluna devam edeceğinin açık olduğunu,%70 finansmanı tamamlanmış Diyarbakır ...(Ortadoğu ihracat hedefi) üretimine ilişkin Diyarbakır'da ...'inde kurulacak olan ve yeri hazır olan fabrikanın makinasının tümüyle parası ödenmiş olduğu halde hesapta karşılığı olmasına rağmen hukuksuz hesap katı, "karşılığı yoktur" şeklinde yazılan 470.000TL'lik çekten sonra başlayan panik hacizleri neticesinde Mersin Gümrüğü'nden çekilemediğini, makinelerin gümrükte çürümeye terk edildiğini, bankanın hukuksuz hesap katı (haksız fiil) sonucunda panik hacizleri tesisi ilgisiz kişilere yediemin olarak teslim edildiğini, KPMC Raporunda 50 milyon Usd değer bulan bu tesisin panik haczi neticesinde makina- techizat,hammade ve en önemlisi “arge” çalışmalarının hedef alındığını, yok edildiğini, Mersin 10. Asliye Ceza Mahkemesi ████████ Esas ve ████████ Karar sayıl dosyası incelendiğinde 50 milyon ...'lik tesisisin ,... Bankası hukuksuz hesap katı (haksız fiil)'ine bağlı talan edildiğinin ve illiyet bağının kanıtı olduğu görüleceğini, bilirkişi heyetince bu hususların görmezden gelinmiş olmasının yanısıra bono sürecinin hemen ardından iflas erteleme müracaatının yapılmasının tümüyle ... Bankası'nın 10 yılı aşkın süredir teminatlı kredili rutin çalışmayı, kendi Genel Kredi Sözleşmesi bildirim hükümlerini de çiğneyerek hukuksuz bildirimsiz hesap katı ile hesapta 10 katı fazla para var iken 470.000 TL'lik çekin "karşılığı yoktur" şeklinde yazdırılmasına müteakip bir hafta içinde başlayan fabrikalardaki yağma ve panik hacizleri olumsuzluğunun durdurulması için İflas Erteleme müracaatının yapıldığının gözardı edildiğini,bu hususun çelişkili bir raporlama olarak ortada kaldığını, son beş yıla ait Bağımsız Denetim Raporu olan ... Raporunun teslim edilmemiş olsaydı, eksik belge olacağından dolayı ...'ya Tahvil İhraç İzni başvurusu da yapılamayacağını, ... ve ... Raporları teslim edildikten sonra bunları değerlendirmenin En İyi Gayret Aracılığı Sözleşmesi gereğince ... Yatırım'a ait olduğunu, şirketin 26.02.2015 tarihinde iflas erteleme başvurusunda bulunma nedeninin bilirkişilerin belirttiği gibi “davacı şirketin gerçek finansal yapısının tahvil ihraç sürecinde kamuya açıklananlardan çok daha olumsuz olduğu..” iddiasının gerçek dışı olduğunu, iflas ertele davasında mahkemece şirketin borca batık olmadığı, aksine rayiç değerlere göre aktiflerinin borçlarından 25.066.604,27 TL fazla olduğu yani şirketin mevcutlarının ve alacaklarının borçlarının tamamını karşılayabildiği belirtilerek iflas erteleme başvurusunun kabul edilmediğini, Yargıtay 23.HD E. █████████,K. █████████ No'lu kararıyla da verilen kararın onandığını, bu durumun "davacı şirketin gerçek finansal yapısının tahvil ihraç süresinde kamuya açıklanandan çok daha olumsuz olduğu" bilirkişi görüşünün mesnetsiz-hukuksuz ve Yargıtay Kararı ile çeliştiğinin ortada olduğunu, bu konuya Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyor olmalarının dayanağının bu iki kurumun tablolarının farklılığı ise de ...'nin zaten bu durumu onayladığını ve izin belgesi verdiğini, aynı suç duyurusu ile Çağlayan ve Küçükçekmece Cumhuriyet Savcılıkları takipsizlik verdiklerini, bilirkişilerin rapor düzenlerken dosyadaki mevcut belgeleri incelemeden,uzman görüşlerini özel ve teknik bilgi yönünden değerlendirmeden, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermeden; taraflı olarak düzenlediklerini, birinci bilirkişi raporu ile ikinci bilirkişi raporunun (ayrık görüş Prof.Dr.... görüşü hariç) çeliştiğini, ikinci bilirkişi raporu ayrık görüş Prof.Dr....'in görüşünün, birinci bilirkişi raporu ile kısmen uyuşmuş olsa dahi ikinci raporun kendi içinde ayrık görüş yönüyle çelişkili kaldığını, Prof. Dr. ...'