Anahtar kelimeler: Firmada Üstlenmemiş Bati Firmaya Plaka Yazildiği Aracı Tahsis Ankara İlamda

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ █████████ Esas - ████████ Karar

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ
: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2022
NUMARASI
: █████████ Esas ████████ Karar
DAVACI
:
VEKİLİ
DAVALI
DAVA
: Tazminat
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'in mülkiyeti davacı firmaya ait olan ... plaka numaralı aracı davacı firmada herhangi bir görev üstlenmemiş olmasına ve herhangi bir tahsis kararı da bulunmamasına rağmen fiilen kullanmaya başladığını, davacı şirket yönetim kurulunca, karar defterine aracın iadesine dair karar alındığını ve keşide edilen Ankara 18. Noterliği'nin █████/2021 tarih 01519 yevmiye numaralı, Ankara 18. Noterliği'nin █████/2021 tarih 21595 yevmiye numaralı ihtarnamelerine rağmen aracın teslimine yanaşmadığını belirterek, dava konusu aracın müvekkiline teslimine, davalının haksız kullanımından kaynaklı olarak, davalıya keşide edilen Ankara 18. Noterliği'nin █████/2021 tarih 01519 yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren iş bu davada tesis edilecek karar tarihi veya fiilen aracı teslim edeceği tarihe kadar geçecek kullanımlar için bilirkişi marifetiyle tespit edilecek kullanım bedelinin fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 11.000,00 TL'nin Merkez Bankasının kısa vadeli borçlar için uygulanan en yüksek reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu aracın davalı kullanımında olan dönemde uygulanan ve davacı firmaca ödenen trafik idari para cezalarının fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin Merkez Bankasının kısa vadeli borçlar için uygulanan en yüksek reeskont faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davaya konu ... plakalı aracın davalı tarafından fiilen kullanıldığını iddia etmekteyse de davaya konu aracın davalı tarafından kullanılmadığını, bu konuda gerek delil listesinde gerekse dava dilekçesinde somut hiçbir delil sunulmadığını, 6100 sayılı HMK’nın “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. Maddesi uyarınca, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." dolayısıyla da davacı tarafça iddiasının kesin ve somut delillerle ispatlaması gerektiğini, ancak davacı tarafın ne kadar ilginçtir ki bu hususta hiçbir delil dosyaya sunamadığını, davacı tarafça delil olarak sunulan ceza makbuzlarında da aracın davalı tarafından kullanıldığına ilişkin bir ibare olmadığını, davaya konu aracın davalı tarafından kullanılmadığından kullanım bedeli ve trafik ceza bedellerinin de davalıdan tahsili taleplerinin de reddi gerektiğini belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacı tarafın mülkiyeti davacı şirkete ait ... plakalı aracın davalı tarafça herhangi bir görevi olmaksızın kullanıldığını belirterek, bundan kaynaklı alacak talebi ile bu aracın davalıdan alınarak davacıya teslim edilmesini ve aracın plakasına kesilen idari para cezalarının davacı tarafça ödenmesi nedeniyle bu paranın iadesini istediği görülmektedir.
Ancak aracın trafik kaydı incelendiğinde, halen davacı şirket adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte araca ilişkin kesilen idari para cezaları makbuzlarında da aracın sahibi olarak davacı şirketin ismi yer almaktadır. Davacı taraf tacir olup basiretli davranmakla yükümlüdür. Dolayısıyla herhangi bir yazılı belge olmadan ve karar olmadan davacı şirkete ait aracın davalı tarafa kullandırılmasının hukuki sonuçlarına da katlanması gerekmektedir.
