Anahtar kelimeler: Asanık Petrol Eşya Zincirleme İsteklerinin Piyasası Görüşü Edenlerin Kesintinin Müsaderesi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
:████████ E., ████████ K.SUÇ
:5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefetHÜKÜMLER
:Mahkûmiyet, eşya ve araç müsaderesiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
:BozmaSanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:A.Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmü YönündenSanığın 25.04.2012 ve 18.09.2012 tarihli eylemleri bakımından 12.11.2012 tarihli iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesintinin oluştuğu, sanığın 10.01.2013 tarihli eyleminin, 25.04.2012 ve 18.09.2012 tarihli eylemleri ile birlikte zincirleme suç kapsamında değerlendirilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;1.Sanığın 25.04.2012 ve 18.09.2012 Tarihli Eylemleri BakımındanSanığın yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 ncimaddesinin dördüncü fıkrası gereği zincirleme suça esas teşkil eden son suçun işlendiği 18.09.2012 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.Açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, davaya konu kaçak mazotun 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 13/1. maddesinin yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca MÜSADERESİNE,2.Sanığın 10.01.2013 Tarihli Eylemi BakımındanSanığın 25.04.2012 ve 18.09.2012 tarihli eylemleri bakımından 12.11.2012 tarihli iddianamenin düzenlenmesiyle hukuki kesintinin oluştuğu, sanığın 10.01.2013 tarihli eyleminin, 25.04.2012 ve 18.09.2012 tarihli eylemleri ile birlikte zincirleme suç kapsamında değerlendirilemeyeceği ve 10.01.2013 tarihli eylemi nedeniyle ayrı bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden sanığın tüm eylemleri zincirleme suç kapsamında değerlendirilerek hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,B.Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü YönündenYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.Sanığın bozma sonrası 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanun'un (5607 sayılı Kanun) 5/2. maddesi gereğince yapılan etkin pişmanlık ihtaratında ödeme yapamayacağını açıkça beyan ettiği anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesi uygulanırken zincirleme suç hükümleri yönünden sadece en ağır olan değerin esas alınması gerekirken teselsüle konu eylemlerdeki gümrüklenmiş değerin toplamı esas alınmış ise de, sanığın 25.04.2012 tarihli eyleminde ele geçen kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin suç tarihi itibariyle normal değerde olduğundan bu husus sonuca etki etmediğinden tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, dava konusu kaçak mazotun 5607 sayılı Kanun'un 13/1. fıkrası delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. fıkrası gereği, suçta kullanılan nakil aracının ise 5237 sayılı Kanun'un 54/1. fıkrası gereği müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün eşya müsaderesine ilişkin fıkrasından ''54'' ibaresi çıkarılarak yerine ''54/4'' ibaresinin eklenmesi ve araç müsaderesine ilişkin fıkrasından ''54'' ibaresi çıkarılarak yerine ''54/1'' ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.12.2024 tarihinde karar verildi.