ın işaret ettiği bir çok noktanın birinci bilirkişi,ikinci bilirkişi raporlarında yer almaması yönüyle de çelişkiler içerdiğini, ... AŞ ile ... Bankası kuruluşunun 2002 yılından itibaren haksız fiil (kukuksuz hesap katı)'nı yaşadığı Şubat 2015 tarihi-13 yıllık sürede teminatlı olarak çalıştıklarını, bankanın hakim banka- ana banka olduğunu, ... AŞ'nin mülkiyeti tüm arsa-bina makina dahil yaklaşık 30.000.000 TL civarında olan Mersin-Tarsus Gelişim Bölgesi'nde ... üretim fabrikasının birinci dereceden birinci sıradan fekki ... Bankası yetkisinde olmak üzere resmi yazılı tutarı 15.000.000 TL'lik ipotek mevcudu ile kredili çalışıldığını, ... Bankasının bu tesisi 5.004,58 TL'ye sattığını, ... AŞ'nin ticari itibarını yok ettiği tarih olan Şubat 2015 tarihine kadar ne ... AŞ tüzel kişiliği ne de ... AŞ ortakları-yönetim kurulu üyelerinin tek bir temerrütleri olmadığını, şirketin değerinin 100.000.000 USD olduğunu, 4721 sayılı gerek Türk Ticaret Kanunu,gerekse 5411 sayılı Bankacılık Kanunu,gerekse yerleşik Yargıtay içtihatları çerçevesinde ana banka-hakim banka olarak ... A.Ş.'nin fiili hesap katı olan Şubat 2015 tarihinden 6 ay önce noterden hesap kat ihtarnamesi göndererek hesap katı ve çalışmalarını sonlandırma bildiriminde bulunması gerekirken, fiili hesap katı olan Şubat 2015 tarihinden birincisi Adana ...Noterliği 27 Mayıs 2015 (yaklaşık 3 ay sonra) tarihli hesap kat ihtarnamesi,ikincisi ise yaklaşık 6 ay sonra Adana ... Noterliği 03.08.2015 tarihli Hesap Kat İhtarnamesi göndererek çok açık çok net olarak ... AŞ'nin itibarını yok eden hukuksuz hesap katı (haksız fiili) suçunu işlediklerini, ... Limitlerinin yapılan ödemeye rağmen açılmadığını, hammadde alınamadığı için fabrikalarda üretim yapılamadığını, ... Bankası'nın DBS ödemesi yapıldıktan sonra 1.000.000 TL yeniden limit kullanımını ... AŞ'ye yaptırdığı iddiasının tümüyle asılsız-mesnetsiz bir iddia olduğunu, 470.000 TL'lik Şubat 2015 çeki, karşılığı 10 katı fazla hesapta para olmasına rağmen yazdırdıktan sonra hiç bir surette yeniden kredi kullandırılmadığını, DBS (Doğrudan Borçlandırma Sistemi Yetki Belgesi) sözleşmesinin kredi limitinin kapatılabilmesi ile ilgili maddesinde "Madde 3-1 bendinde:Banka gerekli gördüğü hallerde Müşteri'ye yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla müşteri'nin ... Limitini değiştirebilir,kısmen veya tamamen iptal edebilir" denildiğini , yazılı bildirimde bulunmak kaydıyla şeklinde belirtilmesine rağmen ... AŞ'ye yazılı bildirim de gelmediğini, bu hususta çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, ... AŞ'nin ... AŞ kefaleti içinde ... Bankası AŞ ile çalışma yürütürken ve hesabında para yok iken ... AŞ kefaleti nedeniyle çekleri kredili/teminatlı ... AŞ -... Bankası AŞ çalışması içinde ...'in çekleri ödenirken yine ... AŞ'ye bildirimsiz-hukuksuz-haksız fiil-hukuksuz hesap katı çerçevesinde ... çekinin ... Bankası'nca karşılığı yoktur şeklinde yazdırıldığını, ... AŞ'nin hesapları fiili olarak kat edildikten 3 ay sonra hesap kat ihtarnamesi gönderdiklerini, hesaplar fiili hukuksuz kat edildiği tarihte ... AŞ'nin ... Bankası'na gecikmiş kredi borcu bulunmadığını, gecikmiş borç olduğu konusu ile ilgili banka tarafından gönderilmiş belge de bulunmadığını, davalı bankanın, ibraz edilen çekin karşılığının çekle işleyen hesapta bulunmadığını davacı şirkete derhal bildirmesi ve davacı şirketin diğer hesaplarından çekle işleyen hesaba virman yapılmasını sağlayarak çek bedelinin ödenmesini sağlaması gerektiğini, bunun yapılmamış olmasının çek sözleşmesinin ve TBK m 506/2 hükmünün ihlali anlamına geleceği şeklindeki Prof.Dr....