İddialarına ilişkin olarak yazılı herhangi bir delil sunmayan davacı tarafa ayrıca açıkça yemin deliline dayanmadığından bu delil hatırlatılmamış, tanık dinletme talebi ise davanın miktarı ve mahiyeti dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, davalı ...'in murisi olan ...'in sağlığında ... San. Tic. A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı olduğu sırada vefat ettiğinin görüleceğini, vefatı sırasında davalı ile birlikte İstanbul'da yaşayan muris ... İstanbul'da vefat ettiğini, vefat ettiği sırada da dava konusu aracın İstanbul'da olduğunu, davacı firmanın yönetim kurulu başkanı vefat ettikten sonra gerçekleşen ilk genel kurul toplantısında şirketi temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu seçildiğini ve akabinde aracı fiilen kullanan davalıya noter marifetiyle aracı teslim etmesi için ihtarnameler keşide ettiğini, durum böyleyken davacı firmanın rızası ile davalının kullanımına sunulmayan aksine aracın teslimi için gerekli girişimde bulunan davacıya tacir olması nedeniyle basiretli davranması gerektiğinden bahsedilmesinin kabul edilemeyeceğini, davacının basiretli tacir olmanın sorumluluğu gereği davalıyı ihtarname ile temerrüde düşürdüğünü ve iş bu huzurda ki davayı ikame ettiğini, davalı yanın cevap dilekçesi ve beyanlarında ısrarla, kesinlik arz eden ifadeler ile defaatle aracı kendisinin kullanmadığını beyan ettiğini, ancak İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü, Oto Hırsızlık Amirliği'nin araç teslim tutanaklarını ve bu hususa ilişkin belgelerinden de görüleceği üzere dava konusu araç davalının ikametinin kapalı otoparkında bulunduğunu, hal böyleyken yerel mahkemenin yalnızca tacirin basiretli davranma yükümlülüğüne dayanarak davayı ret şeklinde hüküm kurmasının hatalı olduğunu, dava konusu aracın kimin kullanımında olduğunu tespite yönelik olarak, delil listelerinde belirttikleri TÜVTURK kayıtları, ceza tutanakları, trafik sicil bürosu, kamera kayıtlarının celbini talep etmiş olmalarına rağmen herhangi bir gerekçe göstermeden delillerinin toplamadığını ve taleplerinin red edildiğini, yerel mahkemenin eksik inceleme neticesinde vermiş olduğu kararın hatalı olduğunun da İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Asayiş Şube Müdürlüğü, Oto Hırsızlık Amirliğinin dava konusu aracı davalının ikametgahında ki otoparkta bulması ile ortaya çıktığını, davalı yan, yönetim kurulu başkanı olan murisi ...'in kullanımında olan dava konusu aracı, kendisinin davacı şirkette herhangi bir görevi ve araç tahsisi ile ilgili bir karar bulunmamasına ve davacı şirket tarafından aracın teslimi konusunda noter marifetiyle ihtar edilmiş olmasına rağmen, davalı arabayı teslim etme yükümlülüğünü ihlal ederek arabaya el koyduğunu ve kendi şahsi kullanımına aldığını, taraflarınca arabanın teslim edilmesi, kullanım bedeli ve trafik cezalarının ödenmesine ilişkin gönderilen ihtarnameler, karşı tarafça cevapsız bırakılarak hukuka aykırı olarak dava konusu araç kullanılmaya devam edildiğini, Emniyet Yetkililerince yapılan soruşturmada ve yerel mahkemede yapılan yargılamada davalı tarafın aracın kendisinde olduğunu inkar etmesine karşın, aracın davalının ikametgahının kapalı otoparkında bulunmasıyla birlikte davalının kötü niyetli olduğu ve dürüst davranma yükümlülüğüne aykırı olarak gerçek dışı beyanları ile yargıyı yanıltmaya çalıştığı ispat olunduğunu bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davalı tarafça kullanıldığı iddia olunan davacı şirkete ait aracın davalıdan alınarak davacıya teslim edilmesi ve davalının aracı haksız kullanımından kaynaklı kullanım bedeli ile davacı tarafça davalı yerine ödenen idari para cezalarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davaya konu aracın araç tescil özet raporu incelendiğinde ; dava konusu ... plaka sayılı aracın davacı şirket adına trafik tescil kaydının bulunduğu görülmüştür.
Yine davacı vekilince dosyaya sunulan trafik idari para ceza tutanakları ve ödeme belgeleri incelendiğinde ; dava konusu aracın ihlalli geçiş yaptığından bahisle hakkında idari para ceza tutanaklarının tanzim edildiği, ilgili tutanaklarda davacı şirketin borçlu olarak yer alması nedeniyle , davacı tarafça idari para cezasının ödendiği görülmüştür.
Dosya kapsamında yer alan Ankara 18. Noterliği'nin █████/2021 tarih, 01519 yevmiye numaralı ve Ankara 18. Noterliğinin █████/2021 tarih, 21595 yevmiye numaralı ihtarnameleri incelendiğinde; davacı şirket tarafından davalı aleyhine keşide edilen ihtarnameler ile , davalının uhdesinde bulunduğu iddia olunan ... plaka sayılı aracın davacıya iade edilmesinin talep ve ihtar edildiği görülmüştür.
Bu bağlamda tüm dosya kapsamı, istinaf nedenleri ve yasal mevzuat birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça , şirket adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracın davalının şirkette herhangi bir görev üstlenmemiş olmasına ve herhangi bir tahsis kararı da bulunmamasına rağmen davalı tarafça fiilen kullandığını , aracın iadesine yönelik davalıya gönderilen ihtarnamelerin tebliğ edilmesine rağmen ,davalı tarafça aracın iade edilmediğini, aracın davalıda bulunduğu süre zarfında davacı şirket adına tahakkuk eden idari para cezalarının şirket tarafından ödendiğini bildirerek, aracın davalıdan alınarak , davacıya teslimi, davalıya keşide edilen ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren iş bu davada tesis edilecek karar tarihi veya fiilen aracı teslim edeceği tarihe kadar geçecek kullanımlar için bilirkişi marifetiyle tespit edilecek kullanım bedelinin ve dava konusu aracın davalı kullanımında olan dönemde uygulanan ve davacı tarafça ödenen trafik idari para cezalarının davalıdan tahsilinin talep edildiği, davalı tarafça dava konusu aracın kendi uhdesinde ve kullanımında bulunulmadığından davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece davacının davasının ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verildiği hususlarında dosyamız kapsamında uyuşmazlık bulunmadığı, dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın dava konusu aracın davalının yedinde ve tasarrufunda bulunup bulunulmadığının ve davalının aracı haksız kullanımı nedeniyle davacının davalıdan talepte bulunup bulunamayacağının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.