-Doç.Dr.... ve Prof.Dr.... uzman görüşleri ile bilirkişi raporunun çeliştiğini, Mersin 10.Asliye Ceza Mahkemesi ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ... AŞ'nin ...,...,... aleyhine açtığı davanın beraat kararının Mahkeme'ye sunulmuş olmasına rağmen bilirkişilerin söz konusu belgeyi incelemediklerini, bu belgeyi ve bilgiyi illiyet bağı-aktif husumet yönüyle değerlendirmediğini, bu çelişki giderilmeden Mahkeme'nin karar vermesinin doğru olmadığını, ... Bankası'nın hukuksuz haksız fiil ile fiili kat ile şirketi yağma ve panik hacizleri ve iflas erteleme sürecinde de sorumluluğunu yerine getirmeyerek şirket tüzel kişiliği ve ortaklar ...,...,...'in fiili iflas (emekli maaşlarıyla geçinmek durumunda kaldıklarını, ...'in %37 pay sahibi; ...'in %36 pay sahibi, ... %27 pay sahibi olduğunu, yağma-panik hacizleri (günü gelmemiş alacaklıların açtıkları panik hacizleri) ile üretim,ticaret yapamama boyutunun yanı sıra hem tüzel kişilik ... AŞ'nin tüm malvarlığının yok pahasına satılmasına hem de şirket ortakları ve yönetim kurulu üyesi ...,... ve ...'e ait tüm malların menkul-gayrimenkul satılması suretiyle Yönetim Kurulu üyesi ve Şirket ortakları ...,... ve ... tüm malvarlıklarını,sosyal statülerini ... AŞ ve ... Bankası'nın haksız fiil-hukuksuz hesap katı'na bağlı olarak yitirdiklerini, ... Yatırım AŞ ve ... Bankası AŞ'nin yaptığı hukuksuzluklarla bu haklarını ihlal ettiğini, davanın 5 yıldan bu yana gerek tüzel kişilik gerekse şahıs gerçek kişiler, ortaklar üzerinden yürütülmesi, yargılamanın sürdürülmesinin de aktif husumet yokluğu kararı ile çeliştiğini, ... Bankası'nın haksız fiil-hukuksuz hesap katı ile ortaya çıkan yağma ve panik hacizlerinin mağdurlarının hem tüzel kişilik hem de gerçek kişiler olup, bu kararın dosyadaki deliller ve Yargıtay içtihatları ile çeliştiğini, Mahkeme'nin 24.07.2019 tarihli bilirkişi ...'ın istifasının gerekçesini dikkate almaması,yeniden eski zarar/ziyan tespitine ehli olmayan vasıfta bilirkişi ataması yönüyle de bu kararın bozulmasını ve yeniden ... AŞ ve ... Bankası AŞ'nin ... AŞ Tüzel kişiliği ve ortaklar-Yönetim Kurulu Üyeleri ...,...,...'in uğradığı zarar-ziyanın tespitinin ancak ... bilirkişi olarak tayini ve bu kişilerin dosyada çalışmaları ile ... AŞ tüzel kişiliği diğer davacı ...,...,...'in uğradıkları zarar- ziyanın tespitinin mümkün olacağı hususlarının açık olduğunu beyanla ilk derece mahkemesi kararının bozularak ... Yatırım AŞ'nin ... AŞ'nin bono-tahvil ihracını hukuksuz olarak geciktirmesi nedeniyle ... AŞ tüzel kişiliği ve ..., ..., ...'in şahsi kişiliklerin uğratıldıkları zarar-ziyanın yeniden... lisanslı bağımsız denetçilerden oluşan yeni bilirkişi heyetince tespitine, ... Bankası AŞ'nin hakim banka statüsünde teminatlı kredili çalışma yürüttüğü... AŞ tüzel kişiliğinin haksız fiil -hukuksuz hesap katı'na müteakip bir haftalık sürede uğradığı yağma ve muaccel olmamış alacaklıların açtıkları panik hacizleri ile tüm malvarlığını yitirme-üretim-ticaret yapma yeteneklerinden mahrum bırakılarak uğradığı zarar- ziyanın yanı sıra,şirket kurucu ortakları ve yönetim kurulu üyeleri..., ..., ...'in şahsi kişiliklerin uğramış oldukları zarar-ziyanın yeniden yerel mahkemece tayin edilecek ... lisanslı bağımsız denetçi ile yeniden tespitine, yargılamanın yeniden yerel mahkemede devamına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
:Dava, davalıların yaptıkları işlemler nedeniyle davacıların zarara uğradığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davacılar ..., ... ve ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine, davacı ... Aş tarafından açılan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacı şirketin tazminat isteme koşullarının oluşup oluşmadığı, davacılar ..., .. ve ...'in aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı noktasındadır. 1.Davacı şirket ile davalı ... A.Ş (aracı kurum) arasında tahvil ihracı için yapılan görüşmeler çerçevesinde 30.09.2014 tarihinde Aracılık Sözleşmesi imzalandığı ihtilafsızdır.Taraflar arasında akdedilen Aracılık Sözleşmesinin ihraççının beyan, taahhüt ve yükümlülüklerini düzenleyen 6/k maddesinde; ihraççının, tahvil ihracı ile ilişkili olarak, gerek düzenleyici kurumlar gerekse Aracı Kurum'a vereceği tüm bilgi ve belgeler ve tanıtım dokümanları ile Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanacak İhraç Belgesinin eksiksiz, tam ve doğru olduğunu ve olacağını, bunların eksik, yanıltıcı ve/veya yanlış olmalarından doğabilecek her türlü sorumluluğun kendisine ait olacağını ve bu kapsamda bu bilgilerin eksik yanıltıcı ve/veya yanlış olması sonucunu doğuracak veya geçersiz hale gelmesine neden olacak her türlü gelişme ve değişikliği derhal Aracı Kurum'a bildireceğini kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmenin 12.maddesinde Aracı Kurumun, analiz ve değerlendirme çalışmaları ile bu çalışmalar sonucunda düzenleyeceği rapor ile sözlü ve yazılı beyanlarının ihraççı veya ihraççı ile ilişkisi bulunan şirketlerce teyit edilmesini isteyebileceği gibi söz konusu rapor ve beyanlar üzerinde aracı kurum ve ihraççının mutabık kalmaları halinde bilgi ve beyanların mali, idari, hukuki her türlü sorumluluk ihraççı ve ihraççının görevli yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerine ait olacağı hükümleri yer almaktadır.Sermaye Piyasası Kurulu’nun Borçlanma Araçları Tebliği’nde tahvil, ihraççıların bu Tebliğ hükümlerine göre borçlu sıfatıyla düzenleyip sattığı ve nominal değerinin vade tarihinde veya vade tarihine kadar taksitler halinde yatırımcıya geri ödenmesi taahhüdünü içeren, vadesi 365 gün veya daha uzun olan borçlanma aracı olarak tanımlanmış olup, borçlanma araçlarının ihracında hem Sermaye Piyasası Kanunu'nda (SPK) hem de Tebliğ’de Sermaye Piyasası Kurulu'na başvuru zorunluluğu düzenlenmiştir. SPK'nın 4. maddesine göre sermaye piyasası araçlarının halka arz edilebilmesi veya borsada işlem görebilmesi için izahname hazırlanması ve bu izahnamenin de Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanması gerekir. SPK'nın 11. maddesine göre sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmeksizin ihracı halinde ortaklıklar, ihraç belgesi hazırlamak ve bu belgeyi de izahnamenin onaylanmasını düzenleyen SPK’nın 6. maddesi hükmü çerçevesinde Sermaye Piyasası Kurulu'nun onayına sunmakla yükümlüdürler. Kurulca ihraç belgesinin onaylanmasının ardından ihraççılar, tahvilin satışından önce yalnızca Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK)’na başvurarak satış işlemini gerçekleştirebilirler. Somut olayda aracılık sözleşmesi kapsamında 30.10.2014 tarihinde tahvil ihracına ilişkin izahnamenin Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanmış olduğu, davalı aracı kurum tarafından 03.11.2014 tarihinde davacı şirket yetkilisine ihraç belgesinin Sermaye Piyasası Kurulu'ndan teslim alındığı bilgisinin mail ile bildirildiği, davalı şirket yetkilisinin 10.11.2014 tarihinde ...sunumu için ihtiyaç duydukları faaliyet, finansal ve diğer bilgilerin bir listesini iletip, davacı şirketten talepte bulunduğu, 17.11.2014 tarihinde verilerin güncel olması amacıyla davacı şirketten talep ettiği 2014/6 aylık mali tabloların davalıya iletildiği, 24.11.2014 tarihinde davalı aracı kurum tarafından davacı şirketin mali borçlarının 30.06.2014 tarihindeki rakama kıyasla artması, şirketin yurtdışı ve satışlarını olumsuz etkileyecek gelişmeler olması ve bu nedenle şirketin 35 milyon TL tahvil ihracının şirketin mevcut mali yapısı ile gerçekleşebilme fizibilitesinin azalması nedeniyle şirketin var olan finansal yapısıyla tahvil ihracına aracılık yapılamayacağının bildirildiği, 01.12.2014 