Türk Medeni Kanunu 988. maddesi; bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyi niyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur hükmünü öngörmektedir.
Bir malın zilyedi, onu başkasına emanet etmiş olmayıp, çaldırma, gasp, unutma gibi bir sebeple elinden çıkarmış bulunuyorsa, üçüncü şahıs böyle bir malı iyi niyetle iktisap etmiş olsa dahi onun iktisabı geçerli değildir. Gerçekten Medeni Kanun'un 989. maddesi bu hususta gayet açıktır. Taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka herhangi bir şekilde elinden çıkan zilyet, o şeyi elinde bulunduran herkese karşı beş yıl içinde taşınır davası açabilir.
Görülüyor ki kanun iyi niyetin korunması hususunda, emaneten bırakılan mallarla, sahibinin elinden rızası olmadan çıkan mallar hususunda bir ayırım yapmıştır. Bu ayırım şu düşünceye dayanmaktadır; malı başkasına emaneten bırakan kimse az çok risk altına girmiş ve emaneten verdiği şeyin alan tarafından başkasına geçirilmesi tehlikesini göze almış sayılabilir. Oysa bir malı rızası olmadan elinden çıkaran kimsenin böyle bir riske önceden katlandığı söylenemez. Böyle olunca, bir malı iyi niyetle iktisap eden üçüncü şahsın menfaati, malı emaneten veren kimsenin menfaatine tercih edilmekte, rızası olmadan malını elinden çıkaran kimsenin menfaatine ise feda edilmemektedir. Hukuk Genel Kurulunun █████/2002 tarih, 2002/4-608 E, ████████ K sayılı ilamında da aynı hususlara değinildiği görünmektedir.
Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davacı şirketin rızası dışında aracının elinden çıktığı iddiasına dayalı olarak aracının teslimini temin amacıyla eldeki davayı açabileceği, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin █████/2017 tarih, ██████████ E-█████████ K sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu, bu durumda davanın esasının ispat kuralları çerçevesinde incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Uyuşmazlık; davaya konu olayda ispat yükünün davanın hangi tarafı üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.
6100 sayılı HMK'nun 187. (HMK.nun 238.) maddesinde “İspatın konusu, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz” hükmü getirilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.madde hükmüne paralel olarak düzenlenen HMK'nun 190.maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafça , mülkiyeti davacı şirkete ait aracın herhangi bir üstün hakka dayanılmaksızın davalı tarafça tasarruf edildiğinin ve şirket tarafından iadesinin istenilmesine rağmen iade edilmediğinin iddia edildiği , bu durumda davada ispat yükünün , aracın davalının uhdesinde olduğu iddiasında bulunan davacı tarafta olduğu görülmüştür.
Vakıa (olgu) , █████/2017 tarih ve 2015/2 E, 2017/1 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; ''kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar'' şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar , olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Bu durumda ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça aracın davalının uhdesinde bulunup, davacıya iade edilmediği hususunun maddi vakıa boyutuyla her türlü delil ile ispatı mümkün olup, ilk derece mahkemesince davacı tarafça tanık deliline dayanılmış olmasına rağmen, davacının bu yöndeki delili ile davasını ispat olanağı tanınmadan , davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte , davacı tarafça istinaf aşamasında dosyaya sunulan █████/2022 tarihli olay tespit muhafaza altına alma - cumhuriyet savcısı ile görüşme tutanağı ve █████/2022 tarihli yeddi emin teslim tutanağı ile , dava konusu aracın davalının ikametinin otoparkında bulunup, oradan alınarak yeddi emin sıfatıyla davacı şirket yetkilisi ...'e teslim edildiğinin sabit olduğu anlaşılmakla , davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Hal böyle olunca, dava konusu aracın idare tarafından davacıya teslimin temin edilmesi suretiyle müdahalenin men'i ve teslime ilişkin davanın konusuz kaldığı ancak, davacının aracın teslimi dışındaki tazminat taleplerinin karara bağlanması gerektiği dikkate alınarak, ilk derece mahkemesince Ankara 18. Noterliği'nin ██████████ tarih, 01519 yevmiye numaralı ihtarnamesinin davalıya tebliğ tarihinden dava tarihine kadar (ancak muaccel olan kullanım bedelinin tahsilinin talep edilebileceği göz önünde bulundurularak) olan sürede davalının dava konusu aracı haksız kullanımı nedeniyle davacıya ödemesi gereken haksız kullanım bedelinin ve bu tarih aralığında davacı tarafça davalının yerine ödenen idari para cezalarının tespiti ve bilirkişi marifetiyle hesaplandırılması suretiyle , davacının bu yöndeki talepleri yönünden yeniden yargılama yapılıp karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacı tarafa iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.█████/2025
Başkan-
Üye -
Üye -
Zabıt Katibi

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!