tarihinde de tarafların fesih ile ilgili olarak mutabık kaldıkları anlaşılmaktadır.Taraflar arasında imzalanan aracılık sözleşmesinin 14. maddesinde sözleşmenin feshinin hangi şartlarda olabileceği düzenlenmiş, 14/e maddesinde sözleşmenin her zaman tarafların yazılı mutabakatlarıyla sona erdirilebileceği hükmüne yer verilmiştir.Bu kapsamda davalı aracı kurum tahvil ihracı sürecini son aşamasına kadar getirmiş ise de 03.12.2014 tarihinde taraflarca “Fesih ve İbra Protokolü” düzenlenmiş, protokolün 2.1 maddesinde ihraççı ve aracı kurumun aracılık sözleşmesini fesih tarihi itibariyle karşılıklı olarak feshettikleri, 2.3 maddesinde taraflardan hiçbirinin aracılık sözleşmesi hükümlerini veya aracılık sözleşmesi ile bağlantılı olarak düzenlenmiş herhangi başka bir talimat, belge, ihtar, sertifika, doküman veya sözleşmeyi ihlal etmediği hususları yer almıştır.Dosya kapsamından davacı şirket hakkında üç ayrı bağımsız denetim şirketi tarafından düzenlenmiş olan bağımsız denetim raporları bulunduğu, bu raporlardan ...raporunun şirketin pazar değerini tespit etmek amacıyla düzenlendiği,... ve ... tarafından düzenlenmiş raporların ise SPK'ya tabi şirketlerin SPK'nın Kamunun Aydınlatılmasına İlişkin Esaslar Tebliği'nin 14.maddesi gereği olarak düzenlenmesi zorunlu olan raporlar olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirket tarafından 21.08.2014 tarihli ... tarafından tanzim edilen bağımsız denetim raporundan sonra aynı dönem için 01.09.2014 tarihinde ... tarafından bağımsız denetim raporu hazırlanmış olup, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından yapılan inceleme ve denetim neticesinde, Vergi Usul Kanunu uyarınca hazırlanan ve ihraç öncesinde ... A Ş'ye sunulan mali tabloların gerçeği yansıtmaması, Kurul'a borçlanma aracı ihracı için sunulan ... AŞ tarafından bağımsız denetimden geçmiş 31.12.2013 tarihli finansal tabloların kasıtlı bir şekilde gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği hususunun tespit edilmesi nedeniyle 07.09.2015 tarih ve ███████ sayılı Kurul kararı ile davacı şirketin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri ..., ... ve ... hakkında 6362 sayılı SPK'nun 112/2 maddeleri kapsamında işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuştur. Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada eldeki dava istinaf aşamasında iken sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olup, kararın istinaf incelemesinde olduğu görülmüştür.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında (ikinci bilirkişi raporunda sunulan ayrık görüş hariç) davalı aracı kurumun, tahvil ihracına aracılık sözleşmesi kapsamında başladığı işi Sermaye Piyasası Kurulu onayını aldıktan hemen sonra ek finansal rapor, projeksiyon ve sair belge talep etmeden en hızlı şekilde yapmış olması ve aracılık sözleşmesinin feshedilmemesi halinde davacı şirketin tahvil ihracından elde edeceği miktarın en erken 11.11.2014 tarihinde şirketin banka hesaplarına girebileceği, bu kapsamda 70 günlük bir gecikme olduğu ancak şirketin gerçek mali durumuna ilişkin süreç içinde halka arzın hemen öncesinde ortaya yeni çıkan şüpheler giderilmeden, şirketin gerçek mali durumu tam olarak ifade etmeyen bir izahname ile hızlı fakat kamuyu eksik bilgilendirerek tahvil ihraç etmesinin muhtemel tahvil yatırımcıları açısından ilave riskler doğuracak bir durum olduğu belirtilmiştir. İlk bilirkişi raporunda aynı görüş benimsenmekle birlikte seçenekli olarak finansman maliyeti hesaplaması yapılmıştır. Somut olayda davacı şirket ile imzalanan aracılık sözleşmesinin tarafların karşılıklı fesih ve ibra protokolü imzalayarak feshedilmiş olması karşısında tahvil ihracı sürecinde sözleşme hükümleri çerçevesinde hareket eden davalı aracı kurumun kusurlu olduğu söylenemeyeceği gibi tahvil ihracının başka bir aracı kurum ile gerçekleştirilmiş olduğu gözetildiğinde aracılık sözleşmesinin feshi nedeniyle davacı şirketin uğradığı iddia olunan zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından davalı aracı kurumun zarardan sorumlu tutulması mümkün değildir. Ayrıca davacı şirketin tahvil ihracına başlamadan önce ... firmasına ait 21.08.2014 tarihli bağımsız denetim raporuna rağmen aynı dönem için 01.09.2014 tarihinde ... isimli firmadan alınan ve şirketin mali durumunu daha iyi gösteren rapora istinaden tahvil ihracı süreci başlatılmış olup, Sermaye Piyasası Kurulu'nun finansal tabloların gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğine ilişkin tespiti karşısında davacı tarafça tahvil ihraç sürecinin uzaması nedeniyle davacı şirketin uğradığı iddia olunan zararın, davalı aracı kurumun hukuka aykırı eylemlerinden kaynaklandığı ispatlanmamıştır. Davacı tarafça, davalı aracı kurumun, dava dışı... AŞ'nin yapmış olduğu tahvil ihracında almayı taahhüt ettiği meblağı almadığı iddiasıyla oluşan zararın tahsili talep edilmiş olup, bu yönde dosyaya delil olarak sunulan e-posta yazışmaları davalının tahvil alım talebi veya tahvil alım talebini geri çektiğine ilişkin bir husus içermeyip, ... nezdindeki işlemlere ilişkindir. Bu nedenle anılan zarar talebine ilişkin davalı aracı kurumun, davacı şirkete karşı bir sorumluluğu yoktur. Dosya kapsamına alınan ilk bilirkişi raporunda seçenekli olarak finansman maliyeti hesaplaması yapılmış ise de sorumluluğun olmadığı bir yerde zarar hesaplaması yapılması yerinde olmayıp, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 2.Davacı şirket ile davalı ... Bankası A.Ş arasında imzalanan kredi sözleşmeleri neticesinde uzun süreli kredi ilişkisi bulunduğu ihtilafsızdır. Taraflar arasında, davalı bankanın 20.01.2015 tarihinde davacı şirkete gecikmiş kredi borçlarını bildirip gün içerisinde ödenmesini talep ettiği , davacı şirketin 13.02.2015 tarihinde davalı bankaya bakiye borcunun 6.568.911 TL olduğunu bildirdiği içeriği inkar edilmeyen e-posta yazışmaları mevcuttur. Anılan e-posta yazışmalarında yazılı miktarın davalı bankanın 27.05.2015 tarihinde davacı şirkete gönderdiği hesap kat'ına ve borcun ödenmesine ilişkin ihtarname ile 26.08.2015 tarihinde başlatılan ... sayılı ilamsız takipte talep ettiği meblağın uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.Taraflar arasında ... (...) Yetki Belgesi sözleşmeleri imzalanmış olup, 03.11.2014 tarihinde tahvil ihraç belgesinin davalı aracı kurum tarafından Sermaye Piyasası Kurulu'ndan teslim alınmasından sonra 07.11.2014 tarihinde davalı banka ile davacı şirket arasında ... Yetki Belgesi sözleşmesi yenilenerek imzalanmıştır. Anılan sözleşmenin 2.4 maddesinde müşterinin, ödeme tarihinde bankadaki ödeme hesabı bakiyesi ödenmesi gereken mal ve hizmet alımı tutarını karşılamadığı ve kendisine banka tarafından yeterli kredi limiti tahsisi edilmiş olsa bile kredi limitinin bankaca herhangi bir sebepten dolayı kullandırılmadığı takdirde bankanın firmaya herhangi bir ödeme yapmayacağı ve ödeme tarihinde ödemeyi gerçekleştirmeyeceği ve bu konuda kendisine ve firmaya karşı hiçbir yükümlülüğü ve sorumluluğu bulunmayacağını peşinen kabul ve beyan ettiği, 3.1 maddesinde bankanın gerekli gördüğü hallerde müşteriye yazılı olarak bildirimde bulunmak kaydıyla müşterinin kredi limitini değiştirebileceği kısmen veya tamamen iptal edebileceği, 3.2 maddesinde müşterinin bankanın kredi limitini kullandırıp kullandırmama, artırıp eksiltme, krediyi tamamen kapatma, kredi talimatlarını belirleme, değiştirme, artırma yetkisinin bankada olduğunu kabul ettiği, 3.3 maddesinde müşterinin bankaya yazılı talimat vermesine gerek olmaksızın, banka nezdindeki hesaplarda bulunan bakiyeyi, bankanın, öncelikle varsa müşterinin ... kredi borcuna mahsup edebileceğini ve/veya kredi borcunu kapatabileceğini kabul ettiği düzenlenmiştir.Dosya kapsamına sunulan 19.01.2015-11.02.2015 tarihli hesap ekstresine göre tahvil ihracı sonrasında davacı şirketin ... A.Ş. nezdindeki hesabına yatırılan paradan 7.704.135 TL tutarında davalı bankaya ödeme yapıldığı, davalı bankanın bir kısım kredi riskini tahsil ettikten sonra yeni kredi açmadığı anlaşılmış olup, yukarıda anılan düzenlemeler karşısında ... limitinin yeniden açılmamış olması nedeniyle davalı bankaya kusur yüklenmesi mümkün değildir. Yine davacı şirketin yoğun olarak davalı bankayla çalışması nedeniyle davalı bankanın ana banka olarak adlandırılması ve davalı banka tarafından kredibilitenin varlığı açısından istenen projeksiyon çalışmasının davacı şirket tarafından verilmiş olması, sözleşme çerçevesinde ve TTK'nın 18/2 maddesinde düzenlenen basiretli hareket etme yükümlülüğü bulunan davalı bankanın davacı şirket yararına kredi verebileceği anlamına gelmediği gibi bu konuda davalı bankanın davacı şirkete karşı bir yükümlülüğü bulunduğundan söz edilemez.3.Davacı tarafça 20.01.2015 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 376. maddesi uyarınca aktiflerin rayiç değerlerinin esas alınması durumuna göre rayiç değer bilançosu hazırlanarak 26.02.2015 tarihinde Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde ████████ Esas sayılı iflas erteleme talepli dava açılmış ve yapılan yargılama sonunda verilen davanın reddi kararı temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş olup, eldeki davada davacı tarafça, davalı aracı kurum ve davalı bankanın haksız ve hukuka aykırı işlemlerinin davacı şirketin iflas erteleme sürecine girmesine sebep olduğu, bu nedenle davacı şirketin değer kaybı; 2015 yılı ve devam eden senelere ilişkin olarak ciro, iş ve gelir kaybı; tüm fabrikaların durması sebebi ile işçilere olan maaş , kıdem , ihbar tazminatları; bayiler, tedarikçiler, banka ve diğer tüm finans şirketlerinde oluşan borçlar nedeniyle zarara uğradığı ileri sürülmüştür.Somut olayda davacı şirket tarafından kredi sözleşmelerinde teminat gösterilmiş olması davalı bankanın kredi borcunu kat etmesine engel olmadığı gibi davalı banka tarafından gerçekleştirilen kat işlemi ve bu doğrultuda yapılan işlemler , taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmelerine ve bankacılık mevzuatına uygun olup, davacı şirketin davalı banka dışında dava dışı şirket ve bankalara borcu bulunduğu gözetildiğinde salt davalı banka tarafından yapılan kat işleminin domino etkisi yaratarak diğer alacaklıların icra takibi başlatarak davacı şirketin mali yapısının esaslı şekilde bozulmasına ve davacı şirketin iflas erteleme sürecine girmesine sebep olduğu iddiası davacı tarafça ispatlanmamıştır.TTK 209.maddesi, güvenden doğan sorumluluk başlığını taşımakta olup, hakim şirket, topluluk itibarını, topluma veya tüketiciye güven veren bir düzeye ulaştığı hallerde, bu itibarın kullanılmasının uyandırdığı güvenden sorumludur. Anılan hükmün amacı bir şirketler topluluğu söz konusu olduğunda ve topluluk bağlamında hakim şirketin, toplumda veya daha dar bir çevre olan tüketicide yarattığı güveni kullandığı takdirde, bu kullanmanın sonuçlarının sorumluluk bağlamında yüklenilmesini sağlamaktır.Güvenden doğan sorumluluğunun ön şartı bir şirketler topluluğunun varlığı olup, anılan düzenleme ağır kişisel özensizliğin ekonomik sonuçlarını hakim şirkete yüklemenin aracı olarak kullanılamaz. Somut olayda davacı şirket ile davalılar arasındaki ilişkinin niteliği göz önüne alındığında TTK'nın 209. madde hükmünün uygulanması söz konusu olmadığından davalıların güvenden doğan sorumluluk hükümleri uyarınca sorumluluklarına gidilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 4.Çek keşide eden kimsenin, bu çekin karşılığı olan miktarı, ibraz süresi içerisinde muhatap banka nezdinde bulundurması zorunludur. TTK'nun 783/3. Maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde keşideci, ibraz gününün başlangıcından yani keşide gününden itibaren çek karşılığını bankada bulundurmak zorundadır. Muhatap banka nezdinde kredi limitinin bulunması çekin karşılığı olduğu anlamına gelmez. Ancak çekin karşılıksız çıkması halinde keşidecinin, çek bedelini bloke ettiğini, çeki ibraz ederek karşılıksız şerhi alan hamile bildirilerek düzeltme hakkını kullanması mümkündür.Eldeki davada davacı tarafça 03.02.2015 ve 11.02.2015 tarihlerinde davalı bankaya ibraz edilen çekler ile ilgili olarak uzun süreli kredi ilişkisi nedeniyle hiçbir uyarı yapılmadan ve ibraz anında davalı bankada para bulunmasına rağmen karşılıksız çek işlemi yapılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de tahvil ihracından elde edilen ve ...bank hesabında bulunan paradan davalı bankaya gönderilen kısım, davacı şirketin mevcut kredi borcuna mahsup edilmiş olup, davacı şirketin ...bank nezdindeki hesabında ibraz edilen çek bedellerini karşılayan ve aşan miktarda para bulunması tek başına davacı şirketin TTK'nun 783/3. Maddesine uygun davrandığını göstermez. Karşılıksız çeklere ilişkin düzeltme hakkının kullanılmadığı, tahvil ihracından elde edilen ...bank hesabında bulunan paradan 02.02.2015-11.02.2015 tarihleri arasında 1.534.274 TL tutarında çeşitli yerlere ödemeler yapıldığı gözetildiğinde davacı şirket, basiretli bir tacir olarak anılan çeklere ilişkin sorumluluğunu yerine getirmemiştir. Daha önceki aksi uygulamalar nedeniyle kendisine avantaj sağlayan davacı şirketin, mevcut kredi borcu nedeniyle yeni kredi açmayan davalı bankadan aynı uygulamanın devam ettirilmesini beklemesi yerinde olmadığı gibi davalı banka tarafından yapılan işlemlerin hizmet kusuru olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. 5.6100 sayılı HMK 266/1.maddesine göre; mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. HMK'nın 282. maddesine göre de, hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Eldeki davada ikinci bilirkişi heyetinde yer alan hukukçu bilirkişinin ayrık bilirkişi raporunda bankaların güven kurumu olduğu ancak somut olayda davalı bankanın güven ilkesini aykırı davrandığı ve davacının ticari itibarını esaslı biçimde zedelediği, dolayısı ile davacı şirketin uğramış olduğu zararların tazmini gerektiği bildirilmiş ise de davalı banka ve davalı aracı kurum tarafından yapılan işlemlerin taraflar arasındaki sözleşmelere ve bankacılık teammüllerine uygun olduğu, davalıların basiretsiz ve kusurlu davranışlarının bulunmadığı gözetildiğinde davalıların işlemleri sebebiyle davacı şirketin iflas erteleme sürecine girerek zarara uğratıldığı iddiası ispatlanmamış olup, mahkemece ayrık bilirkişi raporuna itibar edilmeyerek davacı şirket yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Takdiri delil niteliğindeki bilirkişi raporu ile hukuki nitelikteki açıklamalar niteliğindeki uzman görüşü arasında çelişki olmasının neticeye etkisi yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. 6.Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet) da o hakkın sahibine aittir. Dosya kapsamından davalıların davacı şirket ile sözleşmesel ilişki içinde oldukları anlaşılmakta olup, dava konusu edilen zarar taleplerine ilişkin sübjektif hak üstünde ..., ..., ...'in davacı sıfatlarının bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davacı..., ..., ... yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2025